Ortaçağ

Ortaçağ, Milattan Sonra 5. yüzyıl ve 13. yüzyıllar arasını kapsayan dilimin adı. Bu kelime 17. yüzyıldan beri Avrupa tarihi sözkonusu olduğunda, kullanılmaya başlanmıştır. Bu kavram, genellikle insanların öznel bilincinde biçimlendiği için kesin başlangıç ve bitiş noktalarından söz edilemez. Ancak, bütün bu nedenlere rağmen, tarih kitaplarında Roma imparatorluğunun bölünme tarihi (M.S. 395) yada son Batı Roma İmparatorluğunun düşüş tarihi (476) gibi noktalar Ortaçağın başlangıcı olarak alı

OrtaçağFransa'nın kuzey kıyısındaki takviye yapılmış şehir ve Mont Saint-Michel manastırı Orta Çağ'ın sembolikleşmiş yapıtıdır ve 1430'larda Limbourg kardeşler tarafından boyandığından beri çok az değişmiştir.
?? Ortaçağ M.S. 5. yüzyıl ve

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
13. yüzyıllar arasını kapsayan dilimin adı. Bu kelime
13. yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
17. yüzyıldan beri
17. yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Avrupa tarihi sözkonusu olduğunda, kullanılmaya başlanmıştır. Bu kavram, genellikle insanların öznel bilincinde biçimlendiği için kesin başlangıç ve bitiş noktalarından söz edilemez. Ancak, bütün bu nedenlere rağmen, tarih kitaplarında
Avrupa'ya ilk gelenler muhtemelen Asya'dan gelip yerleşmişlerdir. Bilinen ilk Avrupa medeniyeti M.Ö. 8. yüzyılda Yunanistan'da başlar. Yunanlılar M.Ö. 5. yüzyılda en parlak devirlerini yaşamışlar ve Makedonya Kralı Büyük İskender, Anadolu, Mısır, Mezopotamya ve Hind kıyılarına kadar seferler yapmıştır. Yunanlıların yıkılmasından sonra kurulan Roma İmparatorluğu, Akdeniz ülkelerinin tamamını, Almanya içlerine ve Britanya adalarına kadar olan yerleri ellerine geçirmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Roma imparatorluğunun bölünme tarihi (M.S.
Bugünkü İtalya’nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı’na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin merkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
395) yada son
395 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Batı Roma İmparatorluğunun düşüş tarihi (
Batı Roma İmparatorluğu, ikiye bölünen Roma İmparatorluğunun batıda kalan parçası (Merkezi, Roma). Batı Roma imparatorluğu, Roma İmparatorluğunun bölünmesi Diocletianus'un Maximilianus'u iktidara ortak etmesiyle başladı. (İkili yönetim, daha sonra dörtlü yönetim). Asıl bölünme, Theodosios'un ölümünden sonra (M.S. 395) Honorius'la (Batı) Arcadius (Doğu) arasında oldu.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
476) gibi noktalar Ortaçağın başlangıcı olarak alınmaktadır. Bitiş noktaları ise,
476 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İstanbul'un fethi (
İstanbul'un fethi, 29 Mayıs 1453, Salı günü geçekleşmiştir. Fatih Sultan Mehmed padişah, olduktan sonra ilk iş olarak, devamlı ayaklanma çıkaran Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1453); İtalyan kaşif

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kristof Kolomb'un
Kristof Kolomb (1451 - 20 Mayıs 1506), Cenovalı denizci ve kaşif. 1492'de Atlantik Okyanusu'nu aşarak Amerika'ya ulaşan ilk Avrupalıdır. Bu yolculuğunu İspanyol bayrağı altında yapmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Yeni Dünya'yı (
Resim:CartedAmerique.jpeg|thumb|right|257px|Carte d'Amí©rique, Guillaume Delisle, 1722


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Amerika) keşif (1492); Din savaşları olarak bilinen
Amerika ile ilgili bilgi başlıkları.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
30 Yıl Savaşlarını sona erdiren
Otuz Yıl Savaşları, 1618-1648 Katolik ve Protestan davası üzerinde Alman topraklarında sürdürülen bir dizi uluslararası ve iç savaş (1618-1648). Savaşın nedenine bakıldığında, 1555 yılında yapılan Augsburg anlaşmasının uygulamada yürümediğini görüyoruz. Bu anlaşma her devlete vatandaşlarının dinini belirleme yetkisini tanımıştı. Ancak protestanlar anlaşmanın başarısızlığa uğradığını gördüklerinde, haklarını savunmak için aralarında birlik kurdular ve 1618'de başlattıkları ayaklanma...
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Westphalia Antlaşması (
Otuz yıl savaşına son vermek üzere 1648 de Almanya imparatoru ile Fransa ve İsviçre arasında imza edilen antlaşmalar. Bu antlaşmaların müzakeresi sekiz yıl sürmüştür.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1648);
1648 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Fransız Devrimi (
Fransız Devrimi, 1789 Devrimi yada Fransız ihtilali olarak da bilinir. 1787'den başlayarak Fransa'yı sarsan, ilk doruk noktasına 1789'da ulaşan ve değişik aşamalardan geçerek 1799'a değin süren devrimci hareket. Fransa'da ancien regime'e (eski rejim) son vermiş ve Avrupa tarihinde yeni bir çağ açmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1789) gibi siyasi tarihte önemli sonuçlar doğuran tarihler sayılmaktadır.

Ortaçağ kavramı tarihte ilk defa
1789 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Rönesans düşünürleri tarafından geliştirildi. Bunlar kendi dönemlerini,
Rönesans "Yeniden doğuş" anlamına gelen bir süreçtir. 15. yüzyılda başlayan bir süreç, aynı yüzyıl içinde bütün Avrupa'ya yayıldı. Bu yenilikte, Roma ve Grek başarılarının yeniden cezalandırılması istemi vardır. Rönesans şu temel anlayışlara dayanıyordu. 1)Yeryüzü ilgi çekici ve araştırılmaya değer bir yerdir, 2)İnsan güçlüdür ve bu gücüyle büyük başarılar elde edebilir, 3)İnsanın sürekli faal olması şerefli birşeydir ve 4)Gerçek güzeldir. i
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Roma İmparatorluğunda yaşanan parlaklık ve "yeniden doğuş" dönemleri arasında bir geçiş dönemi olarak görmektedirler.
Bugünkü İtalya’nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı’na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin merkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Roma'da yaşanan uygarlığın kendi dönemlerinde yeniden canlandığını görüyorlardı. Roma İmparatorluğu ile, kendi dönemlerine kadar geçen karanlık dönem için bu tabiri kullandılar.

Bu olumsuz değerlendirmelere karşın, Ortaçağ büyük siyasal, ekonomik, kültürel, toplumsal ve sanatsal değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Batı tarihçiler bu dönemi üç başlık altında incelemektedirler: "Erken Ortaçağ", "Yüksek Ortaçağ" ve "Geç Ortaçağ".

Ortaçağın ortaya çıkardığı en önemli özellikler, kamu otoritesinin bölünmesi,
İtalya’nın başşehri. Tiren Denizi’nden 24 km içeride yer alır. Tarihi zenginlikleriyle meşhur olmasının yanı sıra, Katolik Kilisesinin idarî ve ruhanî merkezidir. Yüzölçümü 1508 km2 ve belediye olarak nüfûsu da üç milyon civarındadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
feodalizmden kaynaklanan ademi-merkeziyetçiliğin güçlenmesi, ideolojik üstyapılara dinin egemen olması, piyasa için üretim yapılmasının yaratılması,
Feodalizm (feudalism)

Toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan ortaçağ rejimi. Bir diğer adı derebeylik.

Derebeyliğin özü, orgütlenmiş devletin bulunmadığı yerel düzeyde, bir hükümet görevinin yürütülmesidir. 500-600 km2'lik bir toprak parçası üzerinde en önemli bir güçlü kişi, daha az toprağa sahip olanların koruyuculuğunu üstlenmiş ve onlar da bu kişiye bağlılık sözü vermişlerdir. Böylece, feodal "lord", "vassal" ve toprağa bağlı (serf) köylüleriyle, derebeylik o
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
burjuvazinin kent ve ülke parlamentolarında temsil edilmesinin sağlanmasıdır.

Geç Roma İmparatorluğu

Geniş bir çerçeve içinde, modern Avru­pa toplumunun, yeni kapitalist sistemde gi­rişimci olarak ortaya çıkan ve böylelikle eski ekonomik sistemin egemen sınıfının ol­duğu kadar, yeni endüstri düzeninin işçi sı­nıfının da karşısında yer alan orta sınıfını; kapitalist toplumda, orta ya da daha çok yö­netici sınıfı göstermek için kullanılan terim.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Roma İmparatorluğu en geniş sınırlarına ikinci yüzyılda ulaştı. Bunu takip eden iki yüzyıl
Bugünkü İtalya’nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı’na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin merkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Roma İmparatorluğunun yavaşça çöküşüne ve sınırlardaki kontrolü yitirmesine şahit oldu. 285 yılında imparator
İtalya’nın başşehri. Tiren Denizi’nden 24 km içeride yer alır. Tarihi zenginlikleriyle meşhur olmasının yanı sıra, Katolik Kilisesinin idarî ve ruhanî merkezidir. Yüzölçümü 1508 km2 ve belediye olarak nüfûsu da üç milyon civarındadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
imparatorluğu doğu ve batı olmak üzere ikiye bölmüştü. Bu doğu-batı ayrımı imparatorluğun başkentini Konstantinopolis’e taşıyan
Konstantinopolis İstanbul'un fetihten önceki adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Konstantin döneminde de devam etti.

Roma İmparatorluğu'nun sınır komşuları daha güçlü hale geldiğinden, 4. yüzyılda imparatorluğun askeri harcamalar arttı. Daha önce ticaret ilişkileri içinde bulundukları kabileler imparatorluğun içine sızarak zenginliğinden yararlanmaya çalıştılar. Diocletian reformlarıyla vergi sistemini ve orduyu düzenledi ayrıca yönetimde güçlü bir
KONSTANTİN (1868-1923)

1913-1917 ve 1920-1922 yıllarında kesintili olarak hüküm süren Yunan Kralıdır. Almanya İmparatoru II. Wilhelm'in kız kardeşi Sophia von Hohenzollern ile evlendi. Birinci Dünya Savaşı'nda Almanlarla olan dostluğu, onu, 1917'de, oğlu Alexandros lehine tahttan vazgeçmeğe zorladı ama Alexandros ölünce 1920'de tekrar tahta çıktı.

Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'ya asker çıkararak, Türkiye'yi işgal etmek istedi ve kendisini başkomutan ilan etti. Fakat Yunanlıların y
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
bürokrasi oluşturdu. Bu
Bir toplumda tabandan yukarıya doğru çıktıkça daralan bir yapı içinde örgütlenmiş olan, kişisel olmayan genel kurallar ve işleyiş ilkelerine göre çalışan profesyonel gönüllüler grubu.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
reformlar imparatorluğa zaman kazandırdı ancak bu reformlar çok fazla para gerektirdi.Roma’nın düşen geliri imparatorluğu vergilere bağımlı kıldı. Gelecekti aksilikler Roma’nın zenginliğini ordusuna harcamasına neden olacaktı. Bu sınır genişletme döneminde ekonomik sorunlar kritik bir problem haline gelecekti. 378’deki
bkz. reform
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
yenilgisi na çok fazla zarar verdi ve imparatorluğun batısını savunmasız bırakılmasına neden oldu.Batı da güçlü ordu olmaması ve imparator Konstantin’den herhangi bir kurtuluş vaadi gelmemesinden dolayı imparatorluğun batısı uzlaşma yoluna girdi.

Geleneksel tarihte " " olarak bilinen "Göç Dönemi" oldukça anlaşılması güç ve aşamalı bir dönemdi. Bazı tarihçiler bu döneme ‘ Karanlık Çağ’ adını verdi. Bu dönemdeki barbar kavimlerin bazıları Roma’nın klasik kültürünü inkar ederken, bazıları ise tamamen kabullendi hatta göz dikti.
Resim:Petrarch by Bargilla.jpg|thumb|200px||Karanlık Çağ teriminin babası İtalian felfeseci Francesco PetrarcaKaranlık Çağ bazı Avrupalılar tarafında Orta Çağ'ın ilk dönemine (476-1000) verilen addır. Roma İmparatorluğu'nun yıkıldığı tarihten başlayarak Avrupa'nın tekrar güçlenmeye başladığı 1000 yılı civarına kadar olan dönemi kapsar.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Ostrogot lideri Thedoric bu kültürü kabullenen ve kendini Roma kültürünün mirasçısı olarak görenlere bir örnektir. Hunlar, Bulgarlar, Avarlar, Macarlar'ın yanında birçok Cermen kavim ve Slav halklar, Roma sınırlarına göç ettiler. Bazı gruplar Roma senatosu ya da imparatorunun onayıyla Roma sınırlarına yerleşti. Tarımsal arazi karşılığında bu kavimler Roma’ya askeri destek sundu. Diğer saldırılar küçük çaplı, yağmalama amaçlı saldırılardı. Bu saldırıların en bilineni 410’da Vizigotlar tarafından gerçekleştirilen ve Roma’nın yağmalanmasıyla sonuçlananıdır.

5. yüzyılda Roma’nın kurumları çökmeye başladı.Batı’nın son imparatoru Romulus Augustus 476’da barbar kral Odoacer tarafından tahttan indirildi.Doğu Roma İmparatorluğu (batının tamamen düşmesinden sonra Bizans İmparatorluğu) düzenini batıyı kendi kaderine terk ederek sağladı.Bizans imparatorlarının bu sınırlarda hak iddia etmesine rağmen barbar krallar kendilerini batının imparatoru olarak görmeye başladı.Bundan sonraki üç yüzyıl boyunca batının yasal bir imparatoru olmayacaktı.Bunun yerine barbar desteği sağlayan krallar tarafından yönetildi.Bazı krallar sadece vekillik alarak kral unvanıyla yönetirken bazıları kendi isimleriyle yönetti.5.yüzyıl boyunca şehirler düşmeye başladı ve güçlendirilen duvarlarla korunmaya çalışıldı.İmparatorluğun batısı altyapısal olarak çöküşler yaşadı ve merkez yönetim tarafından müdahale edilmedi.Şehirlerde yapılan savaş arabası yarışları, yolların düzenlenmesi, su kemerleri gibi düzenlemeleri genellikle piskoposlar tarafından yapıldı.Hippo piskoposu yönetici gibi davranan piskoposların bir örneğidir.

Erken Dönem Orta Çağ

8.Yüzyılda Roma merkezi otoritesini kaybetmiş, kırsallaşmış ve büyük güç olma özelliğini kaybetmişti.5’inci ve 8’inci yüzyıllar arasında Roma merkezi yönetiminin bıraktığı boşluğu yeni halklar ve güçlü bireysel hareketler doldurdu. Cermen kabileleri imparatorluğun eski sınırlarında bölgesel egemenlikler kurdular.Bu kabileler İtalya’da Ostrogotlar, İspanya’da Vizigotlar, Gaul’de (Fransa) Frenkler, Britanya’da ve Kuzey Afrika’da Vandallardır. Roma’nın gücünü kaybetmesinin sosyal etkilerinin anlaşılması güçtür. Şehirler ve tüccarlar güvenli ticaretin ekonomik yararlarından mahrum kaldılar ve imparatorluğun entelektüel gelişimi kültürel ve eğitimsel birliğin olmamasından dolayı olumsuz etkilendi.

Roma sosyal yapısının bozulması dramatiktir. Ticaret yapmak ve şehirlerarası ulaşım eskisi kadar güvenli olmadığından ticarette ve üretimde düşüş görüldü. Uzun mesafeli ticarete dayanan sanayiler; örneğin çanak-çömlek ticareti kısa sürede ortadan kalktı.

7 ve 8.yüzyıllarda Pers İmparatorluğu, Suriye, Mısır, Kuzey Afrika, İspanya, Portekiz ve Akdeniz’in diğer kısımlarını işgal etmesi deniz ticaretini olumsuz etkilediğinden yerelleşmeyi arttırdı.

Beceriksiz yöneticilerin üstünkörü çalışmaları kütüphane, umumi banyo, meydan ve eğitim kurumları kurmak için yeterli değildi. Yeni yapılar eskilerinden çok daha küçük ve gösterişsizdi.Şehir duvarları ardındaki Romalı mülk sahipleri büyük değişikliklere sıcak bakmıyorlardı ve kolayca topraklarını bırakıp başka bir yere hareket etmek istemiyorlardı.Bazılarının elinden malları alındı ve Bizans sınırlarına kaçtılar, diğerleri ise yeni yöneticileriyle iyi ilişkiler geliştirmeye çalıştılar. İspanya ve İtalya gibi yerlerde Roma yasalarının ve inançlarının sürdürülmesi gerektiğine inanıldı.Diğer nüfusun yoğun olduğu bölgelerdekiler yeni giyinme şekilleri, yeni bir dil ve yeni gelenek ihtiyacı duydular.

Katolik Kilisesi’nin kültürel açıdan birleştirici bir etkisi vardı. Katolikler tarafından nüfuslanmış bazı bölgeler Aryan yöneticiler tarafından işgal edildi. Frankların lideri Aryanizme karşı Katolikliği seçen liderlerden biridir. I.Clovis’in Katolikliği benimsemesi Gaul’deki Frank kabileleri açısından bir dönüm noktasıdır. aldıkları eğitimden dolayı Ortaçağ toplumunun merkezindeydi. Sonuç olarak yönetimde önemli rol oynadılar.Ancak Batı Avrupa’nın merkezinin dışında kalan bazı bölgeler Hıristiyanlık ya da klasik Roma geleneğinden hiç etkilenmeden kaldılar. Avarlar ve Vikingler gibi savaştı toplumlar hala Batı Avrupa’da yeni doğmakta olan toplumlar için hala tehlike oluşturuyordu.

Erken Dönem Ortaçağı monastizmin doğuşuna da tanık oldu.Toplumdan ayrılıp ruhani hayata yönelmek kişilerin tercihiyken, Avrupa i şeklini Mısır ve Suriye’de meydana çıkan gelenek ve ideolojilerden aldı.Monastizmin ruhani uygulamalara yaklaşımına dendi ve öncülüğünü 4.yüzyılda yaptı.Monastik düşünce Mısır’dan Avrupa’ya 5.yüzyılda hiyeroglif edebiyatla yayıldı.6.yüzyılda monastismizn belirleyici kurallarını idare ve dini ayinler hakkında detaylı bir şekilde yazdı.Ortaçağda ve dini ve politik konularda derin etkiye sahipti, örneğin; zengin ailelerin toprak güvencesi, yeni fethedilen yerlerde kraliyet propagandası ve eğitim gibi konularda çok etkiliydiler.

Romanesk sanatın doğuşu olan 8.yüzyıla kadar İtalya dışında taş binalara ilgi yoktu. Roma’daki bina malzemeleri bu türde eser yapmak için çalındı. Roma ve Bizans etkisi baskın kalsa da Çeltik ve Cermen barbar kavimlerin mimari şekilleri Hıristiyan sanatıyla birleştirildi. Batı Avrupa’da yüksek kalitede mücevherler ve dini sanat eserleri yapıldı. Charlamagne ve diğer krallar dini sanat eserlerinin yapılmasına büyük destek verdiler. Bu dönemdeki bazı sanat eserlerinde altın gümüş ve değerli pigmentler kullanılarak İncil’den öyküler anlatılmaya çalışıldı.

Carolinganlar

Fransa’nın Gaul bölgesinde iki yeni güç ortaya çıktı; ve .Bu krallıklar efsanevi kralları ’den sonra üç yüzyıl boyunca gelen krallar tarafından yönetildi.Merovingian ailesi dönem dönem aile bireyleri arasında anlaşmazlıklar çıkan bir aileydi.Merovingian tahtına geçme kuralı kanbağı idi.Ancak 7.yüzyılda Austrasian ailesi güç kazandı ve Merovingianlar geleneksel figür olarak korundu.Merovingianlar Baltık üzerinden Avrupayla ticaret ilişkilerinde bulundu.Merovingian kültürü ‘Romanlaştırılmış’ olarak tanımlanabilir, örneğin Roma paralarındaki yönetici sembollerine, piskoposluğa ve manastırlara çok önem verdiler.Bazıları Merovingianların Bizans’la ilişki içinde olduğunu düşündü.Ancak Merovingianlar seçkin kişilerin ölülerini toprak mezarlara gömdüler ve nesillerini hayvan figürleriyle işaretlediler.

7.yüzyıl Austrasia ve Neustria arasında iç savaşların yaşandığı bir dönemdir. Bazı aile büyükleri bu savaş ortamından yararlandı. Örneğin Pippin bu durumdan yararlanarak kendini Merovingian Sarayı’nın başkanı ilan etti ve büyük zenginlik ve destek elde etti.Kendi soyundan gelen diğer nesiller de onun bu konumundan yararlandı ve sarayda danışmanlık ve vekillik gibi görevlere geldiler.Hanedanlık 732’de ’in Müslümanları yenmesiyle yeni bir yön aldı.Carolingan hanedanlığı önderliğinde 753’te Austrasia ve Neustrialar’ın yönetimlerini ele geçirdi.Çağdaş kayıtlara göre Pippin bu darbe için gücünü Papa’dan aldı.Pippi’nin darbesi Morevingianların beceriksiz ve zalim yöneticiler olduğu yolunda yapılan propagandalarla kuvvetlendirildi ve Charles Martel’in başarıları ve ailesinin dindarlığı yüceltilerek öyküleştirildi.783’te Pippin öldüğünde imparatorluğu oğulları Charles ve Carloman’ın ellerine bıraktı. doğal nedenlerle öldükten sonra Charles Carlamon’un küçük oğlunun tahta geçmesini engelledi ve kendini birleşmiş Austrasia ve Neustria krallıklarının imparatoru ilan etti.Charles çağdaşları tarafından ‘Büyük Charles’ ya da Charlemagne olarak bilindi.774’te başlayan sistemli toprak genişlemesi Avrupa’yı büyük oranda bir araya getirdi.800’den sonraki savaşlarda birçok soylu müteffik edinerek geniş toprakları yönetti.Ortaçağ’ın soylularının çoğu köklerini bu genişleme sürecinde ortaya çıkan Carolingian hanedanlığına dayandırmak istedi.

Charlemangne’in 800 yılının yılbaşı günü taç giyme töreni, 476’dan beri mevcut olan güç boşluğunu doldurduğu için ortaçağ tarihinin dönüm noktası olarak bilinir.Bu tören Charlemagne’nin liderliğinde de değişikliğe yol açtı.İmparatorluğun otoritesini görmüş olan din adamlarını sistematik bir şekilde etrafında toplandı ve imparatorluğun en uç yerlerine otoritesini ulaştırdı.Ayrıca kendi sınırları içindeki kiliselerde değişmez ayin düzenini bir kenara iterek değişiklikler yapmaya çalıştı.

Carolingian Rönesansı

Charlemange’nin Aachen’deki sarayı kültürün yeniden doğuş merkeziydi ve ‘Carolingan Rönesansı’ olarak da bilinir.Bu dönemde okur-yazarlık oranında artış görüldü, sanatta, mimaride, hukukta ve dini eserlerde gelişmeler görülür.Klasik Latin edebiyatı almış olan İngiliz keşiş , Aachan’a davet edildi.Bu Latin kültürüne dönüş ortaçağ Latin gelişmeleri için önemli bir basamaktır.Bu dönemde bütün Avrupa’da iletişimi kolaylaştıra bir yazı düzeni kullanıldı.Almanya’da Carolingian hanedanlığının düşmesi ve Anglo-Saxon’ların güç sahibi olmasını izledi.

Orta Çağ’ın Zirve Dönemi

Orta Çağ’ın Zirve Dönemi, tarihçiler tarafından 11. ve 13.yüzyıllar arasında Avrupa’nın süreci, askeri gelişme ve düşünsel etkinliklerin canlandığı dönem olarak tanımlanır. Bu canlanma yağmacı İskandinavya’nın ve ’ın Hıristiyanlığı kabullenmesiyle ivme kazandı. Bu dönemde Avrupa’nın nüfusu büyük miktarda artış göstermiştir. Nüfus şehirlerde yoğunlaştı ve buradaki insanlar uzaklardaki tarım alanlarını işgal etmeye çalıştılar. Antik şehirler Akdeniz kıyısında toplandı.1200’de gelişmekte olan merkez şehirler yollar ve nehirlerle birbirlerine bağlı ve kıtanın ortasında bulunuyorlardı. Bu dönemin sonunda Paris’in nüfusu yaklaşık olarak 200.000’di.İtalya’nın merkezi, kuzeyi ve Flandra’da özerk yönetimli şehirlerin ortaya çıkması ekonomik hareketlenmeye, yeni dini ve ticari kurumların ortaya çıkmasına neden oldu. Baltık kıyısındaki ticaret şehirleri olarak bilinen anlaşmayı yaptılar ve bu antlaşmada Venedik, Ceneviz ve Piza gibi İtalyan şehir-devletleri yer aldı ve ticaret alanlarını Akdeniz boyunca genişlettiler. Bu dönem Fransa, İngiltere ve İspanya kralları için şekillenme dönemiydi; güçlerini pekiştirdiler ve yönetimi kolaylaştıracak yeni kurumlar kurdular. Laik krallardan bağımsızlık fikrini oluşturan , Hıristiyan dünyasında laik bir hâkimiyet kurdu. Tarihçilerin dedikleri düşünce 13.yüzyılda, III. Innocent’in papalığı döneminde en yüksek noktasına ulaştı.Kuzey Haçlı Seferleri, Baltık ve Finlerdeki pagan bölgelerdeki Hıristiyan krallıklardaki ve askeri düzedeki gelişmeler Avrupa’daki birçok yerli halkı asimile olmaya zorladı. Moğol istilaları dışında barbar saldırıları durdu.

Haçlı Seferleri

Haçlı Seferleri Kudüs’ü Müslüman kontrolünden kurtarmak için yapılan donanımlı seferlerdir. Kudüs 7.yüzyılda, Yakın Doğu, Kuzey Afrika ve Anadolu’yla birlikte Müslüman kontrolü altına girmişti. İlk Haçlı Seferi, 1095 yılında, Papa II. Urbanus’un Clermont Konseyi’nde verdiği vaazda Bizans imparatoru I.Alexios Komnenos’dan yardım etmesini istemesiyle başladı. Urban Haçlı seferlerine katılan Hıristiyanlara günahlarının bağışlanmasını ve Kudüs’e yerleşmeyi vaat etti. Bu arzuyla Avrupa toplumunun her sınıfından binlerce insan bu amaçla hareket etti ve 1099 da Kudüs’ün ve diğer bölgeler ele geçirildi. Hareket ilk desteğini Franklardan aldı; Arapların Haçlı Seferlerine "Franj" demesi bu yüzdendir.Bu bölgede azınlık olmalarına rağmen, Haçlılar işgallerini pekiştirmek için Haçlı şehirleri kurdular, bunlar ; Kudüs Krallığı, (Urfa), Antakya Prensliği, ’dir (Trablusgarp).13.yüzyılda bu şehirler arasında ve etrafındaki Müslüman şehirleri arasında birçok anlaşmazlık çıktı.Haçlı Seferleri’nin teme amacı kurulan bu şehirlerle kaybedilen yerleri geri almaktı. bu amaçta destek sağlanması için oluşturulmuş birliklerdir.

Orta Çağ’ın sonunda Hıristiyan Haçlı Seferleri, Müslümanların egemenliği altındaki İspanya, Portekiz ve Güney İtalya’daki tüm toprakları fethetmişlerdi. Müslümanların geri saldırıları Asya’daki tüm toprakları geri aldı. Avrupa’nın değerli kısmı ve kuzeyi 12.yüzyıla kadar Hıristiyan etkisi dışında kaldı.Bu dönemde Bizans İmparatorluğu çöküşe geçmişti. Malazgirt Savaşı’ndan sonra impratorluk ciddi anlamda çöküş ve yenilenme sürecine girdi.4.Haçlı Seferi’nde Konstantinopolis’in geri alınmasına rağmen imparatorluk düşmeye devam etti.

Bilim ve Teknoloji

Erken Dönem Orta Çağ ve İslam’ın Altın Çağı’nda, İslam felsefesi, bilimi ve teknolojisi Batı Avrupa’dan çok daha fazla gelişmişti. İslam âlimleri eski gelenekleri incelediler ve kendilerinin yeni buluşlarını, yeniliklerini de ekleyerek eni bir kültür oluşturdular. yerini onluk sisteme dayalı numara sisteminin alması ve cebir matematiksel işlemlerde kolaylık sağladı. Diğer bir sonuç ise Latince konuşan toplumların geçişte kaybolan felsefe ve edebiyata ulaşmasıdır.12.yüzyıldaki Latince çeviriler Aristoteles’in felsefesine ve 12.yüzyılın Rönesansı olarak bilinen İslam bilimsel gelişmelerine olan tutkuyu besledi.Ticaret yollarının eskiden olduğu gibi güvenli hake gelmesi ve düzeli ekonomik gelişme, ticaretin gelişmesine zemin hazırladı.Avrupa’nın belli başlı şehirlerinde üniversiteler kurulduğunda, 11.yüzyılın katedral okulları ve eğitimin ana kaynağıydı.Eğitim daha geniş kitlelere ulaşabildi, sanatta müzikte ve dini eserlerde gözle görülür gelişmeler görüldü.Avrupa’da görkemli inşa edildi, ilk önce Romanesk ve daha sonra daha dekoratif olan Gotik tarzda mimari kullanıldı.

12 ve 13.yüzyılda Avrupa’da köklü icatlar, yenilikler, geleneksel üretim şekillerinde ve ekonomide köklü değişiklikler görülür. Bu dönem top, gözlük ve artezyenin icadı gibi teknolojik gelişmelerin görüldüğü ve doğudan barut, ipek, pusula gibi yeniliklerin alındığı dönemdir. Ayrıca gemicilik ve saat yapımında büyük gelişmeler görülür ve bu gelişmeler ‘Coğrafi Keşifler’e zemin hazırlamıştır. Birçok sayıda tıp, bilim konularındaki Arapça ve Yunanca eser çevrilmiş ve Avrupa’ya dağıtılmıştır. Özellikle Aristoteles yeni düzenlenen üniversitelerin kurulması aşamasında gerçekçi ve mantıksal yaklaşımı nedeniyle büyük önem kazanmıştır.

Din Alanında Değişiklikler

11.yüzyılda seçkinler keşişlerin iyi bir dini temel kurmak için keşişlerin kendi kurallarına uymadıklarını düşündüğünden önem kazandı. Bu dönemde keşişlerin dua edenleri Tanrı’ya ulaştırarak dünyayı daha iyi bir yer haline getirdikleri için çok faydalı bir iş yaptığına inanılıyordu. Ancak eğer erdemli kişiler değilse bu vakit boşa gitmiş olacaktı. Bu korkudan dolayı 909’da Macon’da Cluny Manastır’ı kuruldu. Bu reformlaştırılmış manastır kısa zamanda katılığıyla ün saldı. Cluny daha kaliteli bir ruhani düzen oluşturmak için kendi başrahibini kendi seçti ve ekonomik ve politik açıdan bağısızlığı sağlamak için Papa’nın koruması altına girdi. Kötü manastır kanunların karşı pratik bir çözüm üretti ve 11.yüzyılda Cluny’nin başrahipleri imparatorluğun politik işlerinde fikir bildirmeye, Fransa ve İtalya’daki manastırları düzenlemeye çağırıldı.

Monastik reformlar laik kiliseleri de etkiledi. 1049’da ’nun Papalığa atanması önemli bir sorun oluşturdu. Bu sürtüşme bazı piskoposların atanması hakkındaydı ve , IV. Henry ve Kutsal Roma İmparatoru arasında geçti. Daha sonra atama, rahiplerin evlenmesi ve dinsel unvanların satılmasını kapsayan ideolojik bir savaş haline geldi. İmparator Kilise’nin korunmasını kendinin en önemli hakkı ve sorumluluğu olduğunu düşündü. Buna karşılık Papa kilisenin yerel hükümdarlardan bağımsız olması gerektiğini savundu. Bu savaş ortamı ’nin 1085’te Roma’yı ziyaret etmesi ve birkaç ay sonra da Papa’nın ölmesiyle son buldu ancak problem çözülmeden kaldı.Bu anlaşmazlık papalık monarşisinin otoritelerden bağımsız geliştiğini gösterir.Bu olay ayrıca Cermen prenslerinin Cermen İmparatoruna karşı güçlenmesinin sonucudur.

Bu dönem büyük dini hareketlerin olduğu dönemdir. Daha önce bahsedilen Haçlı Seferleri’nin etkisi inkâr edilemez. Aynı şekilde monastik reform seçkinleri ve keşişleri etkileyen bir olaydır. Diğer gruplar dini yaşamı yenide şekillendirmeye çalıştılar.Geniş topraklara sahip seçkinler yeni kiliseler yapılmasını finanse ederek Kilise’nin günlük yaşamdaki etkisini arttırdılar. Katedral yasaları monastik kuralları benimsedi.İşçi sınıfı ve toplumun alt tabaka insanları Havariler gibi yaşamaya son verdiler ve dinin belirlenmiş doktrinleri konusunda yeni fikirler ortaya oydular.12.yüzyılda papalığın Kilise’yi yenileme çabalarının sıradan insanları etkilediği inkar edilemese de insanların da onları etkilediği kolayca görülebilir.Waldensian ve Humiliati gibi yeni dini gruplar monastik manastırı kabullenmediği için kınandılar.

Geç Dönem Orta Çağ

Geç Dönem Orta Çağ felaketler ve zorluklar dönemiydi.Bu dönemde iklim tarihçilerinin de ortaya koyduğu gibi tarım iklim değişiminden oldukça etkilendi ve 1315-1317 yılları arasındaki ’a neden oldu.Bakteriyel hastalık olan ‘ ’ iyi beslenemeyen nüfusa söndürülemeyen bir ateş gibi yayıldı ve 14.yüzyıldaki nüfusun neredeyse dörtte üçünü hatta bazı bölgelerde yarısını öldürdü.Büyük miktarda toprak terk edildi ve buradaki ürünler işlenmeden kaldı.İşçi sayısında azalma sonucunda işçilerin maaşı arttı ve toprak sahipleri işçileri topraklarında çalışmaya ikna etmeye çalıştı.Ayrıca işçiler de daha çok kazanç hak ettiklerini savunarak isyan ettiler.Bu kriz dönemi aksine ’a zemin hazırlayan yaratıcı sosyal, ekonomik, ve teknolojik gelişmelere şahit oldu.Bu dönem Katolik kilisesinin de kendi içinde bölünmeye başladığı dönemdir.Bu bölünme döneminde Kilise üç farklı papa tarafından aynı zamanda yönetildi.Kilise papalığın otoritesini yitirdi ve ulusal kiliselerin oluşmasına neden oldu.Roma İmparatorluğunun son düşüşü Konstantinopolis’in 1453’te Osmanlı Türkleri egemenliği altına girmesidir.Bu olay Avrupa’nın ekonomisi, kültürü ve dininde büyük etkiye sahiptir.

Ayrıca Bakınız

Ortaçağ felsefesi

Ortaçağda bilim

Ortaçağda coğrafya

Ortaçağ Resimleri


  • Harman döven köylüler. Takvim es-sıhha'dan, 15'nci yüzyıl.

  • Cluny Manastırı dönemin en etkili manastırlarındandır.

  • Fransa'nın kuzey kıyısındaki takviye yapılmış şehir ve Mont Saint-Michel manastırı Orta Çağ'ın sembolikleşmiş yapıtıdır ve 1430'larda Limbourg kardeşler tarafından boyandığından beri çok az değişmiştir.



Yorumlar - Lütfen konu (Ortaçağ) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.