Put

Put kendisine ibadet edilen, secde edilen her şey; heykel, resim. Putlar; taş, kil, alçı, tunç gibi maddelerden kalıba dökülerek, yoğrulup pişirilerek ve yontularak insan, hayvan vs. şekillerde yapılırdı.

Arkeologlar, Mezopotamya'daki kazılarda M.Ö. 3000 senesinde yapılan putlar bulmuşlardır. Bunlar pişmiş topraktan veya taştan yapılmış küçük, kaba heykellerdir. Çoğunlukla kadın heykelcikleri olan bu putların üzeri çeşitli şekillerde süslüydü. Susa'da ve İndus Vadisine kadar uzanan böl

Put

Put kendisine ibadet edilen, secde edilen her şey; heykel, resim. Putlar; taş, kil, alçı, tunç gibi maddelerden kalıba dökülerek, yoğrulup pişirilerek ve yontularak insan, hayvan vs. şekillerde yapılırdı.

Arkeologlar, Mezopotamya'daki kazılarda M.Ö. 3000 senesinde yapılan putlar bulmuşlardır. Bunlar pişmiş topraktan veya taştan yapılmış küçük, kaba heykellerdir. Çoğunlukla kadın heykelcikleri olan bu putların üzeri çeşitli şekillerde süslüydü. Susa'da ve İndus Vadisine kadar uzanan bölgelerde pekçok put bulunmuştur.

İslamiyet başladığı zaman, Kabe'de 360 put vardı. Kısacası insan dünyayı asıl yaratan tek ve sonsuz Allah'a kendi başına bir türlü erişemedi. Bugün bile güneşe ve ateşe tapanlar vardır. Bunlara şaşmamalıdır. Çünkü, rehbersiz, karanlıkta doğru yol bulunamaz. Kur'an-ı kerimde mealen; “Biz, Peygamber göndererek bildirmeden önce azab yapıcı değiliz.” (İsra suresi: 15) buyrulmaktadır. Peygamber İdris aleyhisselam diri olarak Cennete çıkarılınca, onu çok sevenler ayrılık acısına dayanamadı. Resmini yapıp seyrettiler. Daha sonra gelenler, bu resimleri tanrı sandı. Çeşitli heykeller de yapılıp tapıldı. Böylece putperestlik meydana çıktı.

Peygamberimizden (SAV) bin sene önce, Hicaz'daki Huza'a hükumetinin reisi olan Amr bin Luhay, puta tapınma inancını Şam'dan Mekke'ye getirdi. Hazret-i İbrahim'in bildirdiği hak din olan Hanif dinindeki Hicazlılar arasında puta tapma yayıldı.

Putlara yapıldıkları madde ve şekillerine göre şu isimler verilmiştir:

Sanem: Odundan, altın ve gümüşten yapılmış insan heykeline denir.

Vesen: Taştan yapılan insan heykeline denir.

Timsal: Yalnız canlı resimlerine denir.

Suret, tasvir: Kumaşa, duvara ve başka yerlere yapılan resimlere denir. Bunlara tapanlara putperest veya müşrik denir (Bkz. Müşrik, Heykel ve Heykelcilik).

Mekke, Müslümanlar tarafından fethedildiği gün, Kabe'de bulunan 360 kadar putun hepsi Peygamber efendimizin emri üzerine kırıldı, imha edildi.

İslamiyet, güzel sanatlarla uğraşmayı ve onda ilerlemeyi önlememiştir. Sadece heykelciliği yasaklamıştır. İslam sanat tarihini inceleyenler dünyada eşine rastlanmayacak sanat şaheserlerinin meydana getirildiğini görmektedir. Selçuklularda ve Özellikle Osmanlılarda güzel sanatların her çeşidinde, mesela cami, kervansaray, medrese, hamam, köprü mimarisi, çini süsleme, taş üzerine oyma, yazı ve arabesk motifler, hat (yazma) ve tezyinat (süsleme) gibi kollarında harika eserler yapmışlardır. Atalarımız, bugünün insanlarının kağıt üzerine çizmekten aciz kaldıkları yazı ve motifleri taşlar üzerine dantel gibi işlemişlerdir. Sanat ehli olanlar, bu eserleri günlerce seyretmekten zevk almaktadır.

Put ve putperestlik hakkında çok ayet-i kerime ve hadis-i şerif vardır. Bunlardan bazılarının mealleri şunlardır:

Bu putlar, ne o tapınanlara, ne de kendi nefislerine yardım etmeye güç yetiremezler. (A'raf suresi: 192)

Hayır, zannettikleri gibi değil. O putlar, yarın onların ibadetlerini inkar edecekler ve aleyhlerine düşman olacaklar. (Meryem suresi: 82)

Putların onlara yardıma güçleri yetmez. Onlar, putları muhafaza için hazırlanmış askerlerdir. (Yasin suresi: 75)

Ey Resulüm (müşriklere, Allahü tealaya ortak koşanlara) de ki: “Allah'tan başka ibadet etmekte olduğunuz putlarınız yeryüzünde neyi yaratmıştır? Bana haber verin, gösterin bakalım. Yoksa göklerin yaratılmasında Allahü teala ile ortaklıkları mı var? Yahud onlara bir kitap vermişiz de ondan (lehlerine) bir delil üzerinde mi bulunuyorlar? O zalimler birbirlerine, aldatmakdan başka vaadde bulunmazlar. (Fatır suresi: 40)

Peygamber efendimiz de bir hadis-i şerifte buyurdu ki:

Putları, tapılan heykelleri kırmak için ve akrabaya iyilik etmek için gönderildim.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

Put

f. koymak, bırakmak, yerleştirmek, tıkmak, atmak, sokmak, çevirisini yapmak, tercüme etmek, para koymak, yatırım yapmak, yüklemek, kurmak, sınamak, denemek
i. para koyma, yatırma, atış, fırlatma, hamle
s. hareketsiz, sabit

Put

kimi ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı ya da cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş.
haç.
üç dört tel ipekten bükülmüş iplik.

Put

1. anlamı Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş:"Onu ben, büsbütün başka bir hayranlıkla âdeta bir puta taparcasına seviyordum."- Y. K. Karaosmanoğlu. Haç. Üç dört tel ipekten bükülmüş iplik.
2. anlamı üzerine yüklemek, hamletmek; kelim; reye koymak, öne sürmek, söylemek; avucu yukarı tutarak atmak sevketmek, harekete getirmek, zorlamak; sokmak; koşmak, acele gitmek; i, yerleştirmek, koymak; belirli bir şekle sokmak.
3. anlamı hareketsiz. sabit. para koyma. yatırma. atış. fırlatma. hamle. koymak. bırakmak. yerleştirmek. tıkmak. atmak. sokmak. çevirisini yapmak. tercüme etmek. para koymak. yatırım yapmak. yüklemek. kurmak. sınamak. denemek. açıklamak. ifade etmek. çevirmek. sorm.
4. mabut; idol, yanlış fi; çok sevilen kimse veya şey; sanem, put.

put

1. anlamı Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş:
"Onu ben, büsbütün başka bir hayranlıkla adeta bir puta taparcasına seviyordum."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2. anlamı Haç.

Put

Türkçe Put kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. throwing of a heavy iron ball (Track and Field)
v. place; lay; insert; impose; mark
v. can, may; might, could

Put

Flemenkçe Put kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. well, pockmark

Put

n. throwing of a heavy iron ball (Track and Field)
v. place; lay; insert; impose; mark
v. can, may; might, could

Put

Put İngilizce anlamı ve tanımı

Put anlamları

  1. () 3d pers. sing. pres. of Put, contracted from putteth.
  2. (v. t.) To incite; to entice; to urge; to constrain; to oblige.
  3. (noun) A rustic; a clown; an awkward or uncouth person.
  4. (v. t.) To attach or attribute; to assign; as, to put a wrong construction on an act or expression.
  5. (v. t.) To move in any direction; to impel; to thrust; to push; -- nearly obsolete, except with adverbs, as with by (to put by = to thrust aside; to divert); or with forth (to put forth = to thrust out).
  6. (noun) A prostitute.
  7. (noun) A certain game at cards.
  8. (v. i.) To go or move; as, when the air first puts up.
  9. (noun) The act of putting; an action; a movement; a thrust; a push; as, the put of a ball.
  10. (v. i.) To play a card or a hand in the game called put.
  11. (v. t.) To convey coal in the mine, as from the working to the tramway.
  12. (imp. & p. p.) of Put
  13. (v. t.) To lay down; to give up; to surrender.
  14. (noun) A privilege which one party buys of another to "put" (deliver) to him a certain amount of stock, grain, etc., at a certain price and date.
  15. (v. t.) To bring to a position or place; to place; to lay; to set; figuratively, to cause to be or exist in a specified relation, condition, or the like; to bring to a stated mental or moral condition; as, to put one in fear; to put a theory in practice; to put an enemy to fight.
  16. (v. t.) To set before one for judgment, acceptance, or rejection; to bring to the attention; to offer; to state; to express; figuratively, to assume; to suppose; -- formerly sometimes followed by that introducing a proposition; as, to put a question; to put a case.
  17. (v. t.) To throw or cast with a pushing motion "overhand," the hand being raised from the shoulder; a practice in athletics; as, to put the shot or weight.
  18. (noun) A pit.
  19. (v. i.) To steer; to direct one's course; to go.

Put tanım:

Kelime: put
Söyleniş: 'put
İşlev: verb
Türleri: put; put·ting
Kökeni: Middle English putten; akin to Old English putung instigation, Middle Dutch poten to plant
transitive senses
1 a : to place in a specified position or relationship : LAY put the book on the table b : to move in a specified direction c (1) : to send (as a weapon or missile) into or through something : THRUST (2) : to throw with an overhand pushing motion put the shot d : to bring into a specified state or condition a reapportionment... that was put into effect at the September primaries -- Current Biography
2 a : to cause to endure or suffer something : SUBJECT put traitors to death b : IMPOSE, INFLICT put a special tax on luxuries
3 a : to set before one for judgment or decision put the question b : to call for a formal vote on put the motion
4 a (1) : to convey into another form want to put my feelings into words (2) : to translate into another language or style put the poem into English (3) : ADAPT lyrics put to music b : EXPRESS, STATE putting it mildly
5 a : to devote (oneself) to an activity or end put himself to winning back their confidence b : APPLY put her mind to the problem c : ASSIGN put them to work d : to cause to perform an action : URGE put the horse over the fence e : IMPEL, INCITE put them into a frenzy
6 a : REPOSE, REST puts his faith in reason b : INVEST put her money in the company
7 a : to give as an estimate put the time as about eleven b : ATTACH, ATTRIBUTE puts a high value on their friendship c : IMPUTE put the blame on the partners
8 : BET, WAGER put $2 on the favorite
intransitive senses
1 : to start in motion : GO; especially : to leave in a hurry
2 of a ship : to take a specified course put down the river
- put forth 1 a : ASSERT, PROPOSE b : to make public : ISSUE 2 : to bring into action : EXERT 3 : to produce or send out by growth put forth leaves 4 : to start out
- put forward : PROPOSE put forward a theory
- put in mind : REMIND
- put one's finger on : IDENTIFY put his finger on the cause of the trouble
- put one's foot down : to take a firm stand
- put one's foot in one's mouth : to make a tactless or embarrassing blunder
- put paid to British : to finish off : WIPE OUT
- put the arm on or put the bite on : to ask for money
- put the finger on : to inform on put the finger on... heroin pushers -- Barrie Zwicker
- put the make on : to make sexual advances toward
- put to bed : to make the final preparations for printing (as a newspaper)
- put together 1 : to create as a unified whole : CONSTRUCT 2 : ADD, COMBINE
- put to it : to give difficulty to : press hard had been put to it to keep up

Put ile eşanlamlı (synonym) kelimeler

Arrange, Assign, Cast, Commit, Couch, Frame, Invest, Lay, Order, Place, Pose, Position, Redact, Set,

Put ile zıt (antonym) anlamlı kelimeler

Call, Divest,

Put

İngilizce Put kelimesinin İspanyolca karşılığı.
s. lanzamiento de bala
v. poner, aplicar, colocar, depositar, posar

Put

İngilizce Put kelimesinin Fransızca karşılığı.
n. lancement de poids
v. mettre; poser; placer; introduire; insérer; imposer; marquer; lancer

Put

İngilizce Put kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Kugelstoßen
v. legen; stellen; setzen; beschränken; unterbreiten; belegen

Put

İngilizce Put kelimesinin İtalyanca karşılığı.
s. (Sport) colpo eseguito con il putter; (Sport) lancio del peso; (Econ) opzione di vendita, contratto a premio
v. posare, mettere, porre, collocare; mandare, inviare; attaccare, applicare, fissare; apporre; imporre, infliggere; stabilire; esprimere, esporre, presentare, dire; sottoporre, portare; attribuire

Put

İngilizce Put kelimesinin Portekizce karşılığı.
s. ressoar causado por bala de ferro
v. colocar; pôr; enfiar; sinalizar; situar; propor; oferecer

Put

İngilizce Put kelimesinin Flemenkçe karşılığı.
zn. baissepremie, worp van gewicht, optie van verkoop, golfstok : zachte slag met golfstok
ww. zetten, plaatsen, leggen, stellen, bergen, doen, steken, zeggen, uitdrukken, aanspannen

Put

Flemenkçe Put kelimesinin Fransızca karşılığı.
1. (gat) fosse (f)
2. (beurs) option de vente
3. (sport - golf) coup roulé; putt (m)

Put

İspanyolca Put kelimesinin Fransızca karşılığı.
(deportes - golf) coup roulé; putt (m)

Put

Türkçe Put kelimesinin Fransızca karşılığı.
idole [la], fétiche [le]

Put

Türkçe Put kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Abgott, Götze, Idol

Yanıtlar