Pythagoras

Sokrates öncesi filozoflar içersinde, çok önemli diğer bir isim, Miletos okulunun en güçlü rakiplerinden biri olarak bilinen Pythagoras’dır. Çok önemli bir bilim adamı olmasına karşın, ruhun ölümsüzlüğü ile insan yaşamını düzenleyen kurallar üzerinde yoğunlaşarak, felsefenin doğuşuna büyük katkıda bulunmuştur.

Sokrates öncesi
Sokrates M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür, filozof. Pla­to'un hocası olan Sokrates, görüşleri, tar­tışmaları yeni iktidarın temsilcileri tarafın­dan beğenilmediği için, yeni tanrılar icad ettiği, görüş ve tartışmalarıyla, gençleri baş­tan çıkardığı gerekçesiyle ölüme mahkum edilmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
filozoflar içersinde, çok önemli diğer bir isim,
Filozof en genel anlamda, düşünce ve teorileriyle başta kendisi olmak üzere halkının ve insanlığın ufkunu genişletmiş bir şeylerin yepyeni perspektiften görülmesini sağlamış kişi. Biraz daha özel bir anlam içinde, hayata iyi yönleriyle bakan, hoşgörülü, güçlükleri tevekkülle karşılayan kalender kimse. Felsefe yapan kimse kimseye denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Miletos okulunun en güçlü rakiplerinden biri olarak bilinen Pythagoras’dır. Çok önemli bir bilim adamı olmasına karşın, ruhun ölümsüzlüğü ile insan yaşamını düzenleyen kurallar üzerinde yoğunlaşarak, felsefenin doğuşuna büyük katkıda bulunmuştur.

Pythagoras, bir
Anadoluda Miletus şehrini kuran kahraman Apollon ile Deione'nin oğlu. Menderes nehrinin kızı Kyane ile evlendi. Kaunos ve Byblis adında iki çocuğu oldu.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
filozof ve
En genel anlamda, düşünce ve teorileriyle başta kendisi olmak üzere halkının ve insanlığın ufkunu genişletmiş bir şeylerin yepyeni perspektiften görülmesini sağlamış kişi. Biraz daha özel bir anlam içinde, hayata iyi yönleriyle bakan, hoşgörülü, güçlükleri tevekkülle karşılayan kalender kimse.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
bilim adamı olmanın yanında, 48. Olimpiyatlarda yumruk döğüşü dalında madalya alacak kadar güçlü bir bünyeye de sahipti. Bu özelliği ona, akli melekelerindeki güçlülük yanında, (Akl-ı hikmet)
Bilim (Os. İlim, Mâlumât,. Vukûf, Mârifet, İlmî müdevven, Fen; Fr., İng. Science, Al. Wissen, Wissenschaft; İt. Scienza) Yöntemli bilgi... Önceleri bilgi terimiyle eşanlamda kullanılan bilim terimi, günümüzde olayların yasalarını bulmak amacını güden araştırmaları dile getirmektedir. Bilim, yöntemle elde edilen ve pratikle doğrulanan bilgidir. Bu yüzden de idealizmle bağdaşamaz, çünkü idealist bilgi pratikle doğrulanamaz.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
fizik alandaki kuvvetini, (
Fizik, gözlenebilir evrenin temel bileşenleri arasındaki etkileşmelere ve maddenin yapısına ilişkin temel sorunlarla ilgilenen bilim. Fizik sözcüğü, Eski Yunancada "doğa" anlamına gelen physis'ten türemiştir. Uzun süre doğa felsefesi olarak anılan fizik, doğanın makroskopik ve mikroskopik tüm görünümlerini inceleme konusu olarak seçmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
kuvvet) ahenk (güzellik) içerisinde kullanma imkanı vermiştir.

Orpheus'dan 200 yıl sonra, (İ.Ö. 570) Samos (Sisam) adasında doğan Pythagoras, Delph mabedinde inisiye edildi. "Orpheic" doktrini öğrendikten sonra, Samos
Duran bir cismi harekete geçirebilen, hareket etmekte olan bir cismi durdurabilen, cisimlerin hızını ve şeklini değiştirebilen etki. Kuvvet, vektörel bir büyüklüktür. Fiziğin ençok kullanılan kavramlarından biri olup, kendisi ancak tesiri ile anlaşılır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tiran
Tiran, Arnavutluk'un başkenti ve en büyük şehri. 353.700 (2003) kişinin yaşadığı şehir uzun yıllar Osmanlı Devleti'nin idaresinde kaldı ve Balkan Savaşları'ndan sonra Osmanlıların elinden çıktı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
'e karşı olduğu için adadan ayrılarak, Mısır'a (Menfis'e) gitti. Hermes mabedinde inisiye edilen düşünür, burada 22 yıl, Osiris rahipleri ile birlikte kalmış ve büyük üstatlığa kadar yükselmiştir. Bu dönemde
Mısır< (Arapça: Mısr/Masr, مصر) adıyla bilinen Mısır Arap Cumhuriyeti (Arapça: Gumhûriyet Masr'al Arabiye, جمهورية مصر العربية) Kuzey Afrika'nın en kalabalık ülkesidir. Nüfusun büyük bir bölümü Nil Nehri boyunca yerleşmiştir. Mısır, Kuzeydoğu Afrika'da yer alan, Kuzeyden Akdeniz ve doğudan Kızıldeniz'le kuşatılmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İran hükümdarı Gambis, Mısır’ı istila ederek, bir çok hermetik rahip ile birlikte Pythagoras’ı da esir ederek Babil’e sürdürmüştü. Güvenini kazandığı Babil Kralı sayesinde,
İran İslam Cumhuriyeti Asya’nın batısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Hazar Denizi, doğusunda Afganistan ve Pakistan, batısında Türkiye ve Irak, güneyinde Basra ve Umman körfezleri bulunur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Fenike, Kalde ve
Fenikeliler ya da Fenike Uygarlığı, eski çağlarda yaşamış Sami ırkından Akdenizli bir kavim. Kendilerini Kenaniler adıyla zikrettikleri sanılmaktadır. Fenikelilerin kendi dillerinde kendilerine ne ad verildiği tam olarak bilinmemektedir Hititler gibi ama "Kenaani" olduğu tahmin edilmektedir. Kenaani "tüccar" anlamına gelir ki herhalde Fenikeliler'i en iyi anlatan kelimelerden biridir. Doğusunda Lübnan Dağları, batısında Doğu Akdeniz kıyıları, güneyinde Ras Nakura Burnu, kuzeyinde Asi Irmağı bulu
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hindistan’ı gezerek, yeni fikir ve görüşler edinen Pythagoras, Sümer medeniyetinin yaşayan tüm eserlerini inceleme imkanı bulduğu bu şehirde, Baal mabedine girerek 12 yıl geçirmiştir. Sümer rahipleri, sürgündeki Mısırlı inisiyeleri kendilerinden kabul ettikleri için, Güneş odaklı inanç sisteminin hakim olduğu öğretilerinin bütün sırlarını, ona da açıkladılar.
Hindistan, ya da resmî adıyla Hindistan Cumhuriyeti (Hintçe: Bhārat Gaṇarājya; İngilizce: Republic of India), Güney Asya'da bulunan bir ülkedir. Yüzölçümü açısından dünyada en büyük yedinci ülkesidir. Nüfusu en kalabalık ikinci ülkedir, ve dünyanın en büyük demokrasisidir. Güneyinde Hint Okyanusu, batısında Umman Denizi ve doğusunda Bengal Körfezi olan ülkenin deniz kıyısı 7.517 kilometre uzunluktadır. Başkenti Yeni Delhi'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hermes mabedindeki esrarlı tefekkür derecelerinin, Baal mabetlerinde de aynen yaşadığını gören Pythagoras, burada da, üstad olarak tanındı.

Pythagoras, 34 sene sonra, İran hakimiyeti altına girmiş bulunan,
Tanrıların ulağı habercisi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sisam’a döndü. Öğretisini, Delph mabedindeki rahiplere vermekte güçlük çektiği için, bir yıl sonra güney
Sisam (Yunanca'da Samos, Σάμος) Yunanistan'da, Ege Denizi'nde, Dilek Yarımadası'nın karşısında bir adanın, bu adanın en büyük yerleşim merkezi olan şehrin ve merkezi bu şehir olan ve Sisam adasını ve yanıbaşındaki Ahikerya (Yunanca'da Ικαρία, İkarya) adasını ve bölgedeki birkaç küçük adayı kapsayan idari bölgenin (nomos) adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İtalya'daki müreffeh Yunan kentlerinden birine, Crotana'ya geçti ve kendi okulunu kurdu. Öğrencilerine, ahlak, siyaset ve din öğretmekte ve bu bilimlerin tümüne “mathematalar” demektedir.
İtalya Cumhuriyeti ya da kısaca İtalya (İtalyanca:Repubblica Italiana) Avrupa'nın güneyinde, çizme biçimli bir yarımadanın ve Akdeniz'de Sicilya ve Sardinya adalarının üzerine kurulmuş bir ülkedir. Kuzeyinde Fransa, İsviçre, Avusturya ve Slovenya ile komşudur. San Marino ve Vatikan şehir-devletleri de bütünüyle İtalyan topraklarıyla çevrilidir. İtalya devleti vatandaşı olanlar ya da soyu İtalya ile bağlantılı olan kişilere İtalyan denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hermes ve Baal mabetlerinde edindiği ezoterik bilgilere dayanan öğretisine, Yunanca “ermişler” anlamına gelen “Epifani” (Yunanca Epiphany, tecelli - tanrı ya da tanrıçaların insan biçiminde görünmesi) ismi verildi. Ezoterik anlamda, ulaşılabilecek son nokta sayılan “Epifani’lik” (ermişlik) mertebesinin, İslam tefekkürü içerisindeki karşılığı, “evliyalık” olarak düşünülmelidir. Okula giriş, Hermes ve Baal okullarında olduğu gibi, çok titiz araştırmalar ve sınavlardan sonra gelen, gizli ve özel inisiyasyon törenlerine bağlamıştı. Zamanla öğretiye kabul edilmeyenler, okula karşı mücadeleye giriştiler. Nihayet bir ayaklanma sonunda mabet yıkıldı. Pythagoras da, yanarak öldü. Bir başka rivayete göre filozof, yine güney İtalya'da bir Yunan kenti olan Metapontion'a kaçtı ve orada öldü. (İ.Ö. 500)

Öğretisi, "Orpheic" kült'ün büyük ölçüde etkisinde kalmış,
Tanrıların ulağı habercisi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ezoterik bir dini tarikat olarak mütalaa edilir. Böyle olmasına rağmen, bilim ve san'at ile de çok yakından ilgilenmiş, özellikle matematik, astronomi ve müzik alanında önemli tezler ileri sürmüştür.

Felsefe tarihi çerçevesinde, Pythagoras Okulunun üç önemli özelliği vardır;

1- İlkçağ Yunan felsefesinde, İyonya’da kurulmuş olan doğu geleneği karşıtı olarak, batı geleneğini temsil eder.

2- Pythagorasçı Okul, felsefeyi doğuran motifi değiştirmiştir. İyonya’da filozoflar, salt teorik kaygılarla, anlamak ve bilmek amacıyla felsefe yaparken, Pythagorasçılar felsefeye pratik anlamda yaklaşmışlardır. Amaç, anlamak ya da öğrenmekten çok, arınmak, bilgi yoluyla saflaşarak, Evren’in ruhuyla bütünleşmektir. Başka bir deyişle felsefeyi; varlığın nasıl ve neden meydana geldiği hakkında bir açıklama olmaktan çıkarıp, bir yaşam tarzı haline dönüştürmüşlerdir.

3-
ezoterik Daha çok astroloji alanında kullanılan bu söz, “belirli bir grup tarafından anlaşılan veya onlara hitap eden özel, anlaşılması zor, gizli her türlü bilgi” anlamında kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Felsefede madde yerine form, nitelik yerine nicelik, fizik yerine de matematik kavramları, Pythagorasçı okul ile birlikte ön plana çıkmıştır.
Felsefe, varlık, anlam ve öz sorunlarının eleştirel bir yaklaşımla araştırılmasına ve varılan sonuçların sistemli bir biçimde ortaya konmasına yönelik düşünsel etkinlik. Yokluğa karşıt olarak var olan şey. Oluşa karşıt bir şey olarak, değişmeden aynı kalan gerçeklik. Boşluğa karşıt bir şey olarak, mekanda bir yer işgal eden kalıcı gerçeklik.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İyonya’lıların, her şeyin kendisinden doğmuş olduğu maddi neden olarak aldıkları temel tözü, Pythagorasçılar matematiksel ilkeler şeklinde tanımlamışlardır.

Pythagorasçı Okul, önceleri dini bir çerçeve içinde ifade edip, sonra felsefi bir düzeye yükselttiği ruh göçü (tenasüh) inancı ve anlayışıyla tanınmıştır. İnsan varlığı, biri ruh, diğeri beden olmak üzere, iki farklı bileşenden meydana gelir. Ruh temel öge olarak, gerçek özü meydana getirmektedir. Bedenin yok olup gittiği alemde, asıl gerçeklik olan ruh, bedenden bağımsız bir varlığa sahip ve ölümsüzdür. Mutluluğun ruhta aranması gerektiğini ifade eden Pythagoras’a göre, ruhun bedenle olan ilişkisi, onun asli özünü kirletir. Ruhun tek hedefi vardır; tam anlamıyla arınmak ve tanrısal katmana yücelmek. Ruh, dünyasal yaşam boyunca işlediği fiillere, yaptığı iyilik ya da kötülüklere bağlı olarak, daha üstün ya da daha alçak bedenler içersinde yeniden doğacaktır. Bu sarmal, mutlak ölümsüzlüğe erişinceye, ya da Tanrı’ya ulaşıncaya kadar devam eder.

Pythagorasçıların bilimsel bulguları arasında, Okulun üstün başarısını eşsiz bir biçimde örnekleyen ünlü Pythagoras teoremi, en üst sırada tutulmalıdır.
İyonya Alm. Ionien (n) und ionische zivilisation (f), Fr. Ionie (f) et civilisation (f) ionienne, İng. Ionia and Ionian civilisation. İzmir ile Büyük Menderes Irmağı arasında kalan kıyı bölgeye eskiden verilen isim. Buranın en eski sakinlerine; İyonlar veya İyonyalılar denmektedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Teorem, Pythagorasçıların salt aritmetiksel ve geometrik olguları aşmış olup, bu olguları tümdengelimsel bir sistem içinde özümsediklerini gösteren, güzel bir örnektir. Öğretinin en büyük başarısı ise astronomi dalında gerçekleşmişti. Epifani (Ermişler) öğretisine göre; Evren’in merkezinde bir ateş bulunmakta ve Güneş, bu ateşin bir yansıması olarak düşünülmekteydi. Üçüncü dereceye ulaşan müritlere, Dünya’nın hem kendi ekseni ve hem de Güneş etrafında döndüğü öğretilirdi. Gökteki bütün yıldızların yaratıcı bir kuvvetten doğduğu, tüm varlıkların, büyük ruhtan (Yaratıcı Ruh’tan) zerreler taşıdığına inanılırdı. İnsan ruhunun da, “Yaratıcı Büyük Ruh”un bir parçası olduğu kabul edilmekteydi. Ölüm ile insan ruhunun, nehirlerin denizlere ulaşması gibi Tanrı’ya ulaşacağı ve dolayısiyle ruhun ölümsüz olduğu öğretilirdi. Yine üçüncü derece mensuplarına, Evren’in yaratılışı, geçirdiği safhalar ve ruh alemi anlatılırdı. Okulda iyi ahlaklı, dogmalardan arınmış ve hikmet sahibi insanlar yetiştirmek amacıyla aklın, bilim sayesinde hikmete ermesine çalışılırdı. Tıp alanında ise, Evrendeki genel uyum düşüncesini insan bedenine uygulayarak, sağlık halini, ıslak ve kuru, sıcak ve soğuk, acı ve tatlı gibi karşıt güçlerin dengede olmasına bağlamışlardı. Hastalık halini ise, bu karşıt güçlerden birinin, diğerlerine ağır basması olarak belirlemişlerdi. Hekimin görevi, bu karşıt güçler arasında yeniden eşitlik ve denge kurmak ve bedende uyumlu bir yapı oluşturmaktı. Diğer yandan, ses perdesi ile tel uzunluğu arasındaki ilişkiyi tesbit etmiş, müzikte uyumun (harmonia) sayılarla anlatılabileceği kuramından hareketle, olayların sayılar ile tabii bir yakınlığı olduğu sonucuna varmışlardı. Bu yüzden rakamları temel töz (arkhe) sayarlar. Düalist bir açıdan incelenen sayılar ile metafizik ve hatta mistik sayılabilecek kuramlar ortaya atmışlardır.

Bu anlayış Pythagoras okulunun sayıları, mekansal olarak tasarlayıp, geometrik bir biçimde ifade ettikleri anlamına gelir. Bir sayısı nokta, iki doğru, üç yüzey, dört katı cisimdir. Matematiksel ilkeler, aynı zamanda varlığın da ilkeleridir. Her nenin ya da mekan içindeki tüm cisimlerin nokta, doğru ve yüzey gibi birimlerden meydana geldiğini söylemek mümkündür. Başka bir deyişle, çeşitli noktaların yan yana gelişi, yalnızca matematikçinin imgeleminde değil, fakat dış gerçeklikte de bir doğru meydana getirir. Aynı şekilde, çeşitli doğruların birleştirilmesinden yüzeyler, yüzeylerin bir araya gelişinden katılar, ya’ni cisimler meydana gelir. O halde her cisim, dört sayısının maddi bir ifadesidir. Çünkü o, dördüncü bir terim olarak, üç öğeden, sırasıyla noktalardan, doğrulardan ve yüzeylerden meydana gelmiştir.

İlk filozoflara göre temel töz, (arkhe) bir ve tekti. (monist görüş) Pythagoras ve onu takiben Empedokles, Leukkipos, Demokritos ve Anaksagoras'ın öğretilerine göre temel töz, bir değil, çokluk olarak betimlendi. Bu plüralist görüş çerçevesinde, görünen (ampirik) Evren’deki nenlerin, kendileri değişmeyen temel tözlerden oluştuğu ileri sürüldü. “Evren bir sayılar uyumudur.” ve "Sayılar Evren’e hükmeder" diyen Pythagoras, Tanrının sayıları, özellikle bir prototip semboller dizisi olarak ortaya koyduğunu, bu nedenle her birinin, ayrı karakterler ve mesajlar içeren simgeler durumunda olduğunu söylemekteydi.

Pythagorasçı Okul, varolan her şeyin sayı olduğunu iddia ederken, sayıların ilkeleri olarak da, sınırlı ve sınırsız kavramlarını öne sürmüştür. Anaksimandros’tan etkilenerek, belirsiz ya da sınırsız fikrini, sınırsız olana şekil veren ve ondan bir uyum yaratan sınır fikriyle birleştirmiştir. Sayılar tek ve çift diye ikiye ayrılır. Tek olan sınırlı iken, çift olan sınırsızdır. Bir, aynı anda hem tek ve hem de çift olduğu için, iki temel karakteri birden taşır. Başka bir deyişle bir sayısı, sınırlamanın, onu sınırlı kılmak için, sınırsıza baskın çıkmasının sonucunda ortaya çıkar. Sayı ya da tüm sayılar, birden doğar.

“Doğadaki tüm karşıtlıkların kökü, bir ile çokluk arasındaki çelişkiden gelmektedir. Oysa “mutlak bir”, ne tek, ne de çifttir. Bir başka deyişle “mutlak bir”, teklikle çiftliğin birlikteliğidir. İlk varlık olan bir, noktadır. Nokta hareket ederek çizgi, çizgi devinerek düzey, düzey hareketle cismi oluşturur. Şu halde her cisim, bir başka sayının karşılığıdır.”

“İnsanlar bir’le sayar, bir’le düşünürler. Bir, insan ile
Matematik ve mantıkta kanıtlanması amaçlanan sav, önerme; kanıtsav.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Tanrı arasındaki ortak ilkedir. Bir, bilenle bilineni, düşünenle düşünüleni özdeşleştiren ortak ölçüdür. Bu ortak ölçünün öteki ucunu ya da Tanrı’yı niye göremiyoruz? O’nu görebilmek için, O’nunla birleşmek gerekir. O’na benzemeye ve O’na yaklaşmaya çalışılmalıdır. Gücünüz yeterse, sonsuz alemleri idrakiniz ile kucaklayınız. Bulacağınız şey, yaratıcı düşünce, bu düşünceyle birleşmiş ruh, zihin (ésprit) ve Ben olacaktır. Evren’in her yerinde rastlayabileceğiniz bu üçleme ve bu üçlemenin ilkesi olan teklikten başka bir şey yoktur. Evrensel üçleme, tanrısal vahdet (birliktelik) içindedir.

Pythagorasçılar, tek ve çift sayılar arasındaki ilinti ve farklardan da çok etkilenmişler ve
Metafiziksel düşüncede vahiy otorite ya da inanç temeli üzerinde varolduğu kabul edilen, varlık ve değerin kaynağı olan mutlak, zorunlu, yüce varlık. Doğanın bir parçası olmayan, ama doğanın yaratıcısı ya da nedeni olan, zaman ve mekan kavramlarının kendisine uygulanamayacağı, varlığa gelmiş olduğu düşünülemeyen, doğadan çok daha kudretli ve mutlak iyi olan doğaüstü, ezeli-ebedi ve sonsuz varlık.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Evren’deki her şeyi, iki katogoriye ayırma noktasına varmışlardır. Sağ tarafa bağlı olan tek sayılar, sınırlı, eril, sakin, dürüst, doğru, ışık ve iyilikle bezenmiş olup, geometride kare ile irtibatlıdır.

Buna karşılık çift sayılar sonsuzun, sonsuz şekilde bölünebilir olarak sınırsızın, çeşitlinin, sol tarafın, dişilin, hareketlinin, eğriliğin, karanlığın, kötünün ve geometride dikdörtgenin sahasına dahildir.

Tek ve çift sayılar yoluyla açıklanan, bir ile çok arasındaki bu zıtlık daha sonraları genellikle mistisizmde, bölünmemiş mutlak birlik şeklinde vurgulanmıştır. Tek sayılar bu yüzden halk inancında, hatta teolojik düşüncede önemli bir rol oynamıştır.
Evren, sonsuz uzamda bulunan tüm madde ve enerji biçimlerini içeren bütünün adıdır. Yani "evren" astronominin, astrofiziğin konu edindiği şeylerin tümüdür. İçinde "her şey" olan bu dev çorba, sonsuzluk veya hiçlik olarak tanımlanabilecek uzayın içinde yer alır. Daha doğrusu, uzaya FON olan siyah hiçliğin içindeki her şeydir evren... Dolayısıyla aslında sonsuz uzayın-hiçliğin içinde de değildir. Zira "hiçliğin" içi olmaz. Fakat olmayan şeylere de (sıfır gibi) onlardan bahsedebilmek ve düşü
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Virgil, (numero deus impare guadet) ”Tanrı tek sayılardan hoşlanır.” der. Aynı fikir İslami gelenekte de sürdürülür; “Şüphesiz Tanrı tektir ve tek sever.” Shakespeare de “tek sayılarda tanrısallık vardır.” diyor. Tek sayılardan hoşlanma meyli, ayinlerin, duaların, büyüsel sözcüklerin ve benzerlerinin tek sayılarda tekrarlanması adetine yol açmıştır. Büyü 3 veya 7 kez yapılır. Büyüsel düğümler tek sayılarda bağlanır. Dualar ya da “amin” ile biten yakarılar, üç kere tekrarlanır.

Sayıları, bir, iki, üç şeklinde değil, "monad", "diyad", "triad" şeklinde ifade etmektedir;

1- Bir sayısı "monad"dır; ya'ni tektir. Diğer rakkamlarda olduğu gibi, kendinden önce gelen bir sayı yoktur ve yine diğerlerinde olduğu gibi herhangi bir veya bir çok rakkamın toplamı değildir. Aksine, başlangıçtan sonraki rakkamların varoluş nedenidir. Bu sebeple, hiç bir benzeri olmayan önsüz - sonsuz yaşamı, tüm varlıkların bünyesinden çıktığı eril ateşi, Tanrıyı, akıl ve bilgeliği simgeler. Sembolü bir noktadır.

2- İki sayısı "diyad", Evrende varolan düaliteyi ya da “zıtların birliği” kavramını temsil eder. "Bölünmez öz ile bölünebilir cevher", "Hayatı bahşeden aktif eril prensip ile hayatın oluşumunu sağlayan pasif dişil prensip", "Osiris ile İsis"in sembolüdür. Hikmetten doğan fikirdir. Doğurgandır ve bu vasfiyle dişildir. Tanrının dişil yönünün ifadesi olup, hayatı içinde barındıran sudur. Sembolü bir çizgidir.

3- Monad ve diyad'ın birleşmesinden doğan 3 sayısı, ya'ni "triad", hikmetten çıkan fikirle oluşan eserdir. Sembolü bir üçgen olup, Osiris ile İsis'in oğlu Horus'u, ya'ni ilahi kelamı temsil eder. İnsanın kendisinden çıktığı, ateş, su ve toprak üçlemesini de betimlemektedir. Böylelikle Evren'i ve yeniden doğuş yasasını içinde barındıran prensibi simgelemektedir.

4- Dört sayısı, ya'ni "tetrad", sonsuzluğun ve ölümsüzlüğün sembolü olup, kare ile gösterilir. Kainatı kaos'dan düzene geçiren dört temel gücü, ya'ni ateş, su, toprak ve hava'yı temsil eder. (Bunlar semavi dinler tarafından, "dört baş melek" veya "mahşerin dört atlısı" olarak ifade edilmişlerdir.)

Varoluşun, dört temel enerjisini sembolize ettiğini ileri süren kaynaklar da vardır. İddiaya göre, ruh, madde, zaman ve yaşam enerjilerinin ayrı boyutlarda tezahürü, varoluşun itici gücünü oluşturmuştur.

Aristoteles tarafından adaleti temsil etmek üzere seçilen sayı da dörttür ve eş etkenlerin ürünüdür. Ya’ni ilk kare sayıdır. Pythagorasçı düşünürler için bu tür eşitlikler, keşfetmeye çalıştıkları uyum ve güzelliğin, objektif ölçülerle uyumunu ve doğruluğunu gösterir. Eflatun bile sayıların, doğanın gizemlerini çözmek için bazı anahtarlar içerdiğini kabul etmiştir. Zamanla bu fikirler, “Yeni Eflatunculuk” yanında Gnostik sistemlere taşınmış ve sayı mistizmine yol açmıştır.

5- İnsanın ve üzerinde yaşadığı Dünyanın sembolü olan 5 sayısı "pentad", beş köşeli yıldızla gösterilir. Beş köşeli yıldız, ateşi, suyu, toprağı, havayı ve bunların toplamından oluşan Dünyayı sembolize etmektedir. Diyad ve triad'ın toplamı olarak, evrensel sevginin ve evliliğin de sembolüdür.

6- Altı sayısı, (sekstad) altı ana yönü, kuzey, güney, doğu, batı, yukarı ve aşağıyı ifade eder. Altı köşeli yıldız ile sembolize edilmektedir. Günümüzde Hz. Süleyman'ın mührü diye de isimlendirilen bu sembol, ilahi adaletin rümûzudur.

7- Yedi sayısı (septad) Pythagoras'çılar için çok önemlidir. Kutsal triad ile düzen oluşturucu tetrad'ın birleşiminden meydana geldiği için, tekamül yasasının sembolü olup, dörtgen üzerine kurulu üçgenlerden oluşan bir piramit ile ifade edilmektedir. Yedi notadan oluşan müzik ile ritm ve ahengi, yedi rengin birleşimi olan beyaz ile saflık ve temizliği simgeler.

Bu sayılar dışında en önemli sayı on'dur. (dekad) "Kutsal tetrakis" adı da verilen on sayısı, ilk dört sayının, monad, diyad, triad ve tetrad'ın toplamından oluşmakta ve bu vasfı ile mükemmelliğin, kamil insanın Tanrı ile bir oluşunun sembolüdür. Kutsal tetrakis, bir eşkenar üçgen tarafından temsil edilebilir ve böylece çokluk, yine teklik haline dönüşür.

Ayrıca on rakkamı, bir ve sıfır rakamlarının yan yana gelmesi ile yazıldığından, hiçlikle, tekliğin (yoklukla, varlığın) ahengini de ifade etmektedir. Bu yüzden on sayısı, bu ahengin tezahürü olan makrokozmos'u da betimlemeli ve tüm varlıkların, makrokozmos içerisinde büyük bir ahenkle, yeniden bir araya geleceklerine ait sembolik bir mesaj oluşturmalıdır. Bir başka deyişle, eğer on ya da tetrakis en mükemmel sayı ise, bütün sayılar alanını kucaklar gibi görünmeli ve bunun sonucu kozmik düzenin uyumunda da karşımıza dikilmelidir. O halde en azından gökte, yıldız türünden dolanan 10 cisim bulunmalıdır. Bu sebeple Pythagorasçılar, kozmik düzende kendi sistemlerinin ahengini tarif etmek üzere 10 göksel cisim keşfetmeye gayret etmişlerdir. Ancak görünen sadece 9 cisim vardır. Onlar da onuncu bir cisim icat ederek öğretilerine yerleştirdiler ve adına, “görünmez bir karşı-dünya” dediler. Günümüzde, böyle bir gezegenin varlığını iddia eden ciddi kaynaklara rastlıyoruz. Bu teze göre, oldukça basık ve elliptik bir yörünge üzerinde hareket eden bu yıldız, 3600 Dünya yılında bir kere olmak üzere, gezegenimize çok yakından geçmektedir.

Pythagorasçılar sayıları geometrik şekillerle de irtibatlandırmışlardır. 3, 6, 10, 15 üçgensel sayılar, 1, 4, 9, 16, 25 karesel sayılardır. Nokta bire, çizgi ikiye, mekan, ilk önce üçgende görülebileceği için üçe ve mekan tarafından çevrilebildiği için cisim, dörde aittir.

Pythagoras'ın beşeri tekamül anlayışı :

Pythagoras'a göre insanlar arasında, bireylerin ilk ve temel özlerinden ileri gelme farklılıklar mevcut olduğu gibi, iktisap ettikleri spritüel tekamül derecesinden neş'et eden farklar da mevcuttur.

Bu bakış açısından insanlar, dört ana grupta toplanmaktadır. Şüphesiz bu gruplar da ayrıca alt bölümlere ve nüanslara tabi tutulabilmektedir.

1- İnsanların çoğunluğunda irade, etkisini özellikle bedende sürdürmektedir. İçgüdüseller (instinctifs) diye adlandırılabilecek bu insanlar, sadece maddi işlere değil, zekalarını fizik alemde geliştirmeye ve uygulamaya da yatkındırlar ve daha ziyade ticaret ve sanayi ile uğraşırlar.

2- Tekamülün ikinci derecesine mensup insanlarda irade ve şuur, ruhta ikamet etmekte, anlama yeteneğini teşkil eden ve zeka tarafından harekete geçirilen hassasiyet şeklinde kendini göstermektedir. Tinselciler (animiques) veya tutkucular (passionnels) diye adlandırabileceğimiz bu insanlar, tutkularının seviyesine göre, ya savaşçı, ya da şair olurlar. Bilim adamları ile edebiyatçıların çoğunluğu, bu kategoridedir. Tutkuları yüzünden kılıktan kılığa sokulan, sınırlı görüşleri sebebiyle dar kapsamlı fikirler içinde çırpınan bu insanlar, arı fikre ve evrenselliğe asla ulaşamazlar. Bu insanlarda zeka, çoğu kez tutkuların uşağı durumundadır.

3- İradenin, en ön planda ve bağımsız olarak saf müdrikenin bünyesinde faaliyet gösterdiği, zekanın faaliyeti esnasında, ihtirasların zorbalığından ve maddenin sınırlayıcılığından korunma alışkanlığı edinmiş üçüncü kategori insanlara, çok daha ender rastlanmaktadır. Bu nitelik, kişilerin sahip oldukları kavram ve görüşlere bir evrensellik kazandırmaktadır. Aydınlar (intellectuals) diye isimlendirebileceğimiz bu insanlar, Pythagoras ve Platon'a göre vatan uğruna şehit olanlar, birinci sınıf şairler, özellikle filozoflar ve bilgelerdir. Beşeriyeti yönetmesi gerekenler de bunlardır. Bu insanlarda tutku sönmüş değildir. Zira tutku olmadan hiç bir şey yapılamaz. Tutku, moral alemde, ateş ve enerji gibi harekete geçirici etken (Force motrice / driving force) mertebesindedir. Bu insanlarda tutkular, zekanın hizmetkarı haline dönüşmüştür.

4- En yüksek beşeri ideal, zekanın, ruh ve iç güdü üzerindeki hakimiyetine, iradenin tüm varlık üzerindeki hakimiyetini de ilave etmiş, dördüncü derece mensubu insanlar tarafından tahakkuk ettirilmektedir. Tüm güç ve yeteneklerinin üzerinde hakimiyet kurmuş olan bu kişiler, tasarruf ehli bireylerdir. Bunlar, insana özgü üçlemede, (trinité) vahdeti sağlamış kişilerdir. Hayatın tüm güçlerini bir araya getirip kümeleştiren bu harika konsantrasyon sayesinde iradeleri, diğer iradelerin içine yansıtıldığında, sınırsız sayılabilecek bir güç kazanmakta ve ışıl ışıl parlayan bir sihir haline dönüşmektedir. Bu kişilere insanlığın temel direkleri, "yüce inisiyeler", ya da beşeriyetin çehresini değiştiren bireyler diyoruz.

Kaynaklar

Eren Erbabacan

Linkler

M.Ö. 1. yüzyılda yaşamış ünlü bir Romalı şairdir. Roma İmparatorluğu'nun destanı olarak kabul edilen Aeneis 'in de yazarıdır.

Dante'nin İlahi Komedya'sındaki ana karakterlerden biridir. Vergilius bu eserde cehennemde Dante'yi gezdirmeye yardımcı olmuştur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.



Yorumlar - Lütfen konu (Pythagoras) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.