Glikoz

Glikoz

Basit bir şeker (veya monosakkarit) olan Glikoz yaşam için en önemli karbonhidratlardan biridir. Hücreler onu bir enerji kaynağı ve metabolik reaksiyonlarda bir ara ürün olarak kullanırlar. Glikoz fotosentezin ana ürünlerinden biridir ve hücresel solunum onunla başlar. Doğal biçimine (D-glucose) gıda sanayisinde dekstroz olarak da değinilir. Bu maddede glikozun D-biçimine değinilmektedir (molekülün ayna görüntüsü L-glikoz olarak adlandirilir. İzomerler bölümüne bakınız)

GLIKOZ (türkçe) anlamı

1. özellikle üzüm suyunda bulunan karbon
2. hidrojen ve oksijenden oluşan şeker
üzüm şekeri.

GLIKOZ (türkçe) anlamı

3. Özellikle üzüm suyunda bulunan karbon
4. hidrojen ve oksijenden oluşan şeker
5. üzüm şekeri (CH2-OH-(CHOH)4-CHO).

GLIKOZ (türkçe) ingilizcesi

1. n. glucose
2. grape sugar,

GLIKOZ (türkçe) fransızcası

1. glucose [la]

GLIKOZ (türkçe) almancası

1. n. Glukose
2. Glykose
3. Traubenzucker
Glikoz ile ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı sayfa: Glikoz monosakkaritler denilen basit şekerlerin en yaygını. Kapalı formülü C6H12O6 olup, karbonhidratların monosakkaritler sınıfından bir aldoheksozdur. Basit bir şeker (veya monosakkarit) olan Glikoz yaşam için en önemli karbonhidratlardan biridir. Hücreler onu bir enerji kaynağı ve metabolik reaksiyonlarda bir ara ürün olarak kullanırlar. Glikoz fotosentezin ana ürünlerinden biridir ve hücresel solunum onunla başlar. Doğal biçimine (D-glucose) gıda sanayisinde dekstroz olarak da değinilir. Bu maddede glikozun D-biçimine değinilmektedir (molekülün ayna görüntüsü L-glikoz olarak adlandirilir. İzomerler bölümüne bakınız)
Özellikleri: Glikoz beyaz-renksiz toz veya kristal şeklinde olup, mol ağırlığı 180 gramdır. Kokusuz, suda çözünen, oldukça tatlı bir maddedir. Spesifik gravitesi, 1,54 ve erime noktası 146°C’dir. Nişasta ve glikojen (hayvan nişastası) glikozun polimerleşmiş hâlidir. Glikoz, insan ve hayvan vücudu için vazgeçilmez bir maddedir. Enerji, canlılık ve bâzı kimyevî maddelerin sentezi, glikozun parçalanmasıyla olur.
Bulunuşu: Üzümde ve hemen hemen bütün meyvelerde bulunur. Balda serbest hâldedir. Kanda ve şeker hastalarının idrarlarında da glikoz çıkar.
Glikozun altıncı karbonundaki hidroksil grubunun oksitlenmesi ile glukuronik asit elde edilir. Bu asidin vücuddaki rolü, alkol veya fenol hidroksil grubu taşıyan zehirli bileşikleri zararsız asetaller hâline getirmektir. Bu asetaller suda çözündükleri için idrarla dışarı atılırlar. Glukuronik asidden vücutta heparin maddesi meydana gelir ki bu, kanın pıhtılaşmasını önler. Glukuronik asidin polimerleşmesi ile meyvelerde pektin maddesi husûle gelir.
Kullanılışı: Glikoz, şekerleme ve diğer yiyeceklerin îmâlinde kullanılır. Glikoz çözeltisinin koruyucu özelliği vardır. Glikoz çözeltileri bakterilerin çoğalmalarını önler. % 5-% 10’luk çözeltileri ağızdan beslenemeyen hastalara damar yoluyla verilir.
Biyolojisi: D-Glikoz organizmaların birçoğunda başlıca enerji kaynağıdır. Nişasta, glikojen ve selüloz gibi en yaygın polisakkaritlerin temel yapı taşını teşkil eder. Nişasta, sakkaroz, laktoz sindirim ürünlerinden emilim sonucu kana geçen monosakkaridlerin büyük kısmı glikozdur. Az miktarda fruktoz, galaktoz, mannoz ve glukozamin de emilip karaciğer tarafından alınırlarsa da, burada bunlar da glikoza çevrilirler. Karaciğerde bir kısım glikoz molekülünden glikojen yapılır. Bir kısmının yükseltgenmesiyle enerji hâsıl olur. Bir kısmından da yağ asidleri, amino asitler vs. birtakım maddeler yapılır. Normal bir insanda açlıkta kandaki glikoz miktarı, 100 mililitrede 70-110 mg arasındadır. Kan şekerinin normalden düşük olmasına tıp dilinde “hipoglisemi”, normalden daha yüksek olmasına ise “hiperglisemi” adı verilir.
Böbrekte glikoz ilkel idrardan tam olarak geri emilir ve son idrarda glikoz bulunmaz. Kan glikozu % 170-180 mg’ı geçince, idrarda glikoz çıkmaya başlar. İdrarda şeker çıkması olayına başta şeker hastalığı olmak üzere, böbrek hastalıklarında, iç salgı bezlerinin hastalıklarında, beyin hasarı yapan durumlarda, çeşitli zehirlenmelerde ve enfeksiyon hastalıklarında rastlanır.
Dokularda glikoz-oksijen metabolizması: Glikojen bitki hücrelerindeki nişastanın karşılığı olan hayvânî hücrelerin glikoz depo şeklidir. Karaciğerin yaş ağırlığının % 10’una kadar olabilir. İkinci önemli depolanma yeri iskelet kaslarıdır. Kas dokusu karaciğerden daha az glikojen ihtivâ etmekle birlikte, kas dokusunun vücutta bulunuş oranının fazla olması sebebiyle netîce olarak vücuttaki glikojenin büyük kısmı kaslardadır.
Karaciğer glikojeni kan glikozunun normal seviyede tutulması için kana glikoz veren, kas glikojeni de kas kasılması için gerekli enerjiyi kolaylıkla sağlayan kaynaklardır. Kas çalışması netîcesinde glikojenin yakılmasından meydana gelen laktik asid, karaciğere taşınır ve burada glikojene çevrilir. Kas hücreleri eksilen glikozlarını kandan alırlar. Karaciğer glikojeninden kan glikozunun, kan glikozundan kas glikojeninin, kas glikojeninden laktik asidin ve tekrar karaciğer glikojeninin teşekkülü bir siklus (devir) şeklindedir. Buna “cori siklusu” denir.
Glikojenez: Glikozun dokularda glikojen hâlinde depolanması esnasında glikoz, mevcut glikojen molekülündeki düz poliglikoz zincirinin indirgen olmayan ucuna veya yan dallarının ucuna göre 1-4 veya 1-6 glikozid bağlarıyla bağlanması, böylece yeni dallar teşekkülü ile var olan moleküllerin büyümesidir. Kısacası bu olay glikojen sentezidir denilebilir. Glikozdan başka mannoz, galaktoz, fruktoz ve glukozaminden de glikojen sentez edilir. Ancak bunların bu işte kullanılması için önce karaciğerde glikoza çevrilmeleri gerekir.
Glikoneojenez: Organizmada karbonhidrat olmayan maddelerden glikojen yapılması işidir. Bunların başlıcaları, glikoplastik amino asitler, laktik asit, pirüvik asit ve gliseroldür. Bütün bu maddeler önce glikoza çevrildikten sonra, glikojen teşekkülünde kullanılırlar. Besinlerden kâfi miktarda karbonhidrat alınmadığı durumlarda, vücuda gerekli glikozu glikoneojenez temin eder.
Glikojenoliz: Kandaki glikoz seviyesi azaldığı zaman karaciğerdeki glikojen moleküllerinden glikoz birimleri ayrılarak kana verilir. Karaciğerin glikojenden glikoz husûle getirmesine glikojenoliz denir. Karaciğerde glikojeni glikoza çeviren enzimler bulunur. Bu enzimler fosforilazlar denilen gruptur. Karaciğer ve kaslardaki glikojenolizde ayrı cins fosforilazlar vazîfe alır ve kas glikojeninden açığa çıkan glikoz kana verilmez. Açlık hâllerinde organizma karaciğerdeki glikojenden glikozları ayırmak sûretiyle enerji kaynağı temin eder.
Glikozdan glikojen yapılması ve glikojenden glikoz ayrılması reaksiyonları aşağıdaki şekilde özetlenmiştir:
Glikozun yıkımları: Glikoz vücutta diğer altı karbonlu monosakkaritlere ve türevlere döndüğü gibi, diğer karbon hidratlara ve onların değişik şekillerine de dönebilir. Bunlardan başka glikozun tam yıkılması gerektiği durumlarda çok daha ileri reaksiyonlarla CO2 ve H2O’ya kadar yıkılır.
Glikoz organizmada başlıca iki yoldan yıkılır: 1) Trikarboksilik asit siklusu yolu. 2) Pentoz fosfat yolu.
Vücutta glikozun büyük kısmı birinci yolla yıkılır ve bu yıkılış iki safhada olur. Birinci safha glikojenin veya glikozun birçok ara maddeler üzerinden laktik aside yıkılmasıdır ki, buna glikoliz (Embden-Mayerhoff yolu) adı verilir. İkinci safha glikolizin ara maddelerinden biri olan pirüvik asidi üzerinden trikarboksilik asit siklusunda CO2 ve H2O’ya yükseltgenmesidir.
Glikoliz: Basit bir hâdise olmayan glikoliz, basamak basamak yürüyen ve çeşitli ara maddeler üzerinden geçerek pirüvata kadar parçalanması reaksiyonudur. ( Glikoliz)
İdrarda şeker tâyini: Şeker, tâze hazırlanmış Fehling çözeltisi ile aranır. Yirmi dört saatlik idrar toplanır. Deney tüpüne yarıdan fazla konarak, kaynatılır. Üzerine iki üç damla asetik asit konarak, albümin çöktürülür. Süzgeç kâğıdından süzülür. Süzüntüden deney tüpünün üçte birine kadar konur. Üzerine aynı miktarda sodyum hidroksit çözeltisi ve birkaç damla bakır hidroksit Cu(OH)2 çözeltisi konur. Çözelti koyu mavi olur. Alevde ısıtıldığında kaynamaya başlamadan önce sarı bakır-I-hidroksit (CuOH) bulanıklığının görülmesi, şeker olduğunu belirtir. Sarı turuncu bulanıklık, yavaş yavaş hasıl olursa, şekerin az olduğunu gösterir. Kaynayınca hâsıl olursa, şeker çok az demektir.
Önceki Paylaşımlar