dağıstan

Dağıstan Cumhuriyeti Rusya Federasyonu'na bağlı bulunmaktadır. 3 renkli olan Dağıstan Cumhuriyeti bayrağının üst kısmındaki yeşil şerit İslamiyeti, ortadaki mavi şerit Hazar Denizi ile gökyüzünü, alttaki şerit ise dostluğu sembolize etmektedir. Dağıstan Cumhuriyeti marşı Şirvani Calaev tarafından bestelenmiştir. Dağıstan Cumhuriyeti arması 20 Ekim 1994‘de Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir. ...

DAĞISTAN (türkçe) anlamı
1. f. Dağlık yer.
2. Kafkasya'nın kuzeydoğusunda ve Hazer Denizi'nin batı kıyılarında bulunan bir bölgedir ki
3. eskiden buraya Albanya denirdi.
DAĞISTAN (türkçe) almancası
1. npr. Dagestan

Dağıstan hakkında bilgiler



Dağıstan Bayrağı
Dağıstan Bayrağı
Dağıstan (Rusya Federasyonu'na bağlı bir cumhuriyettir. 20 Ocak 1921'de Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlı olarak Dağıstan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adıyla kuruldu. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra, Rusya Federasyonu içinde Dağıstan Cumhuriyeti adını aldı.

Rusya Federasyonu'nun Avrupa'daki kesiminin güneyinde yer alan Dağıstan, Büyük Kafkas Dağları'nın kuzey yamacının en doğu ucundan 50.278 km² bir alanı kaplar. Güney ve batısı Güton dağında 3646 metreye, Bazardyuzu (Pa Dağı'nda da 4480 metreye ulaşan Kafkas Dağları'nın ana doruk hattıyla çevrilidir. Doğusunda Hazar Denizi, kuzeyinde Kalmuk Özerk Cumhuriyeti, batı ve kuzeybatısında Çeçenistan ve Kuzey Kafkasya, güneybatısında Gürcistan ve güneyinde de Azerbaycan yer alır.

Dağıstan doğudan batıya 200, kuzeyden güneye 400 kilometre kadar bir uzunluğa sahiptir. Başkenti Mahaçkala'dır. Diğer önemli şehirler Derbent, Kızılyar, İzberbaş ve Buynak'tır.

Coğrafya ve iklim



Dağıstan'ın Rusya'daki konumu
Dağıstan'ın Rusya'daki konumu
Dağıstan adı bir kavmi değil, coğrafi-topoğrafik bir manayı ifade eder. Rusça'da da 'Dağlar Ülkesi' anlamında Strana Gor ifadesi kullanılmaktadır. Dağıstan Coğrafi açıdan beş bölgeye ayrılır. Birinci bölgede Kafkas Dağları ve Dağıstan iç platosu yer alır. Dağlar arasından Hazar Denizi'ne akan Sulak, Samur ve Kurak gibi ırmaklar buralarda derin vadi ve uçurumlar meydana getirmiştir. Kafkas Dağları'nın genellikle güneye bakan yamaçlarında yağış çok azdır. Bu yüzden bazı bölgelerde bitkisel hayat yoktur.

İkinci bölge, birinci bölgenin kuzeyinde yüksekliği 920 m'ye ulaşan ve çıkıntı tepelerinden oluşan ikinci bir dağ kuşağından ibarettir. Bu bölge kuzey ve kuzeybatıdan esen rüzgarlar sebebiyle oldukça yağışlı olup, sık ormanlarla kaplıdır. Dağlar ile Hazar Denizi arasında kalan dar kıyı düzlüğü üçüncü bölgeyi oluşturur. Dar boğazlardan çıkıp yayılan ırmaklar tarafından kesilir. Petrol ve Doğalgaz yatakları barındıran bu ovanın genişlediği yerde başlayan dördüncü bölge alçak ve bataklık ovalar ile Terek ırmağı deltasından oluşur. Deltanın hemen ilerisinde uzun ve kumluk Agragan Yarımadası başlar.

Son olarak Terek'in hemen kuzeyinde kumullarla kaplı Nogay Bozkırları beşinci bölgeyi oluşturur. Bu bölgenin iklimi ise sıcak ve kuru olup, bitkisel hayat yarı yarıya çöl özellikleri gösterir.

Dağıstan'ın başlıca ırmakları Gazi Kumuk, Kara, Avar ve Andi Koysularının birleşmesinden oluşan ve Mohaçkale'nin kuzeyinde Hazar'a kavuşan Sulak, daha kuzeyde Çeçenistan'dan gelen Terek, güneydoğu istikametinde akarak aynı şekilde Hazar'a kavuşan Samur'dur. Genellikle dağlara paralel olarak akan bu ırmaklar, 1000 metreye varan derinlikte ve darlıkta kanal ve mecralar oluşturarak, Dağıstan'ın özelliklerinin şekillenmesinde önemli rol oynarlar.

Dağıstan'ın iklimi genel olarak sıcak ve kurudur. Alçak kesimlerde ortalama sıcaklık Ocak ayında -3, 6 derece, Temmuz ayında 23 derece dolayındadır. Dağıstan'ın kuzey kısmını teşkil eden Sulak-Terek-Kuma düzlüğü en yüksek yeri 26 metreyi geçmeyen ve denize doğru gittikçe alçalan, susuz ve kıraç bir bozkırdan ibarettir. Bu sahanın nüfus yoğunluğu çok düşüktür. Bu bölgenin sahil boyu bazan su altında kalır. Kuma ile Terek arasında birçok tuz gölü ve bataklık vardır. Terek ile Sulak arasında ise, kumsallarda kaybolan Aktaş, Yarıksu, Yamansu ve Aksay çaylarından bu gün ziraatte istifade edilmektedir. Sahil boylarına nisbeten sathı biraz yüksek olan kuzeybatı bölgeleri hariç olmak üzere, bu düzlüğün iklimi son derece kurudur. Düz, ırmaktan ve ormandan mahrum, yağmursuz ve kuzey rüzgarlarına açık olan daha kuzeydeki bölgede sıcaklık yazın 40, kışın -40 dereceyi bulur.

Ziraat, Terek boyunda ve sun'i sulama usulü ile güneybatı kısmında yapılır. Diğer kısımlarda muhtelif Türk boyları göçebe halinde yaşar ve hayvan beslerler. Sahil boyunda ise balıkçılık ile iştigal edilir.

Dağıstan tabii zenginliklerle doludur. Dağlık bölgenin bitki örtüsü, vadilerde ve kanyonlarda yaprak döken ormanlardan, yüksek tepelerde çam ve huş ağacı ormanlarından ve ağaç sınırının üstünde de Alp çayırlarından oluşur. Tepe yamaçlarında yer yer çöl bitkisiyle kesintiye uğrayan sık yaprak döken ormanlar bulunur. Alçak yamaçlarda seyrek esmer toprak alanlarıyla bölünen verimli kestane rengi topraklar egemendir. Hazar Denizi kıyısında ise tuzlu bataklık toprakları yaygındır.

Nüfus

Dağıstan'ın nüfusu günümüzde (2007 tahmini) 2.950.000'e yaklaşmıştır. Nüfusun çok hızlı artış sürecine girmesi şaşırtıcıdır. Zira ülkedeki Rus ve Dağ Cuhutlar (Yahudi)ı göç etmektedirler. Rusya ve İsrail'e özellikle büyük bir göç olmaktadır. Rusların toplam nüfusa oranı % 4'e düşmüştür. Bu azalmaya karşılık nüfus artış hızının sürmesindeki en önemli sebep, 1990'lı yılların başından beri eski Sovyet toprakları üzerindeki bütün cumhuriyetlere zamanında çoğu ekonomik sebeplerden göçmüş bulunan Dağıstanlılar'ın yeniden kendi ülkelerine geri dönmeleridir. Rusya, Ukrayna ve Orta Asya cumhuriyetleri dağılmayı izleyen yıllardan beri çeşitli sebeplerle onları kendi sınırlarının içlerine çekilmeye zorladılar. Gerçekte Dağıstan; Hazar Denizinin ince kıyı şeridi toprağı dışında pek de verimli olmayan bir ülke. Halkın % 99.9'u okuma yazma bilmekte ve neredeyse tamamı ise 2'den fazla dili en iyi şekilde konuşabilecek şekilde bilmektedir. Dağıstan'ın nüfus artış hızı Rusya Cumhuriyeti genelinde ilk sırada yer almaktadır. Bu artış hızı korunduğu ve ülke dışındaki insanları yurtlarına geri dönmeyi sürdürdükleri takdirde Dağıstan nüfusu 2050 yılında altı milyonu yakalayacaktır.Mahaçkala, Hasavyurt, Buynakski, Kaspiski, Kızılyar, İzberbaş ve Derbent ülkenin önemli şehirlerindendir. Dağistanın kuzeyi ve doğusunda ki düzlük bölgelerde Türki grupların varlığı, ülke geneline egemen olan dağlık ve plato yerleşimlerinde ise Kafkas kökenli etnik gruplar yaşamaktadır.

Dağıstan bölgesi Bütün doğu Kafkasya'yı kaplar. Ancak Kafkasya'nın bir nevi yerlisi sayılanlar  daha çok Dağlık bölgede yaşarlar. Hazar Denizi'ne doğru uzanan veya kuzeydoğuda Sulak ve Terek Nehirleri'nin aşağı mecralarını da içine olan ve düzlük (hatta daha kuzeyde step görünümlü olan ) kesimde Türk asilli kabileler (Kumuklar, Azeriler, Türkmenler ve hatta Nogaylar) yaşarlar.


Dağlı kabilelerinin aralarında bulunan engeller (dağlar, tepeler, derin vadiler, vs.) batıdaki kadar olmasa da buradaki kabileler arasında da farklılıklar doğmuştur. Ovaya doğru ( kuzey, doğu veya güneydoğu istikametinde ) olan yerlerde yasayan kabilelerin mensupları genellikle Türk kabileleri ile sıkı ilişkiler içerisinde bulunmalarından dolayı Türkçe de bildiklerinden, bu dil doğu Kafkasya'da ortak bir anlaşma vasıtası olarak kullanılmaktadır. Siyasi ve askeri yönden bütün dağlı kavimler gibi Dağıstanlılar da savaşçı, aktif ve hürriyetlerine düşkündüler. Bu nedenle bu bölgede ( yani bütün Dağıstan'da) ovalı kesim, Dağlık kesime tabi olmuştur. Şeyh Şamil'in Dağıstan da en fazla dayandığı kabileler Lezgiler, Avarlar gibi Turani kavimlerdir..



Amblemi
Amblemi
Dağıstan'ın nüfusu A. Cevdet Paşa (1878 de) 270.000 hane olarak tespit ediyor. Allen-Muratoff ise "Gerilla savaşları "sırasında doğu Kafkasya kabilelerinin nüfusunu tahminen 500.000 olarak veriyor. Binbaşı Nazmi ise 1956 da Dağıstan'ın Müslüman nüfusunu 1.450.000 olarak veriyor. A- Avar (Andelal)lar (Andilerdahil) Dağıstan'ın kuzey-batısındaki Koysu Irmağı'nın Andi, Avar ve Kara kollarının kaynakları civarındaki bölgeler ile kuzeye doğru Kumuklar' ın oturdukları alçak ovaya doğru uzanan kesimde (Çir-Yurt'a kadar) yasarlar. Güneyde ise Zakatali Mıntıkası'na kadar olan bölgede bulunurlar. doğularında kuzeyden, güneye doğru Kumuklar, Darginler ve Gazi-Kumuklar (Laklar) güney doğularında ise Lezgiler bulunur; Kuzeybatılarında Çeçenler, güney batılarında ise Gürcüler bulunurlar. Lezgiler'den sonra Dağıstan'ın en kalabalık kabilesi Avarlar'dır.

Dil yönünden üç gruba ayrılırlar; 1- Avar, 2- Andi, 3- Dido (Tsez).

En kalabalık gurubu esas Avarlar meydana getirirler. Bunlar kuzeyde Sulak Irmağı'ndan (orta kesimleri) güneye doğru Zakatali yöresine kadar uzanırlar. Andiler ise Bottlih, Godoberi, Karatin, Bagvalal, Çamalal, Tindi ve Açvaçis gibi alt guruplara ayrılırlar. Dido gurubuna ise Hinuk, Çvarsin ve Kapuçinler dahildirler. nüfusları ise 1939 nüfus sayımına göre (bir fikir vermek amacıyla veriyoruz) Avarlar 170.000, Andiler 30.000, Didolar 10.000 kişi olarak sayılmıştır. Avarlar aslında Avar Hanlığı'na bağlı idiler. Hamzat Bek ve sonra da Şeyh şamilin esas dayandıkları topluluk Avarlardır..

Dağıstanın coğrafi olarak bulunduğu bölge:

Asya kıtasının Önemli bir Türk Bölgesi olan Astrahan eyaletinin güneyi ve Don nehrinden başlayarak, Karadeniz ile Hazar Denizi arasındaki kara parçası, Ayrıca Türk ve İran sınırlarına kadar olan uzantısını da hesaba katarsak. 450 bin kilometrekare genişliğindeki Bu muhteşem coğrafyaya Kafkasya denir.

Bu coğrafyada Kuzeybatıdan güneydoğuya uzanan Kafkas Dağları' nın kapladığı bölge esas itibariyle dağlık olup, Kafkas halklarının büyük çoğunluğu genellikle bu dağlık bölgelerde yaşar. Kafkas Dağları 'nın kuzeyinde kalan kısma Kuzey Kafkasya, güneyinde kalan kısmı da Güney Kafkasya, Maveray-ı Kafkasya veya Transkafkasya adları verilmektedir. Tarih boyunca Kafkasya'da yaşayan milletlerden Kafkas yerlileri olarak çok büyük bir kısmı Turani kavimlerdir Bunlar; Çerkezler, Abnazlar, Çeçenler, İnguşlar, Avarlar, Lezgiler, Laklar, Darginler, Gürcüler, Kumuklar, Nogaylar, Kalmuklar, Karaçaylar, Balkarlar, Karapapaklar, Kundurlar ve Azeriler; Hint-Avrupa kavimlerinden Osetler, Ermeniler, Svanlar, Farslar, Alanlar ve Ruslar; Sami kavimlerinden de Yahudiler bulunmaktadır. Hint-Avrupa ve Sami kavimleri ile Gürcülerin bir kısmı dışında bu kavimlerin hepsi müslümandır.

Geçmişte tarihi devrelerde Özellikle Turan merkez bölgesi olarak tanımlanan Büyük Türkistan da yaşayan, çevresi ile kavgalı, belki birazda geçimsiz savaşçı kavimler, ülkeleri işgal edilen mülteciler Kafkasyaya sığınmışlardır. Dünyanın birçok yerinden gelen insanların buraya sığınmaları tamamen Kafkasların coğrafi ve fiziki konumundan kaynaklanmıştır. Çeşitli sebeplerle yurtlarını terk etmek zorunda kalan insanlar savunmanın daha kolay olduğu ve zor takip edilebildikleri dağlara sığınmış ve buralara yerleşmişlerdir.

Milliyet ve dilleri itibariyle Kafkas Kavimleri, bu fiziki coğrafyanın kendilerine kazandırdığı hayret verici özelliklere sahip olmuşlardır. Kafkaslar, dünyanın başka hiçbir yerinde görülmemiş bir şekilde çok sayıda kabile, soy ve insanlardan oluşmakta ve bunlar çok çeşitli lehçe ve diller kullanmaktadırlar. Sadece Dağıstan'da bugün otuzun üzerinde ayrı boy ve oymak (belki daha da derin aykırılıkları olan topluluk)yaşamaktadır.

Özellikle Dağıstan'ın da içinde bulunduğu Doğu Kafkasya bölgesinde yüzlerle ifade edilen dilin konuşulduğu bilinmektedir. Arapların bu coğrafya da bulunan Dağıstan için Diller Dağı (Cebelü'l-Elsine) dediği, Romalıların işlerini takip etmek için 130 tercüman kullandığı Kafkasya'da 300 hatta 360 adet dilin varlığından söz edilmektedir.

Bu dillerin sayısı hakkında, en temkinli Avrupalı yazarların bile verdikleri rakam kırkın altına düşmemektedir. Bu diller yapı bakımından birbirlerinden pek farklı gözükmemektedir. Bu göz alıcı çeşitlilik ve farklılık, bu kavimler arasında asırlar boyu sürüp giden anlaşmazlık, kan davaları ve sürtüşmelere sebep olmuştur. Ancak en büyük ve ortak düşmanları olan Ruslar'a karşı, özellikle XVIII. Yüzyılın son çeyreği içinde başlayan bağımsızlık ve hürriyet mücadelesi, özellikle Kuzey Kafkasya'da, bölgeye özgü bir birlik ve bağlılık şuuru geliştirmiştir. Bu birliğin oluşmasında, Osetinler'in bir kısmı hariç, bütün Kuzey Kafkasyalıların ortak dini olan İslamiyet'in kazandırdığı kardeşlik düşüncesinin büyük rolü olmuştur.

Coğrafya ve İklim

50.300 km2 yüzölçümüne sahip bir Kuzey Kafkasya ülkesi olan Dağıstan birçok fiziko-coğrafik bölgeye ayrılır. Yazlar genelde sıcak ve uzun olur. Alt-tropik iklime sahip olan Hazar kıyıları deniz seviyesinden 28 m. düşük iken, karlı Kafkas dağlarında 4.000 metre aşılmaktadır. Dağıstan’ın iç kısımlarında kayalıklardan oluşan ve ilginç platolara sahip sıradağların en yüksek noktası Bazarduzi Zirvesi'dir.

En büyük nehirler Terek Nehri, Sulak Nehri ve Samur Nehri’dir. Olağanüstü güzellikteki Sulak Kanyonu ünlü Kolorado Kanyonu’ndan çok daha derindir (1800 metreden fazla). Kezenoyam Gölü 1.700 m. yükseklikte yeralmaktadır. Kuruş köyü Avrupa’daki en yüksekte bulunan dağ köyüdür. Dağıstan uzun ömürlülük (milyon kişiye düşen 100+ yaşın üstündekiler) açısından dünyada ilk sırada yer almaktadır.

Dağıstan Tarihi

Dağıstan’daki ilk insan izleri Paleolitik çağa, 150-80 bin yıl öncesine gitmektedir. Orta Paleolitik çağa (80-35 bin yıl öncesine) ait bulgular tüm fiziko-coğrafik yörelerde mevcuttur. Buzulların hareketlendiği Üst Paleolitik çağda insan dağlardan Hazar kıyısındaki düzlüklere inmiştir. Gedjuk bölgesinde bulunan, mamut kalça kemiğinden yapılmış bir çanak bunun kanıtıdır. Mezolitik çağda (10-9 bin yıl önce) iklim değişmiş, Kaspis Denizi alçalmış ve Kafkasya’da buzul dönemi oradan kalkmıştır. Bugün Çoh olarak bilinen yerleşmeyi miras bırakan kabileler Hazar Denizi'nden hareketle Dağıstan’ın dağlık kısımlarına sızmışlardır. Mekegi ve Rugudja köyleri yakınlarında bulunan kaya sanatı bulguları da onlara ithaf edilmektedir.

Tarım ve hayvancılığa geçiş neolitik döneme işaret eder (8-7 bin yıl önce). Çoh’taki kayadan yapılmış bir ev Neolitik dönemden kalmadır. Çömlekçilik, örgü, taşların cilalanması ve delinmesi bu dönemin en büyük başarılarıdır. Aeneolitik çağda (Milattan önce 5-4 bin) önemli maden keşifleri olmuştur. Dönemin standart evi Girçin köyünde bulunduğu gibi dairesel bir plana sahipti. Ayni yerde iki de mezar bulunmuştur. Tarım ve hayvancılığa geçiş, antik Dağıstan’ın en önemli olaylarıdır. Bu sayede ekonomi gelişmiş ve nüfus artışı ile birlikte alan genişlemiştir. Geçici ve mevsimlik yerleşmeler de ortaya çıkmıştır.

Bronz çağının başlamasıyla birlikte (M.Ö 4-2 bin) dağlık Dağıstan’da teraslama yöntemiyle ekin mükemmelleşmiştir. Neolitik dönemde Dağıstan dahil Doğu Kafkasya, dünyanın yiyecek türlerine 50’den fazla buğday, arpa, keten, fasulye kültürlerini ve sayısız kayısı, tohum vb. ürünleri katmıştır. Bronz çağ demir üretimine yol açmıştır. Bu ise ekonomi, kültür, insan mentalitesinde devrimsel değişiklikler yaratmış ve nihayet askeri bir demokrasinin ve ardından da “devletin” oluşmasına neden olmuştur.

İran’dan gelen göç dalgaları (Sabatinler, Beloziorlar, İskit kabileleri) Dağıstan üzerinde çalkalanmış ve Transkafkasya ile Küçük Asya’ya yayılmıştır. M.Ö. 4. yy’dan M.S. 4.yy’a kadar geçen dönemde Doğu Kafkasya’daki en belirgin olgu, Kafkas Albanya’sının kurulması ve büyümesidir. Kafkas Albanya’sının halkları, Romalılara karşı Pontik Kralı Mitridat IV Eupatoros’ un yönettiği savaşa katılmışlardır. M.S. 226’da Sasaniler İran’da iktidarı ele geçirince, Kafkasya’yı etkileri altına almak için Romalılarla savaşmaya başladılar. Büyük Göç ve çeşitli göçer kabilelerin (Savir, Avar, Barsil, Hun vb.) Dağıstan’ın Kaspis (Hazar) kıyısındaki yöreleri istila etmesi nedeniyle Kafkasya’daki durum daha da karışmıştır. Bu kabileler, Transkafkasya ve Küçük Asya için tehlike oluşturuyordu. Bu koşullarda güvenlik sağlamak için Sasani yöneticileri kuzey sınırlarında surlar yapmışlardır. Bunlar bugün Derbent’te görülebilen surlardır. İpek yolu böylece açılmıştır.

5. ve 6. yüzyıllarda Kafkas halklarının tarihinde önemli roller oynayacak olan Lak, Tabasaran, Zerikhgeran, Kaytak, Gumik, Serir, Derbent ve Maskut krallıklarının oluşmaya başladığını görüyoruz.

7. yy’ın ortalarında, çeşitli halklar, yerleşik ve göçer kabilelerin karışımından oluşan bir güney Avrupa devleti olan Hazar İmparatorluğu tüm cüssesi ile boy göstermiştir. Hazar kıyısındaki Dağıstan da büyük güce sahip bu İmğaratorluğun sınırları içinde kalıyordu.

Ülke; 740’lı yıllardan itibaren, 8. yy.da Dağıstan halklarının da katılımı ile yürütülen Arap-Hazar savaşlarına sahne olmuştur. Sonunda Jarra, Maslama ve Mervan liderliğindeki Arap birlikleri, Dağıstan’ın iç kısımlarına da akınlar düzenlemişlerdir. Bu savaşlar Dağıstan’ın üretim güçlerini tahrip etmiş, köylerini yıkmış ve tarım ile zanaatin gerilemesine neden olmuştur. Arap-Hazar savaşının sona ermesinden sonra Arap fetihleri sürmüş, Dağıstan’da İslamiyet’in yayılması başlamış ve 15.yy’da tamamlanmıştır. 9. yy’da Dağıstan Arap halifesinin boyunduruğundan kurtulur ve 965’de Hazar Hanlığı çatlar. 11. yy’ın ortalarında Prekaspis bölgesinde bugünkü Kumuk halkının formasyonunda belirleyici bir etmen olan Polova-Kıpçak kabileleri boy gösterir.

Tatar-Moğol istilası Dağıstan tarihinde başlıbaşına bir çağdır. 1220-22 yıllarında Jibe ve Subedey komutasındaki yirmibin kişilik ordu, Kuzey Kafkasya’ya, Transkafkasya ve İç Dağıstan üzerinden girerek dağlıların sert direnişini ezmiştir. Bunu izleyen yıllar Tatar-Moğol ordularının Dağıstan’a karşı Kuzey Kafkasya’dan düzenlediği seferler (1227, 1239-40) ve inatçı dağlıların saldırganlara karşı savaşımı ile geçmiştir. Tatar-Moğol istilaları yerli halkın sosyo-ekonomik ve kültürel açılardan gerilemesine neden olmuştur. 14.yy’da Orta Asya’da büyük bir devlet kuran Timurlenk, Cengiz Han’ın başaramadığı “evrensel imparatorluk” için harekete geçmiştir. 1395’de büyük bir ordunun başında Azerbaycan ve Derbent geçidi yoluyla Dağıstan topraklarına girmiştir. Timur’un barbarca katliamları, Dağıstan halklarına sayısız felaketler getirmiş ama özgürlük düşkünü dağlılar onun önünde diz çökmemiştir. Onların özgürlük ve bağımsızlık savaşımı parlak bir tarihi olgudur. 16.yy’da İran ve Osmanlı İmparatorluğu Dağıstan’a egemen olabilmek için birbirleriyle çatışmaya başlamıştır. Bu savaşım huzursuzluk getirmiştir- yerleşmelerin yağmalanması, üretim güçlerinin tahribi, halkın imhası ve köleleştirilmesi gibi-. 1582’de Lak, Avar ve Dargilerden oluşan birleşik kuvvetler Türk yeniçerilerini yenmiştir. Ondan sonra Dağıstan halklarının özgürlük ve bağımsızlık için sürekli savaşımları başlamıştır. Bunun en etkileyici safhalarından biri, Dağlar Ülkesine her ikisi de felaketle sonuçlanan iki sefer düzenleyen İran Şahı Nadir’e karşı yürütülen kahramanlık savaşımıdır. Dağlıların birleşik ordusu, İranlıları önce Canik’te (1738), ardından Dağıstan’da (1741) yenmiştir. İranlıların 1742 ve 1743 düzenlediği tüm saldırılar yenilgileriyle sonuçlanmıştır. Nihayet, dağlılara karşı savaş kazanma umudunu yitiren Nadir Şah, 1743’de ordularını hızla geriye çekmiştir. 19.yy’da dağlıların Çar sömürgeciliğine karşı özgürlük savaşımları, hem Dağıstan’ın, hem de bütün Kafkasya’nın tarihinde en canlı sayfa olmuştur. Dünyanın en kudretli İmparatorluğuna karşı yürütülen bu savaşım, Dağıstan ve diğer Kuzey Kafkas halklarının üç İmam’ın önderliğindeki bir kahramanlık destanıdır: Gazi Muhammed, Hamzat Bek ve Şamil. Bu savaşım sırasında bir de devlet- Şamil’in İmamat’ı- kurulmuştur. Bu devlet, 1834-1859 arasında varolmuştur. Dağlıların tahammül, cesaret ve kahramanlığı ile önderleri Şamil’in askeri dehası tüm dünya kamuoyunu büyülemiştir. Dağlıların bu savaşımı 25 Ağustos 1859’da Çar kuvvetlerinin Şamil’in son kalesi olan Gunip’i ele geçirmesi ile son bulmuştur.

Kafkas Savaşı’nın sona ermesiyle Dağıstan, Rus İmparatorluğu tarafından fiilen işgal edilmiş ve sözde “popüler-askeri hükümet” ihdas edilmiştir. Ancak, bu dağlıların özgürlük ve bağımsızlık savaşımlarının sonu olmamıştır. 1877’de Dağıstan, Çeçenistan ve Adigey’de yeni bir isyan olmuştur. Kaba kuvvetle bastırılmıştır.

Dağıstan, işgal ile birlikte, Rus uygarlığı ile tanışmış ve onun aracılığı ile de Avrupa ilişkisi başlamıştır. 19. yy’ın sonları ile 20. yy’ın başları arasında kapitalist işletmeler, devreye girmiş, demiryolu ve bir liman inşa edilmiştir. Ekonomik ve kültürel gelişme başlamıştır. Şubat Devrimi, 1917 darbesi ve bunu izleyen iç savaş halka eziyetler yüklerken, Dağıstan açısından büyük politik ve sosyal sonuçlar getirmiştir. 13 Kasım 1920’de yalnızca yerli halkların katıldığı Dağıstan Halkları 1. Kongresinde Dağıstan Sovyet Otonomu ilan edilmiştir. 20 Ocak 1921’de Tümüyle Ruslardan oluşan Merkez İcra Komitesi Dağıstan Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulması kararını almış ve Aralık 1921’de Sovyetlerin yalnızca Dağıstanlılardan oluşan Kurucular Kongresi cumhuriyetin Anayasa’sını yürürlüğe koymuştur. 1926’ya kadar iç savaş nedeniyle perişan olan ekonomi düzeltilmiş, Sulak nehrinden Mahaçkale’ye uzanan 70 km’lik Ekim Devrimi Kanalı kazılmış (1923), Dagogni cam fabrikası yapılmış (1926) ve Gergebil’deki hidroelektirik enerji santrali tamamlanmıştır (1929). Yolların yapımı hızlandırılmıştır. 1928’de yönetimsel bir değişiklik gerçekleştirilmiştir. Daha önce on tane olan reyon (ilçe) sayısı, 28’e çıkarılmıştır. 1920’lerin sonları ile 1930’ların başlarında “genel kollektivizasyon” başlatılmıştır. 1937’de, SSCB Anayasası çerçevesinde yeni Dağıstan Anayasası kabul edilmiştir. 1930’larda parti hükümetinin totaliter sisteminden kaynaklanan baskılar, cumhuriyetin politik ve ekonomik durumuna çok kötü etkiler yapmıştır.

1941-1945 Alman-Sovyet Savaşı tüm ülke için büyük bir trajedi olmuştur. Dağıstan’da akrabalarını yitirmeyen tek bir aile kalmamıştır. 52 Dağıstanlı, Sovyetler Birliği Kahraman’ı ünvanını almıştır. Savaş sonrasında yaralar sarılmış, ekonomi iyileştirilmiş ve 1950’ye kadar refah artışı olmuştur. Yine de Cumhuriyet, izleyen onyıllardaki sosyo-ekonomik deneylerin tüm olumsuz sonuçlarına katlanmak zorunda kalmıştır.

Dağıstan Halkları

Küçük bir ülke olan Dağıstan’da kökenleri çok eskiye dayanan 30’dan fazla etnik grup yaşar. Dağıstan, etnik açıdan en karışık bölgelerden biridir: burada 30’u yerli olan İber-Kafkas, Türk, İran, Hint-Avrupa ve diğerleri olmak üzere 100’ü aşkın milliyet ve halk yerleşmiştir. Yerel dillerin önemli bir bölümünde lehçe ve patois ayrışımları vardır. Dünyanın diğer hiçbir yerinde bu kadar küçük bir alanda bu kadar çok halkı birarada bulma olanağı yoktur.

1996 başlarında Dağıstan’ın nüfusu 2.1 milyonu aşmıştır. Bu Rusya’nın toplam nüfusunun %1.2’sidir. Nüfusun %58’i kırsal alanda yaşar. Nüfus artışı hızlıdır: cumhuriyet nufusunun doğum oranı % 2, ölüm oranı % 0.71’dir. Nüfus yoğunluğu kilometre kareye 42.5 kişidir. Dağlık kesimlerde çarpıcı bir nüfus birikimi bulunmasına rağmen, buralarda yaşam standartlarındaki düşüklük sebebiyle yoğun göç süreçleri izlenmektedir.

Nüfusun büyük çoğunluğu sünni Müslümandır. Şii Müslüman olan Dağıstan Azerileri azınlıktadır. Rus, Gürcü ve Ermeniler Hristiyan’dır. Dağlı halklar arasında Yahudiler de bulunmaktadır. 1989 sayımına göre Cumhuriyetin etnik bileşimi şöyleydi:

* Avarlar: (Nüfus: 496 bin)
* Darginler: (Kaytak ve Kubaçiler dahil nüfus: 280.4 bin)
* Kumuklar: (Nüfus: 231.8 bin)
* Lezgiler: (204.4 bin)
* Laklar: (91.7 bin)
* Tabasaranlar: (73.2 bin)
* Nogaylar: (28.3 bin)
* Rutullar: (15.0 bin)
* Agullar: (13.8 bin)
* Tsakurlar: (5.2 bin)
* Tatlar (Dağ Yahudileri): (17-18 bin)
* Azeriler: (75.4 bin)
* Çeçenler: (60 bin)
* Ruslar: (300 bin) 


Dağıstan dışında da özellikle Rusya, Azerbaycan ve Orta Asya Cumhuriyetlerinde önemli sayıda Dağıstanlı yaşar.

Diaspora

Çeşitli tarihsel olaylar nedeniyle, binlerce Dağıstanlı Orta Doğu ülkelerine (Türkiye, Suriye, Ürdün, Irak, Mısır, Suudi Arabistan vb) göçmüştür. Amerika, Avrupa ve diğer bazı ülkelerde de Dağıstan diasporası vardır. Osmanlı İmparatorluğu topraklarına 1860’lar ve 1870’lerin sonlarında yapılan göçlerin temel nedeni, Kafkas Savaşının sonucu ve 1877’deki dağlı isyanıdır. Bu zorunluluktan kaynaklanan yapılmak zorunda kalınan bir göç süreci idi. Daha sonraları 1905-1907 yıllarında ve 1917 sonrasındaki olaylardan sonra ve II. Dünya Savaşı yıllarında da göç hareketleri izlenmiştir. Dağıstan diasporası konusunda sayısal bilgi vermek oldukça zor olmakla birlikte, halen değişik Orta Doğu ülkelerinde yaklaşık 200 bin Dağıstanlının bulunduğu kabul etmektedirler. Bunların 2/3’ünün yaşadıkları ülkelerde kültürel ve dilsel olarak asimile oldukları düşünülmektedir. Öte yandan, sadece Anadolu’da Dağıstan kökenlilerin yerleştiği 70 kadar yerleşim birimi olduğu bilinmektedir.

Adetler

Çok eski zamanlardan bu yana Dağıstan toplumunun bireysel ve kamusal yaşamı, kendi kendini yöneten bir sivil toplum olarak, bir dizi kurallardan oluşan ortak yasalar- Adetler- tarafından yönlendirildi. Adetler toplum yaşamının sigortaları, toplum bireylerinin mülkü ve saygınlığı, seçkinlerin imtiyazlarının bekçisi idi. Yerleşik ahlaki ve tinsel normları meşru kılıyordu. Yasal kurallar sistemi ve genelde yaşamın çeşitli durumlarında davranış biçimlerini yönlendiren halkın akıl, gelenek ve göreneklerinin kaynağını oluşturuyordu. Kolektivizm, komşuluk dayanışmaları (cemaat) ve akrabalık en fazla korunanlardı. Atalardan miras kalan konukseverlik yöntemi ve alışkanlıkları ile akrabalık bir tinsel kategori olarak toplumun tinsel-etnik özellikleri arasına yerleşti. Ancak farklı halkların adetlerindeki ayrılıklar nedeniyle Dağıstan toplumunun kalıcı birliğine katkıda bulunamadılar. Çoğu kez, İslam ilkeleri ile çeliştiler. İmam Gazi Muhammed’in Dağıstan halklarını tüm Müslümanlara yönelik Şeriat temelinde birleştirmek isterken, adetleri kaldırmaya teşebbüs etmesi rastlantısal bir davranış değildi. Adetler, Dağıstan halklarının tarih ve kültürü konusunda eşşiz birer kolleksiyondur.

Paganizm

Dağıstan halkları geleneksel olarak İslam’a bin yılı aşkın bir süredir bağlanmış olup, daha önceki pagan (çok tanrılılık) döneminden bugüne fazla iz kalmamıştır. Pagan dönemine ait şeytan ve ilahların adları ve işlevleri ancak mitlerde ve folklorda bulunabilir. Eldeki verilerden haraket edildiğinde, tüm halklar açısından, paganizm dönemindeki ünlü kişilerin mezarları ilahların elindeydi. Onların emrinde diğerleri vardı. ( Avar-Dido ve Nakh dil gruplarındaki halklar için Tsob, Lezgin ve Tabasaranlar için Alpan ). Kumuk ve Nogaylar için en üst ilah Tengri, Laklar için Zal, Tabasaranlar için ise Umçar idi. Ayrıca tanrı-koruyucu ve şeytanlar, belirli elemanları kontrol eden tanrılar vardı ( Avarlar’ın ‘Rüzgarın anası’ dedikleri Ghorol Ebel, Tsudakharlı Darginler’in Şıçurlagaşçura’sı, Lakların Çassaji’leri gibi).

Suvanasi, Kumukların su tanrıçası idi., Kizri- peygamber Tabasaranlar’ındı. Zaburay ve Vasamay Darginlerin yağmur tanrısıydı. Avar ve Darginler’in Mani adında sıcaklık tanrısı vardı. Tiliyarata ilçesinde yaşayan Avarlar hala “ormanların anası” na inanırlar. Nerdeyse tüm Dağıstanlılar son demette simgeleştiği üzere mısır tarlasının ruhuna inanırlardı. El sanatlarını koruyan tanrılar: Tabasaranların demir işlerini koruyan Temirhoyas, Zubutlinlerin halı dokumalarını koruyan Hiafi, Avar, Dargi, Lak ve Tsakur mitolojilerinde avcılık tanrısı olan Abdal.

Bunlardan sonraki grup, Tanrı-koruyucular ve aile, ev, refah ve zenginlik şeytanları topluluğudur. Bunlarla birlikte “ev yılanları” (Avarlar’da Kaz, Laklar’da Kini, Tabasaranlar’da Şavgar ve Benegut) ve periler söz konusudur. Güneş ve yağmur için yapılan törenlerde Tanrılar maskelerle ve antropomorfik metal, ahşap, taş, hamur ve bitkisel (çeremşa) olarak simgeleştirilirdi. Tanrı ve şeytanların tanımlamak üzere kanca, boncuk, görülmez güğüm vb kullanılırdı. Ölenlerin dünyası-atalar- fiziksel anormalliklerle karakterize edilirdi.

İslamiyet

İslamiyet’in Dağıstan’a girişi 7. yy’da olmuştur. 12. ve 13. Yy’lardan itibaren halk yaşamında belirleyici rol almaya başlamıştır. İslam, Arap dili ve Müslüman doğu ülkeleri ile olan ilişkiler Arap-Müslüman edebiyatına dayanan kültür ve ideolojinin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde en önemli unsurlar olmuştur. Halk faaliyetlerinde ve ruhsal yaşamda hala büyük bir rol oynayan Sufizm (tasavvuf) Dağıstan’da ağırlıklı İslami eğilim olmuştur.

Sovyet dönemindeki, “tepkici dinsel ideolojiye karşı mücadele” ve saldırgan ateizm İslam’a ağır bir darbe vurmuştur. Her yerde din okulları kapatılmış, camiler boşaltılmış, yıkılmış ve bu yerler kamulaştırılmıştır. Müftülükler, Arabça uzmanları, fiziksel anlamda yokedilmek dahil, ciddi baskıya maruz kalmış, Kur’an ve diğer dinsel yayınlar ortadan kaldırılmıştır. Arapça alfabenin kullanıldığı mektuplar reksiyoner ve tehlikeli sayılmıştır. Din resmi olarak “Halkların afyonu” olarak nitelenirken, dine karşı savaşan ateşli kişiler işi şaçmalama noktasına kadar götürmüşlerdir: yerel aydınlar tarafından dağlıların yeniden eğitimi için Arapçaya çevrilen komünist klasikleri dinsel kitaplarla birlikte ateşe atılmıştır.

Ekim Devriminin arifesinde Dağıstan’da 1700 cami varken, 1988’de sadece 27 cami kalmıştı. Ayni zamanda, önemli kişilerin cenazeleri, her ne kadar kendileri “inanmış ateist” idiler ise de, şaşmaksızın top atışları ile eşlik edilen törenlere sahne oldu. Perestroika ile birlikte ulusal ve dinsel öz bilinç hızla gelişti. Bugün, müftülüğün resmi sahiplenişi ötesinde, partiler, kitle iletişimi vb. alanların tümünde, heryerde dine ilgi görülmektedir. Günümüzde, özellikle kırsal alanlarda birçok sorun alimler kurulu ve toplumun yaşlılarından oluşan cemaatlerin aracılığı olmaksızın çözüme kavuşturulamaz. Yeniden İslamlaşma ile ilgili süreçler, törenler ve kültürel faaliyetlerde yoğun olarak gözlemlenmektedir. Sayısı 1500’ü aşan camiler, birçok İslamcı yüksek eğitim kurumu ile önemli sayıda medrese ve okul, dinsel inancın dirilişi ve Cumhuriyetin tarikatların tüm görkemiyle ayağa kalkması ve restorasyonu konusunda çalışmaktadır. Dinsel yayınlar geniş çapta yayınlanmaktadır. Yüzlerce Dağıstanlı, Müslüman ülkelerde dini eğitim veren yüksek okullarda öğrenim görmektedir.

Bilim ve Eğitim

Dağıstan, bugünkü bilim ve eğitim durumuna gelirken; uzun, karmaşık ve çelişkili bir yoldan geçmiştir. Bu yol, onyıllarca yöntemsel tek yanlılık ve ideolojik sübjektiflik içermiştir. “Küçük” olarak anılan halkların tarihindeki ve manevi deneyimindeki olumlu olan herşey Sovyet ideolojik konseptiyle ayni çizgide olmadığı için gözardı edilmiştir. Ulusal kültürün riliklerinde yalnızca tepkici, cahil ve karanlık düşünceleri getirdiği düşüncesiyle “doğu” ya da “Müslüman” maneviyatına nihilistik-hiççi- atıflar yapılmıştır. Bu ele alışın, dayanaksız, Avrupa-merkezli, “gerikalmış Doğu” yu dışlayan yaklaşımla ortaklığı vardır.

Bu arada Dağıstan, Doğu edebiyatını kolleksiyonlar ve kütüphanelerde asırlardır biriktirmekteydi. Bunlar, yalnızca dinsel veya teolojik edebiyat değil, bilginin birçok alanında geçerli kaynaklardı. Arap tarihçi Tabari’nin “Müslüman Dünyasının Doğal Bilgileri”, Al-Gazali’nin “İnancın Canlanışı”, Öklit’in “Orijinler” i… vb. dünyaca ünlü yapıtların okunması alışılagelmiş bir uygulama idi. Dağıstan’da uluslararası önemi olan kültür ve bilim merkezleri, ulusal kültürün geleneklerini depolayan müzeler vardır. Dağıstan’da gelenekselleşmiş olan ve Arapça eğitim veren din okulları eğitimin temel biçimi olmuştur. Kafkasya’daki Müslüman okullarının yarısı Dağıstan’dadır. Tarihçi M. Pokrovski Dağıstan için “Bu çıplak kayalar yığını, aşağı yukarı Kafkasya’daki en okumuş yer” demiştir. 1870’de Tiflis’te basılan Kafkas Dağlıları Üzerine Veri Derlemesi” (Sayı 3) adlı yayın “Her dağlı gencinin Dağıstan’da okuma gücüne sahip” olduğuna tanıklık etmiştir.

Dağıstan’daki İslamcı eğitim teolojinin yanısıra hukuk, mantık, retorik, gramer, Arap dilinin uslup bilimi, şiir yazmanın ilkeleri, cebir, astronomi, coğrafya vb. dersleri de kapsamıştır. Ayrıca, Hint, Fars, Batı-Avrupa filolojisi ve felsefesi, Aristo ve Eflatun’un görüşleri, Volter ve Hugo’nun fikirleri vb. konular da Dağıstanlılarca erişilebilmiştir. İ. Kraçkovski “Arap kitabı Dağıstan’a ithal edilen bir sciolism ziyneti değildi, onunla yaşanıyordu” demiştir. Bu, yerel halkta yaratıcı bilimsel düşünce için ilgi uyandırmıştır. Okumuş Dağıstan, olağanüstü düşünce ve bilim adamları çıkarıyordu: Obodlu Şaban, Kudutlu Musalav, Karakili Taygip, Yaragili Muhammed, Megebli Damadan, Hunzaklı Kadı, Aktili Mirza Ali, Aimakili Abubakar, Kudalili Gassan Efendi, Ubralı Magomed, Usişalı Davud, Alkadaraili Gassan, Ali Kaiaiev ve diğerleri. Bunların tarih, felsefe, hukuk, filoloji üzerine çalışmaları kendi zamanlarında ve daha sonraki nesiller tarafından incelenmiş, özümsenmiş ve yorumlanmıştır. Birçoğu Müslüman Doğu’da yayın olarak biliniyordu. “Dağıstanlıların kader icabı gittikleri anavatanları dışında bile tüm Müslüman dünyasında evrensel otorite olarak görüldükleri anlaşılıyor” diye vurgulamıştır doğubilimci Kraçkovski.

Dağıstan’ın Rusya’ya bağlanması ile dağlıların toplumunun gelişmesinde yeni bir safhaya girilmiştir.Coğrafya ve tarih, arkeoloji ve etnografi, filoloji ve halk ilaçları konusunda tam ve derinlemesine ilk çalışan; doğal kaynakları- maden zenginlikleri, toprak ve fauna vb.- ilk araştıranlar Rus bilim ve akademik hayatının seçkin temsilcileri olmuştur: A. Berzhe, A. Neverovski, V. Dokuçaiev,, N. Pigorov, P. Usla ve diğerleri. Onların etkisinde 19. yüzyılda pırıl pırıl ışıldayan Dağıstanlı araştırmacılar yetişmiştir: Şikaliyev, Z. Gazanfar, A. Çirkievski, A. Omarov, M. Kandiyev, G.M. Amirov, M.E. Osmanov, G. Alkadari, B. Dalgat; tarih, etnografya, folklor ve Dağıstan dilleri üzerine önemli araştırmalar yapmış olan yazarlar. Onların yardımıyla P.Uslar, Avar, Dargin, Lezgin, Lak ve Tabasaran dillerinin gramerini yazmayı başarmış ve dağlıların folkloru üstüne bir dizi usta yapıtını yayımlamıştır.

19.yy’ın ikinci yarısında, Dağıstan alfabelerinin ilk ABC leri oluşmuş, okullar için gramer kitapları, geniş kesimlerin okuyabilmesine olanak veren kitaplar çıkmıştır. Laik eğitim veren ilk okullar kurulmuştur. Dağıstanlılar arasınadan San Petersburg, Moskova, Kazan, İstanbul, Kahire, Paris vb. yerlerde yüksek eğitim görmüş ulusal aydınlar ortaya çıkmıştır.

Sovyet döneminde, eğitim ve bilim sistemi bir devlet işletmesi haline gelmiştir. Dağıstan halklarına ait yazı dilinin önce Arapçadan Latinceye (1928) ve daha sonra Rusçaya (1938) çevrilmesi ile birlikte radikal değişiklikler olmuştur. Likbez (okumamışlığa son) ve vseobuş (zorunlu temel eğitim) sistemlerinin devreye sokulması ile Dağıtan’da kültür devrimin zemini sağlanmıştır.

Geniş ilk ve orta okul şebekesi ile birlikte, teknik okullar ve sektörel personel okulları kurulmuştur. Mesleki eğitim başlatılmıştır. Otuzların ilk yıllarında, ilk yüksek eğitim kurumları açılmıştır. Bilimsel araştırma enstitüleri de ortaya çıkmıştır. 1924’de Doğal ve Dağıstan Halkları Kültür Mirası Bilimsel Araştırma Enstitüsü’nün kurulması çok önemlidir: Bu enstitü birçok akademik yönlenmenin oluşmasına yol açmıştır.

Bugün’ün Dağıstan’ında bilim, çağdaş bilimin tüm alanlarında verimli araştırmalar yapan bir düzine bağımsız bilim enstitüsünün bağlı olduğu Rusya Bilimler Akademisi Dağıstan Bilim Merkezi; beş yüksek öğrenim kurumu ve sektörel-departmantel araştırma merkezleri (Devlet Üniversitesi, Pedagoji Üniversitesi, Teknik Üniversite, Tıp Akademisi, Tarım Akademisi); laboratuvarlar ve istasyonlar tarafından temsil edilir.

Uzay

Musa Manarov’un uzay uçuşları Dağıstan’da çoşkuyla kutlanmıştır. İlk uçuşunda, astronotluk alanında olağanüstü kabul edilen ve hala kırılamayan, bir rekora imza atmıştır: uzayda 366 gün kalarak Guinness Rekorlar Kitabına girmiştir. Manarov uzayda bir çok gezi yapmış, değerli deneyler yapmış ve uluslararası kabin ekiplerinin etkinliklerinde yeralmıştır. Musa Manarov astronotluğun gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur. Sovyetler Birliği Kahramanı, Şeref Madalyası ve birçok ödülün sahibi olan Manarov uzayda toplam 541 gün kalmıştır.

Havacılık

Rusya Kahramanı Magomed Tolboiev de Dağıstan’ın ulusal gururu sayılmaktadır. Ünlü pilot eskiden, tekrar kullanılabilen ilk uzay aracı olan Buran’ın ucuş ekibinin bir üyesiydi. Ayrıca kendisi bir izleme uçağı ile Buran’ın pilotsuz otomatik inişini sağlamış ve denetlemiştir. Buran, ekonomik nedenlerle insanlı uçuş yapmamıştır. Yine de Magomed Tolboiev Dağıstan’da düzenlediği muhteşem havacılık gösterileri ile Cumhuriyet’ i havacılık mekezlerinden biri haline getirmiştir. Kendisi bugün Dağıstan Güvenlik Konseyi Sekreteri olup, en popüler politikacılardan biridir.

Edebiyat

Yazılı edebiyat Dağıstan’da 17. yy sonları ve 18. yy başlarından bu yana vardır. 19. yy ise edebiyatın hızla geliştiği ve tüm şiir türlerini içren harmonik bir sanatsal sistemin ortaya çıktığı dönemdir. 20. yy’a gelindiğinde Dağıstan, çok sayıda ünlü düşünce adamı ve ozanı, değişik eğilimleri ve uslupları ile zengi hümanist sanatın ile tanınmaya başlamıştı. Dağıstan’ın bu “Altın Çağı” nda gelişen güçlü tinsel gelişimi günümüzdeki kültürün organik bir parçası oldu.

Dağıstan’ın çok uluslu edebiyatı özet olmayan ancak sentetik bir kavramdır ve bu birlikteliğin kökleri halklarının derin genetik akrabalıklıklarına uzanır.Halkların yoğun tinsel yaşamı, bir resim paletinin üzerindeki renkler gibi, yaratıcı düşüncenin folklor geleneklerine yansımasıdır. Dağıstan edebiyatlarının kaynaklarında ve oluşumunda ve “Doğu Kafkasyanın Dünya Kültür Topluluğunun Müslüman Kanadına Dahil Edilmesi” (V. Bartold) adlı yapıt ile saptandığı gibi, Arap-Doğu gelenekleri özel bir yer tutar. Arapça uzun bir süre tamal edebi dil olmuştur.

18. yy’ın kapanmasıyla birlikte Dağıstan kültür tarihinde ulusal yazılı dil (Adzham) ortaya çıkmış ve Arapça’nın otokrasisi (mutlakiyeti) sona ermiştir. Yerel dillerde yazılı sanatsal metin parçalarının belirmesiyle birlikte Dağıstan edebiyatının biçimi, içeriği ve boyutları değişmiştir. O zamanki dünya edebiyatının ana akımı olan Rus edebiyatı ve düşüncesine erişim Dağıstan edebiyatının gelşiminde önemli bir unsur olmuştur. Dağlıların ulusal bağımsızlık için mücadelesi ile eşzamanlı olan Rus halkının köleliğe ve mutlakiyete karşı mücadelesi, çok uluslu devlet çerçevesinde halklar arasında birliktelik kavramının doğmasına neden olmuştur.

Parlak yeteneklerin, güçlü kişiliklerin ve karmaşık akibetlerin oluşturduğu bir takım yıldız olarak nitelenebilecek o zamanki Dağıstan ozanlığı, bölge ve dünya liriklerinin önde gelen bir örneğidir. 1917’yi izleyen dönemde ulusal deneyim ve yerleşik gelenekler epey revize edilmiştir. Bu yolda bazı şeyler kazanılmış, bazı şeyler yitirilmiştir.

Yeni ulusal edebiyatın başını şunlar çekmiştir: Lezgilerde Süleyman Stalski, Avarlarda Tsadalı Hamzat, Laklarda Garun Saidov, Kumuklarda Zeynelabid Batırmurzayev, Darginlerde Rabadan Nurov. 1934’deki I. Dağıstanlı Yazarlar Kongresine 100 delege katıldı.Ayni otuzlu yıllar Dağıstan kültürü için felaketler getirdi: B. Astemirov, R. Nurov, M. Çarinov, G.Gadjibekov, A. Şamkhalov, A. Aldarski, B. Malaçikhanov, G. Gadjiev ve Dağıstan aydınlarını temsil eden diğer birçok üstün nitelikli insan.

Dağıstan edebiyatının sesi 1941-45 arasındaki Yurtseverlik Savaşı yıllarında yükseldi. Anavatan “süngü ve kalemle” savunuldu. E. Kapiev, R. Dinmagomaiev, A. Mitarov, A. Salavatov, A. Abakarov, M. Stalski savaş alanlarından geriye dönmediler. Onların yerini almak için yeni nesil yazarlar hazırdı: R. Gamzatov, R.Raşidov, N. Yusupov, A. Abubakar, A. Saidov, B. Ramazanov, O. Şahtamanov, Ş. Alberiev, M. Suleymanov, M. Gairbekova, F.Aliyeva, A. Atabayev.

Bugün Dağıstan’da 15 ulusal edebiyatın temsilcileri olan 120’den fazla yaratıcı birlik üyesi yazarlar örgütünü oluşturur. 40 yılı aşkın bir süredir Dağıstan yazarlar birliğinin başkanlığını Rasul Hamzatov yapmaktadır. H. Avşalumov, Y. Kappaliev, F. Aliyeva, M.R. Magomedov, O. Şamhalov, H. Hametova, M. Gamidov, A. Abbasilav, B. Kulunçakova, B. Magomedov, S. Kurbanova yaşamlarının verimli döneminde bulunuyorlar. Basın

Dağıstan’da halen 14 Dağıstan diline ait 78 gazete ve 6 dergi yayımlanmaktadır. Devlet Konseyi, Halk Meclisi ve Dağıstan Hükümeti tarafından kurulan 13 Cumhuriyet gazetesinin trajları 1.500- 22.000 arasındadır. Mevcut 47 bölgesel ve kentsel gazetenin kurucuları yerel özyönetimlerdir. Trajları 1.00- 2.500 arasındadır.

Bu gazetelerden 8’i ticari nitelikli reklam ve ilan, 2’si turizm ve spor, 1 tanesi dinsel içerikli olup diğerleri siyasi partilerin, siyasi hareketlerin ve diğer derneklerin organlarıdır. Bunların toplam titajı 5.000- 30.000 arasındadır. Zenşina Dagestana (Dağıstan Kadını) ve çocuklara yönelik Sokolinok (Küçük Şahin) dergileri 7 dilde; Yazarlar Birliği dergisi 5 dilde yayınlanmaktadır. Bizim Dağıstan, Dağıstan Halkları ve Islam Medeniyeti dergileri ise Rusçadır.

Halen çalışır durumda 3 devlet yayınevi ve 18 departman vardır.

Mimarlik

Halk mimarisinin teknik ve ilkeleri nesiller boyu biriken deneyimin sonucudur. Bu mimarinin ayırdedici niteliğini yapım biçimlerinin akılcılığı, doğal çevreyle ve tarihsel gelişimle yakın bağlantıları ve güvenilir bir savunma zorunluluğu belirlemiştir.

Dağlık peyzajın krokilerindeki Dağıstan aulları (köyleri), kayalara tünemiş, dağların doruklarına yapışmış yerel doğal konturların devamı gibidir. Köyler evleri birbirine yakın olduğu yoğun-toplu yerleşimlerdir. Kırsal evlerin arasından çoğu kez bir çıkmazla biten ya da evlerin altında tünel gibi uzanan dar yollar (saklias) geçer. Bu yerleşim biçimi aulların korunmasını sağlar. Yerleşimlerin nerdeyse tümü, geceleri kapıları kapanan bir veya iki yol veya patika ile erişilebilen birer kaledir. Günümüzde, Dağıstan yerleşimlerinde daha çok geniş ve düz caddeler, demir saç ile kaplı tavanları ve camekanlı verandaları olan ferah evler vardır. Bu evlerin mobilya ve kullanımı kentlerdekine benzer.

Halk Tedavisi

Tarihsel olarak, Dağıstan’da halk tedavisi üst düzeyde gelişmiştir. Bu yolla tanı koyulamayan ve tedavi edilemeyen hastalık neredeyse yoktur. Kolera ve çiçek istisnalardır. Dağıstan hekimleri sayısız tıbbi reçetenin, tıp kitaplarının ve pitoterapinin yazarlarıdır. Doğu tıbbının başarılarında yer tutmuşlardır. Dağıstanda bitki, organik veya inorganik kökenli 4.000’I aşan reçete bilinmektedir. Ancak uygarlıktaki ilerlemeler, sanayileşme ve ekolojik dengedeki bozulmalar dağlıların sağlıgına da zararlı etkiler yapmıştır.Yeni, “modern” hastalıklar, teknoloji kökenliler dahil, kendini göstermiştir.

Arkeoloji

Dağıstan’da ilk arkeolojik araştırma 19. yy’ın sonlarında başlatılmıştır. O zamandan beri bu eski topraklar araştırıcıları çarpıcı buluntularla durmadan şaşıtmaktadır. Hazar Kağanlığına atfedilen İdil kalesinin kalıntıları ve Velikent köyünün çevresindeki mezarlarda 5000 eşşiz bronz parça daha son zamanlarda bulunmuştur. Kalesindeki kulede yapılan kazılar sayesinde Derbent kentinin gerçek yaşının 5000 yılı aştığı saptanmıştır. Son yıllarda Dağıstanlı arkeologların çalışmalarına daha fazla yabancı meşlektaşları katılmaktadır.

Büyük Kafkas Seddi

Eskiden “Dag-Bari “ olarak anılan Dağ Seddinin günümüze kadar korunan kule kalıntıları, kaleleri ve surları Doğu’da Derbent’ten, Batı’da Tabasaran Dağları’na kadar uzanan muhteşem bir savunma sistemi olduğunu kanıtlar. Eski zamanlarda bu tür setler (ÇinSeddi gibi) göçer kabilelerin akınlarına karşı bir engel olarak yapılmıştır. 6.-8. yy’lar arasında inşa edilen Dağ Seddi’nin de benzer bir amacı vardı. Savunan taraf önce Sasaniler, daha sonra Arap Halifeliği iken; saldıran esas güç Hazarlar’dı. Hazarların gerilemesi ve nihayet dağılması ile Dağ Sedleri stratejik değerini yitirdi, giderek harabeye dönüştü. Yerli halk buradaki taş parçalarını bina gereksinmeleri için kullandı.

Bir Alman gezgini olan Adam Olearius 17. yy’ın ilk yarısında Seddin 50 mil uzunluğunda olduğunu yazmıştır. Büyük Petro’nun İran seferine katılan Dimitri kantemir Dağ Seddini Kamak köyüne kadar inceleyerek, yalnızca sur kalıntılarını değil, kapı ve kuleleri de gösteren bir harita çizmiştir. Deneyimli bir haritacı olan Albay Kodebou 1819-1820’de Kantemir’den daha uzağa, Bilgadi köyüne kadar, gitmiştir. On yıl kadar sonra Beztuzhev-Marlinski onun yolunu izlemişlerdir. Onun kaleme aldığı bir bölüm şöyledir: “ Kafkas Seddi, Narinkala kalesinin güney köşesinden başlar; tepelerden, derin ve dar vadilerden geçerek Doğudan Batıya kesintisiz uzanır. Etrafında dolaştığımız uçurumdan- ki bu Derbent’ten 5 verst (Verst bir Rus uzunluk birimidir.1 verst= 0.6629 mil ve 1.067 km) demektir- önce biri sağlam olan dört kalenin kalıntıları görünebiliyordu. Ondan sonra bu türden epey kale geçtik. Su temini amacıyla olsa gerek, birbirlerinden eşit uzaklıktaydılar ancak çok değişik boyutları vardı. 120- 180 adım boyunda, enleri herzaman daha dar ve bazen dört bazen altı yuvarlak köşeleri bulunuyordu. İzleyen araştırmacılar Seddin 80 verst uzunluğunda bir uzantısını keşfettiler. Değişen taş işçiliğinin incelenmesi sonucu, Seddin ve onun savunma amaçlı ögelerinin farklı dönemlerde yapılmıştı. Seddin konum ve biçimi de yapılışında yüksek düzeyde askeri mühendislik olduğunu göstermektedir: Kaleler ve kuleler düşmanın saldırı durumunda iyi birer saklanma yeri ve savunanların birbirleriyle ilişkisini güvence altına alacak şekilde yapılmıştı. Dağ Seddi’ nin yıkılmamış bölümleri araştırmacılar için harika birer malzemedir.

Kaya Yazıları (Petroglifler)

Dağistan’ın dağları eski kaya yazıları açısından istisnai bir zenginliğe sahiptir. Şimdiye kadar 43 yörede 8000’i aşkın tarih öncesi dönemlere ait yazı bulunmuştur. Kimileri buraların ayin yeri olduğunu, kimileri hayaletlerin ya da şeytanların bulunduğunu kimileri ise düşlerin gerçeğe dönüştüğü yerler olduğunu öne sürerler.

Dağıstanlı bilimadamları kayalar üzerine oyulan bu çizimlerin ilkel astronomi gözlemleri olarak kullanıldığını kanıtlamışlardır. Bu yazılar eskiden çiftçilik pratiklerini düzenlemekte; avcılık, tohum ekimi, hasat toplama koşullarını belirlemekte; tatil, mevsimsel değişiklikler vb. zamanları göstermekteydi. Akademisyen N. Vavilov Kafkasya’da bu kadar çok kaya yazıları bulunmasını, buraların uygarlığın beşiklerin birisi olmasına ve yeryüzündeki tarımsal gelişmenin güçlü odağı olması ile açıklamıştır. Buralarda çifçiliği bundan 12.000 yıl önce uygulayan yerleşmelerin kalıntıları keşfedilmiştir. Dünyanın en fazla arpa, bezelye ve özellikle buğday çeşitleri de buralarda ortaya çıkmıştır. Dağlıların hayvanları evcilleştirmesi, kış ve yaz tohumlarını ekmesi, tekerlekle haşı neşir olmaları, öküzle çekilensaban ve arabaları imal etmeleri, yazı öncesi simgeleri kullanmaları, gündüz uzunluğu ölçümlerni yapmaları ve Sirius (en parlak yıldız)’I saptamaları da bu denli eskidir. Eski kaya yazılarının araştırılması bilimadamlarının geçmişimizdeki bilinmeyenleri çözmesine yardımcı olmaktadır.

Dağıstan'da Sanat

Dağıstanlıların folklor festivalleri, sahneleme, oyun perdeleri, tam giyimli oyuncuları ve dinleyicisi ile gerçek drama performansları gibidir. İlkbaharlardaki "llk Saban” tatilleri, sonbaharlardaki hasat tatilleri, çok renkli düğün gelenekleri her köyün kendine has ögeleri ile tamamlanır. Festivallerde halk oyunları oynanır ve spor yarışmaları (taş atma, büyük ağırlık kaldırma, koşu, güreş, at yarışı vb.) yapılır. 20. yy’da mimarlık, güzel sanatlar, müzik, tiyatro vb. profesyonel sanatlar oluşmuştur. Ressam Halil Bek Musayassul- Manizhal ve M. Cemal, G. Gassanov, heykeltraş Askar-Sarıca, tiyatro yapımcısı G. Rustamov, aktris B. Muradova Dağıstan profesyonel sanatının kurucuları olmuşlardır.

1920 ve 1930 larda Dağıstan’da T. Muradov Halk Çalgıları Orkestrası, Ulusal Şarkı ve Dans Şirketi, Dağıstan Radyo Korosu, İlk ulusal tiyatrolar (Kumuk, Avar, Dargi, Lak, Lezgi) açılmıştır. Halk sanatı ve profesyonal sanat festivalleri yapılması bir gelenek olmuştur. Bundan sonra Dağıstan’ın ilk Halk Sanatçıları ortaya çıkmıştır: P. Nutsalova, R.Gadjiyeva, B. Muradova, N.Abdusalamov, O. Oraşev, I. Batalbekova ve diğerleri.

Savaş sonrasındaki on yıllarda Devlet Halk Dansları Topluluğu “Lezginka”, Dağıstan Devlet Televizyonu ve Radyo Televizyon Orkestrası kurulmuştur. Dağıtan Devlet Filarmoni Topluluğu, M. Cemal’in adını alan Sanat okulu, G.Gassanov’a atfen kurulan Müzik Okulu, Dağıstan Pedagoji Üniversitesi’nin müzik-pedagoji ve grafik sanatları okulları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Çok sayıda ulusal sanatçı SSCB ve Rusya Fedederatif Cumhuriyetler Birliği’nin Halk Sanatçısı ve Onur Sanatçısı ödülleri ile taltif edilmiştir.. Bunların arasında B. Muradova. M. Kazlayev,, T. Izrailov, N. Darginov, Ş. Çalayev, Z. Nabieva, M. Abdulhalikov ve diğerleri sayılabilir. Besteci G. Gassanov, M. Kazlayev ve uygulamalı satlar ustası bir grup SSCB ve RFCB Devlet Ödülünü almışlardır. Çağdaş müzik sanatının üstün besteleri opera, bale, senfoni ve oratoryolarla zenginleşmiştir. Günümüzde, dağıstan sanat grupları yabancı ülkelerin ve Bağımsız Devletler Topluluğunun çokça aranan konuklarıdır.

Dağıstanlılar değerlerini cinema sanatı alanında da gösterdiler. Aktör ve film yönetmeni I.Kaziev, film yönetmeni Y. Danyalov, senaryo yazarı Ş. Kaziev, (“Koçbar” adlı filmin çekiminde trajik bir şekilde ölen) film yönetmeni A. Abakarov Dağıstan tarih ve kültürünü evrensel sinema sanatının organik bir parçası yapmaya azmetmişlerdir. Dağıstan sanatının kendine has çağdaş biçimlerinde folklorün etkisi belirleyici rol oynar. Her ne kadar modern sanatsal usluplara yabancı değiler ise de Dağıstan halklarının tarihsel ve tinsel mirası varlığını hissettirir.

Halı ve Kilimcilik

Dağıstan en eski zamanlardan beri özgün, canlı renkleri olan kilimleri ile ünlüdür. Bunlardan ilk kez M.Ö. 2000’li ve 1000’li yıllarda yaşayan eski tarihçiler söz etmiştir. Dağıstan’ın yüksek kaliteli, güzel, sağlam halıları ve kilimleri Doğu ve Batı’nın en büyük ticaret merkezlerini güzelleştirmeye devam etmektedir.

Bu el sanatı dağlılarının yaşam koşullarının bir sonucudur: koyun yetiştiriciliğinden yün elde edilmiş, çeşitli kayalardaki madenler ve zengin bitki örtüsü tükenmez bir doğal boya deposu olmuş, sanatsal gelenekler eşşiz bir renk yelpazesine ve ilginç desenler yaratmıştır.

Halı dokumacılığında en tanınan yerler Güney Dağıstan (Lezgi, Tabasaran, Rutul, Derbent Azerileri), Dağıstan’ın yamaçlık kısımları (Buynaksk’lı Kumuk ve Avarlar) ve Dağıstan’ın dağlık yöreleridir (Tlayrata bölgesi). Halı ve kilim çeşitleri olarak en yaygın olarak bilinenler Derbent, Ahti, Mikrah, Tabasaran, Rugul, Hiv, Rutul, Kassumkent, Kazanişe, Jengutay ve Tliyarata bölgelerine ait olanlardır.

Halı eksperleri Dağıstan halılarının değerini takdir edebilirler: 6-12 mm kadar yüksekliği olan hav ve decimetrekarede 1764 adete kadar düğüm sıklığı.

Dağıstanda Halk Oyunları

Lezginka için dağlıların ulusal dansıdır denilebilir. Onsuz bir şenlik düşünülemez. Dağıstanlılar dans etmeye beşikten başlarlar. Bir çocuk daha ilk adımlarını atar atmaz, biraz komik ve beceriksizce de olsa, Lezginka’nın bir hareketini denemeye başlamıştır bile…Bunlar daha sonra izleyicileri büyük bir hayranlıkla çoşturacak olan çocuklardır. Dağıstanlıların bu oyunundan etkilenmeyecek kişi yoktur. Kadın partner, küçük bir kız veya yaşlı bir kadın da olsa. gösterişli, nazik ve narindir. Dansta erkekler gözüpek ve hünerli, kadınlar alçak gönüllü ve görkemlidirler. Erkekler yanlışlıkla bile olsa kadına dokunamazlar, bu ayıp kabul edilir.

Lezginka oynamasını bilmeyen, bir kadının ya da arkadaşlarının ilk daveti üzerine ortaya atılmayan bir dağlı, şaşkınlıkla karşılanır ve bu davranış topluluğun kınamasına neden olabilir. Dağlılar buna meydan vermemek için ellerinden geleni yaparlar. Dağıstan Devlet Halk Dansları Topluluğunun adı da “Lezginka”dır. SSCB Halk Sanatçısı ünvanını taşıyan Tanho İzrailov tarafından 1958’de kurulmuş olan topluluk, ululararası üne sahiptir ve Dağıstanlıların özel sevgisini kazanmıştır. Lezginka, Dağıstan’ın orijinal kültürlerinin, danslarının, kostümlerinin, müzik çalgılarının ve geleneklerinin eşşiz çeşitliliğini yansıtır. Dağıstan’da uluslararası festivalerin ziyneti olan çocuk grubu dahil, nitelikli başka dans grupları da vardır.

Dağıstan Ekonomisi

Dağıstan Rusya ve Avrupayı Doğu’ya bağlayan avantajlı bir coğrafik konuma sahiptir. Dağıstan ekonomisi tarım ve endüsride uzmanlaşmış çok sektörlü bir sistemdir. Cumhuriyette çeşitli mülkiyetlerde 35.000 kurum ve işletme vardır. Piyasa ekonomisinde 100’den fazla banka, 13 sigorta şirketi, yabancı ortaklığında 35 ortak girişim ve diğer yapılar yeralır.

Başkent Mahaçkala’da uluslararası düzeyde bir havaalanı ve deniz ticaret limanı bulunur.

1990’lı yılların başında endüstri ve geleneksel çok sektörlü tarım gayrisafi yurtiçi hasılanın %80’ini oluşturuyordu. Piyasa ekonomisine geçiş ile birlikte bu oran düşmüş ve bölgesel ekonominin diğer kesimleri gelişmeye başlamıştır. Cumhuriyet ekonomisinin sektörel yapısı şöyledir: endüstri %24, tarım %35, inşaat %26, ulaşım ve iletişim %5, ticaret %9, diğer %1.

Cumhuriyet’in endüstrisinde gıda, tüketim malları, yapı malzemeleri ve sanat ürünleri gibi geleneksel kollar yanında, makina üretimi, alet yapımı, petrol çıkarımı, kimya, enerji üretimi gibi ana kollar da vardır. Dizel araçları, düşük voltajlı ekipman, metal kesimi, ahşap işleme aletleri, santrifüjlü pompa ve kazanlar, seperatörler, radyo cihazları, basım sanayi ekipmanı, cam yünü, yapay gübre, şarap ve vodka, konserve meyve, sebze ve balık, giyim, ayakkabı, halı ve kilim, kuyumculuk endüstri kesiminde imal edilen ana mallardır. Ham maddeler giderek daha fazla bir oranda yerli sanayi tarafından işlenmektedir. Endüstri işletmeleri daha çok şehirlerde yoğunlaşmıştır: Mahaçkala, Derbent, Buynaksk, Kizilyar, Kaspisk, Hasavyurt, İzberbaş, Kizilyurt. Bunun istisnası Dağıstanın hemen hemen her yerinde bulunan gıda, konfeksiyon endüstrileri ile el sanatlarıdır. Kırsal alanda konserve damıtma, tereyağ, peynir üretimi yapan atölyeler, halı yapım işletmeleri, konserve balık tesisleri, bunlara ilgili makina üreten yerler, radyo-elektronik ve konfeksiyon işletmeleri vardır. Endüstride en önemli rolü makina üretimi (%20.1), enerji (%20.1) ve petrol çıkarımı (%13.0) alır. Dağıstan 1990’a kadar konserve sebze, meyve, balık; brandi ve şarap, şarap ürünleri konularında Rusya’da en önde gelen yerlerden biriydi. Son yıllarda dış ticaret hacmi ve ithalat-ihracaat miktarları büyük gelişme göstermiştir. Yavaş olsa da ulusal ekonominin genel durumu iyileşmektedir. Endekslerde artış gözlemlenmektedir. Dağıstan’ın yeni piyasa ekonomisinin çerçevesi oluşmuştur. Hükümet küçük sanayinin gelişmesine özen göstermektedir. Bu sektörü desteklemek ve geliştirmek, yatırımları teşvik etmek için bir dizi standartlar el kitabı yayımlanmıştır. Yeni işletmeler kurulmakta, ürünleri revaçta olan mevcut işletmelerin gelişmesi için düzenlemeler yapılmaktadır. Ekonomik krizin bu aşaması sona ermekte ve daha oturmuş, büyüyen bir ekonomiye doğru gelişmeler olmaktadır.

Yeni Üretim Tesisleri

Son yıllarda üretimde özel kesimin daha aktif hale gelmesiyle Cumhuriyet’teki yatırımlar artmıştır. Yatırımlar dağıstan ve Rusya yasalarının koruması altındadır. En gelişmiş teknoloji ve dünya standarlarında, ekolojik kurallarla uyumlu yeni tesisler kurulmuştur: “Adam International” ortak girişimi adlı yün, deri işleyen ve konfeksiyon yapan büyük bir fabrika, kimyasal plastik fabrikası, “Progress ” adlı plastik eşya üretim fabrikası, bir maya ve damıtma fabrikası, şampanya damıtma tesisi, 5. Nesil renkli TV montaj tesisleri, maden suyu üretimi, “Maxi” ortak gişimi yüksek kaliteli ayakkabı fabrikası, “Dagtekstil” iplik fabrikası, Rusya’da en iyilerden olan “Dagpress” basımevi gibi. Modern iletişim sistemleri için Samsung (Güney Kore) şirketi işletmeye girmiştir. Bu şirket tarafından 13.500 abonelik dijital telefon santrali de kurulmuştur. Dagestanskiye Ogni yerleşmesindeki tümüyle yenilenen bir yapı camı fabrikası mallarını Rusya’nın güney bölgesine dağıtmaktadır. Burada cam kap üretimine de geçilmiştir.

Dönüşüm

Dönüşüm sonucunda savunma sektöründeki askeri malların üretimi 2.5 kat azalmıştır. Sivil ürünlerin, tüketim mallarının üretimi de buna bağlı olarak artmıştır. Yalnızca son iki-üç yılda, endüstri işletmeleri 50’den kazla yeni ürün imal etmişlerdir. Bunların arasında dizel, kaynak cihazları, jeneratörler, transformotörler, basınç ayar aletleri, mini- telefon santralleri, hafif uçaklar, TV cihazları, diğer elektrikli ve radyolu aletler vardır. Yeniden yapılanma en yoğun şekilde büyük makina üretim fabrikaları ile alet yapım tesislerinde gerçekleştirilmiştir.

Bankacılık

Bankacılık faaliyetleri ve bankacılığın tekelleşmesine karşı, para dolaşımının stabilizasyonunu ve ekonominin kontrolunu amaçlayan yeni bir para ve kredi mekanizması kurulmuştur. Bir yanda Dağıstan Cumhuriyeti Ulusal bankası, öte yanda Rusya Federasyonu Merkez Bankası ve özel bankalar olmak üzere iki düzeyli bir baka sistemi vardır. Kuzey kafkasya’daki en büyük Banka olan DC Ulusal Bankası finans ve kredi akımlarını, döviz hareketlerini, bankalararası alışverişleri, bütçe tahsislerini denetler; bankalara nakit sağlar; yönlendirilmiş piyasa ekonomisi mekanizmalarının oluşması ve işlemesi için gerekli önlemleri alır.

Balıkçılık

Hazar Denizi (Kaspis) öteden beri değerli su ürünleri ile tanınır: tatlı su türleri olan kutum, hereh, mercan, zander, vobla, sazan ve özellikle Mersin balığı. Hazar’ın asıl incisinin somon balığı olduğuna inanılır. Burada foklar da yuvalanmıştır. Balık ürünleri arasında önemli bir dışsatım kalemi siyah havyardır. Dağıstan’ın denizi, nehirleri ve Alp gölleri en mükemmeliyetçi balıkseverleri bile mutlu edebilecek niteliğe sahiptir.

İşgücü

Cumhuriyet’te açığa çıkan işgücü yoğunluğu giderek artmaktadır. Kamu personelinin azaltılması, eğitim kurumlarını bitirenlerin iş bulamayışı ve ordunun daraltılması bunun nedenleri arasındadır.

Nüfusun önemli bir kesiminin geçim koşullarının kötüleşmesi daha önce ev hanımı olan veya çiftçilikle uğraşan insanların da - ki bunların çoğunluğu da kadındır- işçi pazarına eklenmesi sonucunu doğurmuş, mültecilerle işsizlik daha da artmıştır. Rusya’da ki kayıtlı işsizlik oranı % 2.9 iken, Dağıstan’da %7.2’dir. Kırsal alandaki durum en tatsız olanıdır. Burada işsizlerin % 75’I kaydedilmiş olup, işsizlik oranı %9.7’dir. Yeni işyerlerinin açılması ve çalışanların yeniden eğitimi için dünya deneyimlerinden esinlenilerek geniş çaplı çalışmalar yapılmaktadır.

Kalkınma Öncelikleri

Cumhuriyet’te kalkınmanın önceliklerini gösteren bir bölgesel politika geliştirilmiştir. Bu politika kaynakların, varolan üretim potansiyeli ve nitelikli işgücünün karmaşık kullanımını, karşılıklı çıkar sağlamak koşuluyla önemsiz miktarda dış finansmanı öngörmektedir. Artan istikrar ve ekonomik büyüme ile Cumhuriyet’in yatırımcılara daha çekici geleceğini düşünmek için zemin vardır.

İletişim altyapısının geliştirilmesine özel bir önem verilmektedir. Hükümet doğa ve sağlık turizmi konusunda en gelişmiş yapıların oluşturulabilmesi için yatırımcıları cezbedecek önlemler almakta ve destek vermektedir. Pazar koşullarına yüksek uyum yeteneği olan, düşük yatırım isteyen, hem yabancı hem de yerli yatırımcılar için çekici olan küçük ve orta ölçekli işletmelerin geliştirilmesi için da da teşvik sağlanacaktır. Küçük işletmeler üretimin uyarıcısı olarak, gerekli malların üretimini artırır, istihdam ve modern tür hizmetleri sağlar, buluşcu etkinlikleri yürütür ve sonuçta nüfusun yaşam standartlarını belirler.

Dağıstanda Enerji ve Sanayi

Petrol ve Gaz

Petrol çıkarımı verimli endüstrilerden biridir. Yılda 310 bin tondan fazla petrol ve yaklaşık 715 milyon metreküp doğal gaz üretilir. Petrolün üretimi geniş çaplı olmamakla birlikte kalitesi yüksektir. 350o'de kaynayan, %90 geridönüşümlü ham petrolden basit bir arıtma ile yüksek kaliteli petrol ürünleri elde edilebilmektedir.

Bu endüstrideki fabrikalar Kuzey Dağıstan (Yuzno-Suhokumsk kenti) ve Orta Dağıstan’da (İzberbaş-Açisu köyü) konumlanmıştır. Cumhuriyet’in döviz girdilerinin %51’I petrol ve ürünlerinin dışsatımından elde edilir. Yerli ve yabancı şirketlerin araştırdığı petrol ve gaz rezervleri umut vericidir. Bunların yanısıra kahverengi kömür, bataklık kömürü vb. yakıt kaynakları da vardır.

Solntse

Dağıstan’ın güneşli bir ülke olarak anılmasının nedenleri vardır. Ülkede bulutsuz günlerin sayısı çok az olduğu gibi, yüksek düzeyde güneş radyasyonu vardır. Bu yüzden, Rus Bilimler Akademisi burada güneşten ekolojik yönden zararsız enerji elde etmek amacıyla bir bilimsel araştırma enstitüsü kurmuştur. Şimdilik, enstitünün kendisine ait ısınma, sıcak su ve elektrik gereksinimi güneş enerjisinde sağlanmaktadır. Güneş enerjisi, sağlık tesisleri, öğrenci kampı ve bir işçi kentinde de kullanılmaktadır.Yakında araştırma bulgularının evlerde uygulamasına geçilecektir.

Son tasarımlanan aygıtlardan biri, cep tipi ısı biriktiricidir. Hafif plastik görünümlü olan bu aygıtlar şaşırtıcı miktarda enerji sağlamakta ve şarj edilmeleri için yalnızca güneş ışığına tutulmaları yeterli olmaktadır. Zehirli atıkların nötralize edilmesi için de bir teknoloji geliştirilmiştir. Dünyada kullanılan enerjinin güneşten gelenin yalnızca 3000’de biri olduğu göz önünde tutulursa, bilim adamlarının önünde katedilecek epey uzun ve ilginç bir yol vardır.

Maden Kaynakları

Dağıstan büyük miktarlarda demirli, demirsiz, metal olmayan ve yapı malzemesi olarak kullanılabilen bir maden zenginliğine sahiptir. Kuzey Kafkasya’daki en ilginç ve zengin pirit (bakır cevheri) kaynakları Kızıldere’de bulunur. Ülke, ayrıca içmesuyu, maden suyu, termalsu ve endüstriyel su kaynaklarına sahiptir. Cumhuriyet’te bugüne kadar 3000’den fazla artezyen kuyusu açılmıştır.

Yapı Malzemeleri

Dogal kaynaklarda yapı malzemelrinin ayrı bir yeri vardır. Dağıstan, Kuzey Kafkasya’daki kireçtaşı rezervlerinin %36.6’sına ve Rusya Federasyonu’ndaki cam kumu rezervlerinin %15’ine sahiptir. Severnoye bölgesindeki Kuzey Kafkasya cam endüstrisini besleyecek kadar bol olan yüksek kaliteli kuvartz kumu nerdeyse yüzeydedir.

Cumhuriyet’te ayrıca sınırsız denilebilecek miktarlarda SAWN kireçtaşı, RUUBLE taşı, çakıl, kalep kumu, DOLOMİTES ve çimento hammaddeleri bulunur. [1] Dağıstanda Tarım

Toprak kıtlığına karşın, Dağıstan tarımsal açıdan gelişmiş bir bölgedir. Kişi başına 1.9 hektar tarımsal arazi ve 0.3 hektar sulu tarım arazisi düşer. Temel hububatın yanısıra hayvan yemi ve sebze yetiştirilir. Ana tarımsal dallar koyun besiciliği, bahçecilik ve bağcılıktır.

Koyunlar dah çok dağ çiftliklerinde beslenir. Kışın dağlarda yem kıtlığı olduğundan, ovalara göçülür. Yazın ise koyunlar ve keçilerle dağlardaki geniş otlaklara çıkılır. Çoğu yerel olan 3 milyon baş küçükbaş hayvan vardır. Bahçecilik ovaların yanısıra dağlık vadilerde de gelişmiştir. Değerli kültürler arasında şeftali, kayısı, erik, kiraz, vişne, ceviz, fındık, elma ve armut sayılabilir. Dağıstanlı araştırmacılar bu ürünlerin birçok çeşidini türetmişlerdir. Halen 30 bin hektar alanda bahçecilik yapılmaktadır.

Rusya’da sınırlı olan bağcılık, Dağıstan’da önemlidir. Rusya’daki bağların %38’I ve bağcılık ürünlerinin %45’I Dağıstan’a aittir. Bu ürünler esas olarak Kuzey ve Güney dağıstan’ın ovalarında yetiştirilir.

Ulaşım

Dağıstan’da ulaşımsistemi gelişmiştir: 465 km demiryolu, 300 km’si Federal standartta olan 85 bin km karayolu, Grozni- Baku anahattı dahil 535 km petrol ve doğal gaz boru hattı, havayolları ve suyolları. Rostov- Baku anahat demiryolu ve Kafkas federal karayolu Cumhuriyet’ten geçer. Mahaçkala’da yılboyu donmayan, demiryolu bağlantılı ticaret ve balıkçılık limanları vardır. Limanda petrol yükleme tesisleri de bulunur. Politik haritanın değişmesiyle birlikte, Hazar Denizi uluslararası statüye kavuşmuştur. Dağıstan artık Hazar ile refah, satbilite ve aktif uluslararası işbirliği umudu içindedir. İtalyan şirketleri ile yeniden inşa edilen liman ve feribot taşımacılığının geliştirilmesi Orta Asya ve Avrupa arasında sürekli bir yük taşımacılığı olanağı yaratmıştır.

Mahaçkala’dan 15 km uzaklıkta bulunan havalanı yerli-yabancı şirketler tarafından kullanılmaktadır. Gelişmiş dükkan turizmine sahip olan bu hava limanının gelecekte uluslararası hava güzergahlarının önemli bir uğrak noktası olması beklenmektedir.

Göç

Göçmen Dairesi’nin verilerine göre, 8 Aralık 1994’den 4 Ocak 1996’ya kadar Dağıstan’a 139.000 mülteci kaydı olmuştur. Bunlar, Hasavyurt, Novolak, Kazbekov, Kizilyar, Tarumov, Botlikh, Babayurtov ve Kizilyar bölgeleri ile Hasavyurt, Mahaçkala, Kizilyar ve Kizilyurt kentlerinde yerleştirilmişlerdir. Cumhuriyet Hükümeti, yerel yönetimler ve dinsel kuruluşlar bu mültecilere para, gıda ve giyim yardımı yapmışlardır ve hala da yapmaktadırlar.

Ekoloji

Cumhuriyet’teki en önemli ekolojik sorun nehir, rezervuarların ve Hazar havzasının kilenmesine yol açan kanalizasyon, yabani otları ve böcekleri yokeden kimyasal atıklar, yapay gübre, endüstriyel ve yerel atıklardır. Ekilebilir tarım arazisi ve doğal otlakların durumu kötüleşmektedir. Hazar Denizi’nin su düzeyinin zaman zaman yükselmesi nedeniyle tuzlu toprak miktarı artmakta, erozyon ve toprak kayması yüzünden büyük zaralar olmaktadır. Hükümet ekolojik durumu iyileştirmek için kapsamlı önlemler almaktadır.

Turizm

Dağıstan’ın yeryüzü görünümü ve bitki örtüsü çok büyük çeşitlilik gösterir. Bitkisel ve iklimsel çeşitlilik açısından Dağıstan’ın Rusya’da bir benzeri yoktur. Samur Nahri ağzında alt-tropik iklim, kuzeyde çöl ve yarı-çöl koşulları, Alp tundraları ve buzullar. Dağıstan florasında 4000 çeşit bulunur. Bunların arasında epey endemik (yerli) çeşit de yeralır. Cumhuriyet’in orta ve güney kesimlerinde sağlık turizmi için önemli fırsatlar vardır. Tarihsel Dağıstan da diyebileceğimiz bu bölgede, çok sayıda jeotermal su (kaplıca) vardır. Dağ peyzajı ve deniz manzarasının bunlarla ayni yerde buluşması bir istisna değildir. Bu kaplıcaların çoğu kapasite ve tedavi özellikleri yönünden dünyanın ünlü kaplıcalarından aşağı kalmaz, hatta üstündür.

Hazar Denizi’nin kumsallı plajları önde gelen dinlenme kaynaklarıdır. Deniz kıyısının toplam uzunluğu 530 km’dir. Mahaçkala plajlarındaki Haziran-Ağustos arasında su sıcaklığı ortalama 23oC olup, azami 30oC’dır. Hazar kıyısındaki kaplıca değeri çeşitli yönlerden Karadeniz kıyılarındakinden çoğu kez üstündür. Dağıstan’ın doğal dinlence kaynaklarından bir diğeri tıbbi çamur rezervleri açısından zengin sayısız göllerdir. Bu rezervler özellikle kıyı göllerinde büyük miktarlara ulaşır.

Cumhuriyet’in çeşitli yerlerine dağılmış olağanüstü doğal yadigarların bolluğunu vurgulamadan geçmek mümkün değildir: dünyanın kendi başına duran en yüksek kumul tepesi Sarıkum, Samur Nehri deltasındaki alt-tropik sarmaşık ormanı, ünlü Kolorado Kanyonu’ndan daha derin olan Sulak Kanyonu; kule, kolon, ark kalıntıları ile şaşırtıcı Aeolian Kenti, “Harikalar Kapısı” olarak anılan Karadag Uçurumu, Kuzey Kafkasya’nın en büyük gölü, alabalık yatağı Kezenoyam Gölü.

Mahaçkala-Derbent bölgesinde yılın ortalama 100-105 gününde 20oC üstünde sıcaklık vardır. Kıyıda, yılın sıcak aylarında bulutsuz günler söz konusudur. Her elli yılda bir İzberbaş yöresinde 4.7m yükseklikte dalgalar olur. 3-4m yükseklikteki dalgalara ise her yıl rastlanır.

Mahaçkala yakınındaki Kumturkala silsilesinin tabanında, doğanın bir harikası yükselir: 252 m ile Avrasya’da en büyük olan Sarıkum kumul tepesi. Bundan yüksek kumul tepeleri yalnızca Sahara’da vardır. Sanki, bilinmeyen sihirli bir el bu gerçek çöl köşesini flora ve faunasıyla birlikte Dağıstan'a taşımıştır. Botanistler burada kimileri nadir bulunan 300’ün üstünde bitki türü saymışlardır. Hernekadar Sarıkum’un kumu en değerli ve kolaylıkla bulunabilir nitelikte ise de insanlar bu Kafkas harikasını korumayı başarmışlardır.

Spor

Dağıstanlılar sporseverdir. Gerçek sporcularda bulunan cesaret, kuvvet ve yiğitlik bir dağlı özelliğidir. Single Combat (teketek mücadele) Dağıstanlıların olağanüstü sonuçlar elde ettikleri birçok spor dalından en yaygınıdır. ve güreş: geleneksel olarak saygın ve sevilen ulusal spor. Çoçukluğunda ya da daha sonraki yıllarında güreş yapmamış bir dağlı ile karşılaşmamak imkansızdır. Pek seyrek konuk takımın lehine sonuçlanan, Dağıstan- ABD, Dağıstan-Japonya, Dağıstan-Dünya Karması vb. yarışmalar olağan olup, bu ülkedeki güreşçilerin düzeyini belirtir. Bu arada, güreş hakemlerinin en ufak bir hatayı affetmeyen yüzlerce, binlerce bilgili seyircinin bakışları altında yaptıkları işin zorluğundan şikayet ettikleri duyulur.

Dağıstan’da spor, hükümet ve sponsorların desteğini alarak yayılmaktadır. Bu yüzyılın başlarında Dağıstanlı atletlerin ünü kıtalara yayılmıştı. 2.07 m boyunda ve 150 kg ağırlığındaki Osman Abdurrahmanov en tanınmış dövüşçüleri yerden yere vurmuştur. Bunu öküz, manda, deve ve pitonlarla da yapmıştır. Ayrıca gözde bir sinema yıldızı idi.

Bir çok kez dünya şampiyonu olan Salı Süleyman’ın adı dünya başkentlerinde görkemli bir şekilde yerleşmiştir.

Yenilgi yüzü görmemiş Ali Kılıç büyük ödülü (Poddubni) kazanmıştır. Paris’te bir aslanla döüşmeyi kabul etmiştir. Hayvanın derisi daha sonra onun Dağıstan’daki evinin duvarını süslemiştir.

Efsanevi atletlerin görkemi, günümüzdeki olağanüstü dövüşçüler tarafından yakalanmıştır: Beş kez dünya şampiyonu olan Ali Aliyev, Olimpiyat (1972) ve dört kez dünya şampiyonu olan Zagalav Abdulbekov, dört kez dünya şampiyonu olan Vladimir Yumin, Olimpiyat (1980) ve dünya şampiyonu Saypulla Absayidov, Olimpiyat (1980) ve Avrupa şampiyonu Magomed Gasan Abuşev. 1996’daki son Olimpiyat Oyunları, Dağıstan güreş okulunun olağanüstü bir diğer temsilcisi olan Hacı Murad Magomedov’a altın madalya getirmiştir.

Karate, Uşu ve doğunun diğer tekli dövüş sporlarıyla ilgili yerel ve uluslararası turnuvalarda Dağıstanlı ustaların zaferleri olağanlaşmıştır. Haçaliyev kardeşler- Magomed, Adam, Cebrail ve Nadir- en prestijli karate turnuvalarında birincilik ödüllerini kazanmışlardır. Yaşamının doruğunda ölen Adam SSCB ve Rusya’nın sürekli şampiyonu idi. Bu spor dalında Magomed Yusupov, Omar Murtaza Aliyev ve Şikhabudin Murzayev de büyük başarılar elde etmiştir. 62 yaşındaki Mhaçkala’lı Yevgeni Gvozdev 5m uzunluğunda, 750 kg ağırlığındaki Lena adlı teknesiyle dünyayı dolaşmıştır. Yürekli denizci, birçok deniz ve üç okyanus aşarak 30 bin mil katetmiştir. Birçok sorunla karşılaştığı bu yolculuk 4 yıl sürmüştür. Somali kıyılarında, yatı korsanlar tarafından ele geçirilmiş ve soyulmuştur. Bu arada korsanlar yolculuğun en önemli malzemesi olan 100 renkli filmi de almışlardır. Yine de orada bulunan iyi kalpli insanlar yardımına gelmişler, gıda ve su vermişler ve yoluna devam etmesini sağlamışlardır.

Taygip Abdusamadov tekme boksunda Avrupa Şampiyonu, Temeslı karate’de Moskova şampiyonu olan diğer bir spor yıldızıdır. Boksör Nurmagomed Şanovazov Dünya Kupası, Avrupa şampiyonluğu ve seul Olimpiyatları gümüş madalyası sahibidir. Çupalav Omarov bilek güreşinde dünya şampiyonudur. İbragim İbragimov Avrupa ve Asya Ortak Pazarı armstyle şampiyonudur. Svetlena Lapina kule atlamada şampiyonluğa çok yaklaşmıştır. Uluslararası çapta genç bir büyük usta, Aleksander Volzhin satranç olimpiyatlarını fethetmeye azmetmiştir.

Yukarıdaki liste eksiksiz olmaktan epey uzaktır. Olağanüstü sporcularının sayesinde ve onların anısına, Dağıstan uluslararası turnuvaların için gözde bir yer olmuştur. Dağıstanlı spor hocaları ise yurtdışında aranmaktadır.

Tekli dövüş ustası, sanatçı, filozof ve gerçek bir eğitimci olan Gusein Magomayev Halimbek-Aul köyünde Evrenin Beş Tarafı adlı bir uluslararası psiko-fizik kültürleri merkezi kurmuştur. Buraya dünyanın her yanından bilgi ve mükemmeliyet arayışında olan öğrenciler, hacılar ve insanlar gelmektedir. Bu kişilerin her biri, Vietnam gazilerinin Barış Yeri dedikleri, bu şaşırtıcı mabedin yapımına katkıda bulunmuştur. Magomayev’in öğrencileri tekli dövüşün değişik türlerinde şampiyon olmakta, harika dizeler yazmakta, güzel resimler çizmekte ve en önemlisi gerçek birer insan olarak yetişmektedir.

FİFA Başkan Yardımcısı Kasum Nazmutdinov 30 yıldan beri SSCB’nin ve şimdi de Rusya’nın ulusal hava akrobasisi takımlarının başkanlığını yapmaktadır. Talihsiz bir sağlık kazası onun ilk astronot eğitim mürfezesinin bir üyesi olmasına engel oldu. Bütün dünya onu olağanüstü bir pilot ve çok sayıda parlak şampiyonlar yetiştiren bir hoca olarak anar. Öğrencilerinden birisi de bir kadın pilot olan S. Savitskaya’dır. Kendi sınıfında en iyi kabul edilen SU-26 uçağının yaratılmasını sağlayan kişidir.

Rusya’da beş kez dünya sambo şampiyonu olan Magomedhan Gamzathanov, profesyonel bir güreşçi olarak Tokyo’da dünyanın en güçlü güreşçilerini yenmiş ve Japonya’nın yıldızı haline gelmiştir.

Anji profesyonel futbol klubü 1992 yılında oluşturulmuştur. Takımın başantrenörü SSCB Devlet Antrenörü Eduard Malofeev’dir. Anji, Rusya Kupası’nda birinci ligdeki takımlara karşı kazandığı şaşırtıcı zaferlerden sonra, “A” Ligi’ne girmeyi başarmıştır- böylece daha önceki başarılarının şans eseri olmadığını da kanıtlamıştır. Takımın başarısında ana etmen Dağıstan’da yetişen futbol yetenekleridir. Bunlardan biri Rusya Yıldızlar Takımı’na davet edilmiş olan Karim Pahrudinov’dur.

Rekorlar

Dağlılar azimli yarışmacıdırlar. Bugünlerde Dağıstanlıların Guinness Rekorlar Kitabı’nda olabildiğince yeralması konusunda kararlı görünmektedirler. Önlerinde Musa Manaov gibi etkileyici bir örnek vardır.

Meydan okuyanlardan biri Dağıstan Devlet Üniversitesi’nin bir öğrencisi olan Ravushaji Hadjiyev’dir. Eylül 1996’da, bir jüri ve TV önünde 5, 5 saatlik bir süre içerisinde 16 kg’lık bir ağırlığı 5.005 kere kaldırmıştır. Böylece önceki rekoru büyük bir farkla kırmıştır. Ayrıca altı saatlik bir süre içinde vücudunu elleriyle yerden (press up yaparak) 18.000 kere kaldırmıştır. Dağıstanlı sporcuların dünya ringlerinde buffalo, kaplan ve aslanlara karşı yengileri bilinmektedir.

Dağıstan nüfusuna oranla şampiyon güreşci çıkarma konusunda dünyanın tartışmasız lideridir.



Derbent Brandileri

Derbent brandi fabrikası 150. yılını kutlamak üzeredir. Derbent baradisinin tüm altınları topladığı Yalta’daki (1997) uluslararası yarışmada kazanılan eşşiz zafer bu yıldönümü için mükemmel bir armağan olmuştur. Bu yarışmada 10 çeşit sunulmuş ve 10’u da en büyük ödülü kazanmıştır. Moskva adlı eşşiz brandi ise en büyük ödül olan Grand-Prix Kupası’nı almıştır. Bu da Guinness Rekorlar Kitabı’na girebilecek değerde bir rekordur. Kalitesi nedeniyle Moskova Belediyesi bu brendiyi tanıtım ve temsil içkisi olarak kullanmaktadır. Derbent brandilerinin öteden beri kendilerine özgü bir “kişiliği” vardır- dağlıların ateşli ve erkeksi karakterini andıran zengin bir tat ve özel bir karakter. Sovyetler Birliği dönemindeki yarışmalar Derbent içki üreticilerinin eşşiz sanatlarını tam anlamıyla göstermelerine olanak vermemiştir. Ancak şimdi, onların ürünleri resmen en iyi olarak tanınmakta, dünyanın en önde gelen markalarıyla yarışmaya hazır bulunmaktadır.

Mutfak

Dağlıların gıdası, ekmek, hinkal (bir cins mantı), çorbalar, et, peynir ve diğer süt ürünleri, meyve ve sebzelere dayanır. Yabani otların bir çok kullanım şekli vardır; kış için kurutulurlar ve saklanırlar.

Kural olarak, yemek zamanı aile fertleri yuvarlak bir masa çevresinde birleşirler. Yemeği en yaşlı kişi açar ve yine o kapatır. Yakınınızdaki ortak tabakta ne varsa almanız beklenir. Yemekte istikrara çocukluktan başlar. Daha yumuşak iklim ve daha verimli toprağa sahip olan yamaçlık ve ovalık bölgelerde yaşayanların gıdaları daha çeşitlidir. Genelde Dağıstan mutfağı yeterince çeşide sahiptir. [2] Alt İdari Bölgeler

Agulski (Tpig), Akuşinski (Akuşa), Ahbahski (Karata), Ahtınski (Ahtı), Babayurtovski (Babayurt), Botlihski (Botlih), Buyinakski (Buyinaksk), Gergebilski (Gergebil), Gumbetovski (Mexelhta), Gunibski (Gunip), Dahedayevski (Vurkarah), Derbentski (Derbent), Kazbekovski (Dılım), Kaytagski (Macalis), Karabudahkentski (Karabudahkent), Kizilyurtovski (Kızılyurt), Kizilyarski (Kizilyar), Kupinski (Baçi), Kurahiski (Kurah), Lakski (Kumuk), Levaşinski (Levaşi), Magaramkentski (Magaramkent), Novolakski (Novolak), Nogayski (Terekil-Mektep), Rugulski (Rugul), Sergokalinski (Sergokale), Suleyman Stalski (Kasumkent), Tabasaranski (Huçin), Tarumovski (Tarumovka), Tlyaratinski (Tlyarata), Untsukulski (Untsukul), Hasavyurtovski (Hasavyurt), Hivski (Hiv), Hunzahski (Hunzah), Tsumadinski (Agvali), Tsuntinski (Bejta), Çarodinski (Tsurib), Şamilski (Hebda)

Kaynaklar

  • Öztürkler
  • Vikipedi
  • Kafpedia

dağıstan nerede?

dağıstan haritadaki konumu
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Dağıstan Cumhuriyeti

Yüzölçümü : 50.300 km2 Nüfusu : Başkenti : Mohaçkale Büyük Kafkas dağlarının kuzey yamacının en doğu ucunda yer alan Dağıstan'ın kuzeyinde Kalmuk Cumhuriyeti, kuzeybatısında Stavropol Krayı, batısında Çeçenistan ve İnguş Cumhuriyetleri, güneydoğusunda Gürcistan, ...

Dağıstan İdari Yapılanması

Dağıstan Rusya Federasyonu'na bağlı, özerk bir cumhuriyettir. 20 Ocak 1921'de SSCB'te bağlı olarak Dağıstan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adıyla kuruldu.

Dağıstan, Ceyhan

Dağıstan, Adana ilinin Ceyhan ilçesine bağlı bir köydür.

Dağıstan Cumhuriyeti'nin Idari Yapılanması

Dağıstan doğudan batıya 200, kuzeyden güneye 400 kilometre kadar bir uzunluğa sahiptir. Başkenti Mahaçkala`dır. Diğer önemli şehirler Derbent, Kızılyar, İzberbaş ve Buynak`tır.

Derbent, Dağıstan

Derbent (Rusca: Дербе́нт; Azerice: Dərbənd; Lezgice: Кьвевар; Avarca: Дербенд; Farsça: دربند, Darband) bugünkü Rusya Federasyonu'nda Dağıstan Cumhuriyeti'nde tarihi bir şehir. Hudud ul-'alam min al-mashriq ila al-maghrib (حدود العالم من المشرق ...

Dağıstan, Bergama

Dağıstan, İzmir'in Bergama ilçesine bağlı bir mahalle.

Dağıstan (anlam Ayrımı)

Dağıstan Cumhuriyeti

Dağıstan Dilleri

Dağıstan dilleri veya Doğu Kafkas dilleri, Kuzeydoğu Kafkasya'da, Dağıstan'da ve Azerbaycan'ın kuzey kesiminde konuşulan diller. Avar-Andi-Dido, Lak-Dargva ve Lezgi öbeklerinden oluşur. Dağıstan dilleri, Nah dilleri ile birlikte Nah-Dağıstan dilleri olarak anılır.