Protein

Protein

Albüminli madde; organizmanın en önemli yapı taşı. Amino asitlerin birleşmesinden meydana gelmiş karmaşık yapılı organik moleküllerdir. Kelime olarak “en önemli” mânâsına gelen protein, gerçekten de canlının en önemli maddesini teşkil eder. Bütün canlıların hücreleri protein ihtivâ eder. Proteinler hücre stoplazmasında çözünmüş hâlde bulunur. Kas, karaciğer gibi organ ve dokuların % 80-90’ı proteindir. Kemik sistemi ve yağ dokusunda ise protein daha azdır.

PROTEIN (almanca) türkçe anlamı

1. i. protein (n)

PROTEIN (inglizce) türkçe anlamı

2. i. protein

PROTEIN (türkçe) anlamı

3. canlı gözelerin ana maddesini oluşturan
4. genellikle sülfür
oksijen ve karbon öğeleri bulunan amino asit bileşiminden oluşmuş karmaşık yapılı doğal madde.

PROTEIN (türkçe) anlamı

5. Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan
6. genellikle sülfür
7. oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş karmaşık yapılı doğal madde:Hayvani protein alamayan yerlerde
8. bu yol ile fakir fukaraya et yedirebilmek imkânı hazırlanmıştır.- B. Felek.
9. 2. anlamı protein
10. prot
11. 3. anlamı protein.

Protein (almanca) ingilizcesi

1. n. protein,

Protein İngilizce anlamı ve tanımı

Protein anlamları
    (noun) In chemical analysis
2. the total nitrogenous material in vegetable or animal substances
3. obtained by multiplying the total nitrogen found by a factor
4. usually 6.25
5. assuming most proteids to contain approximately 16 per cent of nitrogen.(noun) A body now known as alkali albumin
6. but originally considered to be the basis of all albuminous substances
7. whence its name.
Protein tanım:
Kelime: pro·tein
8. Söyleniş: 'prO-tEn also 'prO-tE-&
9. n
10. İşlev: noun
11. Usage: often attributive
12. Kökeni: French proté
13. ine
14. from Late Greek prOteios primary
15. from Greek prOtos first -- more at PROT-
16. 1 : any of numerous naturally occurring extremely complex substances that consist of amino-acid residues joined by peptide bonds
17. contain the elements carbon
18. hydrogen
19. nitrogen
20. oxygen
21. usually sulfur
22. and occasionally other elements (as phosphorus or iron)
23. and include many essential biological compounds (as enzymes
24. hormones
25. or immunoglobulins)
26. 2 : the total nitrogenous material in plant or animal substances
27. ,n. essential organic compound composed of 20 or more amino acids joined by peptide bondsn. protein
essential organic compound composed of 20 or more amino acids joined by peptide bondsn. protein,

PROTEIN (türkçe) ingilizcesi

28. n. essential organic compound composed of 20 or more amino acids joined by peptide bondsn. protein
29. essential organic compound composed of 20 or more amino acids joined by peptide bondsn. protein,

Protein (almanca) fransızcası

1. n. protéine (f)

Protein (ingilizce) almancası

1. n. Protein
2. Eiweiß

Protein (ingilizce) italyancası

1. s. (Biol) proteina

Protein (ingilizce) ispanyolcası

1. s. proteína

Protein (ingilizce) portekizcesi

1. s. proteína

Protein (ingilizce) flemenkcesi

1. zn. proteïne
2. eiwit
Protein, doğada bulunan 300'den fazla amino asitten 20 tanesinin birbirine peptit bağlarıyla bağlanarak oluşturduğu dev yapılı moleküller.

Bu moleküllerin ağırlığı Dalton cinsinden ölçülmektedir (1 Dalton=1 Hidrojen atomu ağırlığı) Bir protein molekülü birkaç bin ile birkaç milyon Dalton ağırlığında olabilmektedir. Proteinler, yapı ve fonksiyon maddeleri olarak, biyokimyasal açıdan çok önemli bir yere sahiptirler. Canlı organizmanın doku hücrelerinde proteinlerin yer almadığı biyokimyasal bir olaya rastlamak hemen hemen imkansızdır. Aslında bu moleküller canlı bünyesinde en fazla işleve sahip moleküllerdir. Enzimlerin ve polipeptit hormonların yapısında bulunmak suretiyle vücuttaki metabolizmanın düzenlenmesini sağlaması, kastaki kontraktil proteinler sayesinde hareketin sağlanması kemikteki kollojen isimli proteinlerin bir betondaki çelik demirler gibi davranarak bu yapıyı güçlendirmesi, dolaşımda hemoglobin ve plazma albümini gibi proteinlerin hayat için gerekli molekülleri taşıması, immunoglobulinlerin enfeksiyöz bakteri ve virüsleri yok etmesi gibi daha sayılamayacak kadar çok yararlarının olması proteinler hakkında yukarıdaki söylenenleri haklı çıkarmaktadır.

Proteinler hücrelerin ribozom adlı organellerinde sentezlenirler.

Basit proteinler

Hidrolizleri sonunda yalnız amino asitleri meydana getiren proteinlerdir. En önemliler albuminler ve globulinlerdir.

Bileşik proteinler

Bir basit proteinin prostetik grubu adı verilen diğer bir madde ile birleşmesinden meydana gelmişlerdir. Bu proteinlerin hidrolizi sonunda amino asitler ve başka organik bileşikler oluşur.

Üç karbonlu doymuş alifatik alkol. Normal propanolün (n-propanol) formülü CH3CH2OH olup buna 1-propanol de denir. Kimyâsı ve özellikleri ile etil alkole çok benzer. Renksiz, akışkan, zehirli ve keskin, hoş olmayan bir kokuya sâhiptir. Molekül ağırlığı 60,09, erime noktası -127°C, kaynama noktası 97,2°C ve yoğunluğu 20°C’de 0,804 g/cm3tür. Su ve organik çözücülerde çözünür. n-Propanol, karbon monoksit ve hidrojenden metanol elde ederken, propan ve bütanın oksidasyonu esnâsında ve Fischer-Tropsch reaksiyonunda yan ürün olarak elde edilir. Etilen, karbon monoksit ve hidrojenden okso sentezi ile îmâlâtı cezbedici bir yoldur. n-propanol en çok çözücü ve kimyâsal ara madde olarak kullanılır.

Dimetilkarbinol ve 2-propanol olarak da bilinen izopropil alkol (CH3CHOHCH3) en basit sekonder alkol olup, endüstride önemli olan bir organik maddedir. Dünyâda oldukça çok üretilir. Renksiz, akışkan, zehirli, kötü kokulu ve lezzetli bir sıvıdır. Molekül ağırlığı 60,09, erime noktası -89,5°C, kaynama noktası 84,2°C ve yoğunluğu 0,7869 g/cm3tür (20°C’de). Propilenin, su ve sülfat asidiyle hidrojenlendirilmesinden elde edilir. Başlıca, asetonun elde edilmesinde kullanılır. Bundan başka çözücü ve antifiriz (sıvıların donma noktasını düşürücü) olarak istifâde edilir.

Albüminli madde; organizmanın en önemli yapı taşı. Amino asitlerin birleşmesinden meydana gelmiş karmaşık yapılı organik moleküllerdir. Kelime olarak "en önemli" manasına gelen protein, gerçekten de canlının en önemli maddesini teşkil eder. Bütün canlıların hücreleri protein ihtivâ eder. Proteinler hücre stoplazmasında çözünmüş hâlde bulunur. Kas, karaciğer gibi organ ve dokuların % 80-90’ı proteindir. Kemik sistemi ve yağ dokusunda ise protein daha azdır.

Proteinler insan vücûdunda; büyüme, gelişme, açılan yaraların tâmir edilmesi, çeşitli maddelerin sindirim ve sentezi, enfeksiyonlara karşı koyma, sıvı dengesinin sağlanması, zekâ gelişmesi, azot dengesinin sağlanması gibi temel hayâtî unsurlarda mutlaka gereklidir. Ayrıca protein, kan serumundaki katı maddelerin en önemli kısmını oluşturur. Bunlardan fibrinojen, kanın pıhtılaşmasında; albümin ve diğerleri hücre içi ve dışı sıvı-tuz dengesinde görevliyken çok çeşitli bir takım proteinler de kan içinde bâzı maddelerin bir yerden başka bir yere taşınmasını sağlar. Vücûdun adalelerinin kasılmasını ve böylece hareketini sağlayan proteinler, organizmanın diğer canlılardan farklılığını da belirlerler. Her organizma ve organın kendine has proteini vardır.

Protein Çeşitleri

Doğada çok çeşitli protein bulunur, canlıların türüne , aynı türün bireylerine, canlının doku ve organlarına göre, bulundurduğu proteinin çeşidi farklılık gösterir. Bir hücrenin yapısında 2000 kadar değişik protein bulunduğu sanılmaktadır. Proteinler , yapılarımdaki maddelere göre Basit Proteinler ve Bileşik Proteinler olmak üzere iki grupta toplanabilir.

Daha detaylı bilgi için, Protein çeşitleri konu başlığına tıklayınız.



Proteinlerin yapısı

Proteinin kimyâsal yapısı incelendiğinde % 50 kadarının karbondan; diğer kısmının ise oksijen, azot, hidrojen ve kükürtten meydana geldiği görülür. Proteinler büyük moleküllü bileşiklerdir. Bu büyük molekülü, amino asit denen temel organik bileşikler oluşturur.

Amino asitlerin sayısı pek çoktur, ama 21 çeşidi insan proteininin yapısını meydana getirir. Amino asitlerde tipik olarak bir Karboksil grubu(COOH) bir de Amino grubu (NH2) vardır.

Bir amino asit yapısı, genel olarak RCH (NH2) COOH formülü ile tanımlanır. R harfi değişken grubu simgeler.

Amino asitler birbirlerine NH2 ve COOH grupları arasında kurulan ve adına Peptid bağı denen özel bir bağ ile bağlanırlar. Değişik sayıda ve sırada bir araya gelen amino asitler çok çeşitli proteinler oluşturur.

Amino asitler, insan vücudunda sentez edilip edilmemesine göre ikiye ayrılır.

1. Esansiyel (Eksojen) amino asitler: Vücûtta yapılamadıklarından dışarıdan hazır alınması gerekir. Bu amino asitler; Triptofan, Treonin, Fenil Alanin, Metionin, Lizin, Lösin, İzolösin ve Valindir. Çocuklarda, Histidin de sentez edilmediğinden bu listeye dâhil olur.

2. Esansiyel olmayan amino asitler: Vücûtta temel organik maddelerden yapılabilen amino asitlerdir.

İnsanoğlu protein ihtiyâcını hayvânî ve nebâtî (bitkisel) gıdâlardan temin eder. Farklı besin kaynaklarının hem asit miktarı hem de bu proteinin içindeki esansiyel amino asit miktarı farklıdır. Hayvânî gıdâlar daha fazla proteinliyken meyve ve sebzeler protein bakımından fakirdirler. Baklagillerin protein bakımından zenginliğiyse dikkat çekicidir.

Yetişkin bir insanın, günde kilosu başına 1 gram proteine ihtiyacı vardır. Fakat büyüme ve gelişmesi çok hızlı olduğundan, ilk aylarını yaşayan bir çocukta bu miktar 3 grama kadar çıkar.

Ateşli hastalık, kansızlık, ameliyat, yaralanma, ishal, tiroid bezinin fazla çalışması, barsak parazitleri, gebelik, emziklilik gibi durumlarda da protein ihtiyacı normalin üzerine çıkar.

Vücudun proteinden faydalanma derecesi proteinin yapısı ile ilgilidir. Vücûtta rahatça sindirilen, lüzumlu diğer proteinlere çevrilebilen proteinler Kaliteli Protein’dir. Kayıp vermeden kullanılabilen ve dışardan alınması şart olan bütün amino asitleri ihtivâ eden proteine Örnek Protein denir. Anne sütü, bebekler için örnek proteini ihtivâ eder. Diğer bir örnek protein yumurta sarısıdır. Diğer yiyeceklerde vücutta yapılamayan bütün amino asitler bulunmadığından çeşitli yiyecekler yemekte fayda vardır.

Proteinlerden faydalanmak için yiyeceklerin seçimi ve hazırlanması çok önemlidir. Meselâ 70 kilo gelen bir kimse, bir günlük protein ihtiyacını 350 gr etten veya 900 gram ekmekten sağlayabilir. Fakat önemli olan vücut için gerekli proteini almanın yanısıra dışardan alınması şart olan amino asitleri de yeteri kadar almaktır. Bu sebeple hayvânî ve nebatî (bitkisel) kaynaklar arasında bir denge kurulmalıdır. Alınan proteinin % 20’si hayvânî proteinlerden, kalanı da nebâtî kaynaklardan sağlanırsa bu denge tesis edilmiş olur. Proteinlerin sindirimi mîdede başlar. Amino asitleri birbirine bağlayan peptid bağlarının açılması peptidaz denen mîde ve barsak enzimleriyle olur. Mîdede pepsinojen olarak salgılanan enzim aktif hâle gelince pepsin adını alır ve protein zincirlerini bölerek daha kısa zincirler oluşturur. Bu hâdise barsaklarda pankreas bezinden salgılanan tripsin ve kimotripsin enzimleriyle devam eder ve proteinlerin sindirimi tamamlanır.

Proteinli yiyeceklerin pişirilmesi de, proteinden faydalanmayı etkiler. Bazı vitaminlerin ve yağsız diyetin proteinden faydalanmayı azalttığı söylenmektedir. Yağda kızartmalarda, yanıncaya kadar olan pişirmelerde protein kaybı olur. Meselâ 150°C ve yukarılarda kayıp daha fazladır.

Bâzı yiyecekler bekletilince (süt tozu gibi) zamanla protein değerlerinden kaybederler. Sıcak bir yerde saklanıyorlarsa bu kayıp daha fazladır.

Mayalanmış yiyeceklerde amino asitler serbest duruma geçtiğinden proteinden faydalanma artar. Mesela, ekmek hazırlanırken mayalandığı için protein bakımından faydalı hâle gelmiştir.

Proteinlerden yeterince yararlanmak için enerji verici gıdâlardan (karbonhidratlı, yağlı gıdâlar) yeteri kadar alınmalıdır. Aksi halde protein vücutta enerji için kullanılır ve asıl vazifelerini göremez.

Protein vücutta pek depo edilemez. Bu sebeple alınmadığı takdirde özellikle çocuklarda eksiklik belirtileri ortaya çıkar.

Önce vücutta azot dengesi bozulur. Vücut kaybettiği azotu yerine koyamaz. Çünkü vücûdun asıl azot kaynağı proteinlerdir. Daha sonra gözle görülür belirtiler başlar. Kişinin zihnî yoğunlaşma yeteneği kaybolur. Sabahleyin yeterli protein almadan okula gidenlerin diğerlerine göre daha başarısız oldukları görülmüştür. Protein eksikliği olan kimsede neşesizlik, mizac değişiklikleri, çabuk yorulma gibi belirtiler olur. Kan proteinlerinin miktarı düşer. Daha sonraki dönemlerde ise belirgin kansızlık, hastalıklara eğilim, kan şekeri azalması, kan basıncı düşmesi, göz bozuklukları, diş etleri rahatsızlıkları gibi durumlar görülür.

Kronik protein eksikliği vücûtta öncelikle karaciğeri etkiler. Karaciğerin büyümesine, yağlanmasına ve bâzı siroz benzeri değişikliklerine sebep olur. Protein eksikliğine bağlı bu belirtiler ancak ihtiyacın çok olduğu devirlerde uzun süre protein alınmaması sonucu olur. Her şey gibi proteinin de fazlasının zararlı olduğu tespit edilmiştir. Çok fazla protein alındığında böbrekler fazla miktarda protein yıkılma ürünleri (üre, ürik asit) ile karşı karşıya kalır. Özellikle yaşlılarda zâten böbrek fonksiyonları yavaşlamıştır. Bu durum gut hastalığına, böbrek taşı teşekkülüne zemin hazırlayabilir. Fakat et yiyen yaşlıların, bundan vazgeçince kendilerini daha dinç ve sağlıklı hissettikleri görülmüştür.

Bazı yiyeceklerin 100 gramındaki protein miktarı:

  • Yumurta 12,3 gr
  • Dana eti 19 gr
  • Balık eti 19 gr
  • İnek sütü 3,5 gr
  • Beyaz peynir 20 gr
  • Kaşar peyniri 31 gr
  • Çökelek 35 gr
  • Kuru fasulye 22,6 gr
  • Fındık 12,6 gr
  • Mısır 9,5 gr
  • Makarna 11 gr
  • Ekmek 7,8 gr
  • Ispanak 3 gr
  • Taze meyveler 0,2 - 0,8 gr






Rehber ansiklopedisi

Kaynak

Bu sayfa, online kullanıcı topluluğu tarafından oluşturulan ve düzenlenen özgür ansiklopedi projesi Wikipedia'nın Türkçe versiyonu Vikipedi'deki Protein maddesinden faydalanılarak veya ilgili madde birebir kopyalanarak hazırlanmıştır. Bu makale, GNU Özgür Belgeleme Lisansı ilkeleri kapsamında, Vikipedi sitesi kaynak gösterilerek özgürce kullanılabilir.

Protein Protein
2009-09-26T16:56:05+03:00
arkadaslar protein çeşitlerini arıyorum
0 Yorum Yap
Önceki Paylaşımlar