Efsane

Söylence ya da Efsane yıllarca gerçekten olmuş gibi kuşaktan kuşağa aktarılan öyküler. Söylencelerde anlatılan olaylar bazen gerçeküstü olabilir; ama çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanır. Bu öykülerin çoğu kahramanca işler yapmış kişilerle ilgilidir. Eski Yunanlı şair Homeros, İlyada ve Odysseia adlı destanlarında krallara ve kahramanlara ilişkin söylencelerden yararlanmıştır. Kral Arthur ve şövalyeleriyle ilgili birçok öykünün kaynağı söylencelerdir.

EFSANE (türkçe) anlamı

1. Masal. Uydurulmuş yalan hikâye.

EFSANE (türkçe) anlamı

2. (Farsça) Kadın ismi 1. Asılsız hikaye. 2. Masal
3. boş söz
4. saçma sapan lakırdı. - Dillere düşmüş
maşhur olmuş hadise.

EFSANE (türkçe) anlamı

5. eski çağlardan beri söylenegelen
6. olağanüstü varlıkları
7. olayları konu edinen imgesel öykü
8. söylence
9. gerçeğe dayanmayan
10. asılsız söz
11. hikâye vb..
12. bir kimsenin başarılarının
13. üstünlüklerinin
14. yaşamının abartılarak anlatılması.

EFSANE (türkçe) ingilizcesi

1. n. fable
2. tale
3. story
4. myth
5. legend
6. saga

EFSANE (türkçe) fransızcası

1. légende [la]
2. mythe [le]

EFSANE (türkçe) almancası

1. n. Legende
2. Märchen
3. Mythe
4. Sage
Efsane yada söylence, bir tabiat olayını, bir varlığın meydana gelişini, tabiat elemanlarından birinde olan bir değişikliği, olağanüstü hakikat ve akıldışı açıklamalarla anlatan hikaye. Efsanenin temeli olan olay, halkın hayalinde şekil değiştirerek ağızdan ağıza, nesilden nesile geçer. Her milletin kendi dilinde birçok efsanesi vardır. Bunlardan bazıları birçok millet tarafından benimsenmiş ve aynı efsane başka isimlerle birçok dilde yerleşmiştir.

Efsan ve fesane şekillerinde de görülen kelime aslen Farsçadır. Hikaye ve sergüzeşt manasına gelmektedir. Geçmiş halleri nakil ve anlatmak için kullanılmıştır. Zamanla hakîkatlar görünmez olmuş, halk, “mesel” muharrefi olarak “masal” şeklinde söylemiştir. Kelime; meşhur ve şayi manalarına da kullanılmıştır. Bu yönüyle dillerde destan olmuş manasına gelmiştir. Gerçekte efsane asılsız, boş mesel; kıssa ve hikaye demektir.

İnsanlar; yaşadığı coğrafyaya ait önemli gördükleri kişileri, nesneleri ve mekânları kutsallaştırırlar ve sırrını çözemedikleri konuları çeşitli biçimlerde yorumlarlar. Bunlara, yaşanmış bazı olayları da katıp nesilden nesile aktarırlar. Kutsallaştırma, yorumlama ve aktarmaların pek çoğu sözlü olarak yayılır. Bu, sonuçta bir sözlü kültür oluşturur. Efsaneler, insan ile insanı, insan ile coğrafyayı, insan ile diğer varlıkları, insan ile maneviyatı bir birine gönül bağı ile bağlayan unsurlardır. Efsanelerin konuları çoğunlukla çocuk, genç ve orta yaşlıların eğitimi ile ilgilidir. Güzel ahlâklı olmanın faydalarını ve nasıl güzel ahlâklı olunacağını işlemektedir. Onlar hilenin, düzenbazlığın, nankörlüğün, cimriliğin, kötülüğünü; dürüstlüğün, sağlam karakterli olmanın, cömertliğin güzelliklerini en iyi bir biçimde anlatmıştır.

Bu şekilde sözlü (şifahî) gelenekteki masallara Osmanlı Türkçesinde Arapça “ustûre” kelimesinin çokluk şekli olan “esatîr” denmiştir. Grekçe (Yunanca)de “mitos, mit” kelimeleri zamanla dilimize girmiş, kelime “mythe” şekliye batı dillerine de geçmiştir. Türkçede, Fransızcadan geçen “legende” kelimesinin yer yer kullanıldığı görülmüştür.

Başladığı tarih belli olmamakla birlikte bir efsanenin, bir masalın veya bir destanın çeşitli değişikliklere uğratılarak zamanımızda ayrı ayrı deyişlerle yaşadığı bir gerçektir. Bu söyleyiş şekillerindeki farklılığı ana mevzûu kaybetmemekle birlikte efsanelerde de görmek mümkündür. Efsaneler daha ziyade inançla ilgili hususlarda ortaya çıkmış, hemen her yer üzerine söylenmiş; kainattaki varlıkların ve hadiselerin oluş şekillerini, hakîkat olsun veya olmasın, bir sebebe bağlayarak izaha çalışan halk edebiyatı mahsulleridir.Kaynaklarını tarihe, dîne, menkıbelere dayandırmakla birlikte, masalları da beslenme sahasına alan efsanelerin, hakîkat olsun veya olmasın, inanç yönü asıl ağırlığı teşkil eder. Fakat efsanelerde verilen inançla ilgili meseleler; insanlığın asıl doğru inancı çerçevesinde olduğu gibi, mahallî ve millî inançların, hurafelerin de tesirinde kaldığı görülür.İnanma insanoğlunun yaratılışında olduğu için, aynı inançla ilgili husûslara dünyanın çeşitli yerlerinde rastlanmaktadır. Efsaneler, masallar gibi; şimdiki romanın ve çeşitli edebî türlerin halk arasında bulunmadığı zamanlara ait şifahî türdeki sözlü mahsullerdir.Anlatılan hadiseler insanoğlunu belirli bir yere bağlamakla birlikte mekanla ilgili isimlerin de verilmesine sebeb olmuştur.

Varlıkların yaratılışında ve hadiselerin ortaya çıkmasında efsaneler: Teogoni (çok tanrıcılık), kozmogoni (kainatın nasıl meydana geldiği), antropogoni (insanın nasıl yaratıldığı), eskatoloji (insan ve dünyanın geleceği) olmak üzere dört kolda toplanmaktadır.
Önceki Paylaşımlar