Hicret

Hicret (Arapça: هجرة), Muhammed ve diğer müslümanların baskılar yüzünden 622'de Mekke'den Medine'ye göçüne verilen isim. Bu göçün sonucunda Medine'de bir İslam Devleti kurulmuştur.

HICRET (türkçe) anlamı
1. Göç.
2. 2. anlamı tarih
3. din b. (***) İslam takviminde tarih başı sayılan Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesi:
Hicretten yüz elli yıl sonra.- .
HICRET (türkçe) anlamı
4. göç.islam takviminde tarih başı sayılan
hz. muhammet'in mekke'den medine'ye göç etme olayı.
HICRET (türkçe) anlamı
5. (Arapça) Kadın ismi 1. Bir memleketten
6. başka bir memlekete göç ediş. 2. Rasulullah'ın Mekke'den Medine'ye göç etmesi
7. takvim başlangıcı olan Miladi 622 yılında vuku bulmuştur.
HICRET (türkçe) ingilizcesi
1. n. emigration
2. migration
3. transmigration
4. hejira
5. Hegira
HICRET (türkçe) fransızcası
1. l'hégire
HICRET (türkçe) almancası
1. n. Hedschra

Hicret hakkında bilgiler



Hicret edilen şehir Medine'deki Mescid-i Nebevi
Hicret edilen şehir Medine'deki Mescid-i Nebevi
Hicret, kelime anlamı olarak, bir yerden baska bir yere göç etmek demektir. İslamiyette Hicret, Hz. Muhammed’in Miladi 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayıdır. Arapça kökenli olan hicret sözcüğü, "göç etmek" anlamına gelir.

Genel anlam ve kullanımda hicret, bir İslam dini kavramı olarak, herhangi bir Müslüman birey veya topluluğun, inançları (Müslüman oluşları) yüzünden baskı gördükleri bir yerden başka bir yere göç etmesine verilen isimdir.Hicret olayı müslümanların gördükleri zulüm yüzünden bir yerden başka bir yere gitmeleridir.

İslam tarihinde Hicret

Müşriklerin zulümleri yüzünden Mekke'de Müslümanlar barınamaz hale gelmişlerdi. Bu sebeple 2'inci Akabe Biatinde Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Müslümanların Medine'ye hicretleri de kararlaştırılmıştı. Peygamberimiz "Sizin hicret edeceğiniz yerin iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi..." diyerek Müslümanların Medine'ye hicretlerine izin verdi. İkinci Akabe Biati, Peygamberliğin onikinci yılının son ayı olan Zilhicce'de yapılmıştı. onüçüncü yılın ilk ayı Muharrem'de (Temmuz 622) Medine'ye hicret başladı.

Mekke'nin fethine kadar geçen süre içinde, dini uğruna, evini-barkını, malını-mülkünü, ailesini, kabilesini, akrabasını, bütün varlığını Mekke'de bırakarak Peygamberimizin izniyle Medine'ye göç eden Mekke'li Müslümanlara "Muhacirler" adı verilmiştir.

Medine'de muhacirleri misafir eden, onlara bütün imkanları ile yardımcı olan Medine'li Müslümanlara da "Ensar" denilmiştir. Muhacirler ve Ensar, Kur'an-ı Kerim'de bir çok konuda övülmüşlerdir.

Muharrem ve Safer aylarında Müslümanlar, aileleri ile birlikte hicret ettiler. Birer, ikişer, gizlice Mekke'den ayrılıp Medine'ye gittiler. Ensar tarafından Medine civarındaki "Avali" denilen köylere yerleştirildiler.

Hz. Ömer Mekke'den gizli ayrılmadı. Kılıcını kuşandı, Kabe'yi tavaf etti. Bütün müşriklere meydan okuyarak:

İşte ben Medine'ye gidiyorum. Analarını ağlatmak, karılarını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyenler peşime düşsün... dedi. Ömer'in hicreti Hz. Peygamber (s.a.s.)'in hicretinden 15 gün kadar önce olmuştu.

Kısa zamanda, Mekke'li Müslümanların hemen hepsi Medine'ye göç etti. Yalnızca Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ali'yi Rasulullah (s.a.s.) Mekke'de alıkoymuştu.(123) Ebu Bekir hicret için izin istediğinde, Rasulullah (s.a.s.):

"Acele etme, Allah sana hayırlı bir arkadaş verecek..." diyerek hicretini geciktirmiştil(124). Mekke'de Müslümanlıkları yüzünden aileleri tarafından hapsedilmiş olanlar ile köle ve cariyelerden başka Müslüman kalmamıştı. Peygamberimiz, düşmanları arasında, en büyük tehlike karşısında yapayalnız bulunuyordu.

Peygamberimizin Hicreti

a) Daru'n-Nedve'nin Korkunç Kararı

Akabe görüşmeleri ile Müslümanlık Medine'de yayılmağa başlamış, müşrikler korktuklarına uğramışlardı. Üstelik Mekke'deki Müslümanlar da Medine'ye göç etmişlerdi. Şimdi Hz. Muhammed (s.a.s.) de Medine'ye gider, Müslümanların başına geçerse, Mekkelilerin Şam ticaret yolu kapanabilirdi. Mekke müşrikleri Müslümanlara son derece kötü davranmışlar, tarihte eşine az rastlanan işkence ve hakarette bulunmuşlardı. Bunlar Medinelilerle birleşip, kuvvetlendikten sonra kendilerinden öç alabilirlerdi. Durumun ciddiliğini anlayan Kureyş müşrikleri, Mekke'de yapayalnız kalan Peygamber Efendimize ne yapmak gerektiğini kararlaştırmak üzere Daru'n-nedve'de toplandılar. Müslümanlık tehlikesinin önlenmesiyle ilgili çeşitli fikirler ileri sürdüler. Ebu Cehil:

- Kureyş'in bütün kollarından birer temsilci seçelim. Bunlar aynı anda hücum edip Muhammed (s.a.s.)'i bir hamlede öldürsünler. Kimin vurduğu, kimin darbesiyle öldüğü belli olmasın. Böylece kanı bütün Kureyş kabilesine dağılsın, Haşimiler bütün Kureyş kollarına karşı çıkamayacaklarından kan davasına kalkışamazlar. Çaresiz diyete (kan bedeline) razı olurlar. Bu iş böylece kapanır... dedi. Ebu Cehil'in teklifi ittifakla kabul edildi. Diğer teklifler beğenilmedi. Hemen Kureyş kollarında 40 yeminli kişi seçip toplantıyı bitirdiler. b) Peygamberimizin Evinin Müşrikler tarafından Kuşatılması

Müşriklerin bu korkunç planını Cebrail (a.s.) Peygamber Efendimize haber verdi. "Bu gece, her zaman yatmakta olduğun yatağında yatmayacaksın, evini terkedeceksin..." dedi. Böylece Peygamberimize de hicret için izin verildi. Peygamberimiz Hz. Ali'yi çağırdı.

"Ben Medine'ye gidiyorum. Sen bu gece benim yatağımda yat, hırkamı üstüne ört. Müşrikler beni yatıyor sansınlar, onlara bir şey sezdirme. Sabahleyin şu emanetleri sahiplerine ver. Ondan sonra sen de hemen gel" dedi.

Ortalık kararınca, Kureyş'in seçme canileri evin etrafını sardılar. Sabahleyin evinden çıkarken hep birden saldırıp öldüreceklerdi. Hz. Ali, Rasulullah (s.a.s.)'in yatağına yattı. Hz. Peygamber (s.a.s.) eline bir avuç kum alıp, evini çeviren müşriklerin üzerine saçtı. Saçılan kum taneleri canilerden herbirine isabet etmiş, hepsi de derin bir uykuya dalmışlardı. Rasulullah (s.a.s.) "Ya-Sin Suresi"nin başından:

"Biz onların önlerine ve arkalarına birer sed çektik, böylece gözlerini perdeledik. Onlar artık elbette görmezler" anlamındaki 9'uncu ayetine kadar olan kısmı okuyarak, aralarından geçip gitti. Müşrikler Hz. Muhammed (s.a.s.)'in yatağında yattığını sanıyorlardı. Sabahleyin, yatakta yatanın Ali olduğunu görünce, donakaldılar, ne yapacaklarını şaşırdılar; hiddetlerinden çıldıracak hale geldiler. Hemen her tarafı aramağa koyuldular. Mekke'yi alt üst ettiler. Fakat Hz. Peygamber yoktu.

Muhammed (s.a.s.)'i bulana 100 deve verilecek, diye ilan ettiler. Bu haber duyulunca, ne kadar maceracı, cani, katil varsa, hepsi etrafa yayıldı. Mekke'de ve Mekke dışında, harıl harıl Hz. Peygamber (s.a.s.)'i arıyorlardı.

Rasulullah (s.a.s.), gece evinden ayrıldıktan sonra Kabe'yi tavaf etti. "Ey Mekke, sen Allah katında yeryüzünün en hayırlı ve bana en sevimli yerisin; eğer çıkmak zorunda bırakılmasaydım, senden ayrılmazdım", dedi. Ertesi gün öğle sıcağında Hz. Ebu Bekir'in evine vardı. Allah'ın emri ile, beraber hicret edeceklerini bildirdi. Hz. Ebu Bekir, sevinç göz yaşları ile, 4 aydır dışarıya bırakmayıp, ağaç yaprakları ile beslemekte olduğu iki cins devesini işaret ederek: Dilediğini seç, Ya Rasulallah, dedi. c) Mağarada Gizlenmesi

Gece olunca, her ikisi evin arka penceresinden çıktılar. Ayakkabılarını çıkarıp, ayaklarının uçlarına basarak ıssız yollardan Mekke'nin güneyine doğru ilerlediler. 1.5 saat (3 mil) mesafede Sevr Dağı'nın tepesindeki mağaraya vardılar. Kureyş’in araması bitinceye kadar, (perşembeyi cumaya bağlayan geceden pazar gününe kadar) üç gün bu mağarada gizlendiler.

Ebu Bekir'in oğlu Abdullah, geceleri mağaraya gelip Mekke'de olup biteni anlatıyor, ortalık ağarmadan gene Mekke'ye dönüyordu. Kölesi Âmr b. Füheyre de koyunlarını otlatırken akşamları Sevr dağına götürüp onlara süt veriyordu.

Peygamber Efendimizi ve Ebu Bekir'i arayanlar, iz sürerek, nihayet Sevr'deki mağaranın ağzına kadar geldiler. Ayak sesleri ve konuşmaları içeriden duyuluyordu. Hz. Ebu Bekir, başını kaldırdığı zaman onların ayaklarını görmüş ve heyecanla:

-"Ya Rasulallah, eğilip baksalar, bizi görecekler, demişti, bunun üzerine Peygamber Efendimiz:

-"Korkma, Allah'ın yardımı bizimledir buyurdu.

Takipçiler Sevr dağı'na henüz çıkmadan, bir örümcek mağaranın ağzına ağ örmüş, bir çift beyaz güvercin yuva yapıp yumurtlamıştı. Bu durumda Kureyşliler mağaranın içine bakmanın ahmaklık olacağını düşünerek bırakıp gittiler.

Peygamberimizin yola çıktığı Medine'de duyulmuştu. Bu yüzden Medineliler, onu karşılamak üzere her sabah şehir dışına çıkıp bekliyorlardı. 12 Rabiulevvel /23 Eylül 622 Pazartesi günü yine öğleye kadar beklemişler, sıcak bastırınca ümitlerini kesip dönmüşlerdi. Bu esnada bir iş için evinin yüksek kulesinden etrafı seyreden bir Yahudi, beyazlar giyinmiş bir kafilenin uzaktan gelmekte olduğunu gördü ve yüksek sesle:

İşte günlerdir yolunu beklediğiniz devletli geliyor, diye haykırdı.

Medine’ye Varış

a) Hz. Peygamber (s.a.s.) Kuba'da

Medineliler derhal silahlanarak, bir bayram sevinci içinde yollara döküldüler. Peygamberimizi Medine'ye bir saat uzaklıkta Kuba Köyünde karşıladılar. Peygamberimiz Kuba’da bir mescit yaptı ve burada namaz kıldı. b) İlk Cuma Namazı ve İlk Hutbe

14 gün sonra, bir cuma günü Hz. Peygamber Efendimiz devesine bindi. Karşılamağa gelenlerle muhteşem bir alay içinde Medine'ye hareket etti. Yolda "Salim b. Avf oğulları"na ait "Ranuna Vadisi"nde öğle vakti oldu. Rasulullah (s.a.s.) burada arka arkaya iki hutbe okuyarak ilk Cuma Namazını kıldırdı. c) Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Medine'de Karşılanışı

Cuma namazından sonra Peygamberimiz Medine'ye hareket etti. Medine, tarihinin en önemli gününü yaşıyordu. Halk bayram sevinci içinde, Kuba'dan itibaren yolu iki taraflı doldurmuştu. Kadınlar şiirler söylüyor, çocuklar "Allah’ın elçisi geldi" diye bağrışıyor, küçük kızlar def çalarak şenlik yapıyorlardı. Medine halkı, Peygamberimizin gelişinden duyduğu sevinci, hiç bir şeyden duymamıştı.

Hicretin İslam Tarihindeki Önemi

Hicret, Müslümanları müşriklerin zulüm ve baskılarından kurtarmış, İslam'a yayılma imkanı sağlamış, böylece İslam inkılabının başlangıcı olmuştur. Bu itibarla olaydan 17 yıl sonra, Hz. Ömer'in hilafeti esnasında Hz. Peygamber (s.a.s.)'in hicret ettiği yılın 1 Muharrem'i olan 16 Temmuz 622 tarihi, Hicri-Kameri Takvim için "takvim başı" olarak kabul edilmiştir.

Rasulullah (s.a.s.)'in hicreti Peygamberliğin 13'üncü yılında, 12 Rebiulevvel / 23 Eylül 622'de olmuştur. Bu tarih aynı zamanda Peygamber Efendimizin 53'üncü doğum yıldönümüdür.

Hicri Takvim

Hicret, Ömer zamanında Hicri takvimin başlangıcı kabul edilmiştir. Bu takvim türü özellikle İslam ülkelerinde tanınmakta ve zaman zaman resmi bazense sadece bireysel düzeyde kullanılmaktadır.

Hicret'in sonuçları

  • İslamın yayılması için iyi bir ortam oluştu.
  • Göç edenlere muhacir, Medine'de onları ağırlayan ve yardımcı olan Medine'li müslümanlara Ensar denildi.
  • Medine'de İslam Devleti'nin temelleri atıldı.
  • Medine'deki Yahudilerle Medine Antlaşması imzalandı.
  • Medine'ye Mescid-i Nebi yapıldı.

Şarkı Sözleri

Taladro tarafından söylenen Hicret adlı şarkının sözleri.

bir prenses olsa dahi en önemli akıldır
bu aşkta ben değil de sürekli sen yakındın
ve şimdi söyle kadın ne yapmam gerekli
bana ilaç kadar uzak ama mikrop kadar yakındın
bu kez sen sev beni bir kez de içinden
süslenip beyazlarını giy bu kalbe gelin gel
usandım artık ütopyamda gezinmekten
anlatmıyor seni şarkı kabin bir de behringeer
o kadar yazdım seni gözlerin hiç dolmadı mı?
güneşim oldun peki ben yörüngen olmadım m?
bir dakika bekle biraz ilaç vaktim geldi bak
ben her dakika soldum canım sen hala solmadın mı?
ştttt. sonbahar yokluğun
ben açlıktan bittim kızım ağır geliyor yuttuğum
bir ihanet ve bir de yalan dolanı kaldıramam
kaçıncı erkeğindim ayakta uyuttuğun

2. bölüm

ne kaldı almadığın söylesene ne var be
aylarca sormadın hiç bu adam ne halde
kocaman odam hatta stüdyom da sığdı
bir sen ağır geldin demek sokamadım bir şu kalbe
yanıma gelipte sen haftalarca kızsan
üzüldüğümü anlayıp bir an gönlümü alsan
faili meçhul bütün suçlarını atta kenara
aranan mahkum gibi tam kalbime sızsan
ve sen.. meleklerin gözbebeği
anlamadım neden bitti bak değen bir gözde değil
hala mı sorguluyor ne kadar sevdiğimi
okyanuslar kadar sevgim nasıl bunu göstereyim
gözlerim kan çanağı son hamlenle titret
bana yaptığın her bir haksızlık bir öncekine ibret
sen hala göçleri tarih kitaplarında san
asıl sana yaptığım bir kalpten öbür kalbe hicret..

Ebubekir Çayır tarafından söylenen Hicret adlı şarkının sözleri.

ayrılmıştı kabe'den,
o güzelim mekke'den,
aktı gözümden yaşlar,
resul hicret ederken.
hoşgeldin şeref verdin,
efendim medine'ye,
yoluna güller serdim,
aşkın düştü sineye.
***
ebubekir, sıddık'dı,
ol resulün yoldaşı,
daim ona sadıkdı,
resul hicret ederken.
hoşgeldin şeref verdin,
efendim medine'ye,
yoluna güller serdim,
aşkın düştü sineye.


ol mağarada kaldılar,
sırra mazhar oldular,
hakk aşkıyla yandılar,
resul hicret ederken.
hoşgeldin şeref verdin,
efendim medine'ye,
yoluna güller serdim,
aşkın düştü sineye.
***
kızgın çöller aştılar,
yesrib'e ulaştılar,
sahabeler coştular,
resul hicret ederken.
hoşgeldin şeref verdin,
efendim medine'ye,
yoluna güller serdim,
aşkın düştü sineye.
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Medineye Hicret

Hicret (Arapça: هجرة), Muhammed ve diğer müslümanların, baskılardan kurtulmak için 622'de Mekke'den Medine'ye göç etmelerine verilen isimdir. Bu göçün sonucunda Medine'de, Medine Sözleşmesi ile günümüzde İslam Devleti olarak sınıflandırılan devletlerden ilki kabul edilen ...

Sure

Kuran-ı Kerim`de ayetlerden meydana gelen 114 bölümden herbiri. Sözlük anlamı ``yüksek rütbe, şeref, yüksek olarak yapılmış bina`` demektir.

Amil

AMİL Alm. Steuereinnehmer, [im isl. staat] Fr. Percepteur (m.), İng. Collector of revenues. Herhangi bir bölgede zekat, haraç, öşr ve ganimetlerin tahsili (toplanması) için İslam devleti tarafından vazifelendirilen ve yerine göre dinin emirlerini öğreten memur. Amil, İslam tarihinde ...

Haremeyn

İslâm dininin doğup yayılmaya başladığı, Hicaz’da bulunan Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere şehirlerinin ikisine birden verilen ad. Bu iki şehrin çevresinde belli bir sınıra kadar olan yerlere “Harem” denildiği için bu şehirlere iki harem bölgesi anlamında ...

Eshab-ı Kehf

Eshab-ı Kehf, (``Mağara Arkadaşları``) İslam dininde kabul edilen bir olayın kahramanı bir grup insana verilen isim. İslam dinine göre bu insanlar Tanrı`nin birliğine inanıyorlardı. Fakat dini inançlarına karşı baskıyla karşılaşınca yurtlarından göçmüşler, Efsûs ...

Eshab-ı Kiram

Ashab-ı Kiram ya da Eshab-ı Kiram ("Ulu Ashab" veya "Ulu Sahabeler"), sahabelere verilen isimdir. Daha çok bir hürmet ifadesidir. Eshab kelimesi, sahibin ve sahabe kelimesi de sahabin çoğuludur. Sahabi, Hz. Muhammed'i hayatta ve peygamber iken bir an gören, eğer kör ise, bir an konuşan ...