Hemoglobin

Hemoglobin, Kanda solunum organından dokulara oksijen, dokulardan solunum organına ise karbondioksit ve proton taşıyan protein. Eritrositlerin içerisinde bulunurlar. Oksijeni +2 değerlikli demir içeren hem molekülleri ile bağlarlar. Başlıca sentez yeri eritrosit üretimi sırasında kemikiliğidir Yaş cinsiyet ve türe göre küçük farklılıklarla da olsa belli bir değerin altında bulunmalarına anemi, fazla bulunmasına ise polistemi denir.

Hemoglobin

Hemoglobin, Kanda solunum organından dokulara oksijen, dokulardan solunum organına ise karbondioksit ve proton taşıyan protein. Kırmızı kan hücrelerinde (alyuvarlarda) bulunan, kanın oksijen ve karbondioksit taşıma işini yapmasında görevli, demir ihtiva eden solunum pigmenti. Alyuvarlara kırmızı rengini, sağlıklı kişilerin cildine pembe görünüşü veren bu maddedir. Omurgalılar ile bazı omurgasız hayvanların gaz taşıma pigmentidir. Diğer hayvanlar başka pigmentlere sahiptir. Eritrositlerin içerisinde bulunurlar. Oksijeni +2 değerlikli demir içeren hem molekülleri ile bağlarlar. Başlıca sentez yeri eritrosit üretimi sırasında kemikiliğidir Yaş cinsiyet ve türe göre küçük farklılıklarla da olsa belli bir değerin altında bulunmalarına anemi, fazla bulunmasına ise polistemi denir.

Sentezi

Vucutta her gün yıkıma uğrayan hemoglobin miktarını yerine koymak üzere yaklaşık 5-6 gram kadar hemoglobin sentez edilir. Proeritroblastlar hemoglobin sentezinin önemli kısmını gerçekleştirirler; retikülositde hemoglobin sentez etme oldukça düşmüştür. Olgun eritrositler, hemoglobin sentez edemezler.

Hemoglobinin ana görevi dokular ile akciğer arasında oksijen ve karbondioksit taşınmasını temin etmektir. Nefes alma esnasında akciğerlere giren havanın oksijeni kandaki hemoglobin tarafından bağlanır. Hemoglobinin oksijenle yaptığı bu gevşek bileşiğe “oksihemoglobin” denir. Dokulara ulaştığında ise, oksijeni bırakıp karbondioksiti alır. Bu özelliğinden dolayı atardamarla gelen kan parlak kırmızı, toplardamarla dönen kan ise kirli kırmızıdır. Karbondioksit yüklenmiş kan kılcal damarlardan toplardamarlara, bunlar vasıtasıyla kalbin sağ kulakçık ve karıncığına, oradan da akciğerlere gider. Akciğerde karbondioksit serbest hale geçer ve nefes verme esnasında dışarı atılır. Dokularda teşekkül eden karbondioksitin atılmasında bir güçlük olur ve vücutta karbondioksit birikimi olursa, vücut hücrelerinin yaşamaları çok zorlaşır.

Hemoglobinin oksijen ve karbondioksit gazlarını taşıma görevi, organ ve dokuların normal görevlerini yapabilmeleri için hayati öneme sahiptir. Gaz değişimi hadisesi iki gazın dokular ve solunum havasındaki miktarlarına göre ayarlanmıştır. Akciğerlerde soluduğumuz havada oksijen fazla, karbondioksit düşük olduğundan, oksijeni alıp karbondioksiti bırakır. Dokularda ise oksijen kullanılıp karbondioksit meydana gelir. Burada fazlalaşan karbondioksit kana geçer. Bu olay, gazların kandaki kısmi basınçları ile orantılı olarak ortaya çıkan bir “diffüzyon” (geçişim) hadisesidir.

Hemoglobin molekülü iki kısımdan ibarettir. Birincisi vücuttaki protein havuzunda sentezlenen dört polipeptid zincirli bir protein olan “globin”; ikincisi ise, ortasında demir bulunduran “porfirin” halkalarıdır. Hemoglobinin yapısına girdiğinden demir eksikliğinde kandaki hemoglobin miktarı azalır. Hamilelikte ve çeşitli sebeplerle meydana gelen kan kayıplarında ve kansızlıklarda hekimin hastalara demirli ilaçlar tavsiye etmesinin sebebi budur.

Hemoglobin miktarı 100 mililitre kanda erkeklerde ortalama 15, kadınlarda ortalama 13 gramdır. Doğumdan hemen sonra bebekteki hemoglobin miktarı 20 gram dolaylarındadır. Bunun yarısından fazlası ayrı bir hemoglobin türü olan cenin hemoglobinidir. Yetişkinlerde bulunan asıl hemoglobin “Hemoglobin A1” denilen şekildir. Bazı hemoglobin hastalarında (Hemoglobinopati) kandaki normal hemoglobin miktarı azalır ve patolojik (anormal) hemoglobinler artar.

Hemoglobinin yıkımı, yaşlanan alyuvarların parçalanmasıyla başlar. Açığa çıkan hemoglobinden önce “hem” kısmından “globin” kısmı ayrılır. Hem yapısı oksidasyona uğrayarak “biliverdin” maddesi meydana gelir. Bu madde de bir ferment yardımı ile sarılıklarda kanda artan “bilirübin”e dönüşür.

Hemoglobin

1. anlamı Soluk alma aracıyla organizmanın hücreleri arasında oksijen ve karbon gazını iletmeyi sağlayan, birleşiminde demir, azot, oksijen, hidrojen, kömür ve kükürt bulunan alyuvarların en önemli maddesi.
2. anlamı (i). hemoglobin.,hemoglobin.
3. anlamı hemoglobin.

Hemoglobin

Hemoglobin İngilizce anlamı ve tanımı

Hemoglobin anlamları

  1. (noun) The normal coloring matter of the red blood corpuscles of vertebrate animals. It is composed of hematin and globulin, and is also called haematoglobulin. In arterial blood, it is always combined with oxygen, and is then called oxyhemoglobin. It crystallizes under different forms from different animals, and when crystallized, is called haematocrystallin. See Blood crystal, under Blood.

Hemoglobin tanım:

Kelime: he·mo·glo·bin
Söyleniş: 'hE-m&-"glO-b&n
İşlev: noun
Kökeni: International Scientific Vocabulary, short for earlier hematoglobulin
1 : an iron-containing respiratory pigment of vertebrate red blood cells that consists of a globin composed of four subunits each of which is linked to a heme molecule, that functions in oxygen transport to the tissues after conversion to oxygenated form in the gills or lungs, and that assists in carbon dioxide transport back to the gills or lungs after surrender of its oxygen
2 : any of numerous iron-containing respiratory pigments of invertebrates and some plants (as yeasts)

Hemoglobin ile eşanlamlı (synonym) kelimeler

Haemoglobin,

İlgili konuları ara

Yanıtlar