Herbert Marcuse

1898-1970 yılları ara­sında yaşamış olan Alman asıllı ünlü Ame­rikan düşünü

Frankfurt Okulu mensuplarından biri olan Marcuse, Marksist teoriyi 1920’den itibaren değişen tarihsel koşullarla uyumlu hale getirmenin mücadelesini vermiştir. Bu amaçla, eleştirel Marksizmin kendi versiyonunu öne süren ve 1960’lı yıllardan başlayarak ulusla­rarası bir ün kazanan Marcuse, Amerika Bir­leşik Devletleriyle Avrupa’daki yeni sol ha­reketin destekçisi ve savunucusu olmuştur.

Herbert Marcuse

1898-1970 yılları ara­sında yaşamış olan Alman asıllı ünlü Ame­rikan düşünür.

Frankfurt Okulu mensuplarından biri olan Marcuse, Marksist teoriyi 1920’den itibaren değişen tarihsel koşullarla uyumlu hale getirmenin mücadelesini vermiştir. Bu amaçla, eleştirel Marksizmin kendi versiyonunu öne süren ve 1960’lı yıllardan başlayarak ulusla­rarası bir ün kazanan Marcuse, Amerika Bir­leşik Devletleriyle Avrupa’daki yeni sol ha­reketin destekçisi ve savunucusu olmuştur.

O, 1928 yılında yayımlanan ilk makale­sinde, fenomenoloji, varoluşçuluk ve Mark­sizmin bir sentezini yapmıştır. 1933 yılında, Marx‘in Okonomischephilosophische Ma­nuskriple ve Felsefe Yazıları adlı kitabını tanıtan Marcuse, böylelikle Marksiz­mm genç Marx’ın düşünceleri ve eserlerinin bakış açısıyla yeniden yorumlanması yolunu açmıştır.

1934 yılında, Nazi zulmünden kaçarak, Amerika Birleşik Devletleri’ne göç eden Marcuse, burada ilk büyük eseri olan Rea­son and Revolution ve Devrim’i yaz­mış ve modern toplum teorisinin doğuşunu incelemiştir. 1955’yılında yayınlanan Eros and Civilisation ve Uygarlık adlı ese­rinde, o, Marx ve Freud’un bir sentezini yapmış ve baskıcı olmayan bir toplumun anahatlarını çizmeye çalışmıştır. 1958 yılın­da yayınlanan Soviet Marxism Marksizmi adli eseriyle, 1964 yılında ya­yınlanan Öne Dimensional Man Bo­yutlu İnsan adlı eserinde, hem Batı kapita­lizmini ya da ileri kapitalist toplumları ve hem de komunist toplumları yoğun bir bi­çimde eleştirmiştir. Başka bir deyişle, yok­sullaşmanın giderek artacağını ve sömürü­len sınıfın bilinçlenmesinin devrime yol açacağını savunan Marx’ı eleştiren Marcu­se, sanayileşmiş refah toplumlarının işçi sı­nıfını kendi içinde erittiğini, bu sürecin tü­ketim özlemi, yüksek ücretler ve medya yoluyla sağlandığını söylemiştir. O, gele­neksel toplumlardaki fonksiyonel baskının, üretimin büyük bir hızla arttığı günümüz refah toplumunda fonksiyonel olmaktan çık­tığını ve bir üst baskıya dönüştüğünü öne sürmüştür. Üretimin tek amaç olduğu, günü­müzün totaliter, sanayi toplumunda, çok bo­yutlu bir varlık olan İnsanoğlu Marcuse’e göre, tek boyutluluğa indirgenmiş ve kendi­sine yabancılaşmıştır.

O, söz konusu eleştirinin ardından, este­tik ve biyolojik değerlerin yüceltildiği bir toplum düzeni arayışına girmiştir. Gelece­ğin toplumuna ilişkin görüşleriyle özgürlük­çü bir anarşist olarak nitelenen Marcuse, özgür, güzel, aydınlık, cinsel içgüdülerin bastırılmadığı, herkesin yeteneğine göre özgürce çalıştığı, çalışmanın bir oyun haline getirildiği, devletin baskıcı görevine gerek duyulmayan bir toplum düzenini özlemiştir.

İlgili konuları ara

Yanıtlar