Cami
Müslümanların ibadet yeri. İbadet yapmak için toplanılan yerlere mabed veya ibadethane denir. Müslümanların mabedine mescit ve cami; Yahûdilerinkine sinagog ve havra; Hıristiyanların mabedine de kilise denir. Lügatta cami; toplayan, toplayıcı demektir. Müslümanların ibadet yapmak için toplandıkları yer camilerdir. Camiler, İslamiyetin icaplarını, emir ve yasaklarını öğretmek ve bunlara uyulmasını sağlamak için kullanılır. Cami
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Sultan Ahmed Camii
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1. Dış avlu: İç avlu ve sahını çevreler. Etrafı pencereler açılmış taş duvarlarla çevrilmiş ve pencerelerine demir parmaklıklar takılmıştır. Bu avluya girişi sağlamak için çeşitli yerlerine kapılar açılmıştır. Bu dış avlular Selatin Camilerinde, yani padişahların yaptırdığı camilerde çok büyük olup, zemini topraktır ve üzerinde kaldırım döşeli ince yollar vardır. Hem gölge yapmak hem de binaya güzellik kazandırmak için bazı yerlerine ağaçlar dikilmiştir. Dış avluda
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
2. İç avlu: Cami binasına bitişik ve kıblenin ters yönüne gelen tabanı mermer döşeli ve etrafı pencereli yüksek duvarlarla çevrili kısımdır. Bu avlunun iç tarafında sütunlu revaklar vardır. Revakın iki sütun arasında kalan her bölümünde demir parmaklık takılmış, genellikle ahşap kapakları bulunan pencereler açılmıştır. Revakın bulunduğu kısım, iç avluyu dört tarafından çepeçevre dolaşır ve yüksekçe bir seki şeklinde olup zeminden yüksektir. Cami ile birleşen taraftaki kısmına ise, son cemaat yeri denir. İç avlunun ortasında cemaatin abdest alması için yapılmış bir şadırvan bulunur.
İç avlunun ekseni ile, cami içinin ekseni aynı istikamette olur. Mihraptan geçen bu eksenin iç avlu duvarında bir kapı bulunur. Bu kapıya "cümle kapısı" denir. Bundan başka iç avlunun sağ ve sol yanlarında esas mekana yakın kısımlarında da birer kapı vardır. Bunlara da "koltuk kapı" denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Son cemaat yeri: Sahın ile iç avlu arasında olan ve caminin sahın kısmından bir duvarla ayrılmış bulunan üstü tonoz veya küçük kubbelerle örtülü, caminin eninde revaklı uzun yerdir ki, cami dolduğu vakit sonradan gelenler veya namaz vaktine geç kalanlar burada saflar teşkil ederek namaz kılarlar. Son cemaat yeri zeminden yüksekçe olur. Bazan caminin içinde de son cemaat yeri olabilir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mükebbire: (Me’zene)
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
3. Caminin içi, kubbe altı veya sahın: Camiler, bina olarak Mekke’ye, yani Kabe istikametine yöneltilmiştir. Üstü büyük kubbe ile örtülü olan mekana "kubbe altı" veya "merkez sahın" denir. Merkez sahının köşesinde, Kur’an-ı kerim okumak için biraz yüksekçe olarak yapılmış yerlere ise "sofa" adı verilir. Büyük kubbe, mimari duruma ve büyüklüğüne bağlı olarak paye ve sütunlar üzerine oturur. Sahınların zemini mermer döşelidir. Buralarda namaz kılınacağı için üzerine halı serilir. Bazı yan sahınların yanlarında kapılar vardır. Cemaat dış avludan caminin içine bu kapılardan direk olarak girebilir. Bazı büyük camilerde yaz sahınları üzerinde fevkaniye ve tabaka diye tabir edilen ikinci bir kat daha bulunur. Bu tabakaların padişahlara ayrılmış ve dışarıdan ayrı bir kapı ve merdivenle çıkılan kısımlarına "hünkar mahfili" denir. İlk Osmanlı camilerinde merkezi sahının ortasında genellikle bir havuz bulunur, ya bu havuzun üstünde veya merkez sahının herhangi bir yerinde yüksekçe bir mahfil yer alır. Bu mahfil müezzinlerin kullanmaları içindir. Bu sebepten dolayı "müezzin mahfili" denilir.
Merkezi sahının kıble yönündeki duvarının tam ortasında hücre şeklinde bir kısım bulunur. Bu hücre imamın namaz kıldırırken bulunacağı yerdir ki, buna mihrap denir. Mihrabın sağ tarafından merdivenlerle çıkılan, taştan veya ahşaptan yapılmış yüksek yere ise minber ismi verilir. Bundan başka caminin içinde vaizlerin vaz verirken üzerine oturmaları için yapılmış yüksek kısımlara da kürsü denir. Bütün bu kısımlar esas vazifelerin dışında, üzerleri çok güzel şekilde süslenmiştir. Üst kat pencereleri genellikle sade ise de, vitray denilen renkli camlardan yapılmış pencereler de vardır.
Caminin içinin aydınlatılması için duvarlarına ve çeşitli yerlerine sıralar halinde pencereler açılmıştır. Alt kat pencerelerde ahşap kapaklar bulunur. Bu kapakların üzerleri çok güzel şekilde süslenmiştir. Üst kat pencerelerin sade olanları bulunmakla birlikte, vitray denilen renkli camlardan yapılmış olanları da vardır.
Ezan okumak, hicretin birinci senesinde Medine-i münevverede başladı. Bundan önce,
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kürsü: Camilerde, vaiz ve ders vereceklerin oturmasına mahsus, üstüne birkaç basamaklı bir merdivenle çıkılan seyyar veya sabit sedir. Bunların üstü oymalarla süslü, ağaçtan taht gibi yapılmış olan yerlerine bir minder konulur. Önlerinde kitap koymaya mahsus rahleler vardır. Bunlar genellikle tahtadan oymalı ve sedefli olarak gayet süslü yapılırlar. Bazı camilerde mermerden yapılmış olanları da vardır. Camilerin başlıca eşyasından birini meydana getirir ve her camide bir iki tane bulunur. Camilerde bulunan bu kürsülere vaz kürsüsü denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ezan okumak ve uzaklara kadar duyurabilmek için camiye ilk minareyi Eshab-ı kiramdan Mesleme bin Mahled yaptırmıştır. Mesleme’nin (radıyallahü anh) kardeşi Şerahbil bin Amr tarafından da minarede ilk ezan okunmuştur. O zamana kadar ezan, mescitlerde yüksekçe bir yerden okunurdu.
Bundan sonra yapılan camilere en az bir minare ilave etmek adet oldu. Bu sebepten minare, İslam mimarisinde önem kazandı. Bu sebeple her millet kendi mimari üslûbuna uygun çeşitli şekillerde minareler inşa etmişlerdir. Minare, en gelişmiş ve en uygun şekline Osmanlı devrinde ulaştı ve bunda Mimar Sinan’ın büyük rolü oldu. Zaten Sinan’la Osmanlı’nın 16. yüzyılda mimari sanatı en yüksek dereceye varmıştır.
Minare en alt kısmından başlamak üzere şu kısımlardan meydana gelir: Kürsü, pabuç, gövde, şerefe, petek, külah ve alem. Minarenin içindeki merdivenle şerefeye çıkılır.
Dünyanın en büyük cami

Dünyanın en büyük camisi; Faysal Camii
İlk camiler
Yeryüzünde yapılan ilk ibadet yeri,...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Müslümanların önemli mabedi olan "Mescid-i Aksa"
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Müslümanlar için değeri çok yüksek olan camilerden biri de, Medine’deki "Mescid-i Nebi"dir. Medine-i münevvere’nin en büyük camisidir. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, Medine’ye hicret ettiği zaman, devesinin ilk çöktüğü yerde inşa edilmiştir. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Medine’de önce Halid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensari hazretlerinin evinde 7 ay misafir kaldı. Hazret-i Ebû Bekir’den ödünç aldığı 10 altın ile bu arsayı satın alıp, düzelttiler. Hicretin ikinci senesinin Safer ayında mescit tamam oldu. Üzeri hurma dal ve yapraklarıyle örtüldü. Üç kapısı vardı. Mihrabı, şimdiki Bab-ı Tevessül yerindeydi. Şimdi mihrabın yerinde olan kapısından cemaat girer çıkardı. Temelin derinliği ve duvarların kalınlığı iki buçuk metre (üç arşın) idi. Temeli taşdan, duvarları kerpiçtendi. Eni boyu yaklaşık sekiz buçuk metre (10 arşın), yüksekliği de yaklaşık 6 metre (7 arşın) idi. Medine’deyken, Peygamberimiz vefat edinceye kadar, bütün namazlarını hep bu camide cemaatla kıldı. Bu mescit, daha sonraları büyük tamiratlar yapılarak genişletildi. Şimdiki şekline ve ebadına yakın olarak inşası Emevi Halifesi Velid bin Abdülmelik zamanına rastlar.
Hz. Muhammed (SAV) ve Eshab-ı kiram zamanında daha birçok camiler yapılmıştır. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem Mekke’den Medine’ye hicret ederken, önce Kuba köyüne uğradı. Burada 10 günden fazla kaldı. Kuba Mescidi denilen camiyi yaptırdı. İlk Cuma namazının kılındığı cami, Ranuna Vadisindeki "Mescid-i Cuma"dır. Mescid-i Fadih, Mescid-i beni Kureyza, Mescid-i Ümm-i İbrahim, Mescid-i Beni Zafer, Mescid-ül-İcabe, Mescid-ül-Fetih, Mescid-ül-Kıbleteyn, Mescid-i Zühabe, Mescid-i Cebel-i Ayniyye, Mescid-ül-Baki vs. bunlardan başlıcalarıydı. Mescid-i Dırar, Kuba köyünde bulunan münafıklardan ileri gelenleri tarafından, kötü maksatla yaptırılan toplantı yeridir. Resûlullah efendimiz burada namaz kılmamış ve yıktırmıştır. Yeri belli değildir.
Meşhur camiler
İslam devletlerinden başta...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Cami adabı
Camiye hürmet onun kıymetini anlamakla olur. Müslümanların toplandığı ibadet yeri olan camiye abdestsiz girilmez. Herkesi rahatsız eden kokan elbise ile içerde bulunmak uygun değildir. Camilere necaset, yani pislik sokulmaz, yol haline getirilip geçilmez. Pislik bulaştıracak deli ve küçük çocuk camiye sokulmaz. Camilerde pazar kurmak, yüksek sesle konuşmak, nutuk söylemek, konferans vermek uygun değildir. Camilerde sarkıntılık ederek dilenilemeyeceği gibi böyle birine sadaka da verilmez. Misafir olanın haricindeki kimseler camide yemek yiyemezler. Camide alış veriş yapılmaz.
Camilerin özelikleri
Kuranı Kerim'de camilerin imarı ve onarımı üzerine olan Tevbe suresinin 18. ayeti ve Muhammed'in cemaatle namazı ve hayratı öven hadislerini temel alan İslam dini mimarisi ilk mabet Kabe ile ve ilk mescit olan Kuba Mescidi ile başlamış, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa ile devam ederek bütün üç kıtaya yayılmış ve günümüze kadar gelmiştir.
Emeviler döneminde Şam Ümeyye Camii, Kayravan Camii; Abbasiler döneminde Samerra Camii; Tolunoğulları döneminde Tolunoğlu Camii; Fatımiler döneminde El-Ezher Camii; Endülüs'te Kurtuba Camii; Selçuklular zamanında Ulu camiler; Osmanlılarda selatin camileri dikkat çeken yapılardır. Büyük camiler, etrafında medrese, mektep, aşhane, hastane gibi yapılarla birer imaret (külliye)dir.
"Çok sayıda küçük kubbe içeren Osmanlı camilerinin merkezcil yerleşim düzeni ve piramit biçimli kütlesi, en azından form olarak, bir Uygur resminde tasvir edilen gök tapınağından yola çıkılarak oluşturulmuş ve 8. ve 10. yüzyıllarda Kökşibagan'da cami mimarisine uygulanmış gibi görünmektedir. Aya Sofya örneğinin önemli teknik özellikler ortaya koyduğuna hiç şüphe yoktur. Ancak çok kubbeli Osmanlı camilerinde estetik özellik olarak, her biri yüksek bir ayak üzerinde duran dört kubbeli Bizans kilisesinin çoğul görüntüsüne değil, Kökşibagan'da erişilen ahenge öykünme vardır. Gerçekten de merkezcil haçvari eksenli plan, Osmanlı dervişlerinin felekleri, belki de vahdet-i vücud anlayışla evrensel ahengin grafik simgesi haline gelmiş ve derviş taçlarının üst kısmında resmedilmiştir.".
"8. yüzyılda, İslam'ın zaferinin ardından bu Türk meliki kentini (Buhara) terk etti, kent sakinleri İslam dinine geçti ve bir mescit inşa ettiler. 8. ya da 11. yüzyıla tarihlendirilen bu mescit, hem Uygur kozmogrofik resim sanatına hem de piramit biçiminde düzenlenmiş dokuz kubbeli Oğuz hükümdar ikametgahına benzemesi nedeniyle, inşasında daha eski gök tapınaklarından esinlenilmiş olabilir. Ne var ki, Müslümanlıkta cemaatle birlikte yapılan ibadette geniş bir alana ihtiyaç duyulması yüzünden hücreler arasındaki duvarlar kaldırıldı ve sütunlar kubbelerin ağırlığını taşıyacak biçimde yapıldı. Böylece piramit düzenindeki çok kubbeli Türk kapalı mescitlerinin ilk örneği geliştirilmiş gibi görünüyor.". Selçuklularda sahın kargir ayaklar ve sütunlarla, çok kubbeli örtülüydü. Osmanlılarda ise dört kalın fil ayağına oturan ana kubbeli camiye geçilmiştir. Türkler bir yeri fethettikten sonra önce toplumun bütün ihtiyaçlarını karşılayacak bütüncül binalar yaparlardı. İmaret kültürü denilen bu olgu, İslam kültürünün temelidir.
Camilerin kısımları (bölümleri) ve özellikleri
Camiye cümle kapısından sahına girilir, tam karşıda kıble duvarı ve ortasında her zaman cümle kapısının karşısında mihrap bulunur. Orta sahının yanları revakların altındaki yan sahındır ve yüksekçe olursa yan sofalar denir. Başlıca kısımlar:
Pencere: Kubbede ve duvarlarda iki-üç sıradır, alttakiler düz atkılı ve düz camlı, üsttekiler kemerli ve renkli işlemeli camlıdır. Işık belli bir miktar ve ölçüyle pencereden sahına girer.
Mihrap: İmamın durduğu yer, çıkıntılıdır.
Duvar: Kerpiç, tuğla, kaba yontmataş, tuğla hatıllı taş duvar, kesmetaş. Pencere ve kapı kemerleri ve atkılarındaki duvara ayaklama denir. Dış duvar kaplaması mermer, iç duvar kaplaması çini olur. Duvar üstleri üçgen veya değirmidir.
Minber: İmamın hutbe okumak için çıktığı yer. Mihrabın sağındadır.
Kürsü: Vaaz yeri.
Muvakkithane: Dış avlu kapısı yanındaki vakit tayini binası. Muvakkit, güneş saatiyle ezan saatini ayarlar.
Hünkar Mahfeli: Selatin camilerinde padişahların namaz kıldığı yer.
Son Cemaat Yeri: Namazın ilk vaktine gelemeyenler için ayrılmış yer.
Minare: Müezzinin çıkıp ezan okuduğu yer.
Şerefe: Minare gövdesindeki bir veya birçok balkon. Müezzinin durduğu yer.
Mahya: İki minare arasına asılan ışıklı yazı levhası.
Mahfil: Camilerde parmaklıkla ayrılmış yüksek yer.
Hazire: Camiyi yaptıranın, ailesinin, devlet erkanının lahitlerinin bulunduğu yer.
İmam odası: İmam ve müezzinin odası.
Şadırvan: Elbise askılıkları ve oturma sehpaları, içinde su bulunan hazne, musluklar, takunyaları bulunan avlu ortasındaki abdest yeri.
Avlu: Caminin giriş kapısına bakan geniş alan.
Gasilhane: Cenaze yıkamak için ayrılan yer. Ortasında teneşir tahtası, su araçları, yıkayıcı elbisesi, çizmesi, önlüğü, tabut ve tabuta örtülen yeşil örtü bulunur. Tuvalet: Avluda yer alan eski taşlı veya yeni taşlı, tek veya birçok bölümlü ayakyolu.
Ayakkabılık: Cami kapısı girişinde dışta veya içte, yanlarda bulunan raflı, dolaplı sistem.
Kitabe: Cami ana kapısı üzerinde, Arap harfleriyle, caminin tarihi ve mimarına ait bilgiler ihtiva eden levha.
Hat: Cami tavanında, tavan katında bulunan bant halinde yahut levha halindeki yazılar.
Sütun: Anakubbenin yaslandığı ayaklar. Şadırvan ve dış ya da iç avlunun, son cemaat yerinin direkleri.
Merdiven: Subasman üzerine yapılmış camilerde, camiye çıkılan basamaklı yer.
Kapılar: Dış kapılar avluda, son cemaat kapısı ve anakapı.
Türbe: Genellikle kubbeli, camiye bitişik, etrafı açık mezarlık.
Kurs odaları: Külliyelerde imamların öğrencilere ders verdiği yerler.
Yer örtüsü: Hemen her camide halı. Son cemaat yerinde hasır, muşamba örtüler.
Kapı örtüsü: Kenarları işlemeli kalın muşamba örtü.
Avize: Yüzlerce tek kandil veya ortada büyük bir avize.
Vaiz: İbadethanelerde, genellikle camilerde güzel nasihatler veren, kürsüde oturarak her gün veya cuma namazı öncesinde ayet ve hadislerle cemaate dersler veren hoca.
Kubbe: Camiler başta olmak üzere yapılarda yarım küre şeklindeki dam. Kasnak, kemer, tavan ve pencereleri vardır. En büyük kubbe Selimiye Camii kubbesidir.
Musalla taşı: Camilerde cenazelerin üzerine konulup cenaze namazının imam tarafından önünde kıldırıldığı taş.
Türkiye'deki ünlü camiler
Rüstem Paşa Camii (Tahtakale) - İstanbul
Linkler
http://tubiba.turkcebilgi.com/camiler Türkiye'deki camiler
http://tubiba.turkcebilgi.com/istanbul/camiler İstanbul'daki camiler
Yorumlar - Lütfen konu (Cami) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.