Ramazan

Ramazan

Ramazan, Hz. Ömer zamanında düzenlenen Ay takvimine göre dayalı takvim olan Hicri takvime göre yılın 9. ayı ve İslamiyette kutsal sayılan aydır. Arap Yarımadası'nda Persler'in, Romalılar'ın ya da başka medeniyetlerin kullnadığı Güneş ve Ay takvimleri kullanlıyordu. Arap Yarımadası'nda Hicaz-Asir bölgesinde hem Güneş hem de Ay takvimi kullanılıyordu, kullanılan Ay takviminde Ramazan 7. ay idi. Hz. Ömer zamanında Muharrem ayı Rebiülevvel yerine ilk ay yapılınca 9. ay olmuş oldu.

RAMAZAN (türkçe) anlamı

1. Mübarek ayların en mühimmi ve mübarek üç ayların sonuncusu. Kur'an-ı Kerim'in nâzil olmağa başladığı oruç ayı. Arabî ve Kamerî olan takvime göre 9. ay. Oruç tutanın günahlarını yaktığı
2. mahveylediği için bu isim verildiği rivayet edilir.(Ramazan-ı Şerif'te mü'minler
3. derecatına göre ayrı ayrı nurlara
4. feyizlere
5. mânevi sürurlara mazhar oluyorlar. Kalb ve ruh
6. akıl
7. sır gibi letâifin o mübârek ayda oruç vasıtasiyle çok terakkiyat ve tefeyyüzleri vardır. Midenin ağlamasına rağmen onlar masumâne gülüyorlar. M.)(İşte Ramazan-ı Şerif
8. âdeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher
9. bir pazardır. Ve uhrevi hasılat için gâyet münbit bir zemindir. Ve neşv ü nema-i a'mâl için
10. bahardaki mah-i nisandır. Saltanat-ı Rububiyet-i İlâhiyeye karşı ubudiyet-i beşeriyenin resm-i geçit yapmasına en parlak
11. kudsi bir bayram hükmündedir. Ve öyle olduğundan yemek
12. içmek gibi nefsin gafletle hayvani hâcatına ve mâlâyani ve hevâperestane müştehiyata girmemek için oruçla mükellef olmuş. Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut âhiret ticaretine girdiği için
13. dünyevi hâcâtını muvakkaten bırakmakla uhrevi bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek
14. savmı ile Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir. Evet
15. Ramazan-ı Şerif
16. bu fani dünyada
17. fani ömür içinde ve kısa bir hayatta bâki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bakiyeyi tazammun eder
18. kazandırır.Evet bir tek Ramazan
19. seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise nass-ı Kur'ân ile bin aydan daha hayırlı olduğu
20. bu sırra bir hüccet-i katıadır. M.)

RAMAZAN (türkçe) anlamı

21. (Arapça) Erkek ismi - Hicri (kameri) ayların dokuzuncusu
oruç ayı. Kur'an'da Bakara suresi 185. ayette ismi geçen ay ismi.

RAMAZAN (türkçe) anlamı

22. ay takviminin dokuzuncu ayı
23. üç ayların sonuncusu
24. oruç tutulan ay.

RAMAZAN (türkçe) ingilizcesi

1. [Ramadan]n. Ramadan,

RAMAZAN (türkçe) fransızcası

1. ramadan [le]

RAMAZAN (türkçe) almancası

1. n. Ramadan
Ramazan kameri yılın 9. ayı. Hz. Ömer zamanında düzenlenen Ay takvimine dayalı takvim olan Hicri takvime göre yılın 9. ayı ve İslamiyette en kutsal sayılan aydır. Arap Yarımadası'nda Persler'in, Romalılar'ın ya da başka medeniyetlerin kullnadığı Güneş ve Ay takvimleri kullanlıyordu. Arap Yarımadası'nda Hicaz-Asir bölgesinde hem Güneş hem de Ay takvimi kullanılıyordu, kullanılan Ay takviminde Ramazan 7. ay idi. Hz. Ömer zamanında Muharrem ayı Rebiülevvel yerine ilk ay yapılınca 9. ay olmuş oldu.

Bakara Suresi'nde anlatıldığı üzere Kur'an'ın Yer'e indirilmesi Ramazan ayında başlamıştır, bu ay içinde "oruç" tutmak inananlara borç kılınmıştır.

Ramazan kelimesi Sanskritçe'nin Brahmi dalından Arapça'ya geçmiş bir sözcüktür. "rama" sözcüğüi "Lütfedeni keyifle dolduran, zevke-tat almaya sebep olan" demektir. "dharma" sözcüğü kavram olarak Sanskritçe'de "buyruk, karar, âdet, bir şeyin varlığı-niteliği" demektir ama sözcüğün kökü "dhr" "tutmak, dayanmak, tahammül etmeki sadık kalmak..." tır, bu yüzden anlamı "tutan, dayanan, tahammül eden" dir.

Kavram olarak Bharatça'da, "Evrenin sonsuz,sürekli yasası", "Nesnelerin tabiatinin doğuştan olan özelliği", tinsel anlamda " adaletin, dürüstlüğün, gerçeğin karakteri-ilkesi" demektir.

Arapça olmadığı halde, Arapça kökle yazılırsa (RMDh رمض) kökünden "ramadan رمضان) diye yazılır. Halen kelime içindeki (z) harfinin keskin (z) ile söylenen hali Arapça köke göre; yanmak anlamıyla geçerli kullanıma sahiptir. İslam inancına göre oruç tutulan ve Kuran'ın indiği ay olan ramazan ise bu yanmak kelimesine bağlı olarak, orucun tüm günahları yakıp mahvettiğine inanılmıştır.

Kur'an'da şimdiki bildiğimiz kulluk yöntemlerinin İbrahim SS zamanında belirlendiği yazılıdır. Bakara Suresi, 128. ayette İbrahim SS ile İsmail SS "Kabe"nin temellerini yaparken şöyle dua ederler "... bize menseklerimizi/kulluk yöntemlerimizi göster ...". Konumuz olan Ramazan ayında oruç tutulması da gene Bakara Suresi, 183. ayetinde "Ey o iman edenler! Size oruçlar borç kılındı (yazıldı), sizden öncekilere borç kılındığı (yazıldığı) gibi..." Ramazan ayı bu adını Hazreti İbrahim zamanında almıştır. "Ramazan" sözcüğü için Arap kökenbilimcilerin kökü ile ilgili farklı yorumlarının sebebi budur. O sırada Ay yılı ile Güneş yılı, ikisi de 360 gün idi. Daha sonra Yer'in Güneş çevresindeki yörüngesi eliptikleştikçe Ay yılı 354 güne geriledi, Güneş yılı da 366 güne çıktı. Şimdi ise Ay yılı 354,36705... gün, Güneş yılı ise 365,2422... gündür

Ay takvimindeki tüm aylar (Arapça, Şühur-i kameriyye. İngilizce, lunar months) gibi Ramazan ayı da, "yeniay" ile başlar. Yeniayın hesabı çok kolaydır; Ay yılı ayı (kameri ay, lunar month) 29,53... gündür. Dolunay, kabaca ayın ortasına denk düşer, dolunay saati üzerine 14 tam gün eklendiğinde, 15. gün muhakkak bir sonraki ayın ilk günüdür. Bunu okuma-yazması olmayan bile hesaplayabilir. Hac Suresi, 78 ayeti gereği " Allah size dinde zorluktan bir şey bile kılmadı".

Örnek olarak, 2006 yılı için Türkiye'de Ramazan ayı 22 Eylül'de öğleyin 13:46'da başlar, Bakara Suresi, 187 ayeti gereği oruç, gündoğumundan önceki alacakaranlık (tan ağarması, şafak sökmesi, şafak sökmesi) ile gecenin başlaması anı arası (günbatımından sonraki alacakaranlık başlangıcı, tan kararması) tutulacağından, 23 Eylül günü oruç tutulmaya başlanır. Şevval ayı, 22 Ekim günü alacakaranlık ile gündoğumu arasında 7:15'de başladığından, 22 Ekim günü Ramazan bayramıdır.

Kur'an'a göre Ay takvimindeki bir ayın başlangıcı için "rüyeti hilal" (rü'yet-i hilâl) "hilali görmek" diye bir ölçüt yoktur. Bu uydurulmuş hadislerin gereğidir. Üstelik hadisçilerce, doğru hadis (sahih hadis) diye tanımlanan hadislerde bile konu ile ilgili birbirinden farklı üç görüş vardır. Bu bir saçmalıktır. Yeniay görülemez, bu sırada Ay kapkaranlıktır. Bütün fıkıhçılar bilirler ki dolunay, Ay ayının ( kameri şehr, şehri kameri, lunar month) tam ortasıdır, bu da 14. günden sonra 15. güne yakındır. Öyleyse dolunay saati üzerine 14,76 gün (14 gün 16 saat) eklendiğinde bir sonraki ayın ilk günü olacaktır, ama nedense fıkıhçıların ayın ilk günü buna hiç uymaz. Üstelik, fıkıhçılara göre "hilal görmek" eskisi için de şart olduğu için, teleskopu olmayan insanların açık havada, yapay ışık olmayan bir yerde çıplak gözel görmesi demek olur ki, buna göre bir dolunay ayın 11. ya da 12. günü, bir sonraki dolunay bundan 17 gün sonra olur, bu saçmalık böyle sürer gider.

Daha da tuhaf olan konu ise 27-30 Kasım 1978'de İstanbul'da müslüman ülkelerin yaptığı "Rü'yet-i Hilâl Konferansı" bildirgesinde oybirliği alınmış karara göre, "açık havada, yapat ışık olmayan yerde, çıplak gözle ince bir yay biçiminde Ay'ı görmek" şart kabul edilmiştir. Ancak bu uygulamayı yalnızca Hindistan, Pakistan, Afganistan, Bangladeş gibi ülkelerde dağlılar-köylüler yapmaktadır, bu yüzden de Ramazan'a 3 gün sonra başlayıp, 3 gün sonra Bayram yapmaktadırlar.

Ayrıca burada bir tutarsızlık daha vardır, Arapça'da tefsircilerin, fıkuhçıların kullandığı "Ay" anlamında kullandığı "kamer" sözcüğü yoktur. Kur'an yoluyla gelen bir sözcüktür ve aslı "Kumara" sözcüğüdür, parlak yüzlü demektir. Kur'an gelmeden önce Ay Tanrısı için kullanılan eril bir sözcüktür. Arapça'da "Ay" için "hilal" denir, bunun açık kanıtı Arapça'daki, şu cümledir; " akmara l hilalü " "hilal kamerlendi" cümlesinin anlamı "Ay dolunay oldu" demektir. Buradan da görüleceği gibi "Ay" sözcüğü Arapça'da "kamer" değil, "hilal"dir.

  • Ramazan 1 İslâm'da oruç ayının başlangıcı.
  • Ramazan 27 Kadir Gecesi
Önceki Paylaşımlar