Sakarya (Il)

Kısaca: Sakarya Marmara bölgesinin Kocaeli- Sapanca bölümünde yer alan il. İl toprakları 29° 57’ ve 30° 53’ doğu boylamları ile 40° 17’ ve 41° 13’ kuzey enlemleri arasında yer alır. Doğudan Bolu, güneyden Bilecik, batıdan Kocaeli, kuzeyden ...devamı ☟

Sakarya (il)
Sakarya (il)

Sakarya'nın konumu
Sakarya'nın konumu
Sakarya Marmara bölgesinin Kocaeli-Sapanca bölümünde yer alan il. İl toprakları 29° 57’ ve 30° 53’ doğu boylamları ile 40° 17’ ve 41° 13’ kuzey enlemleri arasında yer alır. Doğudan Bolu, güneyden Bilecik, batıdan Kocaeli, kuzeyden Karadenizle çevrilidir. Trafik numarası 54’tür.

İsminin kökeni

İl adını Sakarya Nehrinden alır. M.Ö. 7. yüzyılda bu bölgeye sahip olan Frigyalılar, nehre kendilerince kutsal tanıdıkları “Sangari” ismini vermişlerdir. Daha sonraki devirlerde “Sengarios” (Sangarius) ve“saldırgan” manasına gelen “Zakharion” isimleriyle anılmıştır.

Tarihi

Sakarya, milat öncesi uygarlıklar döneminden Osmanlı Devleti’ne, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarih çizgisinde, Anadolu’ya renk veren kültürlerin birleştiği, 19. yüzyılda başlayan göçlerle, Kafkaslardan ve Balkanlardan gelen toplulukların oluşturduğu ve bu kültürlerin barış içinde yaşadığı bir ildir.


Sakarya ili'nin görünümü
Sakarya ili'nin görünümü
Sakarya hem tarihi hem de bugünü ile Türkiye’nin bir özeti niteliği taşımaktadır. Farklı coğrafyalardan gelmiş olmak ve farklı kültürlere sahip olmak Sakarya’da ayrıştırıcı değil birleştirici ve kaynaştırıcı bir rol oynamaktadır. Selçuklular devrinde, Anadolu’nun tamamı hakimiyet altına alınınca bu nehre ve çevresine Sakarya adı verilmiştir. Sakarya ismi Türkler tarafından özellikle verilmiştir. Daha önceki isimlerinden ayrı, özgün bir isimdir.

Adapazarı’na gelince; Sakarya’nın merkezi olan Adapazarı, adını eskilerde bu alanda kurulan bir pazardan almaktadır.



Gümrük caddesi
Gümrük caddesi
Sakarya ilinin bilinen tarihi Hititlerle başlamaktadır. Çünkü Anadolu’da ilk siyasi birliği Hititler kurmuşlardır. Bu dönem de M.Ö. XIII. Yüzyıllara rastlar. M.Ö. 1200 yıllarında Hint-Avrupa asıllı ve Deniz Kavimleri denen topluluklar, Friglerle birleşerek Hitit egemenliğine son vermişlerdir. Bu kez Frigler Sakarya Irmağı ile Büyük Menderes’e kadar olan bölgeye sahip oldular. Sonra da hakimiyet alanlarını doğuda Kapadokya, batıda da Kilikya (Adana)’ya kadar genişlettiler. Başkent ise Gordion şehriydi. Sakarya Irmağı ile Ankara arasında yoğunlaşan Friglere M. Ö. VII. Yüzyılın ilk yarısında Kafkasya üzerinden Anadolu’ya gelen Kimmerler son vermiştir. Aynı dönemde Ege bölgesine Lidyalılar hakim olmuşlar ve hakimiyet alanlarını Sakarya’yı da içine alacak şekilde genişletmişlerdi. Ancak milli bir ordu meydana getirememeleri, Lidyalıların ömrünün kısa sürmesine yol açmıştır.

Selçuklular

XI. yüzyılın başlarında 1015 ile 1021 yılları arasındaki Kafkasya’dan Anadolu’ya keşif harekatı olarak yapılan ilk akınları Çağrı Bey gerçekleştirmiştir.

Anadolu’nun fethi amacıyla girişilen esas akınlar ise, 23 Mayıs 1040 tarihindeki Dandanakan zaferinden sonra kurulan Selçuklu Devleti’nin hükümdarı Tuğrul Bey’in öncülüğünde 1048’den 1055 yılına kadar aralıklarla devam edildi. Bundan sonra da her yıl akınlar sürdü.

Alpaslan da Çağrı ve Tuğrul Beyler gibi Batıdaki genişleme siyasetine devam etti. 1064’de Ani ve Kars kalelerini ele geçirdi. Komutanlarından bazılarını Anadolu’ya akınlar yapmaları için görevlendirdi. Bu akınlar zamanla Urfa ve Antakya yoluyla Malatya’ya kadar genişledi. Hatta zaman zaman Sakarya Irmağı’na kadar uzadı.

26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi, Bizans savunma hattını yıkarken, Anadolu’nun kapılarını da Müslüman Türklere açıyordu.

Osmanlı Devleti

1071 Malazgirt Zaferi’ni müteakip Selçuklular, Horasan bölgesindeki Türk aşiretlerini Anadolu’ya yerleştirmişlerdi.

Osmanlı Devleti’nin özellikle İstanbul’un Fethin’den sonra, tüm Anadolu ve Balkanlarda istikrarı sağlaması ve müreffeh bir toplum yaratmasıyla başlayan süreçten Adapazarı ve çevresi de nasibini aldı. Osmanlının çöküş dönemlerine kadar Sakarya bölgesine sulh ve sükun egemen oldu.

Ancak çöküş dönemlerindeki olumsuzluklar Sakarya’yı da olumsuz etkilemiş, özellikle 2. Mahmut dönemindeki Ayanlık sistemi bölgeye de zarar vermiştir.

Öte yandan bu dönemlerde Adapazarı bölgesine, çok önemli miktarda mülteci akını olmuştur. Bu akınları doğuran olaylar, 1853 Kırım Savaşı, 1850-60 arası Şeyh Şamil olayı ve 1877-78 Osmanlı-Rus (93 Harbi) Savaşı’dır. Ayrıca gerek Balkan Savaşları, gerekse II. Meşrutiyetin ilanından sonra Bosna-Hersek’in Avusturya’ya geçmesiyle çok sayıda göçmen Adapazarı’na yerleştirilmiştir. Bu göçler, bugünün Sakarya’nın zengin kültürel varlığının oluşmasına da zemin hazırlamıştır.

Osmanlı Devleti, özellikle Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi'nden sonra Akdeniz egemenliğini ele geçirmek için denizciliğe ve dolayısıyla donanmaya büyük önem veriyordu. Bu maksatla Halic Tersane-si genişletildi ve başka tersaneler de kurulup kapasiteleri arttırıldı.

Ayrıca BakınızSakarya Meydan Muharebesi

Gemi yapım ve onarım çalışmalarının en önemli ana malzemelerinden biri olan keresteye Tersane-i Amire her zaman ihtiyaç duymuştur. Çok eski dönemlerden beri bu ihtiyacı büyük ölçüde karşılayan bölge, Kocaeli livasındaki ormanları içine alan İznikmid (İzmit), İznik, Yalakabad, Sarıçayır, Pazarköy, Abısafi, Karamürsel, Akhisar (Pamukovva), Geyve, Akyazı ve Sabanca kazalarından teşekkül etmekteydi. Bu bakımdan yöredeki "orman denizi", Tersane-i Amire için "Kereste Ocaklığı" olarak tayin edilmişti. Yani, yılda belli bir miktarın altında olmamak kaydıyla bu bölgeler kereste temin etmekle yükümlü idiler. Her baharda Donanma-i Hümayun Akdeniz, Karadeniz gibi sulara açıldığından, yeni gemilerin yapımı ve onarıma ihtiyaç gösterenlerin yenilenmesi, bol miktarda kereste teminine bağlıydı. Kereste ve keresteden mamul maddeler (gemi küreği, direk, seren, tüfenk kundağı vb), genellikle orman bakımından zengin olan bu yöreden sağlanıyordu. İzmit Tersanesi için de bu ormanlardan kereste elde ediliyordu. İzmit'de görevli olan "İznikmid Kereste Emini (Nazırı)"nin görevi, Tersane-i Amire'ye kereste naklini sağlamaktı. Kapudan-ı Derya'nın teklifiyle atanan İznikmid Kereste Emini, kerestenin dağlardan kesimi, kıyılara indirilmesi ve İstanbul'a gönderilmesi yanında, bu hususta ortaya çıkabilecek güçlükleri çözmekle de sorumlu idi. Balaban-zade ve Müderris-zade Mustafa, meşhur kereste eminlerinden idiler. Kereste Emaneti'nin hesapları, düzenli olarak defterlere kaydedilirdi. Acil durumlarda kesim ve nakil işlerini denetlemek için İstanbul'dan bir "Mübaşir" de gönderilirdi.

Bunun yanında Tersane-i Amire'nin, Kocaeli ve Sakarya yöresinden sağlanan kalas, tomruk, kereste gibi ihtiyaç maddelerinin Karadeniz'e yahut İzmit Körfezi'ne indirilmesi ve buralardan gemilere yükletilerek emniyetle İstanbul'a nakli işleri ile ilgilenen ve "Tahta Serdarlığı" olarak isimlendirilen bir memuriyet daha vardı. XVIII. yy. sonlarına ait bazı belgelerde zikredilen, ancak Osmanlı tarihi ile ilgili literatürde yakın zamana kadar rastlamadığımız bu memuriyetin, ilk olarak ne zaman teessüs etmiş olduğu hakkında da bilgimiz yoktur. Yeniçeri Ocağı'ndan işbilir, çalışkan, dürüst, nüfuzlu olmasına dikkat edilerek seçilen ve tayin olunan "Tahta Serdarları"nın, kereste kesilen orman ve bölgelerin güvenliği, eşkıya ve soygun olaylarından korunması da önemli görevleri arasında idi. Kasabalara da tahta serdarı atandığı olurdu. Kocaeli Sancağı'nda bazı kazaların "Tahta serdarlığı" ile birlikte "Yeniçeri zabitliği"nin tek kişinin uhdesine verildiğine dair kayıtlar vardı.

İzmit'in hinterlandı olan Ada (Ada Karyesi), Akyazı, Abısafi, Sarıçayır, Akhisar ve Geyve yöresi, XVI.-XVII. yy.ın ilk yarısında mavna, kadırga ve baştardaların sütün ve serenlerinin yapımında kullanılacak ağaçların temin edildiği üç bölgeden biri idi. Bu malzemeler, İzmit İskelesi'ne arabalarla nakil olunarak buradan gemilerle İstanbul'da Tersane-i Amire'ye taşınıyordu.

Bilhassa kalyon sütün ve serenleri için oldukça elverişli ormanlara sahip olması sebebiyle Milan Nehri kenarında bulunan Akçaşehir, Karasu ve Bolu'ya tabi Eftani kazalarından ve Foçalar Dağı'ndan kereste temin edilirdi.

Gemi küreği ihtiyacının bir kısmı da XVII. yy.ın ikinci yarısına kadar Karasu reayasının, avarızları karşılığında yılda 550 kürek vermeleriyle karşılanıyordu.

Gemi fenerlerinin içine konulup yakılarak gemilerin aydınlanmasına yarayan ve fanuslarda yakılmak üzere baştardalarda kullanılan balmumunun (Şem'-i asel) temin edildiği birkaç yerden ikisi de, Sakarya yöresindeki İsmihan Sultan Evkafına ait Karasu ile Çardak idi.

Gemi inşası sadece İstanbul ve İzmit'de yapılmıyordu. Sinop, Amasra, Sakarya Nehri'nin üzerinde ve nehrin Karadeniz'e döküldüğü ağızda her dönemde gemi inşa faaliyetleri devam etmiştir. 1515 tarihli bir belgede Bender-Ereğli (Karadeniz Ereğlisi) İskelesi'nin yıllık liman geliri 5.484 akça idi. Bu yekuna, Akçaşehir (Akçakoca) ve Sakarya (Leb-i Sakarya = Sakarya ağzı) da dahildi. Karasu İskelesi'nin adı belgede belirtilmemiş olmakla birlikte, sonraki yıllara ait kayıtlarda bu çok küçük limanın da Bender-Ereğli hesaplarına dahil edildiğini görmekteyiz. Dolayısıyla bu limandan elde edilen gelirin de Bender-Ereğli gümrük mukataasının bir parçasını oluşturduğu tahmin olunmaktadır. Yine belgelerden öğrendiğimize göre XVI. yy.ın ortalarına doğru Karasu, Akçaşehir ve Sakarya ağzı' ndan elde edilen gümrük vergilerinin toplamı, Bender-Ereğli'nin tek başına elde ettiği verginin yarısı kadardı. Nakledilen kereste miktarından ve inşa edilen gemi adedinden, Kefken Tersanesi' nde büyük bir faaliyet olduğu anlaşılmaktadır. İnebahtı faciası (1571) akabinde 1572 yılında 15 kadırga, 1703'de de 2 firkate inşa edildiğine dair belgelere rastlanmıştır.

Şubat 1572'de, inşası emrolunan 10 kadırga için lüzumlu kerestenin temini maksadıyla Şile, Sabanca, Akyazı, Konrapa, Göynük, Bend-Ereğli Yenice-i Taraklı, Geyve ve Akhisar kadılarına hüküm gönderilmiştir. Nisan 1572 tarihli Kandıra kadısına gönderilen bir hükümde ise bunlara bir baştarda ve dört kadırganın inşası ilave edilmiştir. Yine aynı tarihli, mütekaid Vezir Mustafa Paşa'ya gönderilen hükümde, 15 geminin ihtiyacı olan kendirin temin edilmesi emrolunmuştur. Ekim 1572 tarihli İznikmid ve Ada kadılarına yazılan diğer bir hükümde ise, inşası tamamlanan 15 gemide çalışan neccar ve kalafatçıların ücretlerinin ödenmemesinin sebepleri sorulmuştur.

Kefken Tersanesi bir fermanla ihdas edilmiş ve tamiri için, avarızı divaniyyeden muaf olmak karşılığında o yöreden sekiz kişi, kendi istekleriyle görevlendirilmişti.

Karadeniz kıyısında bulunan Kerpe'de de 1703 yılında iki firkate inşa edildiğine dair belgeye rastlanmıştır. Sakarya nehrinde 1571'de 5 kadırga inşa edilmiştir. Bu tarihte Akhisar, Geyve, Yenice, Göynük ve Akyazı kadılarına yazılan bir hükümde, önce 15 kadırga inşası için san'atkar temini emredilmiş; daha sonra Kandıra kadısına ve Nuh Çavuş'a gönderilen hükümde bu gemilerden 10'unun inşasından vazgeçildiği bildirilmiştir.

Sapanca'da 1697/98'de iki üstü açık inşa edilmişti.

Ayrıca hassa (saraya mahsus) kayık ve sandallar ile hammal kayıklarının yenilenmesi ve tamiri için de İzmit ve civarındaki ormanlardan yararlanılmakta ve bölgedeki kazalardan, satınalma yoluyla kereste temin edilmekteydi.

Kereste, ormanlardan iskelelere camus arabalarıyla nakledilmekteydi. Bunun için yolların düzenlenmesi ve gerekli yerlerde köprülerin sağlamlaştırılması yoluna gidiliyordu. Mesela 1700 yılında Sakarya'nın doğu yakasında kesilen büyük kapudane kalyonuna ait kerestenin taşınmasında demir dingilli, toprak tekerlekli top arabası kullanılmış; Sakarya nehrinden geçirilmesi esnasında ise köprünün tamiri ve genişletilmesi gerekmiş; ayrıca kerestenin iskeleye nakli için 50 çift camuşa ihtiyaç duyulmuştu.

Sakarya yöresindeki köprülerin çoğu, başka bir malzeme gerekmeden ormanlardan temin edilen kereste ile ahşap olarak yapılıyor ve tamire muhtaç olanlar ise, gerekli hammadde kolaylıkla sağlanabildiğinden, daha sür'atli bir şekilde onarılıyordu.

Kocaeli ve Sakarya "orman denizi" kızılçam, sarıçam, karaçam, dişbudak, kayın, gürgen, köknar, defne, ardıç, meşe, ceviz, ıhlamur vb. ağaçlarıyla yüzyıllarca hem gemi kerestesi ve hem de diğer sanayi ürünleri imalatı yanında, İstanbul'un yakacak ihtiyacını da karşılamak için aşırı şekilde kullanıldı. Kıyılara yakın ormanlar tükenince, daha içlere gidildi. Sakarya Nehri yoluyla balta girmemiş kısımlara ulaşmak ve gemi malzemesine uygun kereste bulmak projeleri geliştirildi. Bu arada Sapanca Gölü'nü İzmit Körfezi'ne bağlamak teşebbüslerinde bulunuldu ise de sonuç alınamadı. Üskübi ve Düzce'nin güneyine düşen Tefeni Gölü'ne ve etrafındaki girilmemiş orman hazinesine ulaşıldı.

Gemi kerestesine duyulan ihtiyacın devamlı olması sebebiyle "ocaklık" tayin edilen ormanlarda ağaçların rasgele kesilmemesi için devlet, bölgeye korucular göndererek ve birtakım tedbirlerle ormanları korumağa çalışmıştır.

Kuzeybatı Anadolu'da su ile çalışan, çeşitli biçim ve büyüklükte kereste hazırlayan çok sayıda bıçkı vardı. Bu bıçkıların genellikle sipahi yahut askeri sınıfına mensub başka kişiler olan sahipleri, odun ve kereste ticaretinden kar etmenin yollarını bulabiliyorlardı. Askeri statü sahibi tacirler İstanbul' a odun gönderip fiyatları yükselttikleri gibi, araba ile yapılan taşımacılığı da ellerine geçirerek yöre halkını geçim kaynağından yoksun bırakmışlardı.

XVII. yy.ın ilk yarısında İstanbul'daki tüketicinin bir çeki odun almak için ödemesi gereken fiyatı yükselten çok sayıda faktör hakkında bazı bilgilere sahibiz. Eskiden mallarını sahile getirip çekisi 16 akçadan satan odun tacirleri, çeki başına 20 akça istiyorlardı. Taşıma sektöründeki fiyat artışları ise çok daha dramatikti. İzmit ve Yalak-abad (Yalova) ile İstanbul arasında odun taşıyan gemiciler eskiden bir çeki odun için 5-8 akça alırlardı.

Devletin talepleriyle halkın ihtiyaçlarının çatışması, bazı durumlarda da yasadışı ağaç kesimlerine ve kaçakçılığa yol açmıştır. İzmit ve Sapanca ormanlarının derinliklerinde, çoğu Rumeli'den yeni göçmüş olan ve yoldan geçenleri soyarak geçimlerini sağlayan yasadışı baltacı toplulukları yaşardı. Kaçakçılar, tersane için devlet tarafından ağaç kesmekle görevlendirilen baltacılara da saldırırlardı.

Kocaeli civarında ormanlık bölgede yaşayan halk, aynı zamanda kereste ticareti de yapmak da ve elde ettikleri keresteyi İzmit İskelesi'ne götürüp satmakta idiler. Ancak devlet, memleket haricine ve tüccara kereste satılmasını yasaklamıştı. Bunun neticesi olarak kereste kaçakçılığı ortaya çıktı. İzmit ve Sapanca ormanlarının iç kısımlarında yerleşen Rumelili göçmenler, kanunsuz ağaç keserek satıyorlardı.

Saray mutfağının odun ihtiyacı da Üsküdar, Akyazı, Abısafi, Sarıçayır ve Sapanca ormanlarından sağlanırdı. Bunlardan başka, eski dönemin hayvanlarla çekilen araba yapımı da, bölgedeki kereste bolluğu ile açıklanabilir. I. Dünya Savaşı içinde 1916'da büyük bir tesis olarak kurulan ve orduya nakliye arabası ve tüfek parçaları hazırlayan "Araba Fabrikası" nın, Adapazarı sanayi tarihinde önemli yeri vardır. Cumhuriyet döneminde "Demir-Tahta Fabrikası" (DA-TA) adını alan ve istasyonun batısındaki bu fabrika (bugünkü Zirai Donatım Kurumu), eskiden sergilere katılacak kadar kaliteli imalat yapıyordu.

1919 yılında İstanbul'da açılan bir sergide, Adapazarı'nın da bir oda takımı ile sergilendiğini biliyoruz. Bu yılın Ekim ayında İstanbul'da Türk Ocağı'nda açılan sanayi sergisi ile ilgili olarak şunlar yazılıdır: "Sergide, özellikle Adapazarı Fabrikası mamulatından bir oda takımı, sedefçiliğin büyük san'atkarı Vasıf Bey'in çeşitli sedef sehpaları, Hafız Necmeddin Efendi'nin levha kenarları, kitab kapları, ebrulu kağıtları; Kehribarcı Ali Efendi'nin kehribar ağızlıkları, dikkati çeken güzel eserler idi" (M. Erendil, s. 86-87).

  • Sakarya Kaleleri
  • 1. Sidera Kalesi
  • 2. Kadifekale
  • 3. Kurtköy Kalesi
  • 4. Asar Kalesi
  • 5. Eğridere Derbendi Kalesi
  • 6. Balaban (Geyve Boğazı) Kaleleri: Adliye ve Çoban Kalesi
  • 7. Geyve Kalesi
  • 8. Mekece-Akhisar ve Çevresi Kalesi
  • 9. Taraklı Kalesi
  • 10. Karaçepiş Kalesi
  • 11. Alp: Abe: Âb Suyu Kalesi
  • 12. Tersiye Kalesi
  • 13. Beşköprü Burgazı
  • 14. Harmantepe Kalesi
  • 15. Seyifiler Kalesi
  • 16. Karadeniz Kıyısı Kaleleri


Sakarya Coğrafyası

Fiziki Yapı

Sakarya il topraklarının % 34’ü dağlardan, % 44’ü platolardan ve % 22’si ovalardan ibarettir. Güneyden kuzeye doğru uzanarak Karadeniz’e açılan il alanı jeolojik üçüncü zaman sonları ile dördüncü zaman başlarında son şeklini almıştır. Bu jeolojik devirlerde meydana gelen büyük kıvrılma ve kırılma hareketleriyle Trakya’nın güneye, Kocaeli Yarımadasının kuzeye doğru farklı yönlerde çarpılmasına sebep olmuştur. Bu çarpılma sonucu biri Karadeniz’e öteki Marmara Denizine açılan iki vadinin çökmesiyle İstanbul Boğazı meydana gelerek, Akdeniz’le Karadeniz’in birleştiği tahmin edilmektedir. Çarpılmanın etkisi Sakarya ilinde daha güçlü olmuş ve il alanı Karadeniz’e doğru eğim kazanmıştır. Sakarya Nehri, İç Batı Anadolu platolarından taşıdığı toprağı bu bölgeye yığarak Alüvyonlu (alüvyal) ve killi (kolüvyal) ovaları meydana getirmiştir.

Dağları

Sakarya ilinde yüksek dağlar yoktur. Yüksek ve sarp olan tepeler güneydedir. Orta ve kuzeydeki yüksekliklerse Kocaeli Platosunun uzantısı durumundadır. Yer yer rastlanan ve yüksek olmayan tepeler dışında genellikle düz ve alçak bir yapıdadır. En önemli yükseklikler güneyde yer alan Samandağları’dır. Akyazı’dan Sapanca Gölüne kadar uzanan bu sıradağların en yüksek yerleri Keremali Dağı (1543 m), Karadağ (1467 m) ve Dikmentepe (1387 m)dir. Doğudaki ovalık bölgede en yüksek tepe Çamdağ Tepesi (1880 m)dir.

İl topraklarının büyük kısmında platolar hakimdir. Bu platoların çoğu yayla olup, bazıları ormanlarla, bazıları ise otlaklarla kaplıdır. En önemli plato Kocaeli Platosu olup, bunun yüksek yerleri ormanlarla kaplıdır. Bitki örtüsü zengindir. Ayrıca il topraklarında Ziyarettepe, Turnalık, Gındına, Keremali, Katırözü, Acella, Dikmen, Soğucak, Çiğdem ve Çataltepe platoları vardır.

Ovaları

Adapazarı (Akova) Ovası; Sakarya Vadisi Türkiye’nin önemli ve büyük vadilerinden biridir. İç Batı Anadolu platoları üzerinde yükselen Emir ve Türkmen dağlarında başlayan Sakarya Vadisi; doğudan batıya geniş bir yay çizer. Porsuk ve Ankara çayı vadileriyle birleşir. VadiCambaz Boğazından sonra genişler. Pamukova’yı meydana getirir. Geyve Boğazında uzun ve derin bir oluğa dönüşür. Sonra birden genişleyerek, Adapazarı (Akova)nı meydana getirir. Birçok vadiyle birleşen Sakarya Vadisi, Karasu yakınlarında Karadeniz’e açılır. Uzunluğu 27 km, genişliği 23 km olan Adapazarı Ovası, Aşağı Sakarya Vadisinde, Sapanca Gölü ile Adapazarı’nın doğusunda yer alır. Marmara ovalarının en büyüklerindendir. Alanı 620 kilometre karedir. Sakarya Nehrinin taşıdığı kalın bir alüvyon tabakasıyla kaplı olduğundan çok verimlidir. Yüksekliği deniz seviyesinden 30 m’dir. Bu ova içinde Erenler Tepesi (75 m), Alibey Tepesi (112 m) ve Tersiye Tepesi (85 m) bulunmaktadır.

  • Pamukova
  • Sakarya Vadisinin Akova’dan sonra ikinci büyük ovasıdır. Yüzölçümü 170 km2, uzunluğu 28 km, genişliği 6 km’dir. Adapazarı sınırına nazaran daha yüksek olduğundan Sakarya Nehri daha hızlı ve derinden akar. İklimi Adapazarı Ovasına nazaran daha serttir. Alüvyonların birikmesiyle meydana gelmiş verimli bir ovadır.
  • Söğütlü Ovası
  • Ortalama yüksekliği 16 m olup ilin en alçak kısmını teşkil eder. 30 km uzunluğunda ve 20 km genişliğinde olup bataklık ve sazlık olan bu ovanın tarım alanı haline getirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır.
  • Akarsuları

  • Sakarya ilinin en önemli akarsuyu buraya adını veren Sakarya Nehridir. Sakarya, Eskişehir’in Çifteler ilçesindeki Sakarbaşı denilen yerden doğar. Eskişehir’den gelen Porsuk Çayını alarak büyür. Bilecik ilini geçip Pamukova yakınlarından Sakarya iline girer. Sakarya Irmağının 159,5 km’lik kısmı il dahilindedir. Geyve Suyunu alıp dar ve derin Geyve Boğazına girer. Boğazdan çıktıktan sonra Alaçam Deresini alır. İl topraklarını ikiye bölerek kuzeye doğru akmaya başlar. Mudurnu Çayı, Sapanca Gölünün ayağını meydana getiren Çark Suyu ile birleşir. İrili ufaklı derelerin hepsi Sakarya’ya akar. Karasu yakınlarında Karadeniz’e dökülür. 58.000 km2lik bir bölgeden su toplar, fakat üçte biri kadar bölgeden su toplayan Seyhan’ın suyu daha boldur. Sakarya’nın saniyede taşıdığı su miktarı 30 m3 ile 100 m3 arasında değişir. Denize açıldığı yerde balıkçılık yapılır ve hayvan yetiştirilir. Tarihi kayıtlara göre, Sakarya’nın denize döküldüğü yerden giren gemiler Adapazarı’na kadar gidip yükledikleri malı İstanbul’a getirirlerdi.
  • Diğer akarsular
  • Mudurnu Çayı (65 km), Dinsiz Çayı (34 km), Mudurnu Çayının bir koludur. Fabrika Deresi, Balıklı Deresi,Bıçkı Deresi ve Gürcü Deresi Mudurnu Çayına katılır. Darıçay (33 km), Kocatöngel Deresi bazı derelerle birleşerek bu ismi alır. Tuzla yakınından Sakarya Irmağına katılır. Maden Deresi (30 km), Kabalık Deresi, Yayla Deresini alarak Karasu adını alır ve Karadeniz’e dökülür. Melen Deresi(30 km) olup Karadeniz’e dökülür. Karaçay (29 km); Seve Deresi, sonra da Karaçay Deresi ismini alır. Karakaya Deresi ile birleştikten sonra Sakarya’ya katılır. Yırtmaç Deresi, Acarlar Gölüne dökülür. Büyükdere ve Kemer Deresi kollarıdır. Değirmendere Karaboğaz bölgesinden denize dökülür.


Gölleri

Sakarya il topraklarında irili ufaklı çok sayıda göl vardır. Kırılma ve kıvrılmalar sonucu il alanı Karadeniz’e doğru kuzey yönünde sıkıştırılmıştır. Sıkıştırılmadan sonra Marmara Deniziyle su bölüm çizgisi meydana getiren bu setin Karadeniz’e eğimli olan kısmında çöküntü alanlarının dolmasıyla göller meydana gelmiştir.

  • Sapanca Gölü
  • 42 km2 lik Sapanca Gölünün 5/6’lık büyük kısmı bu il sınırları içindedir. İzmir körfezinin doğusunda yığılmalar sonucu Marmara Deniziyle bağlantısı kesilerek meydana gelen Sapanca Gölü, İzmit Körfezi ve İznik Gölünün devamıdır. Uzunluğu 16 km genişliği 5,5-6 km’dir. Göl, elips biçimindedir. En derin yeri 61 metre, yüksekliği 30 m’dir. Kuzey ve güneyden bu göle katılan dereler ve dipten kaynayan su ile tatlı sulu bir göldür. Sazan, alabalık ve yayın balığı bulunur. Suyu berrak, etrafının manzarası çok güzeldir. Derelerin taşıdığı alüvyonlarla civarı verimli meyve ve sebze bahçeleriyle süslüdür. Turizm bakımından bu göl çok güzeldir.
  • Gökçeören Gölü
  • İl merkezine 7 km mesafede basık sırtlarla çevrili, 25 hektarlık tatlı sulu bir göldür. “Aralık” ve “Meşe” isimleriyle de bilinir. Bu gölün devamı olan Dipsiz Göl sığdır. Yağmur ve kaynak sularıyla beslenir. Suların çekilmesiyle ortaya çıkan alana mısır, kavun, karpuz ve fasulye ekilir. 1950’den önce Gökçeören’in fazla olan suları bu göle boşalırdı. Gökçeören Gölünün önü yarılarak bu önlenmiştir. Her iki gölde bol sazan balığı bulunur.
  • Poyrazlar (Teke) Gölü
  • Yüzölçümü 60 hektardır. Sakarya Irmağının eski yatağında meydana gelmiştir. Göl oldukça derindir. Güney kıyılar sığ ve sazlıktır. Gölde tatlı su balıkları bulunur.
  • Taşkısık Gölü
  • Yüzölçümü 90 hektardır. Dipten kaynayan sularla beslenir. Gölde sazan ve tatlı su balığı bulunur. Kenarı sazlık ve bataklıktır.“Çaltıcak Gölü” de denir.
  • Küçük Akgöl
  • Yüzölçümü 20 hektardır. Göl dipten kaynayan sularla beslenir. Fazla suları Çark Suyuna boşalır. Suyu tatlı, fakat bulanıktır. Tatlı su balığı bulunmaz.
  • Büyük Akgöl
  • Yüzölçümü 190 hektardır. Sazlık ve bataklık kısmı çoktur. Gölde bol balık ve civarında yaban kaz ve ördeği bulunur.
  • Acarlar Gölü
  • Yüzölçümü 1562 hektardır. 261 hektarı bataklıktır. Fazla suları Sakarya Irmağına boşalır. Civarındaki ormanlar bu gölün bataklık kısmına kadar uzanmıştır.

    İklim ve Bitki Örtüsü

    İklimi: Sakarya ili Karadeniz ve Marmara bölgesinde hüküm süren iklim şartlarının tesiri altındadır. Karadeniz kıyısı ve doğusunda Karadeniz iklimi, Batı ve güneyde Marmara bölgesi iklimi görülür. Senenin, azami 40 gününde sıcaklık 0°C’nin altında ve azami 30 gününde +30°C üstünde seyreder. Yağış ortalaması bazı yerde 632 mm, bazı yerde 900 mm’dir.
  • Bitki örtüsü
  • Sakarya ilinde, dağlar gür ormanlarla, platolar makilerle kaplıdır. Ova ve vadiler tarım alanlarıdır. Dağlar gibi Karasu bölgesi de ormanlıktır. Orman ve fundalıklar il topraklarının % 45’ini, ekili-dikili alanlar % 47’sini, çayır ve mer’alar ise % 3,5’ini teşkil eder. 700 metre yüksekliğe kadar kayın, gürgen, ıhlamur, kestane, kavak, çınar ve meşe ağaçlarına rastlanır. Daha yükseklerde iğne yapraklı ağaçlar bunların yerini alır.


Sakarya Ekonomisi

Sakarya’nın ekonomisi tarım ve sanayiye dayanır. Faal nüfusun % 65’i tarım sektöründe % 15’i sanayi sektöründe, gerisi diğer sektörlerde çalışır. Türkiye’nin hızla gelişen bir ilidir.



Atatürk Bulvarı
Atatürk Bulvarı

Tarım

Sakarya ilindeki ovalar yurdun en verimli tarım alanları arasında yer alır. Modern tarım yapıldığı için verim fazladır. Çok çeşitli tarım ürünleri yetişir. Başlıca tarım ürünleri: Buğday, arpa, mısır, fasulye, şekerpancarı, ayçiçeği, patates, soğan ve tütündür.

Sebze üretimi bol ve çeşitlidir. İstanbul’un sebze ihtiyacının çoğunu bu bölge karşılar. Yazlık, kışlık ve turfanda sebzeleri çoktur. Meyve de bol ve çeşitlidir. Başlıcaları; elma, armut, ayva, erik, kiraz, şeftali, ceviz, fındık, kestane, çilek, üzümdür. Sapanca’da meyvecilik Geyve’de bağcılık ileridir. Sakarya ili Türkiye tarımında önemli bir yere sahiptir. Patates ve şekerpancarı iki önemli ürünüdür. Patates denilince akla Adapazarı gelir.

Aşağı Sakarya Havzası bol yağmur alır. Ormanlar bakımından zengin olduğundan bu su depolanır ve akarsular düzenli beslenir. Ortalama su hacmi 4 milyar m3tür. Sakarya havzasında 2 milyon 75 bin hektarlık ovalık alanın, 1 milyon 671 bin 600 hektarı sulanabilir özelliktedir. Şekerpancarında verim yüksektir.

Hayvancılık

Sakarya ili hayvancılık bakımından da oldukça zengindir. Mer’aların azalmasıyla koyun ve keçi miktarı azalmış, fakat sığır sayısı artmıştır. 200 köyde ipekböcekçiliği yapılır. Bu bölgede dut ağacı boldur. Koza yetiştiriciliği Akyazı, Geyve ve Kayalar bölgesinde ikinci bir gelir kaynağıdır. Sakarya ilinin Karadeniz kıyıları balık bakımından çok zengin sayılmaz. Buna rağmen kalkan, palamut, hamsi, mersin ve lüfer balığı avlanır.

Sapanca Gölünde 14 çeşit balık bulunur. Senede 100 tona yakın balık avlanır. Tatlı su levreği, yayın, turna ve sazan balığı başlıcalarıdır. Ayrıca kerevit de avlanır.

Ormancılık

Sakarya ili çok zengin bir orman varlığına sahiptir. İl topraklarının yarısına yakını (% 45) orman ve fundalıklarla kaplıdır. Ormanlar 200 bin hektar, fundalıklar 20 bin hektardır. Ormanlar gür ve verimlidir. Ormanlarda çam çeşitleri, kayın, gürgen, meşe, dışbudak, kestane, çınar ağaçları çoğunluktadır. İl ormanlarından senede 300 m3 sanayi odunu, 240 bin ster yakacak odunu elde edilir.

Madenler

Sakarya ilinde çeşitli madenler vardır. Ama bunların bir kısmı işletmeye açılmış değildir.

İlin en önemli madenlerinden biri olan demir, Karasu ilçesinin Aktaş köyü çevresinde geniş yataklar meydana getirir. Toplam rezervi 110 milyon tona yaklaşan bu yataklar işletmeye açılabilmiş değildir.

İldeki ikinci önemli maden ise mermerdir. Merkez, Sapanca ve Akyazı ilçelerinde büyük mermer rezervleri vardır. Akyazı-Harmantepe yöresindeki mermer yataklarının rengi, koyu, kırmızıdan menekşeye kadar değişmektedir. Bu yatakların kalınlığı 50-150 m arasındadır. Büyük bloklar halinde çıkarılmaya elverişli olan yataklar iç dekorasyon çalışmaları için çok uygundur. Akyazı-Dokurcum yöresindeki siyah mermerler de kalitelidir. Merkez ilçe-Taşkısığı yöresinde işletilen 50 milyon m3 toplam rezervli yataklardan siyah mermer çıkarılır. Sapanca-Erdemli köyü yakınlarındaki mermer yatakları da zaman zaman işletilir. Bu yataklardan gri-siyah renkli iki vasıflı mermer çıkarılmaktadır.

Sakarya’da demir ve mermer dışında, bakır, manganez, asbest, talk ve kil yatakları vardır. Hendek ilçesinin Hüseyinşeyh köyü çevresindeki bakır yataklarının rezerv tespit çalışmaları henüz tamamlanmamıştır. Geyve ilçesindeki manganez yatakları % 40 cevher ihtiva eder. Bu yataklar için işletme ruhsatı alınmış durumdadır. Sakarya’da geniş alanlar kaplayan kil yatakları ise, tuğla ve kiremit yapımında kullanılmak gayesiyle işletilmektedir. Merkez, Akyazı, Geyve ve Karasu ilçelerindeki kil yataklarının toplam rezervi 100 milyon ton dolayındadır.

Sanayi

Adapazarı’nda ekonomik gelişme 19. asır sonlarında Anadolu demiryolunun yapılmasıyle görülür. 1950 başlarında vagon ve şeker fabrikası ile sanayileşme başlamış; 1960’tan sonra özel sektör yatırımları ile hızını arttırmış; 1970’ten sonra çok faal duruma gelmiştir. Sanayi daha ziyade tarım, kereste ve imalat sanayii olarak gelişmiştir. 10 ve daha fazla işçi çalıştıran iş yeri 250’ye ve 2-9 kişi çalıştıran iş yeri sayısı 1500’e yaklaşmıştır. Başlıca sanayi kuruluşları; Şeker, vagon, nişasta, yağ, lastik, pipo, vinç ve palanga, tel, dişli, otomobil, yedek parça, metal, gıda, hayvan yemi, kimyevi maddeler, kauçuk, orman ürünleri, süt, kiremit, tuğla, mermer, kireç ve ondulin fabrikalarıdır.

Ulaşım

Sakarya, karayolu ağının en önemli transit merkezlerinden biridir. Edirne-İstanbul-İzmit istikametinden gelen, Ankara-Adana istikametine giden E-5 karayolu buradan geçer. E-5 karayolu ise Türkiye’nin en işlek karayoludur. İstanbul-Şile-Kandıra devlet yolu ile Zonguldak-Akçakoca-Karasu devlet yolu Adapazarı’nda birbirine bağlanır.

Eskişehir-Bilecik hattından gelen devlet yolu Adapazarı’nda E-5 karayolu ile birleşir. Ankara-İstanbul otoyolu Sakarya topraklarından geçer. Şehir merkezi bütün ilçelerine asfalt yolla bağlıdır.

İlin havaalanı ve Karadeniz kıyısında limanı yoktur. İzmit Limanından faydalanır. Haydarpaşa’dan gelen Ankara istikametine giden demiryolu hattının üzerindedir. İl sınırlarına Sapanca’dan giren demiryolu Arifiye’den güneye Bilecik-Eskişehir-Ankara’ya doğru ilerler. Arifiye ile Adapazarı 8 km’lik bir hat ile birleştirilmiştir. Haydarpaşa-Adapazarı arasında hergün devamlı karşılıklı seferler vardır.

Sakarya Nüfus ve sosyal hayat

1990 sayımına göre toplam nüfusu 683.061 olup, 297.759’u ilçe merkezlerinde, 385.302’si köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 4817 km2, nüfus yoğunluğu ise 142’dir.









Yıl Nüfus
1955 297.108
1960 361.992
1965 404.078
1970 459.052
1975 495.649
1980 548.747
1985 610.500
1990 683.061
2000 756.168
2007 835.222


  • Örf ve adetleri
  • Bölge Hititler, Frigler, Traklar, Lidyalılar, Bitinyalılar, Persler, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslıların hakimiyeti altında kalmışsa da, 1071 Malazgirt Zaferinden sonra bölgeyi Türkler fethetmiş ve o tarihten bu yana Türk-İslam kültürü hakim duruma gelerek diğer kültürler tamamen unutulmuştur. Bölge halkının çoğunluğunu asılları Balkanlar ve Kafkasya’dan gelen göçmenler teşkil eder.
  • Mahalli oyunları
Bölgede zeybek, horon ve Kafkas oyunları yaygındır.

  • Mahalli yemekleri
  • Çerkez tavuğu, çerkez pastası, balkabağı dolması ve sütlü patates, ıslama köftedir.


Sakarya bölgesi güreşte olimpiyat ve Avrupa şampiyonları ve dünya ikincileri yetiştirmiştir: İrfan Atan, Âdil Atan, Midhat Bayrak, Osman Kanbur burada yetişen şampiyon güreşçilerdir.

  • Eğitim
  • Sakarya eğitim bakımından oldukça gelişmiş bir ildir. Okur-yazar nispeti % 85’e yaklaşmıştır. Okulsuz köy yoktur. İlde 13 ana okulu, 732 ilkokul, 78 ortaokul, 47 lise ile Sakarya Üniversitesi bünyesinde çeşitli fakülteler vardır (1994).


Sakarya İlçeleri

Sakarya’nın biri merkez olmak üzere on üç ilçesi vardır.

  • Merkez
  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 316.307 olup, 171.225’i ilçe merkezinde, 145.082’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 86, Kazımpaşa bucağına bağlı 12 köyü vardır. İlçe toprakları tamamıyla düz olup, Sakarya Ovasında yer alır. Sapanca Gölünün bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Taşkısık ve Küçük Akgöl başlıca gölleri, Sakarya Irmağı ve Çark Suyu da başlıca akarsularıdır.


Ekonomisi tarım ve sanayiye dayalıdır. Zengin tarım topraklarına sahip olan ilçede patates, şekerpancarı, tahıl, mısır başlıca yetiştirilen ürünler arasında yer alır. Türkiye Vagon Sanayi, TZDK Ziraat aletleri ve Makina Fabrikası, süt fabrikası, lastik, orman ürünleri, patates işleme, un, nebati yağ, tuğla ve kiremit fabrikaları başlıca sanayi kuruluşlarıdır.

İlçe merkezi Sakarya Irmağı kıyısında düz bir alanda kurulmuştur. Ankara-İstanbul karayolu, ilçenin güneyinden geçer. İstanbul’a 153, Ankara’ya ise 308 km mesafededir. Arifiye’den ayrılan bir hatla Haydarpaşa-Ankara demiryoluna bağlanır. İstanbul-Adapazarı arasında düzenli seferler yapılır. İlin, ticaret ve sanayi bakımından merkezidir. İlçe hızla gelişmektedir. İlçe belediyesi 1869’da kurulmuştur.

  • Akyazı
  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 63.884 olup, 19.331’i ilçe merkezinde, 44.553’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 42, Dokurcun bucağına bağlı 17 köyü vardır. İlçe toprakları doğu ve güneyi dağlık, diğer kısımları düz olan bir araziden meydana gelir. Doğu ve güneyinde Samanlı Dağı, kuzey ve batısında ise Akyazı Ovası yer alır. Dağlar ormanlarla kaplı olup, yüksek kesimlerinde otu bol olan yaylalar vardır. Mudurnu Çayı başlıca akarsuyudur.


Ekonomisi ormancılık ve tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; pirinç, mısır, fasulye ve patatestir. Dağ köylerinde ormancılık ve hayvancılık başlıca geçim kaynağıdır. Ormanlardan bol miktarda kereste elde edilir. Süt ürünleri fabrikası başlıca kuruluşudur.

İlçe merkezi Adapazarı-Mudurnu karayolu üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 29 km mesafededir. Tarihi, Hititlere dayanan ilçe, Osmanlı komutanlarından Konuralp tarafından fethedilmiştir. 1954’te ilçe olan Akyazı’nın belediyesi 1941’de kurulmuştur.

  • Ferizli
  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 16.086 olup, 5058’i ilçe merkezinde, 11.028’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 15 köyü vardır. İlçe topraklarının hepsi Sakarya Ovasında yer alır. Topraklarını Sakarya Irmağı sular. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, şekerpancarı, tahıl ve mısırdır. İlçe merkezi Adapazarı-Karasu karayolu üzerinde yer alır. Söğütlü ilçesine bağlı bir köyken, 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu.
  • Geyve
  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 41.331 olup, 13.405’i ilçe merkezinde, 27.926’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 52, Doğançay bucağına bağlı 12 köyü vardır. İlçe toprakları genelde düzdür. Kuzeyinde Samanlı Dağları vardır. Başlıca akarsuları Sakarya Irmağı ve Geyve Suyudur.


Ekonomisi tarıma dayalıdır. Toprağın verimliliği, iklim uygunluğu yüzünden tarım üretimi çok gelişmiştir. Başlıca tarım ürünleri üzüm, soğan, buğday, şekerpancarı, elma, armut ve patatestir. Sakarya Nehri kıyılarında yetiştirilen sebzeler İstanbul’da pazarlanır. Hayvancılık, ormancılık ve ipekböcekçiliği önemli gelir kaynaklarıdır. En çok sığır ve koyun beslenir.

İlçe merkezi Sakarya Irmağının kıyısında kurulmuştur. Ankara-İstanbul demiryolu ve Eskişehir-Adapazarı karayolu ilçenin 3 km kuzeyinden geçer. İl merkezine 31 km mesafededir. İlçe belediyesi 1908’de kurulmuştur.

  • Hendek
  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 60.268 olup, 23.397’si ilçe merkezinde, 36.871’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 59, Karadere bucağına bağlı 8 köyü vardır. Yüzölçümü 581 km2 olup, nüfus yoğunluğu 104’tür. İlçe topraklarının büyük bölümü Hendek Ovasında yer alır. Güneyini Samanlı Dağları, kuzeyini Çam Dağları engebelendirir. Dağlık kesim çam ormanları ile kaplıdır. Başlıca akarsuları Maden Deresi, Karasu, Mudurnu Çayı ve Sakarya Irmağıdır.


Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, mısır, buğday, şekerpancarı, fındık, patates, elma olup ayrıca az miktarda soğan yetiştirilir. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. Düzlüklerde sığır, yaylalarda koyun beslenir. Orman yönünden zengin olduğundan ormancılık gelişmiştir. Orman ürünlerini işleyen çok sayıda atölye vardır.

İlçe merkezi Ankara-İstanbul karayolu üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 32 km mesafededir. Ana yol üzerinde olması yüzünden hızla büyüyen ilçe merkezlerinden biridir. Tarihi, Hititlere dayanır. Selçuklular zamanında Türkistan’a bağlı Cürcan’da bulunan Hendek isimli halk buraya yerleştirilmiştir. Osmanlı komutanlarından Konuralp tarafından fethedilmiştir. Eski ismi Konuralp idi. Cumhuriyetle birlikte ilçe olan Hendek’in belediyesi 1907’de kurulmuştur.

  • Karapürçek
  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 13.473 olup, 3211’i ilçe merkezinde, 10.262’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 17 köyü vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Güneyinde Samanlı Dağları yer alır. Başlıca akarsuyu Mudurnu Çayıdır.


Ekonomisi, tarım ve ormancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri pirinç, mısır, fasulye ve patatestir. Dağ köylerinde ormancılık ve hayvancılık başlıca gelir kaynağıdır. İlçe merkezi, Samanlı Dağları eteklerinde düz bir alanda kurulmuştur. Akyazı ilçesine bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu.

  • Karasu
  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 47.973 olup, 14.500’ü ilçe merkezinde, 33.473’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 29, Ortaköy bucağına bağlı 9 köyü vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Başlıca akarsuyu Sakarya Irmağıdır. Acarlar Gölünün bir bölümüyle Akgöl, ilçe sınırları içindedir. Acarlar Gölünün çevresi ormanlarla kaplıdır.


Ekonomisi tarıma dayalıdır. Fındık, mısır, ayçiçeği ve patates en fazla yetiştirilen tarım ürünleridir. Ormancılık ve balıkçılık önemli gelir kaynağıdır. İlçe merkezi Karadeniz kıyısında kurulmuştur. İl merkezine 49 km mesafededir. Gür ormanları ve güzel kumsalları vardır. Havyarı meşhurdur. Sakarya Nehri, hemen Karasu’nun yanından denize dökülür. Sakarya ağzı, balıkçı tekneleri için tabii bir limandır. Osmanlı kumandanlarından Konuralp ve Akçakoca tarafından fethedildi. 1933’te ilçe merkezi olan Karasu’nun belediyesi aynı sene kurulmuştur. Önceleri Kocaeli’ne bağlıyken, 1954’te Adapazarı’na bağlandı.

  • Kaynarca
  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 24.435 olup, 3257’si ilçe merkezinde, 21.178’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 25 köyü vardır. Yüzölçümü 360 km2 olup, nüfus yoğunluğu 68’dir. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Acarlar Gölünün bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Başlıca akarsuları Değirmendere’dir. Acarlar Gölünün çevresi ormanlarla kaplıdır.


Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, buğday ve mısır olup, ayrıca az miktarda ayçiçeği, fındık, patates, elma ve arpa yetiştirilir. Hayvancılık gelişmiştir. Koyun ve sığır beslenir.

İlçe merkezi Kocaeli sınırına yakın, Kandıra-Adapazarı karayolu üzerindedir. Gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. Karadeniz kıyısı boyunca tabii kumsallara sahiptir. İl merkezine 30 km mesafededir. Belediyesi 1958’de kurulmuştur. Kocaeli’ne bağlıyken 1966’da Sakarya’ya bağlandı.

  • Kocaali

  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 28.405 olup, 10.131’i ilçe merkezinde, 18.274’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 14 köyü vardır. İlçe toprakları genelde düzdür. Güneyinde Çam Dağı yer alır. Başlıca akarsuyu Karacasu’dur.


Ekonomisi tarıma dayalıdır. Ayçiçeği, fındık ve patates yetiştirilir. Hayvancılık ve balıkçılık gelişmiştir. Koyun ve sığır beslenir. İlçe merkezi Karadeniz kıyısında kurulmuştur. Karasu-Akçakoca karayolu ilçeden geçer. Karasu ilçesine bağlı bir bucakken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kanunla ilçe oldu.

  • Pamukova

  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 21.023 olup, 10.088’i ilçe merkezinde, 10.935’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 30 köyü vardır. İlçe toprakları dağlarla çevrili Sakarya Vadisinde yer alır. Vadideki geniş düzlük, Pamukova’yı meydana getirir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, patates, soğan, üzüm, şekerpancarı, elma, armuttur. Sakarya Nehri kıyısında yetiştirilen sebzeler İstanbul’da pazarlanır. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok sığır ve koyun beslenir.


İlçe merkezi Adapazarı-Bilecik-Eskişehir karayolu üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 43 km mesafededir. Ankara-İstanbul demiryolu ilçeden geçer. Geyve’ye bağlı bir bucakken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1947’de kurulmuştur.

  • Sapanca

  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 25.167 olup, 14.124’ü ilçe merkezinde, 11.043’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 20 köyü vardır. Yüzölçümü 140 km2 olup, nüfus yoğunluğu 179’dur. İlçe topraklarının büyük bölümü dağlıktır. Güneyinde Sapanca Dağları yer alır. Sapanca Gölü ilçe sınırları içinde kalır. Dağlardan kaynaklanan küçük akarsular Sapanca Gölüne dökülür.


Ekonomisi tarım ve turizme dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, mısır ve elma olup, ayrıca az miktarda buğday ve fındık yetiştirilir. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok sığır beslenir. Tabii güzellikler bakımından zengin olan göl kıyısında birçok turistik tesis ve yazlık ev vardır. Kurtköy kıyısında alabalık üretim tesisleri bulunur. İlçe topraklarında talk yatakları yer alır.

İlçe merkezi, SapancaGölü kıyısında düz bir alanda kurulmuştur. İstanbul-Ankara demiryolu ve İstanbul-Adapazarı paralı otoyol ilçeden geçer. İl merkezine 17 km mesafededir. 1957’de ilçe olan Sapanca’nın belediyesi 1873’te kurulmuştur.

  • Söğütlü
  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 13.610 olup, 4839’u ilçe merkezinde, 8771’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 15 köyü vardır. İlçe toprakları düz bir alanda yer alır. Başlıca akarsuyu Sakarya Irmağıdır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Şekerpancarı, tahıl, mısır, patates en çok yetiştirilen tarım ürünleridir. Hayvancılık ikinci derecede geçim kaynağıdır. İl merkezi Adapazarı-Karasu karayolu üzerinde yer alır. Merkez ilçeye bağlı bir bucakken, 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1956 yılında kurulmuştur.
  • Taraklı
  • 1990 sayımına göre toplam nüfusu 11.099 olup, 5193’ü ilçe merkezinde, 5906’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 23 köyü vardır. İlçe toprakları dağlıktır. Göynük Suyu Vadisinde tarıma elverişli düzlükler vardır. Samanlı Dağları, toprakların büyük kısmını engebelendirir.


Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri üzüm, soğan, buğday, elma ve armuttur. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun beslenir. Dağlar ormanlarla kaplı olduğundan orman ürünlerini işleme yaygındır. İlçe merkezi Göynük Suyu kenarında kurulmuştur. İl merkezine 67 km mesafededir. Gölpazarı-Göynük ve Geyve-Göynük karayolları ilçeden geçer. Geyve’ye bağlı bir bucakken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kanunla ilçe oldu. İlçe belediyesi 1954’te kurulmuştur.

İlgili



Dış bağlantılar



Liste - Türkiye'nin illeri

Adana | Adıyaman | Afyon | Ağrı | Amasya | Ankara | Antalya | Artvin | Aydın | Balıkesir | Bilecik | Bingöl | Bitlis | Bolu | Burdur | Bursa | Çanakkale | Çankırı | Çorum | Denizli | Diyarbakır | Edirne | Elazığ | Erzincan | Erzurum | Eskişehir | Gaziantep | Giresun | Gümüşhane | Hakkari | Hatay | Isparta | Mersin | İstanbul | İzmir | Kars | Kastamonu | Kayseri| Kırklareli | Kırşehir | Kocaeli | Konya | Kütahya | Malatya | Manisa | Kahramanmaraş | Mardin | Muğla | Muş | Nevşehir | Niğde | Ordu | Rize | Sakarya | Samsun | Siirt | Sinop | Sivas | Tekirdağ | Tokat | Trabzon | Tunceli | Şanlıurfa | Uşak | Van | Yozgat | Zonguldak | Aksaray | Bayburt | Karaman | Kırıkkale | Batman | Şırnak | Bartın | Ardahan | Iğdır | Yalova | Karabük | Kilis | Osmaniye | Düzce

Bu konuda henüz görüş yok.
Görüş/mesaj gerekli.
Markdown kullanılabilir.

Sakarya
3 yıl önce

Sakarya, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık yirmi ikinci şehri. 2020 yılı sonu TÜİK verilerine göre İl Nüfusu: 1.042.649 dür. 16 İlçe ve belediye, bu...

Sakarya (il), Sakarya, Adana (il), Adapazarı, Adapazarı, Sakarya, Adıyaman (il), Afyonkarahisar (il), Aksaray (il), Akyazı, Akyazı, Sakarya, Amasya (il)
Sakarya Nehri
3 yıl önce

Sakarya nehri havzasında şu dokuz ilin toprakları bulunmaktadır: Sakarya, Bolu, Ankara, Eskişehir, Bilecik, Bursa, Kütahya, Konya, Afyon. Sakarya nehrinin...

Sakarya Nehri, Afyon, Fırat, Irmak, Karadeniz, Kuzey, Kızılırmak, Polatlı, Porsuk Çayı, Türkiye, İç Anadolu
Sakarya Üniversitesi
3 yıl önce

Sakarya Üniversitesi ya da kısaca SAÜ (İngilizce: Sakarya University), 3 Temmuz 1992 tarihinde 3837 sayılı kanun ile Türkiye'nin Sakarya ilinde kurulmuş...

Sakarya İœniversitesi, 1970, CAWIS, SAGUAR, Sakarya, Türkiye, Türkçe, Devlet İœniversitesi, Mehmet Durman
Sakarya ili genel seçim sonuçları
6 yıl önce

Sakarya İli, 1957'den beri yapılan tüm genel seçimlerde temsil edilmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) 7 milletvekili gönderen Sakarya İli'nde...

Karapürçek, Sakarya
3 yıl önce

Karapürçek, Sakarya ilinin bir ilçesidir. Karapürçek, Sakarya'nin en eski nahiyesidir. Kuruluş tarihi belli olmamakla birlikte Bizanslılar zamanında büyük...

Karapürçek, Sakarya, 2000, Adapazarı, Ahmediye, Karapürçek, Akbalık, Karapürçek, Akyazı, Sakarya, Belediye başkanı, Ferizli, Sakarya, Geyve, Sakarya, Harmanlı, Karapürçek, Hendek, Sakarya
Sakarya'daki kütüphaneler listesi
6 yıl önce

açılmıştır. O dönemlerde Sakarya henüz il olmadığından İzmit Halkevine bağlı olarak çalışan Sapanca, Akyazı ve Pamukova okuma odaları da ilimiz genelinde halka...