Sümerler

Ortadoğu'nun tahıl tarımının ve evcilleştirilmiş hayvanlarının insanlık tarihinde özel bir yeri vardır; çünkü ilk uygarlık onların yol açtığı yaşam biçiminden doğmuştur. Dünyanın en eski uygarlığı, Dicle ve Fırat ırmaklarının aşağı kıvrımları boyunca Basra Körfezi'ne kadar dayanan düz lığ (alüvyon) ovası üzerinde uzanan Sümer ülkesinde doğdu.

SümerlerAntik Mezopotamya bölgesinde şehir yerleşimleri.
Sümerler, - yılları arasında Mezopotamya'da yaşamışlardır. Genetikçi Cavalli-Sforza,
Mezopotamya, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden Basra Körfezine kadar uzanan Fırat Nehri ve Dicle Nehri arasında kalan bölgenin ilk çağdaki adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kuveytlilerin genetiksel açıdan Sümerlerle ilişkili olabileceğini iddia etmiştir.

</p><p>Sümerler'e ait şehir devletleri

Sümerler'e ait şehir devletleri

Kuveyt Devleti (Arapça: ‎دولة الكويت Devlet'ül Kuveyt) Basra Körfezi kıyısında yer alan petrol zengini, küçük bir anayasal krallıktır. Kuzeyde Irak ve güneyde Suudi Arabistan ile komşudur. Ülkenin ismi Arapçadaki su kenarındaki kale anlamına gelmektedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ortadoğu'nun tahıl tarımının ve evcilleştirilmiş hayvanlarının insanlık tarihinde özel bir yeri vardır; çünkü ilk uygarlık onların yol açtığı yaşam biçiminden doğmuştur. Dünyanın en eski uygarlığı,
Orta Doğu İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bilimsel çalışmalarda ve uluslararası siyasette giderek kullanımı yaygınlaşan "Ortadoğu" (Middle East; Moyen Orient; eş-Şarku'l-Evsat) kavramını ilk defa 1902 yılında Amerikan deniz tarihçisi ve stratejisti Alfred Thayer Mahan, National Review'de yayınlanan Basra Körfezi'nin önemini ele aldığı "The Persian Gulf and International Relations" başlıklı yazısında Arabistan ile Hindistan arasındaki bölgeyi ifade etmek için kullanmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Dicle ve
Dicle ulu ırmak anlamına gelir
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Fırat nehirlerinin aşağı kıvrımları boyunca
Fırat Türkiye’nin en verimli ve su potansiyeli en yüksek ırmağıdır. Siverek ilçesi, Dağbaşı Bucağı yakınındaki Maktalan civarında Şanlıurfa topraklarına giren Fırat nehri Adıyaman ve Gaziantep il sınırını belirledikten sonra Suriye topraklarına girer, Basra Körfezi’ne dökülür.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Basra Körfezi'ne kadar dayanan düz lığ (alüvyon) ovası üzerinde uzanan Sümer ülkesinde doğdu. Sümer topraklarını yaratmış olan ve her yıl yenilenen ırmak milinden bol ürün alınabilmesi için ilkel tarım tekniklerinin kökten değiştirilmesi gerekti.

Ortadoğu'nun ormanlık tepelerine, yaz başlarında, gelişen ekinlere hasat zamanına dek yetecek kadar yağmur yağıyordu. Ama yaz boyunca hemen hiç yağmur düşmeyen daha güneyde durum farklıydı. Böyle olunca, hasat ancak ırmak sularının ekinleri sulamak üzere tarlalara getirilmesiyle güvence altına alınabilirdi. Ne var ki, sulama kanallarının, setlerin yapımı ve bakımı yüzlerce, dahası binlerce kişinin birlikte çalışmasını ve ilk çiftçi topluluklarda görülenden çok daha sıkı bir toplumsal disiplini gerektirdi. Neolitik köylerde, olasılıkla küçük biyolojik aile sıradan çalışma topluluğunu oluşturmuştu.

Her bir aile, olağan durumlarda, kendi ekin tarlasının ya da tarlalarının ürününü tüketti; belki törensel, dinsel fırsatlar dışında ise, çok sayıda kimsenin örgütlü işbirliğine gereksinim duyulmadı. Başlıca farklılaşmalar, yaş grupları arasında ve kadınla erkek türleri arasında olduğu için, herkes aynı derecede özgürdü ve herkes aynı derecede havaların kararsızlığının kölesiydi. Bu basit toplumsal yapı, ırmak kıyısı ortamında kökten değişti. Irmak sularının denetlenmesi işinin büyük ölçüde insan çabasını gereksinmesi, halkın çoğunluğunun emeğinin bir tür seçkin yöneticiler tarafından yönetilmesini gerektirdi.

Bir seçkin yönetici sınıfının nasıl doğduğu belli değil. Bir topluluğun bir başka topluluğu fethedişi, toplumu efendilerle hizmetçiler, işleri yönetenlerle yönetilenler olarak bölmüş olabilir. Öte yandan, insan toplumundaki özel yerlerinin çok eskilere dayandığı bilinen doğaüstü uzmanları gittikçe gelişen bir görevsel uzmanlaşma sürecini başlatmış olabilir. Daha sonraki dönemlerin Mezopotamya mitoslarında, tanrıların insanları, eksiksiz donatılmış tanrı evinin, yani tapınağın yiyecek, giyecek ve öteki gereksinimlerini karşılamaları için yarattıkları anlatılır. Böylece tanrılar üretme sıkıntısına girmeksizin gereksinimlerini karşılamış olacaklardır.

Bu düşüncelerin nasıl uygulamaya konulduğu konusunda da biraz bilgimiz var. Örneğin Lagaş'ta bir yazı, kentin topraklarını, sahiplerinin tanrıya ödeyecekleri payların türüne göre üç bölüme ayırır. Büyük bir olasılıkla, tanrıya en ağır payları ödeyen çiftçilerin ellerinde, geriye kendilerine yetmeyecek kadar az şey kalıyordu; ki bu durum onları, yılın bir bölümünde tanrı adına çalışmak, demek ki sulama kuruluşlarında ya da rahiplerce planlanan öteki işlerde işlemek zorunda bıraktı. Bu yolla, çiftçilerin tapınağa verdikleri tahılın ve öteki tarımsal ürünlerin bir bölümü, tanrının özel hizmetçilerinin, yani rahiplerin yönetimi altında yürütülen işlerde çalışanlara karşılık olarak ödendi.

</p><p>Sümerler'e yazı

Sümerler'e yazı



Böyle bir sistemin, büyük projeleri gerçekleştirecek binlerce insanın emeğinin bir araya getirilmesine olanak verdiği anlaşılıyor. Bu sistem aynı zamanda, tüm becerilerini tanrıyı hoşnut edebilecek bir lüks ve tantanayla beslemek, giydirmek, eğlendirmek ve ona tapınılmasını sağlamak yolunda kullanan çok çeşitli sanatçıların -dansçıların, şarkıcıların, sarrafların, aşçıların, doğramacıların, giysicilerin- uzmanlaşmasına da olanak verdi. Bu uzmanlar, artık zamanlarını yiyeceklerini üretmek için harcamak zorunda olmadıklarından, insanların o zamana değin ulaşabildiğinden çok daha yüksek becerilere ve bilgilere sahip olabildiler.

Böylece uygarlık, Dicle-Fırat Vadisi'nin aşağı bölgelerinde ilk yerleşimlerin görüldüğü İ.Ö. 4000 dolaylarından, çağımız bilginlerince okunabilen, Sümer kültürünün toplumsal ve düşünsel yönlerini yer yer aydınlatmaya başlayan yazılı kayıtların görüldüğü İ.Ö. 3000 yıllarına dek, bin yıl gibi kısa bir süre içinde ortaya çıkmış oldu.

Ek bilgi

Kökenleri

BASRA KÖRFEZİ Hint Okyanusunun Arabistan Yarımadası ve İran arasındaki girintisi. Doğusunda İran, kuzeybatıda Irak ve Kuveyt, batısında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri bulunur. Dicle ve Fırat nehirleri birleşerek Şattülarab adıyla körfezin kuzey ucundan denize dökülür. Körfez, kuzey-güney doğrultusunda Şattülarab'ın döküldüğü yerden Hürmüz Boğazına kadar uzanır. Buradan Umman Denizine ve oradan da Hint Okyanusuna bağlanır. Yüzölçümü 236.800 km2, o
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mezopotamya'nın yerli halklarından değildi, sümerologların okuduğu tabletlere göre halkın bir bölümünün
Mezopotamya, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden Basra Körfezine kadar uzanan Fırat Nehri ve Dicle Nehri arasında kalan bölgenin ilk çağdaki adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Orta Asya'dan diğer bir bölümünün ise Doğu'dan
Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan, Afganistan, Çin'in bir kısmı (Doğu Türkistan), Rusya ve Pakistan'ın bir kısmından oluşan bölge ve bölgeyi tanımlamak için kullanılan coğrafi terim.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
denilen bir ülkeden geldiği söyleniyor, Atatürk'ün
Atatürk, 1881 yılında Selânik'te doğmuş ve 10 Kasım 1938 tarihinde İstanbul'da vefat etmiş, Türk asker ve devlet adamı. Türk Kurtuluş Savaşı'nın önderi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır. Birinci Dünya Savaşı sonrası Anadolu'da başlayan Ulusal Bağımsızlık Mücadelesi'nin askerî, fikrî ve siyasi önderliğini yapmış; modern Türkiye'yi oluşturan devrim ve reformları gerçekleştirmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türk Tarih Tezi'nde Sümerlerin
Türk Tarih Tezi, 1930'lu yıllarda Türkiye'de ortaya atılan ulusçu tarih yorumu. Osmanlı tarih yazımının mirası olan İslam merkezli tarih yorumlarına ve Avrupa merkezli tarih yorumlarına karşı alternatif bir ulusçu yorum geliştirilmesi amacıyla 1930'larda ortaya atılmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
yıllarında Orta Asya'dan
Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan, Afganistan, Çin'in bir kısmı (Doğu Türkistan), Rusya ve Pakistan'ın bir kısmından oluşan bölge ve bölgeyi tanımlamak için kullanılan coğrafi terim.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
göç ettikleri ileri sürülür.
Göç Alm. Wanderung, Aus- Ein-wanderung (f), Fr. Émigration, İmmigration (f), Exode (m), İng. Migration. Dini, iktisadi, siyasi, sosyal ve diğer sebeplerle insan topluluklarının bir yerden bir başka yere gitmesi. Hicret. Ferdi sebep ve maksatlarla yer değiştirmeye ve bu esnada nakledilen eşyaların hepsine de göç denmektedir.Ayrıca kuşların, balıkların ve bazı hayvan türlerinin, belli mevsimlerde dünyanın çeşitli yerlerine gitmeleri de göç adıyla anılır.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Tabletlerden okunduğu ve
Tablet, katı ilaçların dozaj şekillerinden biri. Toz halindeki hammaddelerin karıştırılıp, basılarak katı hale getirilmesiyle elde edilir. Klasik bir tabletin içeriğinde hastayı iyileştirmek için etken madde, ilacın vücut içerisinde daha çabuk dağılmasını sağlayan dağıtıcı madde, ilacın üretimini kolaylaştırmak için eklenen dolgu maddesi, bağlayıcı, kaydırıcı, topaklanmayı önleyici maddeler ve ilacın tat ve görününüşü iyileştirmek için kullanılan aroma ve renk verici maddeler bulunur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
mitolojilerinden anlaşıldığı kadarıyla şimdilik bilinen, Sümerler in o zaman
Mitoloji, belirli bir uygarlığa ya da dinsel geleneğe özgü inançları, uygulamaları, kurumları ya da doğa olaylarını açıklamak amacıyla görünüşte gerçekten yaşanmış olayları aktaran, ama özellikle ayin ve törenlerle bağlantılı, çoğunlukla kökeni bilinmeyen ve en azından kısmen geleneğe dayanan söylenceler toplamına verilen genel isimdir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mezopotamya'da bulunan
Mezopotamya, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden Basra Körfezine kadar uzanan Fırat Nehri ve Dicle Nehri arasında kalan bölgenin ilk çağdaki adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sami kökenli halklardan olmadıkları ve kuzeyden dağlık yörelerden geldikleridir.

Bazı antropologlar; yaptıkları incelemelerde Önasya’da elde ettikleri buluntulardan, Sümer,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kut,
Kut (Arapça: كوت ) Kut El Amara, Kut'ül Amara, El Kut olarakta bilinen Irak'ın doğu kesiminde, Bağdat'ın güneydoğusunda, 32.50°N, 45.82°E koordinatlarında, Dicle nehri kıyısında Vasıt ilinin merkezi durumunda 400,000 nufuslu bir kenttir. 1960'a kadar tüm il bu isimle anılırken bu tarihten sonra Vasıt adını almıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Elam ve Hurri toplulukların Ural-Altay kavimlerinden özellikle atlı göçebe Türk unsurlar olabileceği kanaatine varmıştır. Eski Önasya Tarihi uzmanı
Elam Mezopotamya'nın güneydoğu bölgesine verilen isim.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
, Sümerleri tamamıyla Türk kavmi olarak kabul etmektedir. Orta Asya’dan 4500-5000 yıllarında gelen
Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan, Afganistan, Çin'in bir kısmı (Doğu Türkistan), Rusya ve Pakistan'ın bir kısmından oluşan bölge ve bölgeyi tanımlamak için kullanılan coğrafi terim.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türklerin Sümerleri oluşturduğunu ileri sürer.
Türk kelimesinin aslı "türümek" fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında "türük" ve nihayet hece düşmesiyle "Türk" kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu'da bir kısım göçebeler de yürümekten "yürük" adını almışlardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sümerce’deki 350 kelimenin
Sümerce, Sümerlerin Güney Mezopotamya'da M.Ö. 4. binyıldan itibaren konuştukları dildir. Bilinen ilk yazılı dildir. M.Ö. 2000 yıllarında Akadca bölgede konuşma dili olarak Sümercenin yerini almış, Sümerce ise bilimsel ve dinsel bir dil olarak M.S. 1.yy'a kadar varlığını sürdürmüştür.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkçe olduğu savunur. Prof. Dr. Osman Nedim Tuna da Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi ile Türk Dilinin Yaşı Meselesi adlı eserinde 165 adet Sümerce sözün Türkçe denklerini anlamlarıyla beraber göstermiştir.

Rus arkeolosijinin atası arkeolog Nikolsky şunları söyler: "Sümerlerin ana vatanı
Türkçe, diğer Türk dilleriyle birlikte Altay dil ailesinin bir kolunu oluşturur. Bu ailenin diğer üyeleri Moğolca, Mançu-Tunguzca ve Korecedir. Japoncanın Altay dil ailesinin bir üyesi olup olmadığı konusu tartışılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
kentinin yakınındadır. Bu ülkenin kurganlarından arkeologlar taş, gümüş ve kilden yapılmış eşyaları bulmuşlardır ki bunlar, Mezopotamya'nın güneyindeki Sümer kurganlarındakilere çok benzerler. Bütün bunlar şu düşünceye getirir ki, Sümerler büyük bir ihtimalle bu günkü
Mezopotamya, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden Basra Körfezine kadar uzanan Fırat Nehri ve Dicle Nehri arasında kalan bölgenin ilk çağdaki adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkmenistan'dan Mezopotamya'ya varmışlardır. Bu iki uygarlığın son analizi onların arasındaki birçok ortaklıkları göstermektedir. Sümerlerin baş Tanrıları olan
Türkmenistan Cumhuriyeti Orta Asya’da bulunan bir Türk Devleti. Kuzeyinde Kazakistan, doğusunda Özbekistan, güneyinde İran ve Afganistan, batısında Hazar Gölü yer alır. Türkmenistan 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılışından sonra bağımsızlığını kazanan Orta Asya Türk cumhuriyeti. Resmî para birimi Manat'tır. Yönetim şekli cumhuriyettir. Türkmenistan, BM, İKÖ, BDT, IMF gibi uluslararası kuruluşlara üyedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
En-Lil'in yerleştiği yer Mezopotamya'nın güneyindeki düzlükte değil, dağlarda olmuştur. Belki de
thumb|left|Enlil ve NinlilEnlil, Mezopotamya mitolojisindeki baş tanrı. Rüzgarın tanrısı olan Enlil, dünya ile cennet arasındaki gökyüzünün tanrısıydı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
'nın etekleri onların ana vatanı olmuştur"

.

Bilim

Yerleştiklerinde - çömlek yapmayı ve

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
madenleri işlemeyi biliyorlardı. Aşağı Mezopotamya'da Dicle ve Fırat nehirleri kıyısında Uruk, Lagaş, Eridu, Ur, Kiş gibi kent devletleri kurdular. Gelişmiş bir yapı tekniği kullanıyorlardı. Yerleştikleri kesimlerde muazzam bir kurup, kanallar, barajlar ve bentlerle hem seli önleyip kuruttular hem de düzenli dayalı bir tarım geliştirdiler. Tekerleği de icat eden bu toplum tarlaları, öküzlerin çektiği sabanlarla sürüyorlardı.

60 rakamına dayanan seksajismal sayı sistemini kullanan Sümerler'in "sos" dedikleri bu 60'lık birim bütün zaman ve mekan hesaplarında kullanılmaktaydı ve onları bir uyum içerisinde birbirine bağlıyordu. Ayı 30, yılı 360 gün olarak hesapladılar. Gece ve gündüzü 12'şer saate böldüler. Bir yılı 12 ay olarak hesapladılar. Ay ve Güneş tutulmasını hesapladılar. Aritmetik ve geometrinin temellerini attılar. Çarpma ve bölme cetvellerini buldular. Daireyi 360 dereceye böldüler.

Dil ve Yazı

İlk yazıyı yıllarında Sümerler buldular. İlk yazıları şekiller üzerine kurulu yani her varlık ve olay için bir şekil kullandılar. Çivi yazısı işaretleri geçmişteki bir resim yazısına dayanır. Bir kavramı ifade eden işaretlere ideogram adı verilir.

Toplum Yapısı

Devlet kentlerden oluşmuştu ve her kent surlarla çevrili idi. Kent içinde yüksek bir tepeye yapılan tapınak bulunurdu ki bu sosyal yaşamın merkezini oluşturmaktaydı.

Başlangıçta Anaerkil bir toplum yapısına sahiptiler. İşbölümünün derinleşmişti;1. sınıfı din adamları ve askerler 2. sınıfı halk 3. sınıfı ise kölelerin oluşturduğu bir sınıflama yapıldı. Sürekli savaşlar sonucunda köle edinilmesiyle sağlandı buda halktan her insan'ın kolayca köle edinebilmesini sağladı. M.Ö. 3000-2500 yıllarında yüksek ruhbanlardan oluşan egemen sınıfları dinsel yapıya sahip kent devletlerinin yöneticileri olarak ortaya çıktılar. Bu kral-rahipler dinsel ve siyasal işleri yürütürlerdi. Bir kentin baş rahip aynı zamanda o kentin başkanıydı.

=dermen

, hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı ve insan görünümündeydiler, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı.Tanrılar, insanlara ne istediklerini bildirmez. Ancak insanlar onlara, kendilerinden istenileni sorarak öğrenebilirdi.

Sümer mitolojisinin en önemlilerinden biri Gılgamış Destanı'nda da adları geçen tanrılardan başlıcaları şunlardır:

Anu: Gök tanrısı, önceleri baş tanrıyken sonra yerini hava tanrısı Enlil almıştır.

Enlil: Hava tanrısı, tanrıların babası, tapınağı Ekur Nippur kentindeydi.

Enki: Bilgelik tanrısı

Nimmah ( Ninhursag): Ulu hanım, ana-tanrıça

Nanna (Sin): Ay tanrısı

Utu ( Şamaş): Güneş tanrısı, ay tanrısı Nanna'nın oğlu.

İnanna ( İştar): Aşk ve Bereket Tanrıçası

İlk defa Akadlar tarafından içten çökertildi ve bundan sonra bir daha eski haline gelemedi; M.Ö. 2000'li yıllardan sonra uygarlıkları bağımsız kimlikleriyle yaşayamadı. Ardından gelen Akad ve Babil uygarlıkları çoğunlukla Sümerlerin izlerini taşıdılar. Kendilerine özgü dilleri ve çivi yazıları uzun süre yaşadı. Sümer inanışları ve mitolojisi de Fenike - Yunan - Roma bağlantısıyla günümüze dek ulaştı. Şu an Dünyamızda kullanılan İncil, Tevrat ve Kur'an da da Sümer inanış ve felsefesinin izlerine rastlandığını iddia edenler vardır (bkz. Muazzez İlmiye Çığ).

Referanslar

  • http://sumerian.org/sumerfaq.htm sORU 57

    Sümerler Resimleri



    • Bir mühürde ilah Annunaki tasviri

    • Sümer yazısı


    • Antik Mezopotamya

    • Antik Mezopotamya bölgesinde şehir yerleşimleri.



    Yorumlar - Lütfen konu (Sümerler) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.

    gül: sümerlerin tapınadaklarına ziggurak denirdi 7 katlıdır sümerliler bu tapınakların üzerine koydukları işaretlerle hareket ederek çivi yazısını bulmuşlardır tapnakların üzerinde gözetleme yapılırken ay takvimini bulmuşlardır

    ziggurat gözlem evi ve pazar olarak kullanılmıştır

    sümerlilerin 3 tane destanları vardır gılgamış destanı tufan destanı ve yaratılış destanı var dır

    sümer sehirleri sunlardır

    ur uruk lagaş eridu

    eger bu defletleden biri digerinin hakim altına girerse buna lugal kalma denirdi

    sümerlerin krallarına ensi(patasi)denirdi

    ilk kes site leri kurmuşlardır

    bu sitelerin etrafı sur larla çevrilidir

    sümerlilerin buluşları

    civi yazısı

    gökbilimi

    astronomi

    matematik ve geometri

    ay takvimi

    hukuk

    toplama çıkarma

    uzunluk agırlık yüzeyi

    alan ve hacim ölcüleri

    sümerlilerin hukuk u kölelikligiortadan kaldırma eşitlige yöneliktir - 2 yıl, 7 ay önce yazıldı.
    hatiş: sümerler mö 3500-2000 yılları arasında mezopotamyada kurulan ilk uygarlıktır.sümerler site denilen şehir devletlerinden oluşuyordu. - 3 yıl, 10 ay önce yazıldı.
    TEKİR: sümerler dünyada bilinen ilk yazıyı bulan medeniyettir başlangıçta resim yazısı kulanan sümerler zamanla yazılarını geliştirerek çivi yazısını buldular sümerlerin çivi yazısını başta samiler,asurlular,persliler ve mezopotamya uygarlıkları olmak üzere bir çok medeniyet değişik biçimde kullanmıştır - 3 yıl, 11 ay önce yazıldı.
    melek: Toplum Yapısı Devlet, kentlerden oluşmuştu ve her kent surlarla çevrili idi. Kent içinde yüksek bir tepeye yapılan tapınak bulunurdu ki bu sosyal yaşamın merkezini oluşturmaktaydı.

    Başlangıçta Anaerkil bir toplum yapısına sahiptiler. İşbölümünün derinleşmişti;1. sınıfı din adamları ve askerler 2. sınıfı halk 3. sınıfı ise kölelerin oluşturduğu bir sınıflama yapıldı. Sürekli savaşlar sonucunda köle edinilmesiyle sağlandı buda halktan her insan'ın kolayca köle edinebilmesini sağladı. M.Ö. 3000-2500 yıllarında yüksek ruhbanlardan oluşan egemen sınıfları dinsel yapıya sahip kent devletlerinin yöneticileri olarak ortaya çıktılar. Bu kral-rahipler dinsel ve siyasal işleri yürütürlerdi. Bir kentin baş rahip aynı zamanda o kentin başkanıydı.

    =dermen , hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı ve insan görünümündeydiler, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı.Tanrılar, insanlara ne istediklerini bildirmez. Ancak insanlar onlara, kendilerinden istenileni sorarak öğrenebilirdi.

    Sümer mitolojisinin en önemlilerinden biri Gılgamış Destanı'nda da adları geçen tanrılardan başlıcaları şunlardır:

    Anu: Gök tanrısı, önceleri baş tanrıyken sonra yerini hava tanrısı Enlil almıştır.

    Enlil: Hava tanrısı, tanrıların babası, tapınağı Ekur Nippur kentindeydi.

    Enki: Bilgelik tanrısı

    Nimmah ( Ninhursag): Ulu hanım, ana-tanrıça

    Nanna (Sin): Ay tanrısı

    Utu ( Şamaş): Güneş tanrısı, ay tanrısı Nanna'nın oğlu.

    İnanna ( İştar): Aşk ve Bereket Tanrıçası - 3 yıl, 11 ay önce yazıldı.
    sönmez: sümerler uygarlıgın temelini atmışlar.nedeni yazıyı bulmalarıdır.ve uygarlığı helen ,mısır,girite kadar yaymışlardır.devlet yönetiminde rahip-kral daha sonra asker-kral olarak değişmiştir.devlet kent devletleri halinde oluşturulmuştu daha sonra kral sargon zamanında kent devleten bölgesel devlete geçirilmiştir.arkeolojik kazılarda ziraatle uğraşan bu devlet nehirden su getirmek için büyük sulama kanaları yapmışlardır.zigurat adlı tapınaklarında rasathane tarım ambarları bulunmaktadır.bundanda anlaşılacağı gibi rahipler astoronomiyle uğraşıp geometrik hesaplar yapmışlardır.sümerler sığırı sabanla birlikte kulanıp insan gücünü farklı alanlara taşımışlardır. - 3 yıl, 0 ay önce yazıldı.
    EYÜB: Mezopotamya'da 11. ve 12. yüzyıllarda kısa süreli Selçuklu egemenlikleri görüldü. 13. yüzyılda bölgeyi istila eden Moğollar, toprakları sulayan büyük sulama sistemlerini yıktılar. Mezopotamya 16. yüzyılda Osmanlıların eline geçtiyse de bölgede tam bir Osmanlı egemenliği sağlanamadı. I. Dünya Savaşı'nın sonunda ise bölgenin büyük bölümünü oluşturan Irak, İngilizler'in eline geçti. Daha sonraları Mezopotamya'da bulunan petrol, Irak'ın sınırlarının içinde kaldı. - 3 yıl, 1 ay önce yazıldı.