Salgurlular

Salgurlular (1147-1284) İran’ın Fars bölgesinde, Oğuzların Üçoklar boyuna mensup Salgur veya Salur Kabilesi tarafından kurulan bir devlet. Devletin kuruluşu sırasında başta bulunanlar atabeg unvanını kullandılar. Bu unvan, daha ziyade hanedanların tesisi için bir basamak oldu, daha sonra sultan ve hükümdar karşılığında kullanıldı.

Salgurlular

Salgurlular (1147-1284) İran’ın Fars bölgesinde, Oğuzların Üçoklar boyuna mensup Salgur veya Salur Kabilesi tarafından kurulan bir devlet. Devletin kuruluşu sırasında başta bulunanlar atabeg unvanını kullandılar. Bu unvan, daha ziyade hanedanların tesisi için bir basamak oldu, daha sonra sultan ve hükümdar karşılığında kullanıldı.

Fars bölgesinin fethine, hazret-i Ömer zamanında teşebbüs edilmiş, 649 (H. 29) yılında Basra Valisi Abdullah bin Amr tarafından bölgenin tamamı İslam topraklarına katılmıştı. Abbasiler zayıflayınca, bölge Saffarilerin eline geçti. Daha sonra Büveyhiler hakim oldu. Tuğrul Bey zamanında Selçuklu Türklerinin eline geçti. Fakat dağlık bölgeler, bölgenin yerli hakimleri olan Şebankarelerin elinde kaldı. Selçuklu Emiri Atabeg Çavlı, onlarla uzun yıllar mücadele etti. Bölge, Irak Selçukluları'na bağlı atabeglerin hakimiyetine geçti.

Bu sırada Fars bölgesi, Salgurluların büyük bir göç hareketine sahne oldu. Cemaatin başında bulunan Emir Mevdud, Atabeg Bozaba tarafından yerine naip olarak tayin olundu. Bozaba’nın ölümü ile Irak Selçuklularından Melikşah, Fars bölgesine hakim oldu. Aynı yıllarda ölen Mevdud’un yerine oğlu Sungur geçti. Sungur, bölgeye hakim olan Melikşah’a atabeg unvanı ile yardımcı oldu. Keyfi hareket eden Melikşah, devlet işlerinden uzak duruyor, halka karşı kötü davranıyordu. Bir bahane ile Atabeg Sungur’un kardeşini öldürttü. Sungur, kabilesi Salgurluları da yanına alarak, Şiraz’dan çıkıp gitti. Melikşah’ın tekliflerini reddedip baş kaldırarak, onu yendi. 1148’de Şiraz’ı ele geçirip merkez yaptı ve devletin temelini attı.

Fars hakimiyetini kaybeden Melikşah, amcası ve Irak Selçuklu Sultanı Mesud’dan yardım istedi. Aldığı yardımcı kuvvetlerle Fars üzerine yürümesine rağmen, tekrar yenildi. Bu husustaki seferlerinin hepsi neticesiz kaldı ve her defasında Sungur’a mağlup oldu. Böylece Fars bölgesi, tamamen Atabeg Sungur’un hakimiyetine girdi. Atabeg Sungur, Kirman Selçukluları Sultanı Birinci Muhammed ile dostluk kurdu.

Sungur, on üç sene saltanat sürdükten sonra Margzar-ı Beyza’da 51 yaşında öldü (1161). Şiraz’da kendi adıyla anılan Sunguriyye Medresesine defnedildi. Adaletli, dindar, hayırsever ve mütevazı bir sultandı. Oğlu Tuğrul, küçük yaşta olduğu için yerine kardeşi Zengi geçti.

Atabeg Zengi, bir müddet sonra Abbasi halifesinin veziri Yahya bin Hubeyre’nin teşvikiyle Irak Selçuklu Sultanı Arslanşah’ın yerine şehzade Mahmud bin Melikşah adına hutbe okuttu. Lakin müttefiki Rey Valisi Emir İnanç; Sultan Arslanşah’a itaatini bildirince, Zengi yalnız kaldı. Sultan ve Atabeg İldeniz, onu sulh yoluyla kazanmak istediklerinden, Zengi’ye haber göndererek huzura çağırdılar. Önce gitmek istemeyen Zengi, sonra İsfahan’da bulunan Sultan Arslanşah’ın huzuruna varıp itaatini bildirdi. Böylece Salgurlu Devleti, 1165 yılında Irak Selçuklularına resmen tabi oldu.

Atabeg Zengi’nin, bir müddet sonra Fars halkına kötü davranmaya başlaması, halkın Huzistan Hakimi Şumla’yı bölgeye davet etmesine sebep oldu. Fars bölgesine sefer düzenleyen Şumla, Zengi’yi yenerek Şebankarelilere sığınmaya mecbur bıraktı ve Fars bölgesine hakim oldu. Fakat o da halka iyi davranmadı. Salgurlu askerleri, yaptıklarına pişman olup Zengi’nin yanında toplandılar. Askerleriyle Fars’a giren Zengi, bölgeye yeniden hakim olunca, Şumla bölgeyi terk etmek mecburiyetinde kaldı. Zengi, Kirman Selçuklu Sultanı Melik Tuğrulşah’ın ölümünden sonra meydana gelen taht mücadelelerine karıştı ve yardımıyla İkinci Turanşah, tahtı ele geçirdi. Bu tarihten itibaren Salgurlular, Kirman Melikleri tarafından yardım hususunda başvurulan ilk merci durumuna gelmişlerdi. Kirman siyaseti üzerinde ve meliklerin tahta geçişlerinde Salgurlu tesiri büyüktü. Bu, onların bir müddet sonra Kirman eyaleti üzerinde kuracakları hakimiyetin ilk belirtileriydi.

Atabeg Zengi’nin 1178 senesinde ölümü üzerine yerine beş oğlundan, daha önce veliaht tayin ettiği Tekle geçti. Tekle’nin ilk senelerinde, Âzerbaycan Atabegi Cihan Pehlivan, Fars’a akın düzenleyerek Şiraz’ı yağmaladı ve halktan birçok kişiyi öldürdü (1180). Bir süre sonra Tekle’ye karşı amcasının oğlu Tuğrul, saltanat iddiasında bulundu ise de, başarılı olamayarak Şebankare emirlerine sığınmak mecburiyetinde kaldı. Tekle, akrabalıktan dolayı Tuğrul’u affetti. Tuğrul, bu sefer Irak’a gitti ve Âzerbaycan Atabegi Cihan Pehlivan’dan yardım sağlayıp Fars üzerine yürüdü ve bunu iki üç sefer tekrarladı. Fakat, başarılı olamadı ve 1181 senesinde esir alınarak öldürüldü.

Harezmşahlar'ın, Merv ve Serahs şehirlerini ele geçirmeleri üzerine buralarda yaşayan Oğuzlar, Fars ve Kirman’a göç ettiler. Salgurluların kuvveti karşısında, bunlardan Fars’a gelenler, seslerini çıkaramadılar. Kirman’a giden Oğuzlar ise, Kirman Selçuklularının zayıflığından faydalanarak bölgeye hakim oldular. Devlet ileri gelenleri, Tekle’den yardım istedilerse de, gönderilen yardımcı kuvvetten faydalanamadıklarından, Kirman Selçukluları, tarihe karışmış oldu (1187). Âdil, kanaatkar ve sabırlı bir sultan olan Tekle, yirmi sene saltanat sürdükten sonra, 1197 senesinde Bidek-i Fesa’da öldü.

Tekle’nin yerine kardeşi Sa’d geçti. Sa’d’ın zamanı, Salgurlular için parlak bir dönem oldu. Sa’d, başa geçtikten bir süre sonra, Fars’ta büyük bir kıtlık olduğu gibi peşinden de veba salgını çıktı. Arka arkaya gelen bu afetlerin, Fars üzerinde meydana getirdiği çöküntünün tesirlerini ortadan kaldırmaya çalışan Sa’d, topraklarını genişletmek için sefere çıktı.

Bu sırada Kirman’a, Oğuzlardan sonra, Harezmşahlar hakim olmuştu. Fakat, bölgede Oğuzlar, karışıklıklara sebep oluyorlardı. Şebankare emirleri de zaman zaman hadiselere karışıyorlardı. Neticede Şebankare Emiri Nizameddin Mahmud, Berdesir’i ele geçirdi. Bunun üzerine Kirman emirleri ve Türkler ayaklandı. Şehre Oğuzlar hakim oldularsa da, Atabeg Sa’d’ın kuvvetinden çekinerek, Berdesir’i Salgurlu ordusuna teslim ettiler. Böylece Salgurlular için Kirman hakimiyetinin ilk adımı atılmış oluyordu (1204).

Sa’d, İsfahan ve Hemedan’ı ele geçirip topraklarını genişletmek istiyordu. Hazırlıklarını tamamlayıp İsfahan üzerine yürüdü ve hiçbir mukavemetle karşılaşmadan şehre girdi. Sa’d’ın bu sefer sırasında Şiraz’ı boş bırakması, Salgurluların rakibi İldenizliler ve Şebankare emirleri için bulunmaz fırsattı. Bundan faydalanmak isteyen İldenizlilerden Atabeg Özbek, Şiraz; Şebankare Emiri Mübariz de, Kirman üzerine başarısız seferler yaptılar.

Sa’d, Kirmanlı bir devlet adamının teşvikiyle, bölgedeki hakimiyetini kuvvetlendirmek için sefere çıktı ve 9 Ocak 1209’da Kirman’ın başşehri Berdesir’e girdi. Oğuzları itaat altına almak için, Bem’i kuşattı. Bu sırada Nişabur Valisi Kezlik Han, Muhammed Harezmşah’a isyan etmiş, karşısında duramayacağını anlayınca, hakimiyet sahası bulmak için Kirman üzerine yürümüştü. Sa’d, bir hile ile Kezlik Hanı, Kirman’dan kaçırdı. Daha sonra, Oğuzlarla anlaşarak Şiraz’a döndü. Sa’d, Kirman’da kaldığı beş ay zarfında burayı düzene sokmuş ve büyük kısmını da itaati altına almıştı. Fakat daha sonra bölgeyi ihmal edince, 1213 senesinde Harezmşahlar, Kirman’ı ele geçirdiler. Sonra Fars bölgesinden Şiraz’a kadar uzanan seferler düzenlediler.

Harezmşahların Irak-ı Acem valisini Batıniler öldürünce, bölgeyi ele geçirmek isteyenler arasında yeni mücadeleler başladı. Bir yandan Atabeg Sa’d, diğer yandan da Atabeg Özbek, Irak-ı Acem’e hakim olabilmek için harekete geçtiler. Sultan Muhammed Harezmşah da, bu bölgeyi onlara bırakmak niyetinde olmadığından, büyük bir ordu ile, her iki atabeğe mani olmak için, batıya yürüdü. Sa’d, sultanın ordusu ile Rey civarında karşılaştı. Yapılan savaşta mağlup oldu ve esir düştü (1217). Daha sonra Sultan, Sa’d’ı affetti ve iki hükümdar arasında anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaya göre Sa’d, Fars’ın iki müstahkem kalesi İstahr ve Eşkenvan’ı ve ülke gelirinin üçte birini haraç olarak verecekti. Ayrıca, bütün topraklarında hutbe, Harezmşah adına okunacaktı. Sa’d, yanında Harezmli kuvvetlerle Şiraz’a dönünce, kendisini şehre sokmak istemeyen oğlu Ebu Bekr’i mağlup ederek içeri girdi. Sa’d yirmi dokuz senelik bir saltanat devresinden sonra, 1226’da Bihatzad’da öldü. Halka adaletle muamele eder ve alimleri korurdu.

Yerine hapisten çıkarılan oğlu Ebu Bekr geçti. Ebu Bekr, saltanatının ilk senelerinde Şebankarelerle mücadele ettiyse de başarılı olamadı. Sultan Celaleddin Harezmşah, İsfahan önünde Moğollarla karşılaştığı zaman, yardımcıları arasında Ebu Bekr de bulunuyordu. Ebu Bekr, yaklaşan Moğol tehlikesini bertaraf etmek için, Moğol hükümdarı Ögedey’e kardeşini elçi gönderdi ve itaatini bildirdi. Ögedey memnun olarak, Fars idaresini ona bıraktı. Buna karşılık Ebu Bekr, senelik otuz bin dinar verecekti. Ebu Bekr, Hürmüz Adası hakimiyle anlaşarak düzenlediği sefer sonunda, Basra Körfezindeki Kays Adasına hakim oldu (1229). Basra Körfezindeki hakimiyetini, Arabistan sahillerine kadar genişletti. Bazı Hind ülkelerinde adına hutbe okundu. Moğollara karşı olan sözünü yerine getirerek, dostane münasebetlerini devam ettirdi. Ancak, verilen haraçlar, yeni vergilerin konulmasını gerektirmişti. Ebu Bekr, Şiraz’da hastalanarak, 1260’ta yetmiş yaşında öldü. Yerine oğlu İkinci Sa’d geçtiyse de, on iki günlük bir hükümdarlıktan sonra öldü. Yerine, henüz çocuk yaşta olan oğlu Muhammed geçti. Yaşının küçüklüğü sebebiyle naipliği annesi Bibi Terken Hatun’a verildi. Terken Hatun, devlet idaresini doğrudan doğruya ele aldı ve halkın refahını sağlamaya ve ülkeyi karışıklıklardan korumaya çalıştı. Muhammed, iki sene yedi aylık bir saltanattan sonra, 1262 yılında sarayın damından düşüp öldü.

Muhammed’in yerine devlet erkanı ve ordunun kararı ile Muhammedşah geçti. Muhammedşah, tahta geçer geçmez duruma hakim oldu. Terken Hatun’un sözlerine iltifat etmeyip, otoritesini engelledi. Muhammedşah, İlhanlı Hükümdarı Hülagu’nun çağrısına uymayıp, yanına gitmemesi üzerine, bu fırsatı kaçırmayan Terken Hatun, emirlerle birleşerek Muhammedşah’ı tahttan uzaklaştırdı ve Hülagu’nun yanına gönderdi.

Sekiz aylık bir saltanattan sonra tahttan indirilen Muhammedşah’ın yerine Selçukşah geçti. Selçukşah, tahta geçince devlet için zararlı gördüğü bir kısım devlet adamını ortadan kaldırdı. Devlet idaresinde kuvvetli duruma gelen Terken Hatunla evlenen Selçukşah, onu öldürtünce, Salgurlu Devletinin yıkılışına sebep olacak hadiseler birbirini kovaladı. Selçukşah, daha sonra Şiraz’daki Moğol komutanlarını öldürtünce, Hülagu, üzerine bir ordu gönderdi. 1263 yılında Kazerun’da yakalanarak öldürüldü.

Selçukşah’ın ölümünden sonra tahta İkinci Sa’d’ın kızı Abiş Hatun geçti. Abiş Hatunun ilk aylarında, Kadı Şerefeddin İbrahim ayaklandı ise de, isyan kısa sürede bastırıldı ve taraftarları da dağıtıldı. Abiş Hatun, daha sonra Hülagu’nun yedi yaşındaki oğlu Mengü Timur ile göstermelik olarak evlendirildi. Daha küçük yaşta olan Abiş Hatun, idari işlere karışmıyordu. Bu sırada Fars’ta, tam bir Moğol hakimiyeti sürmekte; devleti, İlhanlı hükümdarlarının gönderdiği komutanlar idare etmekteydi. Sultan Ahmet Teküdar, Fars’ın devamlı karışıklık içinde bulunması ve bölgedeki Moğol devlet adamlarından memnun olmaması üzerine, sarayında bulunan Abiş Hatun’un Şiraz’a dönmesine izin verdi (1284). Bir süre sonra, Moğollar tarafından bölgeyi idare etmek için gönderilen Seyyid İmadeddin’in öldürülmesi üzerine, Abiş Hatun, hükümdar Argun tarafından huzuruna çağırıldı. Tebriz’de muhakeme edilen Abiş Hatunun, yeniden Şiraz’a dönmesine izin verilmedi. Nihayet 1286 senesinde ölünce, Fars’ta Salgurlu hakimiyeti son buldu ve bölge, resmen Moğol idaresi altına girdi.

Salgurlu devlet teşkilatı, Büyük Selçuklu Devleti'nin bir kopyasıdır. Devletin başında sultan veya hükümdar yerine atabeg unvanı taşıyan bir hanedan üyesi bulunmaktaydı. Lakapları genellikle muzafferüddin idi. Salgurlu saray mensupları arasında, “hacibler, silahdar, taşdar, hansalar, hazinedar, nedimler, sakiler, ferraşlar, çomakdar ve hadimler” bulunurdu. Divan-ı Âla veya Divan-ı Atabegi adıyla anılan büyük divan, vezirin başkanlığında vazife yapmaktaydı. Ayrıca Divan-ı Tuğra, Divan-ı İşraf ve Divan-ı Ârız isminde divanlar vardı. Ordu teşkilatı da Selçuklu ordu teşkilatı gibiydi. Salgurlu ordusu, üç ana kısımdan meydana geliyordu. Bunlar; gulam (köle), Türkmenler ve vassal devlet kuvvetleriydi.

Salgurlu atabegleri, kültür ve imar faaliyetlerine büyük önem vermiştir. Özellikle Şiraz’da mescitler, ribatlar ve hastaneler yapılmış, şehir, bağ ve bahçelerle süslenmişti. Atabeg Sungur’un Şiraz’da yaptığı eserlerin başında kendi adına inşa ettirdiği Sunguriye Medresesi gelmektedir. Ayrıca Şiraz yakınında su kanalları ve yolları açtırdı. Atabeg Sa’d’ın yaptırdığı en önemli eserlerden biri, bugün bile Şiraz’da mevcut olan Mescid-i Nev veya Mescid-i Atabegi adıyla meşhur Cami-i Cedid-i Şiraz’dır. Bundan başka birçok mimari eser inşa ettirmiştir. Vezir Amideddin Ebu Nasr da kendi adına izafeten Âmidiye adıyla meşhur bir medrese yaptırmıştır.

Moğolların, Harezmşahları tarih sahnesinden silmesi, Salgurluların Moğol itaatine girmesine sebep olmuştu. Bu siyasetleri uzun müddet bölgeyi Moğol taarruzundan uzak tutmuş ve Salgurlu başşehri Şiraz, onların önünden kaçan birçok ilim adamı ve edibin sığınağı olmuştur. Salgurluların ilim ve sanat hamiliği, Şiraz’ı bir kültür merkezi haline getirmiştir. Ebü’l-Mübarek Abdülaziz bin Muhammed, Zeyneddin Muzaffer bin Ruzbihan, Ebü’l-Feth en-Niziri, Ebü’l-Abdurrahim bin Muhammed es-Servistani, Kadı Sıraceddin Ebü’l-Izz Mükerrem, Kadı Şerefeddin Muhammed, Şihabüddin Feyzullah Tudepuşti, Sadreddin Ebü’l-Meali, Emir Asıleddin Abdullah, Fakih Müşerrefeddin, İzzeddin Mevdud, Kadı Cemaleddin Ebu Bekr, Kadı Mecdüddin İsmail, Fakih Saineddin Hüseyin, Şeyh Necibeddin Ali, Kadı Beydavi, Kutbeddin Şirazi, Sadi-i Şirazi gibi pek çok alim ve edip, Salgurlu hakimiyeti altında yetişmiş ve hizmetlerini sürdürmüşlerdir.

Adil idareleri sebebiyle halk tarafından sevilen Salgurlu sultanları, Selçuklulardan sonra, Türk hakimiyetinin yüz otuz sekiz sene Fars’ta devam etmesini sağlamış olmaları sebebiyle, Türk tarihi açısından önemlidir.

Salgurlu Atabegleri

Tahta Geçiş Tarihleri

Muzafferuddin Sungur 1148-1161

Muzafferuddin Zengi 1161-1178

Tekle 1178-1198

İzzeddin Birinci sa’d 1198-1226

Ebu Bekr Kutluğ Han 1226-1260

İkinci Sa’d 1260

Muhammed 1260-1262

Muhammedşah 1262-1263

Selçukşah ?

Abiş Hatun 1263-1286

Moğol Hakimiyeti 1286

Kaynak

Rehber ansiklopedisi

Yanıtlar