Sarmatlar

Sarmatlar

Sarmatlar, M.Ö 6-4 yüzyıllarda Orta Asya'dan Ural Dağlarına doğru, ardından Güney Rusya ve Kuzey Kafkasya'ya, daha sonra Balkanlar'a değin yayılmış olan İran kökenli bir halk. M.Ö 4.yüzyılda Don Nehri ötesine geçip İskit topraklarını istila ettiler. Neron (M.S 54-68) döneminde Roma topraklarına sızmaya başladılar. MS 1.yüzyıl başlarına değin, Cermen kabileleriyle kurdukları ittifaktan güç alarak Roma'yı tehdit etmeye devam ettiler. 3.yüzyılda Sarmat toprakları büyük ölçüde Got istilasına uğradı.

Sarmatlar, eski deyişle “Sauromatlar”dan ilk defa Herodot tarafından Sauromat Efsaneleri’nde, İskit gençlerinin Amazonlardan olan soyları olarak bahsedilir. Eski yazarlar, kadınının toplum hayatı ve savaşlardaki rolü sebebiyle sahip olduğu onurlu konum karşısında hayrete düşmüşlerdir. İran’ın kutsal kitabı Avesta’da Sauromatlar-Sarmatlar için “Sairima” kelimesi kullanılır.

MÖ. 4. yüzyılda Sarmat kabile birlikleri Don, Güney Urallar ve Aral denizi mevkileri arasında oluşturulmuş, Saka-Massaget kabilelerini de kapsamaktaydı. MÖ 4. ve 3. yy’lar arasında Sarmat göçebeleri Kuzey Pontik bölgesi, Kuzey Kafkasya ve Orta Asya’ya doğru ilerlemeye başladılar. Bu sırada, İskitlerin Asya seferleri çağındaki gibi, Sarmatlar da askeri demokrasiyle yönetilmekteydi. Sosyal eşitsizlik hızla artmaktaydı. Askeri soylulukları kavimsel birliklere önderlik ediyor, gücünü verimli tarım topraklarını kontrol ederek ve otlak araziler fethederek artırmaya çabalıyordu.

MÖ 2. ve 3. yy’larda Sarmatlar, yalnız Kırım ve Dobruca’da (günümüz Romanyasında pontik bir bölge) etkisini koruyabilmiş Avrupa İskitlerinin topraklarını fethetti. MÖ 3. yy’ın sonlarında Cersones şehrini düşman İskitlere karşı savunan Sarmat kraliçesi Amaga, güçsüzleşen İskitya’daki kontrolü ele aldı. MÖ 179’da Küçük Asya ve Kuzey Pontus’un uluslar arası hayatına iştirak eden Sarmat kralı Gatal’dan bahsedilmektedir. MÖ 1. ve 2. yy’larda İskitya artık Sarmatya olarak anılmaya başlanmıştı. Don nehri Avrupa Sarmatyasıyla Kafkasya’da dahil olmak üzere Asya Sarmatyası arasında sınır olarak kabul ediliyordu. İskit kabileleri de Sarmat birliklerine katıldılar.

Üstün silahçılık ve savaş sanatı olmadan Sarmat fetihlerinin başarısı imkansız olurdu. Savaşım tarihindeki Sarmat dönemi, ağır silahlı süvari ve yakın savaş tekniklerinin öneminin arttığı süreç olmuştur. Erken dönem Sarmat ordusunun temeli halen deri tozluk ve miğfer giyen hafif silahlı okçu süvarilerilerden oluşuyordu. Fakat Sarmatların askeri üstünlüğü ağır silahlı atlı tümenlerinden kaynaklanıyordu. Sarmat ordusundaki bu tümenlerin büyüklükleri ve rolleri düzenli olarak artıyordu. Metal ya da boynuz kaplamalı zırhıyla korunan Soylu Sarmat savaşçısı mızrakla düşmanını deviriyor ve uzun süvari kılıcıyla işini bitiriyordu. Uzun Sarmat atlarına da özel bir zırh giydiriliyordu.

Yaziges, Roxolani, Siraces, Aorsi; en büyük Sarmat kabile birliklerinin isimleriydi. Daha çok batılı olan Yazigan Sarmatları, ilk olarak Roma İmparatorluğu’nun Tuna illerine baskın düzenleyenlerdi. Roxolaniler Dinyepelerle Don bölgeleri arasını merak ederek kış aylarındaki askeri kışlalarını Azov Denizi kıyılarına kurdular. Sicaresler aralarında en gelişmiş ekonomi ve sosyal yapıya sahip olanlardı ki; Kuzey Batı Kafkasyanın Meot tarımcılarını konu edinmiş ve Sarmatlar içinde ilk olarak kendi eyaletlerini oluşturmuşlardır. Fakat en güçlüleri ve kalabalıkları Aorsilerdi. Yunan coğrafyacı ve tarihçisi Strapon’a göre, MÖ. 1. yy savaşlarından birinde Siraces kralı Abeac 20 bin kişilik atlı ordu oluşturmuştu ve bu sayı Aorsi kralı Spadin için 200 bin ve üst Aorsiler için daha da fazlaydı.

Aorsiler, Hint ve Babil masallarını Kafkasya yoluyla Volga ve Don steplerine ulaştıran deve kervanlarının geçtiği en iyi ticaret yollarını kontrol etmekteydi. Yakın Doğuya giden yollardan biri de Kafkasya’nın Hazar kıyıları boyunca izlenen rota, bir diğeri Terek ve Aragva vadileri arasından giden, “Sarmat Yolu” olarak adlandırılan rotaydı. Önemli bir ticari rotası da Batı Avrupa’dan Sarmat toprakları boyunca Pontic ve Hazar stepleri üzerinden Urallar, Orta Asya ve Çin’e giden yoldu. Sarmatlar, Bosfor Krallığı ve Kuzey Pontus şehirleri ile yakın politik, ticari ve kültürel ilişkilere sahip oldular. Kafkasya ve Aşağı Don bölgesindeki bazı Sarmatlar ise yaşam şekillerini değiştirerek tarımsal manevi yapıyı tercih etmişlerdir.

Askeri işbirlik, kültürel ve ekonomik değiş-tokuş, bazı göçebelerin yerleşik hayata geçmeleri, Sarmatlar’ın yerel halkla karışmasını sağlamıştır. Kafkasya, eski zamanlardan beri İskit dünyası için büyük önem teşkil etmiştir. Sarmat fetihleri yalnızca politik davranışları değiştirmiş ve Kafkasya’daki İskit geleneğini güçlendirmiştir. Milattan önceki son yüzyıllar, Sarmatların sadece ova değil, dağ yerleşimlerinin de gerçekleştiği zaman dilimi olmuştur. Eski yazarlara ve Gürcü raporlarına göre, Orta Kafkasya İskit-Sarmatlar tarafından iskan edilmişti.

Sarmat Çağı’nın madde kültürü dikkat çekici özgün özelliklere sahip, bunların arasında; Sarmatlara mahsus hayvan biçimleri ve çok renklilik, metal aletlerin renkli taşlarla kaplanarak süslenmesi sayılabilir. Sarmat toplumunun karakteristikleri, simge kullanımı, özel “tamga” denilen işaretlerin işlevselliği ve armalarıdır. MÖ 2. yy’dan itibaren Batı’ya göç eden Sarmat grupları, günümüz Romanya, Macaristan, Bulgaristan, Fransa, İtalya ve İngiltere’sine yerleşmişlerdir.

Kültür

Sarmatlar, adına atlarını kurban ettikleri bir ateş tanrısına tapıyorlardı. Sarmat kızları erkeklerle birlikte savaşlara katılırlardı. Ama anaerkil yaşam zamanla biçim değiştirdi ve bir erkek monarşisi oluştu; zengin ölüler için yapılan mezarlara (kurgan) değerli eşyalar konulmaya başlandı. Günümüzde Adigeydeki ve Kuban Irmağı havzasındaki höyüklerden Sarmatlara ait arkeolojik buluntular çıkarılmıştır. At takımları ve silahlar Sarmat becerisini kanıtlamaktadır. Yüzük, bilezik, taç, broş, altın tabak ve benzeri ziynet eşyaları Adigeydeki ve Rusyadaki bazı müzelerde sergilenmektedir.

Kaynak

Vikipedi http://www.aors.narod.ru Çeviri: Haluk Özcan

Önceki Paylaşımlar