Osmanlı Türkçesi

Osmanlı Türkçesi ('Osmanlıca' ya da lisân-i Osmânî: لسانه عثمانى) Osmanlı devlet ve resmi yazışma dilidir. Bilimsel alanlarda Tarihî Türkiye Türkçesi denilmektedir. Tanım 13-20.

OSMANLI TÜRKÇESI (türkçe) anlamı
1. Osmanlıca
2. 15. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı devletinin sınırları içinde kullanılan yazı dili.

Osmanlı Türkçesi hakkında bilgiler

Osmanlı Türkçesi ('Osmanlıca' ya da lisan-i Osmani: لسانه عثمانى) Osmanlı devlet ve resmi yazışma dilidir. Bilimsel alanlarda Tarihi Türkiye Türkçesi denilmektedir.

Tanım

13-20. yüzyıllar arasında Anadolu’da ve Osmanlı Devleti'nin hüküm sürdüğü yerlerde yaygın olarak kullanılmış olan, özellikle 15. yüzyıldan sonra Arapça ve Farsçanın etkisinde kalan Türk yazın dilidir. Osmanlıca; Arap alfabesine, Fars ve Türk dilinden yeni sesler ilavesiyle oluşturulmuş, uzun tarihi boyunca kendine has özelliklerle geliştirilmiş, farklı yazı türleriyle bir sanat haline getirilmiş, kelime hazinesi günümüz Türkçesi ile kıyaslanamayacak kadar zengin bir yazı dilidir.

Osmanlıca; öncelikle
  1. Temel Osmanlıca (Osmanlı Türkçesi)
  2. Osmanlı Paleografyası
  3. Osmanlı Diplomatikası (Osmanlı İnşa Dili, Vesika İlmi)
olarak üç ana başlık halinde ele alınıp yorumlanmaktadır. Basit seviyede, sınırlı bir amaç için kullanılacak, basılı metinlerden oluşan Osmanlıca, -belli bir kültürel alt yapıya sahip olmak şartıyla- isteyen her kişi tarafından rahatlıkla öğrenilebilir. İhtisas Osmanlıcası adı verilen, çeşitli el yazılarını okuyacak kadar ileri düzeydeki Osmanlıca; bir uzmanlık işidir. Osmanlı diplomatikası çerçevesinde ele alınan, arşiv vesikalarının tahlil, tenkid ve değerlendirilmesini konu edinen Osmanlıca ise, paleografya, teşkilat tarihi ve diplomasi başta olmak üzere, epigrafi, sicillografi, heraldik, nümizmatik, arkeoloji, kronoloji, onomastik vb. bir çok bilimle ilişkili, ayrı bir bilim dalı olarak kabül edilmektedir.

Tarihçe

Osmanlıca terimi Tanzimat Dönemi (1839-1876) aydınlarınca ortaya atılmıştır. Daha önceleri Türk lehçelerinin hepsine Türki (Türkçe) ya da lisan-ı Türki (Türk dili) deniyordu. 19. yüzyılda artan milliyetçilik hareketlerine karşılık, Osmanlı Devleti’nin siyasal bütünlüğünü korumak amacıyla yeni bir milliyetçilikle ortaya çıkan Tanzimat aydınları, millet-i Osmaniye (Osmanlı milleti) kavramını geliştirdiler. Osmanlı toprakları üzerinde konuşulup yazılan Türkçeye deOsmani (Osmanlıca) ya da lisan-ı Osmani (Osmanlı dili) adını verdiler.

Türkler tarih boyunca farklı din ve kültürlerle bir arada yaşadıkları için farklı alfabeler kullanmışlardır. 5. yüzyıldan 20. yüzyıla değin yakın ilişki içinde bulundukları kültürlerin etkisiyle Göktürk, Uygur, Sogd, Çin, Tibet, Nasturi-Süryani, Mani, Brahmi, Peçenek, Kuman, Yunan, İbrani, Slav, Arap ve Latin alfabeleri değişik dönemlerde kullanılmıştır. Bunlar arasında Türklerin büyük bölümü tarafından en uzun süre (11. yüzyıldan 20. yüzyıla değin) kullanılanı Arap alfabesidir.

Tarihsel gelişimi açısından Osmanlıca üç döneme ayrılır:

Eski Osmanlıca (Eski Anadolu Türkçesi)

Birinci devre; Osmanlı Azeri Türkçelerinin birleştiği 13-15. yüzyılları içine alan, yabancı dillerden gelen kelimelerin az olduğu, açık Türkçe devresidir. Bu devreye Eski Anadolu Türkçesi veya İlk Osmanlı Türkçesi de denmektedir.

Orta Osmanlıca (Klasik Osmanlıca)

İkinci devre Klasik Osmanlıca devridir ve 16-19. yüzyılları içine almaktadır. Türkçe, bu devrede Arapça ve Farsça'dan gelen kelime ve gramer kaidelerine ziyadesiyle açılmıştır. Ancak bu durum, yazılan eserlerin mevzuuna ve işlenişine göre, dilin açık ve anlaşılır veya kapalı olması şekli, değişmektedir. 16. yüzyıldan itibaren Arapça ve Farsça'dan meydana gelen kelimeler ağırlık kazanmaya başlar; 17 ve 18. yüzyıllarda gittikçe koyulaşır, anlaşılmaz bir hal alır. Türkçe kelimelerin, cümlenin sadece fiilinde kaldığı görülür. Bu devre Klasik Osmanlıca olarak adlandırılan devirdir. Bu dilin anlaşılması zordur. Bunda büyüyen ve gelişen bir devletin, dilindeki ifade kabiliyetinin artma gereği ve kültür seviyesi bakımından hayatının yükselmesi de büyük rol oynamıştır. Nesir dilinde daha fazla anlaşılmazlık ortaya çıkar. Nazım dili ise, bir noktada ölçülü bir cümle yapısına sahip olduğu için, kendini pek kaybetmez.

Yeni Osmanlıca

Yeni Osmanlıca devresi, 19-20. yüzyılları ve Cumhuriyet devrine kadar olan zamanı içine almaktadır. Osmanlıca'nın bu sonuncu devresi, gazeteci lisanının başladığı, Arapça ve Farsça tamlamaların çözüldüğü, Türkçe'nin kendi kaidelerine sahip çıkmaya başladığı devirdir. Bu son dönem Osmanlıcası sanılanın aksine, kolay okunabilen ve anlaşılan bir yazı türü değildir. Sözkonusu dönem Osmanlıcası harf karakterleri ve yazı türü açısından basitleştirilmiş olsa da, kullanılan dil, kelime zenginliği, izafet ve terkibler bakımından klasik dönem Osmanlıcasıyla kıyaslanmayacak derecede, Arapça, Farsça (Tatarca göz önüne alınırsa Rusça) kelime, deyim ve terimlerin kullanıldığı bir yazıdır.

Osmanlı Türkçesi'ne, kültür dili olması nedeniyle, bir yüksek zümre dili olarak bakmak mümkündür. Yazı dili, açık ve anlaşılır şekle, ancak 20. yüzyıl başlarında kavuşmuştur. Böylece bu devirden sonra yazı ve halk dili birbirine yaklaşmış ve zamanla aradaki açık kapanmıştır.

Kaynak

*Vikipedi* Ansiklopedisi/tdve/osmanlica.htm http://www.Rehber Ansiklopedisi/tdve/osmanlica.htm'den kısaltılmıştır.
  • http://www.ottomanlanguage.com/osmanlica.htm
  • Faruk K. Timurtaş, Osmanlı Türkçesine Giriş, (İstanbul, 1979)

    Linkler

  • Osmanlıca harfler
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Osmanlı Türkçesi Edebiyatı

On üçüncü yüzyılda karşılaştığımız simaların başında, eserlerinde yer yer Türkçe kelimelere ve mülemmalara yer veren Mevlana Celaleddin-i Rumi (1207-1273) görülmektedir. Bunu takiben oğlu Sultan Veled'in (1226-1312) Türkçe manzumeler yazması, ayrıca hakkında pek fazla ...

Osmanlı Türkçesi Alfabesi

Osmanlı Türkçesi alfabesi ile ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı sayfa: [[Osmanlı alfabesi]]

Osmanlı Imparatorluğu

Osmanlı Devleti, 13. yüzyıl sonlarından 20. yüzyılın ilk çeyreğine değin varlığını sürdüren Türk devleti. Anadolu'da kurulmuş, sınırları tarihi boyunca çok değişmekle birlikte en geniş döneminde bugünkü Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya ye ...

Azeri Türkçesi Edebiyatı

Oğuzca adıyla anılan Batı Türkçesi zamanla iki ana devreye ayrılmıştır. Bu ayrılma Batıda Osmanlı Türk Edebiyatını meydana getirirken, Doğuda da Azeri Türk Edebiyatı teşekkül etmiştir. Aslında gerek Doğu, gerekse Batı Oğuzcası 13, 14 ve 15. yüzyıllarda pek farklılık ...

Çağatay Türkçesi Edebiyatı

Müşterek Orta-Asya Türkçesini takib eden Kuzey-Doğu Türkçesinin meydana getirdiği edebiyat, geniş manada Çağatay Türk Edebiyatını meydana getirmektedir. Divan ü Lügati't-Türk ve Kutadgu Bilig gibi büyük eserlerin ortaya çıkışından sonra Kaşgar Türkçesi edebi kudretini ...

Türkiye Türkçesi

Türkçe, Türk dili ya da Türkiye Türkçesi, batıda Balkanlar’dan başlayıp doğuda Hazar Denizi sahasına kadar konuşulan Altay dillerinden biridir.

Osmanlı Edebiyatı

On üçüncü asırda verilen eserler pek az olmasına rağmen çeşitli bölgelerde bir parıltı durumunda kalır. Anadolu’da Türk Edebiyatının ne zaman başladığını kestirmek zordur. Selçuklular zamanında bir sözlü edebiyatın varlığı dâima mevcuttu. Fakat Anadolu’da ...