Endülüs

Endülüs ismi, 711-1492 yılları arasında İber Yarımadası'nda Arapların etkisi altında bulunan bölgelere verilen isimdir. Endülüs kelimesinin Vandallar'dan geldiğine inanırlar. Ancak tarihsel dayanak yoktur. 711 yılında başlayan Müslümanların İber Yarımadasındaki varlığı en son Morisko'ların 1609 yılında İspanya'dan sınır dışı edilmesiyle son bulmuştur.

Endülüs

Endülüs, Müslüman Araplar'ın Güney Batı Avrupa'yı fethinden sonra bu topraklar için kullandıkları coğrafi bir isimdir. Eskiden İberya (Iberic, Iberia, İbariye) adıyla anılan ve Cebelitarık (Gibraltar)-Atlas Okyanusu'ndan (el-Bahru'l-Atlasi) Pirene dağlarına (el-Bürt, el-Bürtat, Pirineos, Pyrenees) kadar olan bu bölgeye Yunanlılar tarafından "Bateka", "İspanya", "Spania" veya "Hispania" adı verilmiştir. Hispania'nın karşılığı olarak ilk defa İslam fethinden sonra 716 yılında basılmış bir sikke üzerinde görülmüş olan Endelüs adı, beşinci yüzyılda İspanya'nın güneyinde kısa süre yerleşmiş olan Vandallar'ın (Vandalus) adından yani, Vandallar'ın yurdu anlamına gelen Vandalucia'dan türemiştir. İberya Yarımadası'nda Müslümanların fethettikleri bütün topraklar (bugünkü İspanya, Portekiz ve Güney Fransa), "Müslüman İspanya" kastedilerek Endelüs adıyla anılırken, Hıristiyanların etkili olarak 1085 yılında başarmaya başladıkları Reconquista (Endülüs'ü Müslümanlardan geri alma hareketi) ile birlikte toprak kaybı hızlandıktan sonra sadece İslam hakimiyetindeki yerler bu isimle anılır olmuştur.

İspanya'da İslam hakimiyetinin Gırnata'da (Granada) Nasriler'in ortadan kaldırılmasıyla sona ermesinden (897/1492) sonra, Endelüs ismi bugün İspanya'da Andalucia şeklinde ülkenin güneyindeki el-Meriyye (Almeria), Gırnata, Ceyyan (Jaen), Cordoba (Kurtuba), İşbiliyye (Sevilla), Velbe (Huelva), Malaga (Malaga) ve Kadis (Cadiz) vilayetlerini içine alan bölgenin adı olmuştur. İslam dünyasında ise, İslam fatihlerinin fethetmiş oldukları bütün batı Avrupa toprakları halen Endelüs adıyla bilinmektedir. Kelimenin farklı dillerde farklı söyleniş şekli vardır. En başta Arapça'da ya da İslam kaynaklarında "el-Endelüs", "Ceziretü'l-Endelüs" (Endülüs Adası), "Ceziretü İşbanya", "Ceziretü'l-Arab" veya kısaca 'el-Cezire', "İsbanya el-Müslime", batı dillerinde ise "Al-Andalus", "Espana Musulmana", "Andalucia Musulmana", "Muslim Spain and Portugal", Türkçe'de ise "Endülüs" şeklinde söylenmektedir. "Hıristiyan İspanya" deyimiyle, fetihten sonra Müslümanlara karşı mücadeleye başlayarak daha sonra "Reconquista" hareketiyle Endülüs topraklarını geri alan İspanyollar veya İberya Yarımadası devletleri kastedilmektedir. Batı dillerindeki ifadesi "Espana Cristiana", "Christian Spain", "The Christian Kingdoms", "Reyes Catolicos" veya "Reyes Cristiana" şeklindedir.

Endülüs'ün Tarihçesi

Valiler Dönemi (714-756)

Başkenti Şam'da bulunan Emevi Devleti daha İslamiyetin ilk yüzyılı olan 7. yüzyılda Kuzey Afrika'nın tümünü eline geçirmişti. 8. yüzyılın başında Emevi Devleti'nin Kuzey Afrika'daki valisi olan Musa Bin Nusayr, Emevi Halifesi Velid Bin Abdülmelik'in desteğiyle bir Berberi kumandan olan Tarık bin ZiyadCebelitarık Boğazı'nı geçerek İber Yarımadası'na gönderdi. O zamanlar İber Yarımadası Germen asıllı bir ulus olan Vizigotların elindeydi ve başkentleri Toledo kentinde bulunuyordu. Tarık bin Ziyad'ın savaşta ricat olmaması için geri dönüş olasılığını kaldırmak üzere kendi gemilerini yaktırdığı belirtilir. Tarık Bin Ziyad Vizigot kralı Rodrigo'yu ağır bir yenilgiye uğrattı. Vizigot krallığı parçalandı ve bütün İber yarımadası kısa bir süre içinde Müslümanların eline geçti.

750 yılına kadar Endülüs Emevilerin gönderdiği valiler tarafından yönetildi. 750 yılında Abbasiler Bağdat'ta halifeliklerini ilan ettiler ve Emevi hanedanından Abdurrahman bin Muaviye, Endülüs'e kaçarak kendisini Emevi emiri ilan etti ve Kurtuba (Córdoba) kentini kendine başkent yaptı.

Endülüs Emevileri Dönemi (756-1031)



Bu dönem Endülüs'ün en parlak dönemi olarak bilinir. Kurtuba şehri, Bağdat ve Kahire'den sonra dünyanın üçüncü önemli bilim merkezi haline geldi. Bu dönemde günümüz Avrupa bilim ve sanatının bazı temelleri Endülüs'te atıldı. Yine o dönemde Avrupa'nın genelinde sadece Papazlar ve liderler okuma yazma bilirken Endülüs'te ise halkın neredeyse tamamı okuma yazma biliyordu. Şehircilik ve şehir kültürü döneminin çok önüne geçmiştir. Kültürel farklılıkların zenginlik olarak algılandığı bir çağdır. Endülüs'lerin egemenliği altındaki topraklarda Sefarad Yahudileri bugün İspanya’daki Yahudi kültürünün altın çağı olarak adlandırılan altın çağlarını yaşamışlardır.

Derken 10. yüzyıl başlarında Abbasilerin gücü azalmaya başladı. Mısır'daki Fatımiler de kendilerini halife ilan ettiler. Böylece İslam dininin önderliği bölünmüş oldu. Bu ortamda Endülüs Emiri III. Abdurrahman 16 Ocak 929 tarihinde kendisini halife ilan etti. Endülüs Emevilerinin başarıları 11. yüzyıl başlarına kadar devam etti. 1031 yılında halifelik

Mülukü't-Tavaif (Beylikler) Dönemi (1031-1090)



Endülüs Emevi Devleti'nin son halifesi olan III. Hişam 1031 yılında öldüğünde Endülüs toprakları çok sayıda bağımsız devletçiklere bölündü. Bu devletçikler hem kendi aralarında çarpışmaya başladılar, hem de İspanya'nın Hristiyan devletçiklerinin de saldırılarıyla karşı karşıya kaldılar. Bazı tavfa devletleri para karşılığı Hristiyan şövalyeleri de ordularında kullandılar. Örneğin El Cid (Arapça'daki El-Seyid adından gelir) adıyla tanınan Rodrigo Díaz de Vivar bunların en ünlüleri arasında yer alır. Bu karmaşık durum Reconquista'yı hızlandırdı ve İspanya'da İslam'ın yaygınlığını zayıflattı.

Murabıtlar Dönemi (1090-1147)



Aslen Kuzey Afrika kökenli bir hanedan olan Murabıtlar, Endülüs Emevilerinin parçalanmasını izleyen karışıklık döneminde, düzenli bir askeri güce sahip olmalarının da verdiği avantajla kısa sürede İber Yarımadasının Müslüman bölgelerinin neredeyse tamamını ele geçirdiler. 1090 ve 1147 yılları arasında bugünkü İspanya'nın büyük bölümü ve Kuzey Afrika'daki bazı toprakları denetimleri altında tutarak güçlü bir devlet düzeni teşkil ettiler. İlk başlarda güçlerini korusalar da sonraları Hristiyan İber halklarının saldırıları ve Kuzey Afrikalı diğer toplulukların çıkarttığı ayaklanmalar yüzünden güçleri gün geçtikçe tükenen Murabıtlar, kendileri gibi Kuzey Afrika kökenli bir halk olan Muvahhidlerin saldırıları sonucu onların egemenliği altına girerek siyasi egemenliklerini kaybettiler.

Muvahhidler Dönemi (1147-1238)

Muvahhidler gene Kuzey Afrika kökenli bir Müslüman hanedan olup Murabıtlar Devletini yıkarak onların yerine geçtiler. 1146 ve 1248 yılları arasında bugünkü İspanya topraklarının bir kısmının yanı sıra Kuzey Afrikadaki bazı toprakları da denetimi altında tuttular. Hıristiyan saldırıları ve bazı iç karışıklıklar sonucu 1248'de yıkıldılar. İber Yarımadası üzerinde hüküm sürmüş son büyük devlettir. Bu devletin yıkılışının ardından egemenliğindeki topraklarda bağımsız emirliklerden başka bir şey kalmamıştır.

Gırnata (Granada) Sultanlığı (1232-1492)

1492'de Beni Ahmer Devletinin yıkılışı ile İspanyadaki 781 senelik İslam egemenliği sona erdi.

Müdeccenler ve Moriskolar (1492 - 1610)



İspanya kralı III. Felipe 22 Eylül 1609 tarihli bir fermanla 1610-1614 yılları arasında Müdeccenleri İspanya'dan kovdu. Bütün cami, kümbet, medrese ve eşsiz yapıları yıktı, müslümanları kadın, çocuk farketmeksizin katlederek İspanya dışına göç etmeye zorladı. 300.000 kadar Müdeccen vatanlarını terkettiler. Böylece Müslümaların İspanya'daki izi büyük oranda silinmiş oldu.



Kaynaklar

Vikipedi

http://tr.wikipedia.org/wiki/End%C3%BCl%C3%BCs

İlgili başlıklar

* Muvahhidler

İlgili konuları ara

Yanıtlar