kabe

Müslümanların kıblesidir. Mekke şehrinde Harem-i Şerif Camii'nin ortasında bulunur. Yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Hz. İbrahim tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. İslamiyetten önce de Araplar tarafından kutsal sayılan Kabe'de birçok put bulunmaktaydı. Mekke'nin fethinden...

KABE (türkçe) anlamı
1. Usanmak
2. bıkmak
3. Kırılmak
KABE (türkçe) almancası
1. n. Kaaba

Kabe hakkında bilgiler



Kabe-i Şerif
Kabe-i Şerif
Kabe yada Kabe-i Şerif, (Arapça: الكعبة المشرفة) Mekke'de, Mekke-i mükerreme şehrinde Mescid-i Haram’ın ortasında dört köşeli, taştan inşaa edilmiş bir odadır. Müslümanlarca dünya üzerindeki en kutsal mekan kabul edilir. Müslümanlar Namaz kılarken yüzlerini Kabe'ye dönerler. Ölüler yüzleri Kabe'den geçen meridyene bakacak şekilde gömülür. Kabe, Hac ibadeti için her yıl dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslüman tarafından ziyaret edilir. Yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Hz. İbrahim tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. İslamiyetten önce de Araplar tarafından kutsal sayılan Kabe'de birçok put bulunmaktaydı. Mekke'nin fethinden sonra Kabe putlardan temizlenmiş ve onarılmıştır .

Kabe'nin duvarları siyah taşlardan yapılmıştır. 25 cm yükseklikte ve 30 cm kadar çıkıntılı bir mermer kaide üzerinde bulunmaktadır. Bu duvarlar yere kadar inen ve yer hizasında kaideye bakır halkalarla bağlanan siyah bir örtü ile örtülüdür. Tek parça olup her yıl yenilenen örtünün yalnız kapı ve damdaki oluğun hizasına gelen kısmı kesiktir. Örtü ipekli bir kumaştan dokunmuş olup, üzerine Kelime-i Şehadet işlenmiş, dama yakın kısmında çevresine altın işlemeli bir şerit geçirilmiş; kemer biçiminde olan bu şeride de Kur'an ayetleri işlenmiştir. Kabe'nin kuzey-batı duvarında yerden 2 m. kadar yükseklikte, yer yer yaldızlı, gümüş kaplı bir kapı bulunmaktadır. Kapıya özel olarak yapılmış tekerlekli bir merdivenle çıkılmakta ve kapı öyle açılmaktadır. Kabe'nin içinde tavana çıkmak için bir merdiven ve üç ağaç sütun bulunmaktadır. İç duvarlar ve yerler mermer kaplıdır. Tavanda altın ve gümüş kandiller asılıdır. Kapıya yakın bir yerde Hacer-i esved yerleştirilmiş ve gümüş bir çemberle çevrilmiştir. Hacer-i esved'in tam karşısında Zemzem kuyusunun bulunduğu bina vardır. Kabe'nin çevresindeki tavaf yeri mermer döşelidir.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından tavanı onarılan Kabe, beşinci onarımını I. Ahmed döneminde görmüş, IV. Murad döneminde çıkan sel baskını sonucunda üç cephesi yıkılmış ve yine aynı padişah tarafından onarılmıştır.

Kabe'nin fiziksel özellikleri ve konumu

* Kabe'nin geniş duvar yapısı bir küp biçimindedir. 
* Duvarlarında kullanılan taşlar Mekke tepelerindeki granit taşlardır. 
* Tavanı ahşaptır. 
* Kabe, kuzeydoğu duvarı 12. 63; kuzeybatı duvarı 11. 03; güneybatı duvarı 13. 10; güneydoğu duvarı 11. 22 ve yüksekliği 13 m olan 145 m² alan üzerine kurulmuştur. 
* Üzeri altın işlemeli hat yazıları bulunan siyah bir örtü (sitare) ile örtülüdür. Örtüsü her sene hac mevsiminde yenilenmektedir. 
* Kabe'nin köşeleri yaklaşık olarak dört ana yönü gösterir. Köşelerden her birinin ayrı ismi vardır. Doğu köşesine "Hacer-ül Esved" veya "Şarki", kuzey köşesine "Iraki", batı köşesine "Şami" ve güney köşesine de "Yemani" denir. 
* Kabe'nin küresel yer bulma sistemindeki yeri 21°25′24″N, 39°49′24″E. 




Kabe'nin planı
Kabe'nin planı


Siyah granit türü taş ile inşaa edilmiş olan Kabe, şazarvan denen 25 metre yüksekliğindeki 30 santimetre kadar dışa taşan bir taban üzerinde yükselir. Köşeleri 4 ana yöne bakar. Kuzeybatı duvarında yerden 2 metre yüksekliğinde bir kapısı vardır. Doğu köşesinde yerden 1. 5 yükseklikte duvara yerleştirilmiş olan Hacer-ül Esved ile kapı arasında kalan bölümü multazam adı verilir. Hacılar ellerini buraya koyarak dua ederler. Kabe, yere kadar inen ve uçunda bakır halkalarla şazarvana tutturulan siyah bir örtü ile örtülüdür. Kisve denilen örtünün kapı ve oluklara rastlayan yerleri, kesiktir. Kesik yerlerin kenarları sırma işlemelidir. Bu örtü, Osmanlı döneminde Mısır'da özel olarak dokutulurdu. Her yıl, 25 ya da 28 Zilkade'de bu örtü kaldırılır ve yerine geçici olarak uçları yerden ancak 2 metre yukarıya kadar inen beyaz bir örtü örtülür. Buna Kabe'nin ihrama girmesi denir. Bu sene 29 Mart'a denk gelecek olan Zilhidçe ayının birinde ise Kabe, baştan başa gülsuyu ile yıkanacak ve altın sırmalı siyah örtüsü yenilenecek.

Kabe'nin kuzeybatı duvarının tam karşısında bir metre yükseklikte, 1. 5 metre kalınlığında yarım daire biçiminde beyaz mermerden bir duvar vardır. Bu duvarın çevrelediği alana Hatim denir ve Kabe'nin içi sayılır. Bu bölümde Hz. İsmail ile annesi Hacer'in gömülü olduklarına inanılır.

Kabe'nin tavaf edildiği taş döşemenin üzerinde sığ bir çukur vardır. Hz. İbrahim'in Kabe'yi yaparken, bu çukurda harç kardığı söylenir. Yine aynı yönde Makam-ı İbrahim denilen bir taş vardır. Bugün küçük kubbeli bir yapı ve cam muhafaza içine alınmış olan bu taşı Hz. İbrahim'in Kabe'yi inşa ederken, iskele gibi kullandığına ve üzerindeki çukurluğunda onun ayak izi olduğuna inanılır.

Kabe'nin yapısı sade fakat heybetlidir. Üzerindeki örtü ipekli bir kumaştan dokunmuş olup, üzerine Kelime-i Şehadet işlenmiş, çatıya yakın kısmında çevresine altın işlemeli bir şerit geçirilmiş; kemer biçiminde olan bu şeritte de Kur'an ayetleri işlenmiştir.

Mescid-i Haram (Arapça: المسجد الحرام): Kabe’nin de içinde bulunduğu alanı çevreleyen büyük mescide "Mescid-i Haram" denilmektedir. "Hürmetli Mescid" anlamına gelen bu ifade Kur'an'da 16 ayette yer almaktadır.

Mescid-i Haram’ın doğu köşesine işaret taşı olarak farklı renk ve özelliğe sahip olan siyah taş demek olan ”Hacer-ül Esved” yerleştirilmiş ve gümüş bir çerçeveyle çevrilmiştir. Bu taşın İbrahim’den günümüze kadar gelen bir hatıra olduğu kabul edilir.

Kabe, İbrahim ve İsmail’den sonra birçok değişikliklere maruz kalmıştır. Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiş ve günümüzdeki haline ulaşmıştır. Şu anda Kabe, Mescid-i Haram ile birlikte toplam 361. 000 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır.



Kabe'nin Konumu

Kabe toplumlarca kutsal ve saygın olarak bilinirdi. Hintliler Kabe'ye saygı gösterirlerdi ve kendilerince üçüncü uknum olarak kabul edilen "sifa"nın ruhunun, eşiyle birlikte Hicazı ziyaret ettiği sırada Hacer-ül Esved'e hulul ettiğini söylerlerdi. Fars ve Keldani Sabiileri onu yedi büyük evden biri kabul ederlerdi. [1] Bir de, eski ve uzun süre ayakta kalmış olması dolayısıyla Zühal'in evi olduğuna inanılırdı.

Farslar da Kabe'ye saygı gösterirlerdi. Hürmüz'ün ruhunun ona hulul ettiğine inanırlardı. Bazen Hac için gittikleri de olurdu. Yahudiler ona saygı gösterir, İbrahim'in dini üzere orada Allah'a ibadet ederlerdi. İçinde resimler ve heykeller bulunurdu. Bunlar arasında ellerinde fal okları bulunan İbrahim ve İsmail'in resimleri de yer alırdı. Bakire Meryem'in ve Mesih'in resmi de yapılmıştı. Bu da Yahudiler gibi Hıristiyanların da ona saygı gösterdiklerinin tanığıdır.

Araplar da Kabe'ye büyük bir saygı gösterirlerdi. Onu Allah'ın evi kabul ederlerdi. Her taraftan gelip ona hac ziyaretinde bulunurlardı. Kabe'nin İbrahim tarafından yapıldığını söylüyorlardı. Hac, İbrahim'in Araplar arasında tevarüs eden dininin bir kuralıydı.

Kabe'nin Yönetimi

Kabe'nin yönetimi İsmail'in elindeydi. Ondan sonra bu görev oğullarına geçti. Sonra Curhum kabilesi onlara karşı üstünlük sağlayıp Kabe'nin yönetimini ele geçirdiler. Ardından Kerker oğullarından bir taife olan Amalikler, Curhum kabilesiyle bir dizi savaşa girişip Kabe'ye sahip oldular. Amalikler Mekke'nin aşağı kısmına konaklamışlardı. Curhumlular da yukarı kısmına yerleşmişlerdi. İçlerinde melikleri de vardı.

Sonra talih Curhumlulardan yana döndü; Amalikleri yenilgiye uğratıp Kabe'nin yönetimini ele geçirdiler. Böylece yaklaşık olarak üç yüz yıl yönetim onların elinde kaldı. Hz. İbrahim'in yapısına eklemede bulundular, duvarlarını yükselttiler.

İsmail oğulları güçlenip çoğalınca, artık belli bir caydırıcı kuvvete kavuşunca, Mekke onlara dar gelmeye başladı. Bunun üzerine Curhumlular’la savaştılar, onları yenilgiye uğratıp Mekke'den çıkardılar. O sırada İsmail oğullarının başında Amr b. Luhay bulunuyordu. Kendisi Huzaa kabilesinin büyüğüydü. Mekke'nin yönetimini ele geçirip Kabe'nin işlerini kendi uhdesinde topladı. Kabe'nin üzerine putları koyup insanları onlara tapmaya çağıran ilk kişi odur. Kabe'nin üzerine koyduğu ilk put "Hubel"dir. Onu Şam'dan getirmiş, Kabe'nin damına koy-muştu. Ardından başka putlar da getirmişti. Böylece putların sayısı artmış ve Araplar arasında puta tapıcılık yayılmış ve tek ilaha kulluğu esas alan Hanif dini yok olmuştu. Curhum kabilesinden Şahne b. Halef konuyla ilgili olarak Amr b. Luhay'a hitaben şöyle der:

"Ey Amr, ilahlar icad ettin sen. Çeşit çeşit Mekke'de, evin çevresine putlar diktin. Oysa Kabe'nin bir tane Rabbi vardı, ebedi. . . Ama sen, insanlar içinde, onun birçok Rabbinin olmasını sağladın. Yakında bileceksiniz ki, Allah kısa süre sonra, sizin dışınızda evi için bir koruyucu seçecektir. "

Kabe'nin yönetimi Halil el-Huzai zamanına kadar Huzaa oğullarının elindeydi. Halil kendisinden sonra yönetimi kızına verdi. Kızı da Kusay b. Kilab'ın karısıydı. Kabe kapısını açıp kapatmayı Huzaa oğullarından Ebu Gabşan el-Huzai adlı birine verdi. Ebu Gabşan bu görevi, bir deve ve bir fıçı şarap karşılığında Kusay b. Kilab'a sattı. Bu olay Araplar arasında bir darb-ı mesel olmuştur: "Ebu Gabşan'ın alış verişinden daha zararlı. . . " diye. Böylece yönetim Kureyş'e geçti. Kusay Kabe'nin yapısını yeniledi. Daha önce buna değinmiştik. Durum, Hz. Muhammed (S. A. V. ) Mekke-'yi fethetmesine kadar bu şekilde devam etti. Resulullah (S. A. V. ) Kabe'ye girdi, duvarlardaki resim ve kabartmaların silinmesini, içindeki putların kırılmasını emretti. Üzerinde Hz. İbrahim'in iki ayağının izi bulunan taş, yani Makam-ı İbrahim, o sırada Kabe'nin yakınlarındaki koruma altında bir şeyin içindeydi. Sonra bugün bilinen yere gömüldü. Burası dört sütun üzerinde duran bir kubbedir. Tavaf edenler namaz kılmak amacıyla buraya yönelirler. Kabe'yle ilgili haberler ve onunla bağlantılı dinsel uygulamalar çok ve uzundur.

Kabe'nin Tarihi

Kabe, İslam'dan önce çoktanrılı inançlarca kullanılan bir tapınaktı ve Arap Yarımadasının dört bir yanından hacılar Kabe'yi ziyaret ediyorlardı. [2] Daha erken dönemlerdeki tarihine ilişkin yeterli bir bilgi yoktur. [3]

Kuran'da İbrahim ve İsmail peygamberler tarafından Kabe'nin temellerinin yükseltildiği yazar. Bu ayetin meali tartışmalı olmakla birlikte genel olarak İslam'da Kabe'nin ilk olarak Adem tarafından yapıldığına ancak ondan geriye sadece temellerinin ayakta kaldığına inanılır:

"Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kabe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı. "


Kabe, tarih boyunca birçok değişikliklere maruz kalmıştır. Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiş ve günümüzdeki haline ulaşmıştır. Günümüzde Kabe'yi barındıran Mescid-i Haram, toplam 361. 000 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır.

Kabe'nin etrafını çeviren ve Kabe yüksekliğini aşmayan kubbeli yapı (revaklar), Osmanlı padişahı II. Selim zamanında yapılmış, planlarını Mimar Sinan hazırlamıştır.



İslamiyetten önce

Kabe'yi ilk kez inşa eden kişinin Hz. İbrahim (a. s) olduğu tevatür düzeyinde kesin bir tarihsel olgudur. O dönemde bölgede İbrahim'in oğlu İsmail ile Yemen'den gelen kabilelerden olan Curhum kabilesi yaşıyordu. İbrahim Kabe'yi yaklaşık olarak dörtgen şeklinde inşa etmişti. Dört yöne bakan köşeleri, esen şiddetli rüzgarların etkisini kırıyor, zarar vermesini engelliyordu.

Kabe, Amalikler’in yeniledikleri güne kadar İbrahim'in inşa ettiği şekilde kaldı. Sonra Curhum kabilesi (veya tam tersine önce Curhum ve daha sonra Amalikler) Emir-ül Mü'minin'den gelen rivayette belirtildiği gibi yeniden onu inşa ettiler.

Kabe'nin yönetimi, hicretten önce ikinci yüzyılda Peygamberimizin atalarından biri olan Kusay b. Kilab'ın eline geçince, onu yıkıp yeniden sağlam bir şekilde inşa etti. Devm (bir çeşit hurma ağacına benzer) ve hurma ağacı kerestesinden bir tavan yaptı. Yanına da Dar-un Nedve'yi inşa etti. Yönetim işlerini ve ileri gelenlerle istişare etmeyi burada yürütüyordu. Sonra Kabe duvarlarının baktığı yönleri Kureyş oymakları arasında bölüştürdü. Onlar da evlerini Kabe'nin etrafındaki tavaf alanının çevresinde yaptılar. Evlerinin kapılarını Kabe'ye açılacak şeklide planladılar.

Peygamberimizin peygamber olarak gönderilişinden beş yıl önce bir sel sonucu Kabe yıkıldı. Kabileler Kabe'yi yeniden inşa etmek için iş bölümü yaptılar. Duvarlarını yapan usta Yunanlı (Rum) Yakum'du. Mısırlı bir marangoz da ona yardım ediyordu. Sıra Hacer-ül Esved'in yerleştirilmesine gelince, onu yerine koyma onuruna kimin erişeceği hususunda aralarında tartışma çıktı. Sonunda Hz. Muhammed'in (S. A. V. ) hakemliğine başvurmaya karar verdiler. Peygamberimiz (S. A. V. ) o sırada otuz beş yaşındaydı. Kureyşliler onu akıllı, ileri görüşlü, doğru biri olarak biliyorlardı. Hz. Muhammed bir aba istedi. Hacer-ül Esved'i örtünün üzerine koydu. Sonra her kabilenin temsilcisinin örtünün bir ta-rafından tutup kaldırmasını istedi. Taşın konulacağı doğu tarafındaki yere kadar yükselttiklerinde, Hz. Muhammed (S. A. V. ) taşı tutup yerine yerleştirdi. Yapılan harcamalar onlara ağır gelmeye başladığında, yapıyı bugünkü hali üzere bıraktılar. Böylece Kabe'nin bazı bölümleri yapı dışında kaldı. Binayı küçülttüklerinden Hacer-ül Esved tarafındaki Hicr-i İsmail dışarıda bırakılmış oldu.

İslamiyetten sonra

Kabe, Yezid bin Muaviye döneminde Abdullah bin Zübeyr'in Hicaz'a egemen olduğu zamana kadar bu şekilde kaldı. Yezid'in Mekke'deki kumandanlarından Husayn, İbn-i Zübeyr'le savaştı. Kabe mancınık atışından isabet aldı. Daha sonra yıkıldı, örtüsü ve bazı ahşap bölmeleri yandı. Sonra Yezid ölünce kuşatma kaldırıldı. İbn-i Zübeyr Kabe'yi yıkıp yeniden inşa etmek istedi. Bu amaçla Yemen'den arıtılmış kireç getirildi. Duvarları onunla yapıldı. Hicr-i İsmail Kabe'nin içine dahil e-dildi. Kapının yere bitişik olması sağlandı. Karşı duvarda bir kapı daha açıldı. İnsanlar birinden girip diğerinden çıksınlar diye. Yüksekliği yirmi yedi zira (yaklaşık on üç buçuk metre) olarak öngörüldü. Bina tamamlanınca, Kabe'nin içine ve dışına misk ve esans sürüldü. Üzeri halis ipek kumaşla örtüldü. Kabe'nin onarımı Hicri 64 yılının recep ayının 17'sinde tamamlandı. Sonra Abdulmelik b. Mervan halife oldu. Komutanlarından Haccac b. Yusuf'u İbn-i Zübeyr'le savaşmak üzere görevlendirdi. Nihayet İbn-i Zübeyr yenildi ve öldürüldü. Haccac Kabe'ye girdi ve İbn-i Zübeyr'in yaptığı değişiklikleri Mervan'a duyurdu. Mervan Kabe'yi eski haline döndürmesini emretti. Bunun üzerine Haccac Kabe'nin kuzey tarafını altı zira ve bir karış kadar yıktı. Bu duvarı Kureyş'in attığı temel üzerinde yeniden inşa etti. Doğuya bakan kapıyı yerden biraz yüksekçe olmasını sağladı, ötekini kapat-tı sonra kalan diğer taşları yerlere döşedi.

960 tarihinde Osmanlı Sultanlarından Sultan Süleyman tahta gelince, Kabe'nin çatısını değiştirdi. 1021 tarihinde tahta geçen Sultan Ahmet, 1039 Tarihinde meydana gelen büyük selin yıktığı kuzey, doğu ve batı duvarlarını onardı. Sonra Osmanlı Sultanlarından 4. Murad zamanında bir kez daha onarıldı. Kabe o günden günümüze, yani hicri-kameri bin üç yüz yetmiş beş veya Hicri-Şemsi bin üç yüz otuz sekiz tarihine kadar herhangi bir onarım geçirmemiştir.



Mescid-i Haram

Kabe’nin de içinde bulunduğu alanı çevreleyen büyük mescide “Mescid-i Haram” (Arapça: المسجد الحرام) denilmektedir. "Hürmetli Mescid" anlamına gelen bu ifade Kur'an'da 16 ayette yer almaktadır. Mescid-i Haram’ın doğu köşesine işaret taşı olarak farklı renk ve özelliğe sahip olan ve Arapça'da siyah taş demek olan ”Hacer-ül Esved” yerleştirilmiş ve gümüş bir çerçeveyle çevrilmiştir. Bu taşın Adem’den günümüze kadar gelen bir hatıra olduğu kabul edilir.



Bakınız

Şarkı Sözleri

Abdurrahman Önül tarafından söylenen kabe adlı şarkının sözleri.

yine bu gün seni andım ah hüseynim vah hüseynim
döktük gözden kanlı yaşlar ah hüseynim vah hüseynim
döktük gözden kanlı yaşlar ah hüseynim vah hüseynim

bu gün rehberin matemi bu gün güllerden aşure
olsun sana canlar feda ah hüseynim vah hüseynim
olsun sana canlar feda ah hüseynim vah hüseynim

olmaz olaydı kerbela ah hüseynim vah hüseynim
kalsın mahşere bu dava ah hüseynim vah hüseynim
kalsın mahşere bu dava ah hüseynim vah hüseynim

bu gün rehberin matemi bu gün güllerden aşure
olsun sana canlar feda ah hüseynim vah hüseynim
olsun sana canlar feda ah hüseynim vah hüseynim
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Kabe-i Şerif

Müslümanların kıblesidir. Mekke şehrinde Harem-i Şerif Camii'nin ortasında bulunur. Yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Hz. İbrahim tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. İslamiyetten önce de Araplar tarafından kutsal sayılan Kabe'de birçok put bulunmaktaydı. ...

Kabe'nin Hikayesi

Kabe'nin hikayesi yeryüzünde yapılan ilk mabed, ibadet yeri. Müslümanların kıblesi, namazda döndükleri cihet, taraf. Mekke-i mükerreme şehrinde Mescid-i Haram’ın ortasında dört köşeli taştan yapılmış bir odadır. Müminler hac ibadetini yapmak için dünyanın her tarafından ...

Kabe Nedir?

kabe nedir?

Fil

Fil, Filgiller (Elephantidae), hortumlular (Proboscidea) takımından bir familyasının bir üyesidir. Filgiller familyasının günümüzde varlığını sürdüren Asya fili (Elephas maximus) ve Afrika fili (Loxodonta africana) olmak üzere iki türü bulunmaktadir.

Mina

Mina Mekke'nin doğusundaki dağların eteğinde ve buradan Arafat'a giden yol üzerinde bulunan bir yerin adı. Hac ibadetini yaparken, kurban kesmek ve Cemre yerini gösteren duvarın dibine taş atmak için gidilen yer. Peygamber İbrahim Halilullah'ın oğlu İsmail'i (aleyhisselam) kurban ...

Put

Put kendisine ibadet edilen, secde edilen her şey; heykel, resim. Putlar; taş, kil, alçı, tunç gibi maddelerden kalıba dökülerek, yoğrulup pişirilerek ve yontularak insan, hayvan vs. şekillerde yapılırdı. Arkeologlar, Mezopotamya'daki kazılarda M.Ö. 3000 senesinde yapılan putlar ...

Vetiver

Vetiver (Chrysopogon zizanioides; eskiden: Vetiveria zizanioides), Buğdaygiller (Poaceae) familyasından bir bitki türü.

Berber

Berber, erkek saçı kesen; sakal ve bıyık tıraşı yapan meslek erbâbı. Günümüzde pek çok berber saç boyama ve fön çekimi gibi işlemleri de gerçekleştirmektedir.

Abdurrahman Bin Avf

Eshab-ı kiramın büyüklerinden. Cennet'le müjdelenen on kişiden ve ilk Müslüman olan sekiz kişiden biri. Babasının ismi, Avf bin Abd-i Avf, annesinin ismi Şifa binti Avf'tır. Soyu, dedelerinden Kilab bin Mürre'de Resulullah efendimizle birleşmektedir. Müslüman olmadan önce ismi ...

Hacı

Maddenin diğer anlamları için lütfen Hac (anlam ayrımı) sayfasına bakınız. İslam dinindeki hac ibadeti için lütfen Hac (İslam) sayfasına bakınız.

Cami

Müslümanların ibadet yeri. İbadet yapmak için toplanılan yerlere "mabed" veya "ibadethane" denir. Müslümanların mabedine "mescit" ve "cami"; Yahûdilerinkine "sinagog" ve "havra"; Hıristiyanların mabedine de "kilise" denir. Lügatta cami; toplayan, toplayıcı demektir. Müslümanların ...

Gusül

Gusül Alm. Ganzwaschung (f), des Körpers, Abwandung (f), Fr. Ablution complete du corps, İng. Ablution (bodily). Boy abdesti. akıl ve baliğ olan kadın ve erkeğin, cinsi münasebetten sonra veya rüyada veya uyanıkken meni denilen sıvının şehvetle gelmesiyle, kadın ve kızların adet ve ...

Hac

Eski Yunanlılar yazgılarını öğrenmek için Apollon kâhinine başvurmak üzere Delfi'ye (Delphoi veya Delphi) veya Asklepios'tan şifa dilemek üzere Epidauros'a giderlerdi. Yahudiler yılda bir defa Kudüs'e, Müslümanlar ise Kabe'yi

Haccac

Haccac Emevi devletinin ünlü komutanı. Hicretin 41. yılında (M. 661) Taif’te doğdu. Gençliğinin ilk yıllarına dair bilgi çok azdır. Mervanoğulları hizmetine giren Haccac’ı Halife Abdülmelik kumandan yaptı. Çok geçmeden de Mekke-i mükerremede bulunan Abdullah bin Zübeyr’in ...