Toprak reformu Bir ülkedeki tarım arazileri üzerinde, mülkiyet veya kullanma biçimiyle ilgili olarak yapılan planlı ve programlı değişiklikler. Hükümetler veya topluma hakim sınıf ve gruplar tarafından yapılan toprak reformu çalışmaları tarihin ilk devirlerinden beri olagelmiştir. Peygamberlerin bildirdikleri hak dinden ayrılan insanların başına geçen zalim idareciler insanları köle olarak çalıştırmışlardır. Ekip diktikleri topraklar üzerinde mülkiyet hakkı iddia etmeleri bir tarafa, karı

Toprak reformu

Toprak reformu Bir ülkedeki tarım arazileri üzerinde, mülkiyet veya kullanma biçimiyle ilgili olarak yapılan planlı ve programlı değişiklikler. Hükümetler veya topluma hakim sınıf ve gruplar tarafından yapılan toprak reformu çalışmaları tarihin ilk devirlerinden beri olagelmiştir. Peygamberlerin bildirdikleri hak dinden ayrılan insanların başına geçen zalim idareciler insanları köle olarak çalıştırmışlardır. Ekip diktikleri topraklar üzerinde mülkiyet hakkı iddia etmeleri bir tarafa, karınlarını bile doyuramadıkları zamanlar olmuştur. İnsanları köleleştirerek sömüren bu zalim diktatörleri devirmek, onların uyguladıkları baskı ve zulme son vermek için büyük direniş ve ihtilal hareketleri ortaya çıkmıştır. Bu hareketler neticesinde ortaya çıkan durumlar veya hükümetlerin aldıkları kararlar üzerine toprak reformu uygulamalarına gidilmiştir.

Tarihte uygulanan ve bilinen en eski toprak reformu M.Ö. 6. yüzyılda Atina'da yapıldı. Solon'un önderlik ettiği bu reformlar, köylüleri borçlarına karşı ipotek etme ve alacakların hizmetinde çalışma mecburiyeti getiren uygulamaya son verildi. M.Ö. 2. yüzyılda Roma'da Gracchus Kardeşler öncülüğünde gerçekleştirilen toprak reformundaysa, soylular sınıfının elinde bulunan topraklar halka dağıtıldı. Bir kişinin sahip olabileceği toprak mülkiyetine asgari ve azami sınırlar getirildi. Fakat bu uygulama çok kısa zamanda tersine dönüp, tarım arazileri yüzyıllar boyunca büyük toprak sahiplerinin elinde kaldı. Ortaçağ boyunca Avrupa'da hüküm süren Feodalizm (derebeylik) ve kilise hakimiyetine dayanan mutlakiyet idareleri Fransız ihtilaliyle yıkılırken, serflik (kölelik) kurumları da tasfiye edildi. Rahiplerin ve ülkeden kaçan kimselerin topraklarına el konarak parçalanan araziler açık artırmayla satıldı. Böylece küçük aile çiftlikleri kuruldu.

İlmi ve teknolojik gelişmeler neticesinde köylerden büyük şehirlere akın olması sebebiyle, diğer Avrupa ülkelerinde toprak reformunun daha sancısız biçimde gerçekleşmesi sağlandı. İsveç, Danimarka, Almanya, İtalya gibi Avrupa ülkelerinde 19. yüzyılda, İrlanda da ise 20. yüzyılın başlarında toprak reformu tamamlanabildi. Rusya'da 1861'de Çar II. Aleksandr'ın çıkardığı bir fermanla toprak reformu teşebbüsünde bulunulduysa da hedeflenen netice elde edilemedi. 1917'de meydana gelen Bolşevik ihtilali sonrasında bütün topraklar kollektifleştirme adıyla devlet tekeline geçti. Toprağa bağlı insanları köleleştiren bu sistem birçok sosyal rahatsızlığa sebep oldu. Meydana gelen kıtlıklar sebebiyle milyonlarca insan öldü. Sovyet Rusya'nın peyki durumunda olan ve sosyalist sistemi benimseyen ülkelerde yapılan toprak reformu çalışmaları da birçok huzursuzluklara sebep oldu.

Meksika'da yapılan toprak reformu beklenen neticeyi verdiyse de birçok Latin Amerika ülkesindeyse istikrarsızlığa ve dış müdahalelere yol açtı. 1952 senesinde Mısır'da geniş çapta gerçekleştirilen toprak reformu, sanayinin azgelişmişliği sebebiyle ekonomik yönden fazla fayda sağlamadı. Diğer Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin çoğunda da bağımsızlık hareketleri veya ihtilallerden sonra toprak reformları uygulandı. Etiyopya ve Mozambik köklü toprak reformlarına giriştiler. Bu ülkelerde toprağın mülkiyeti devlet tekeline alınırken toprağı işleyenlerle onların mirasçılarının tasarruf hakkı teminata bağlandı. Çin'de komünist idarenin hakim olmasından sonra toprak reformu yapıldı.

Osmanlı Devleti zamanında beş çeşit toprak vardı:

1. Mülkiyeti millete ait olan topraklar olup, bir kısmı haraçlı, pekçoğuysa öşürlü(uşurlu) idi. Mülk olan topraklarsa dört kısımdı. Birincisi; köy, şehir içindeki arsalar veya köy yanında olup yarım dönümü geçmeyen yerlerdir. Bunlar miri toprakken halifenin izniyle millete satılmış yerlerdir. İkincisi halifenin izniyle millete satılan miri tarla ve çayırlardır. Üçüncüsü uşurlu, dördüncüsü haraçlı topraklardır. Bu dört çeşit toprağı sahibi satabilir, vasiyet edebilir, varislerine miras hukukuna göre taksim olunur.

2. Beytü'l-mala yani devlet hazinesine ait olan topraklar. Bu topraklara miri topraklar denir. Memleketin çoğu böyle olup, kiraya verilirdi. Sonraları çoğu millete satıldı. Bu toprakları, kira verip tapuyla kullanan kimseler ölürse mirasçıları taksim edemezler ve satamazlar. Satılmasını, parasından borcunun ödenmesini vasiyet edemezler. Mirasçılarının malı olmaz. Miri toprağı kiralayan kimse, her şey ekebilir veya kirayla başkasına ektirebilir. Üç sene boş bırakılan toprak başkasına verilir. Kiracı miri toprağa izinsiz ağaç, asma dikemez. İzinsiz bina yapamaz. Miri toprak tapuyla kiralamış olanın mülkü olmaz. Bu kimseler kiracıdırlar. Bu kimse ölünce toprağın mirasçısına kiraya verilmesi adet olmuştur.

3. Vakıf topraklardır. Mahsülünden uşur verilir.

4. Umumun faydalanması için terk edilmiş meydanlar, çayırlar ve benzerleri.

5. Beytü'l-malın yani devletin ve hiç kimsenin olmayan dağlar gibi, ormanlar gibi yerler olup, buraları işletip mahsül alan kimseler uşur verir.

Osmanlılarda, Kanuni Sultan Süleyman Han zamanına kadar toprak meseleleri umumiyetle fetvalarla hallediliyordu. Kanuni devrinde Şeyhülislam Ebüssü'ud Efendi tarafından İslam hukukuna uygun olarak toprak kanunnameleri hazırlandı. Tanzimata kadar bu kanunnameler uygulandı. 1839'da yayınlanan Tanzimat fermanıyla, başka konularda olduğu gibi toprak hukukunda da birçok mesele çıktı. Arazi kanunnamesi yeniden gözden geçirildi. Yapılan düzenlemeyle Tımar sistemi kaldırıldı. Bu yüzden halkın miri yani devlet hazinesine ait topraklar üzerindeki haklarını yeniden ayarlamak gerekti. Yeni bir arazi kanunu hazırlamak için Ahmed Cevdet Paşa, arif Bey ve Rüşdi Beyden meydana gelen bir komisyon kuruldu. Bu komisyon daha önceki arazi kanunnamelerini, nizamnameleri ve fetvaları inceledi. Zamanın şartları da dikkate alınarak araziyle ilgili hükümler maddeler haline getirildi. Kanunname şeklinde düzenlenerek şeyhülislamın, tanzimat meclisinin, sadrazamın ve padişahın tasdikinden sonra 6 Haziran 1858'de yürürlüğe girdi. Tanzimat ve Meşrutiyet devirlerinde bu kanunnamede belirtilen esaslara göre toprak reformu yapıldı. Bu kanunname 1926 senesine kadar yürürlükte kaldı. Cumhuriyetin ilk yıllarında köklü bir toprak reformuna gidilmeyerek, 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu'na göre hareket edildi.

1934 senesinde, yurt dışından gelen Türklere toprak vermek gayesiyle çıkarılan İskan Kanununa göre 4,6 milyon dönüm toprak dağıtıldı. Türkiye'de köklü bir toprak reformu yapılması gerektiği pekçok devlet yetkilisi ve politikacı, tarafından söylendiyse de uygulamaya gidilmedi. 1945'te çıkarılan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu da büyük toprak sahiplerinin siyasi baskıları neticesinde ılımlı bir toprak reformuna dönüştü. Reformla ilgili uygulamalar ancak Demokrat Parti iktidarı döneminde yapılabildi. Büyük bir kısmı hazine arazisi olmak üzere 1,5 milyon dönüm toprak dağıtıldı. 1960-1971 seneleri arasında toprak reformuyla ilgili birçok kanun tasarısı hazırlandıysa da hiçbiri kanunlaşamadı. Haziran 1973'te çıkarılan 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu'nun uygulanması için Şanlı Urfa ili pilot bölge seçildi. Kanunda belirtilen esaslara göre 1613 aileye ait olan 1,61 milyon dekar arazi kamulaştırıldı. Bu arazinin 231.000 dekarı 1218 aileye dağıtıldı. Ancak Ekim 1976'da Adalet Partisinin müracaatı üzerine Anayasa Mahkemesi Kanunu iptal etti. Kanunlaştırıldığı halde dağıtılmayan topraklar, düşük bedellerle eski sahiplerine kiraya verildi. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı yürürlüğe girince de bu topraklar eski sahiplerine iade edildi.

Toprak reformu uygulamalarını yürütmekle vazifeli olarak kurulan Tarım Reformu Genel Müdürlüğü teknik bir birim olarak devam etti. Bu birim mülkiyete müdahaleye yönelik bir çalışma yapmaksızın, toprağın verimli olarak işletilmesi, verimliliğin korunarak arttırılması, toprağın erozyonla kaybedilmesinin önlenmesi için çalışmalar yapılmaktadır.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

İlgili konuları ara

Yanıtlar