Kıbrıs

Sicilya ve Sardunya'dan sonra Akdeniz'in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs; Toroslar'ın çevrelediği Çukurova bölgesi ile Amanoslar'ın kuşattığı bugünkü Hatay bölgesi arasında bir ada olması dolayısıyla bu kara parçaları ile bir bütünlük arz eder. Aynı zamanda Hatay ile Anadolu kıyılarının teşkil ettiği İskenderun Körfezi'ne hakim bir noktada bulunduğundan bu toprakları kontrol eder durumdadır.

Kıbrıs Adası</p><p>Uydudan çekilmiş bir görüntü. Büyük boyutta görüntülemek için üzerine tıklayınız.
Resmi büyült
Kıbrıs Adası

Uydudan çekilmiş bir görüntü. Büyük boyutta görüntülemek için üzerine tıklayınız.

Kıbrıs, Türkiye’nin güneyinde bulunan, Akdeniz’in üçüncü büyük adası. Türkiye’ye olan uzaklığıAnamur Burnundan 65 km’dir. Adanın yüzölçümü 9.251 km2dir. Sicilya ve
Akdeniz’in en büyük adası olma özelliğine sahip Sicilya, İtalya anakarasından Messina Boğazı ile ayrılır. Peloritani, Nebrodi, Madonie, Iblei gibi önemli dağlara sahiptir. Ovalar açısından fakir olan Ada Catania’da bir istisna yapar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sardunya'dan sonra
Familyası: Turnagagasıgiller (Geraniaceae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Kültür bitkisi olarak yetiştirilir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Akdeniz'in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs;
Akdeniz dünyanın en büyük iç denizidir. Kuzeyinde Avrupa, güneyinde Afrika, doğusunda Asya'nın yer alır. Çanakkale Boğazı ile Marmara Denizine buradan İstanbul Boğazı ile Karadeniz'e, Cebelitarık Boğazı ile Atlas Okyanusuna, Süveyş Kanalı ile Kızıldeniz'e, dolayısıyla Hind Okyanusuna bağlanır. Yüzölçümü 2.971.000 kilometrekaredir. Batıdan doğuya uzunluğu 3755 km, kuzeyden güneye genişliği 741 kilometredir. Düzgün bir derinliğe sahip olup, ortalama derinliği 1400 metredir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Toroslar'ın çevrelediği Çukurova bölgesi ile Amanoslar'ın kuşattığı bugünkü
Toros Dağları, Türkiye'nin Akdeniz kıyılarına paralel olarak, Rodos Adası'ndan Suriye sınırına kadar yaklaşık 2.000 kilometrelik bir dağ zincirinden oluşmaktadır. Bu zincirin en yüksek noktası yaklaşık 4.000 metrelik Demirkazık zirvesidir. Torosların bu bölgesi Aladağlar adıyla anılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hatay bölgesi arasında bir ada olması dolayısıyla bu kara parçaları ile bir bütünlük arz eder. Aynı zamanda Hatay ile
Hatay Türkiye'nin güneyinde yer alan il. 35°52' ve 37°04' kuzey enlemleri ile 35°40' ve 36°35' doğu boylamları arasında yer alır. İl toprakları, doğu ve güneyde Suriye sınırı, kuzeydoğuda Gaziantep, kuzey ve kuzeybatıda Adana, batıda ise İskenderun Körfezi ile çevrilidir. Trafik numarası 31'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Anadolu kıyılarının teşkil ettiği
Anadolu kelimesi Yunanca güneşin doğduğu yer anlamına gelen “Anatoli”dan doğmuştur. Romalılar, kendi topraklarına göre doğuda kaldığından buraya doğu toprağı anlamında Thema Anadolia demişlerdir. Anadolu isminin bir bölge adı olması ise Selçukluların Anadoluya gelmesiyle başladı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İskenderun Körfezi'ne hakim bir noktada bulunduğundan bu toprakları kontrol eder durumdadır.

Kıbrıs'ın yüzölçümü 9.251 km2 olup,
Anadolu'nun güneyinde, Doğu Akdeniz'in kuzeydoğusunda, doğuda Amanos, batıda Misis dağ sıralarının arasına girmiş geniş bir körfez. Doğu kıyılarında İskenderun şehrinin bulunması sebebi ile bu adı almıştır. İskenderun körfezi çevresinin zenginliği ile eski devirlerden beri büyük ticarî önem taşıyan bir özellik taşır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkiye sahillerinden 70,
Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan bir ülke. Ülke topraklarının büyük bir bölümü Anadolu yarımadasında, kalanı ise Balkan Yarımadası'nın uzantısı olan Trakya'da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan (Azerbaycan), KKTC, İran, Irak ve Suriye'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Suriye'den 100,
Suriye Arap Cumhuriyeti ortadoğu ülkelerinden. Başkenti Şam'dır. Yüzölçümü 185.180 km2, nüfusu 20,910,000, dili Arapça, dini İslam olan ülke Güneybatı Asya’da, Ortadoğu’nun kalbi durumunda bir mevkiye sahiptir. 32° 19’ - 37° 20’ kuzey enlemleriyle 35° 37’ - 42° 22’ doğu boylamları arasındadır. Kuzey ve kuzeybatıdan Türkiye, doğudan Irak, güneyden Ürdün, batıdan İsrail, Lübnan ve Akdeniz ile çevrilidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mısır'dan 370,
Mısır< (Arapça: Mısr/Masr, مصر) adıyla bilinen Mısır Arap Cumhuriyeti (Arapça: Gumhûriyet Masr'al Arabiye, جمهورية مصر العربية) Kuzey Afrika'nın en kalabalık ülkesidir. Nüfusun büyük bir bölümü Nil Nehri boyunca yerleşmiştir. Mısır, Kuzeydoğu Afrika'da yer alan, Kuzeyden Akdeniz ve doğudan Kızıldeniz'le kuşatılmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Rodos'tan 400 ve
Rodos, Anadolu'nun güney-batı kıyısının açıklarında Ege denizinden Akdeniz'e geçilen yerde bulunan ada ve bu adanın başlıca şehridir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Yunanistan sahillerinden 800 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Girintili çıkıntılı bir özelliğe sahip olan 782 km. uzunluğundaki sahilleriyle kendine has bir şekle sahip olan Kıbrıs, 35° kuzey paraleli ve 35° doğu meridyeni üzerinde yer alır. Ada; kuzeyinde Kormakiti Yarımadası'ndan başlayarak Karpas Yarımadası'na doğru uzanan ve en yüksek zirveleri 1.000 metreyi nadiren aşan Girne-Karpas Dağları, güneyinde Trodos Dağları ve bunların arasında 100 km. uzunluğunda, 10-15 km. genişliğinde bir alçak sahadan meydana gelir. Adanın doğuda ve batıda uç noktalarını teşkil eden Andreas ve Drepena burunları arası 227 km. ve güney ve kuzey istikametindeki uç noktalar olan Gata ve Kormakiti burunları arası ise 97 km.'dir.

Kıbrıs yapı ve yeryüzü şekilleri itibariyle Anadolu'nun güneyindeki Toros sistemi içinde mütâlaa edilir. Hatay'daki dağ ve ovalar 130 km. güneybatıda, Kıbrıs'ta deniz seviyesi üzerine çıkarak aynı vasıflarla devam etmektedir. Derinliği birkaç yüz metrelik bir denizaltı platformu ile Anadolu'ya bağlı olan adanın temeli, batıda ve güneyde 2.000 metreden daha derin denizaltı çukurları tarafından çevrilmiştir.

Yeryüzü şekilleri ve yapısı hakkında verilen kısa bilgiler Kıbrıs Adası'nın, Anadolu Yarımadası'na akraba, hatta onun küçük bir örneği olduğunu göstermektedir. İklim bakımından da aynı paralelliği görmek mümkündür. Akdeniz Bölgesi'ne has iklim kuşağında olup yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlı geçer. Bitki örtüsü bakımından da Toroslarla benzerlik arz etmektedir.

İlkçağın başlangıcında Kıbrıs'ın, yalnız dağlarının değil ovalarının da kesif ormanlarla kaplı olduğu, fakat bakır ve gümüş madenlerinin işletilmesi, gemi inşaatı ve Mısır gibi ormanları olmayan ülkelere yapılan odun ihracatı yüzünden ormanlarının büyük tahribata uğradığı bilinmektedir.

Tarihi

Eski devirlerde Anadolu’nun bir parçası olan Kıbrıs, suların yeryüzünde bazı karaları basması sonucu meydana gelen adalardandır. Yapılan kazılarda adada Ortadoğu kültürüyle alakalı eserler bulunmuştur.

Adanın bilinen ilk sahibi
Yunanistan Cumhuriyeti Balkan Yarımadasının güneyinde, kuzeyden Arnavutluk, Makedonya ve Bulgaristan, Doğudan Türkiye, güneydoğudan Ege Denizi, güneyden Akdeniz ve batıdan Adriyatik Denizi ile çevrili ülke. Başkenti Atina olan ülkenin nüfusu 10.665.989 kişidir. Resmi dili Yunanca, dini Hıristiyanlık (İslamiyet, Batı Trakya) ve para birimi Euro'dur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mısırlılar olup, bunlardan

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hititlere geçmiştir. Hitit çivi yazılarında “Alasya” denilen ada, deniz kavimlerin istilasına uğrayarak,
Anadolu’nun tarihsel çağları, Çorum'un Sungurlu ilçesine 5 km. uzaklıkta bulunan ve yapılan kazılarda Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa olduğu anlaşılan Boğazköy'de, Yozgat’ın güneydoğusuna düşen Alişarhöyük'te ve kayserinin kuzeyindeki Kültepede bulunan, çivi yazısı ile yazılmış tablet denilen kil levhacıklar ile başlar. Sayıca, Alişar ve Boğazköy de az Kültepede ise on binleri aş
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Asurlular,
Aslen Kuzey Irak'ta, Dicle kıyısında bulunan Aşur/Asur (Qalat Şarqat)şehri ve çevresinde yaşayan bir Sami toplulukken özellikle M.Ö. 2000 sonrası doğu-batı arası global ticaretten faydalanarak gelişmiş ve topraklarını genişleterek ülkelerini bir imparatorluğa dönüştürmüş eskiçağ halkı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Fenikeliler,
Fenikeliler ya da Fenike Uygarlığı, eski çağlarda yaşamış Sami ırkından Akdenizli bir kavim. Kendilerini Kenaniler adıyla zikrettikleri sanılmaktadır. Hititler gibi "Kenaani" olduğu tahmin edilmektedir. Kenaani İbranice de "tüccar" anlamına gelir. Doğusunda Lübnan Dağları, batısında Doğu Akdeniz kıyıları, güneyinde Ras Nakura Burnu, kuzeyinde Asi Irmağı bulunan alanda yaşayan Fenikeliler, denizcilerdi ve Orta Doğudan Batı Akdeniz kıyılarına kadar yayılmışlardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Medler, Roma ve Bizans İmparatorluklarından sonra,
İ. Ö. 1300 yıllarında Med ve Pers aşiretleri Asya’nın kuzeydoğusundan İran’a gelmeye başlamışlardır. Bunlardan Med aşiretleri İran’ın batısındaki Urmiye gölü çevresine yerleşmişlerdir. Med’ler Urmiye gölü çevresinden batıya, Botan bölgesine doğru yayılmışlardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Dört Halife (632-661) devrinde Müslümanların hakimiyetine geçerek, 648 tarihinde vergiye bağlandı.
Dört Halife Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatından sonra Eshab-ı kiram (Peygamberimizin arkadaşları, ilk Müslümanlar) arasından hilafet makamına
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hazret-i Ebu Bekr (632-634) devrinde Müslümanlar Kıbrıs’ta Kitiyon’u fethetti.

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hazret-i Osman (644-656) devrinde

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Şam valisi bulunan hazret-i Mu’aviye 647’de Kıbrıs’a tekrar sefer tertib etti. Sefere Eshab-ı kiram ve Tabiin-i izamdan çok kimse katıldı. Bunlardan biri hazret-i Enes bin Malik’in teyzesi Hazret-i Ümm-i Hıram’dır.

Emevilerin hakimiyetine geçen Kıbrıs Adası vergiye bağlandı. Adaya Müslümanlar yirmi dört sefer tertib etmiştir. Emevilerden sonra vergilerini vermemesinden dolayı da, Abbasi halifesi Harun Reşid (796-809) devrinde tekrar hakimiyet altına alındı.

Şam Suriye'nin başşehri veya “Dımaşk” şehrinin merkez olarak kabul edildiği Suriye bölgesine verilen ad. Bu bölgenin merkezi olan Dımaşk şehrine “Şam” da denilmektedir. Şehir merkezi Suriye'nin güneybatı kesiminde yer almaktadır. Akdeniz'e uzaklığı 96 km, denizden yüksekliği ise 685 metredir. Şam şehrinin kuzeyinde Kasiyun Dağı, batısında Cebelü'ş-Şarki ve Lübnan Dağları vardır. Doğu ve güney tarafları ise çevredeki ovalara açılmaktadır. El-Gûte Vahasının ortasında yer alan şehre, ortasın
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Haçlı seferlerinin üçüncüsünde İngiliz Kralı Arslan Yürekli Rişar’ın gemileri fırtınaya tutulunca 1191’de İngilizler, adanın kıyılarına sürüklenip karaya çıkarak,
Haçlı Seferleri Alm. Kreuzzüge (pl), Fr. Les Croisades (f.pl), İng. The Crusades. Papalığın teşvikiyle Hıristiyan Avrupalıların Müslümanlara karşı tertib ettikleri seferlerin umûmî adı. En önemlisi dînî olmak üzere, siyâsî, sosyal ve iktisâdî sebeplere dayanan Haçlı seferlerini Papa İkinci Urbanus, 1095 yılında toplanan Clermont Konsili’nde yaptığı konuşmayla başlatmıştır. Asırlarca devâm edip, milyonlarca insanın can kaybına, devletlerin yıkılıp ülkelerin tahrib olunmasına sebeb olmuştur
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Limasol’u zaptettiler. Fakat Rişar’ın paraya ihtiyacı olduğundan adayı eski Kudüs Kralı Lusignan’a sattı. Bundan sonra ada, Suriye ve Filistin kıyılarından kaçan Doğu Latinlerinin merkezi haline getirildi. Selahaddin Eyyubi’nin kudüs’ten çıkardığı Latinler adaya yerleştirildi. Ceneviz, Fransız, Venedik korsanlarının yaşadığı adadan, Anadolu sahillerine saldırılar tertiplendi. Kıbrıslıların saldırıları, Anadolu Selçukluları ve beylikleri tarafından savuşturuldu. Haçlı ittifakınca Kıbrıs sularında bulunan Haçlı donanması, Mısır ve Suriye sahillerine ve Müslüman gemicilere zarar vermeye başlayınca; Memlûk Sultanı Melik-i Eşref Baybars 1425’te adaya asker çıkardı. Devrin Kıbrıs kralı Janus’un ordusu imha edilip, kendisi esir alındı. Kral Janus, yıllık beş bin düka altın ödemek şartıyla azad edilip, vergiye bağlandı. Kıbrıs Latinleri, Osmanlılar ile hakimiyet meselesinde mücadele eden Akkoyunlular ve Safevi devletleri ile ittifak içine girdiler. Yavuz Sultan Selim Hanın Suriye ve Mısır’ı fethi ve İslamiyetin mukaddes topraklarını Osmanlı Devletine kazandırmasıyla Doğu Akdeniz’de hakimiyet kurmanın lüzumu ortaya çıktı. Bunun için de Kıbrıs’ın fethi gerekiyordu.

Kıbrıs sahillerine yerleşmiş bulunan Venedikliler ise gelip geçen ticaret gemilerine tecavüzden geri durmuyordu. Diğer taraftan Hint Okyanusunda beliren Portekiz tehlikesi de Akdeniz’de bir an evvel sükunetin sağlanmasını zaruri kılmaktaydı. Bundan başka Kıbrıs halkından pek çoğu da Osmanlının adil idaresini istemekteydi. Bu sebeplerle İkinci Sultan Selim Han (1566-1574) devrinde Şeyhulislam Ebüssü’ûd Efendinin fetvasıyla Kıbrıs’ın fethine karar verildi. 1570’te Vezir Lala Mustafa Paşa, Kıbrıs Serdarı tayin edilerek, Piyale Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması adaya çıkartma yaptı. Lefkoşe ve Magosa fethedildi. Papalığın teşvikiyle Haçlı donanması Kıbrıs’a gönderilip, 1571 İnebahtı Muharebesinde Osmanlı donanması yakılmışsa da, 1572’de iki yüz elli parça gemiyle Akdeniz’e açılan Kılıç Ali Paşa karşısında dayanamayacaklarını anlayan Haçlılar, 1573’te anlaşmak zorunda kaldılar. Adanın hakimi Venedik Cumhûriyeti, Kıbrıs’ın Osmanlı Devletine terkini ve yıllık üç yüz bin filorin vergi vermeyi kabul etti. Kıbrıs’ta Osmanlı devlet teşkilatı kurulup, eyalet haline getirilerek, beylerbeyi tayin edildi. İslami eserler, tamir edilip, yenileri kuruldu. Türk-İslam nüfûsunun adada fazlalaşması için Osmanlı iskan siyaseti tatbik edildi. 1577 tarihinde adanın nüfûsu 84.000 olup, bunun 47.000’i Türktü.

On dokuzuncu yüzyıla kadar bütünüyleOsmanlı Devletinin hakimiyetinde kalan Kıbrıs, Papalığın organize ettiği oyunlar neticesiyle çok tehlikeli meselelerin içine itildi. 1876’da Birinci Meşrutiyetin ilanıyla Osmanlı Devleti Rusya ile harp içine sokuldu. Ancak harbin mağlubiyetle bitmesi üzerine 3 Mart 1878’de çok ağır şartlarla Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması imzalandı. Saltanatının ilk yıllarında olan İkinci Abdülhamid Han devleti daha o tarihte yıkıma götürebilecek olan bu antlaşmayı bir türlü hazmedemedi. Dahiyane bir kurnazlıkla, 4 Haziran 1878’de İngiltere ile gizlice anlaştı. Ayastefanos Antlaşmasını tatbik ettirmeme karşılığı, Kıbrıs Adasının idaresini İngiltere’ye bıraktı. Adanın gelirleri her yıl İstanbul’a yollanacak ve Osmanlı Devletinin bir parçası kalacaktı. Bu durum Birinci Dünya Harbine kadar muhafaza edildi.

Üç yüz yıldan fazla Osmanlı Devletinin hakimiyetinde bulunan Kıbrıs Adasına bu devirde birçok kültür, sanat eserleri ve iktisadi müesseseler kurulmuştur. Her kasabada medrese ve Lefkoşe’de Sultan Mahmud Kütüphanesi yapılarak, ilmin yayılmasına ve kültür seviyesinin yükseltilmesine çalışıldı. Adanın bütün kalelerinin tamiri, liman inşaası, cami, mescid, tekke, imaret, hastahane, han, kervansaray, sebil, çeşme gibi sosyal tesisler yapıldı.

1923 Lozan Antlaşmasıyla İngiltere’nin ilhakına bırakılan Kıbrıs, 1925’te Büyük Britanyaİmparatorluğuna bağlanarak, sömürge statüsüne girdi. Adanın İngiltere’nin ilhakına geçmesiyle, günümüzde de devam eden Kıbrıs Meselesi ortaya çıktı. İngiliz idaresini önce hoşgörü ile karşılayan Rumlar, Kıbrıs Rum Kilisesinin telkinleriyle adayı Yunanistan’a katmak arzusu içine girince, hadiseler başladı. Adadaki Rumlar’ın Yunanistan’a katılma faaliyetlerinin, İngiliz siyasetince de dolaylı olarak destek görüp, idari, iktisadi ve siyasi kolaylık gösterilmesi hadiselerin büyümesine sebeb oldu. Türkler dış bir destek bulamayınca vakıfları korumak, milli kültürü muhafaza etmek için, İngiliz sömürge sisteminin tanıdığı hakları kullanmak sûretiyle hadiselere, mukavemet etme teşebbüslerinde bulundular. Adadan Türkiye, İngiltere, Avusturalya ve diğer ülkelere Türk göçü de oldu. İngilizlerin Rumlara idari, siyasi ve iktisadi kolaylık göstermesine rağmen, asıl gayeleri, Yunanistan’a ilhakı olan Kıbrıs Rum Cemaati, 1931’de isyan ettilerse de bastırıldı. Rumlar arasında Yunanistan’a katılma fikri devamlı empoze edilerek, Kıbrıs’ta nüfuslarını arttırmak için adaya göçmen getirme ve Türkleri taciz etme siyaseti içine girdiler.

İngiltere, Kıbrıs’ın sömürge statüsünü değiştirme taraftarı olduğundan, 1950 yılında İngiltire-Türkiye-Yunanistan ve Türk-Rum cemaatleri arasındaki meseleler arttı. Türkleri taciz edip, göçe zorlama ve katliamlarla nüfuslarını azaltan Kıbrıs Rum Kilisesi, adaya getirttiği göçmenlere güvenerek, halk oylamasıyla idarecilerini seçme hakkı istemeye başladı. Hadiseler üzerine Kıbrıs Türk Cemaati tepki gösterince, Türkiye meseleyi dikkate aldı. Adadaki Türkler Türkiye tarafından desteklenerek, mesele yalnız İngiltere ve Yunanistan’ın olmaktan çıktı. 1954 hadiseleri Yunanistan tarafından Birleşmiş Milletler teşkilatına götürüldüyse de, siyasi komisyon görüşülmemesi kararını aldı. 1955 Rum-Yunan tedhiş hadiseleri üzerine, İngiltere Türkiye’yi meseleyi halletmek üzere toplantıya çağırdı. İngiltere’nin Türkiye’ye toplantı çağrısı, Yunanistan tarafından, Türklerin hakkının resmen tanınıp, meşrulaşması demek olarak kabul edildi. Yunanistan ikinci defa Birleşmiş Milletler Teşkilatına müracaat etti. Kıbrıs meselesinin sulh yoluyla halledilmesi kararlaştırılınca, 1959 yılında imzalanan Zürih ve Londra antlaşmaları ile buhran geçici olarak sona erdi ve 16 Ağustos 1960’ta “ortaklık” temeli üzerine kurulan bağımsız ve “iki toplumlu” Kıbrıs Cumhûriyeti ilan edildi. Ada’ya altı yüz elli kişilik bir Türk alayı yerleştirildi. Kıbrıs’ın güvenliği için İngiltere-Türkiye-Yunanistan “Garanti Antlaşması” imzaladılar. Kıbrıs Cumhûriyetinde Türklere eşit haklar tanınıp, Cumhurbaşkanı Rumlardan, yardımcısı da Türklerden seçilecekti.

Türkiye’nin garantör devlet olarak Türklerin haklarını müdafaa etmek ve hadiselere müdahale hakkı verilen Garanti Antlaşmasını Rumlar bir türlü kabul edemediğinden, hadiselerin önüne geçilemedi. Rumlar, Enosis gayesini gerçekleştirmek, Türkleri yıldırmak, Türkiye’yi zor duruma düşürmek için, 21 Aralık 1963’te Kıbrıs Cumhûriyeti Anayasasını tanımayarak, 22 Aralıkta Kıbrıs’taki Türklere karşı tedhiş ve katliamlara başladılar. Garantör devlet olarak Türkiye hadiselere müdahale etti. Türkiye’nin kararlı tutumu Rumlar’ın hadiseleri durdurmasına, Birleşmiş Milletler de meselenin sulh yoluyla halledilmesi için garantör devletler arasında görüşmelerin başlamasına ve adada Barış Gücünün bulundurulmasına karar verdi. Yunanistan’daki 1967 askeri darbesi sonunda Enosisci iktidar, tedhişçi Grivas’ın teşkilatlandırdığı Rum Milli Muhafız Kuvvetlerini destekleyerek, Türklerin toplu bulunduğu Boğaziçi ve Geçitkale köylerine karşı harekete geçince, TBMM 16 Kasım 1967 tarihli toplantısında üyelerinin tamamına yakını Kıbrıs’a asker çıkarma kararı aldı. Türk çıkarma birliklerinin ve donanmasının İskenderun’da toplanması, jetlerinin de Kıbrıs semalarında görünüp, alçak uçuşlar yapması, Grivas’ın ve 12.000 kişilik Yunan ordusunun adadan çekilmesine sebeb olup, ABD’nin araya girmesiyle Türkiye çıkarma yapmaktan vaz geçirildi. Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin anavatan olarak haklı tepkisine şahit olunca, kendi işlerini kendileri görmek üzere 29 Aralık 1967’de Kıbrıs Geçici Türk İdaresini kurarak, 19 maddelik de esas tespit etmişlerdir. Kıbrıs meselesinin halledilmesi için toplumlararası görüşmeler 1968’de başlamasına rağmen 1974 yılına kadar bir netice alınamamıştır.

Yunanistan ve Kıbrıs Rumları, Enosis gayesinin gereği doğrultusunda hareket edip, Türkiye ve Türklere düşmanca hareket içine girdiler. Atina’daki Askeri Cunta, adanın Kıbrıs’ta bulunan Yunan Kuvvetleri ve EOKA-B aracılığı ile 15 Temmuzda darbeye teşebbüs ettirip, Türklere hayat hakkı tanımayan katliamlara girişince; Türkiye, garantör devlet olarak 20 temmuz 1974’te birinci, 14-16 Ağustos 1974’te de ikinci barış harekatını gerçekleştirmek mecburiyetinde kaldı. Türk Ordusunun muvaffakiyetle gerçekleştirdiği askeri harekatlar neticesinde Kıbrıs’ın istiklali muhafaza edilip, adadaki Türkler imha edilmekten kurtarılarak, Kıbrıs Türk Devleti için zemin hazırlanmıştı. Yıllardan beri devam eden görüşmelerde kesin bir neticeye gidilemeyince, Kıbrıs Türk toplumu 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devletini, 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhûriyetini kurarak, istiklalini ilan etti. Kıbrıs meselesinin halli için, Kuzey Kıbrıs Türk Devleti ve Kıbrıs Rum Toplumu ile ikili ve milletlerararası görüşmeler hala devam etmektedir. (Bkz.

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti)

Kaynaklar

  • Osmanlı İdaresinde Kıbrıs (Nüfusu, Arazi Dağılımı ve Türk Vakıfları), Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayını, Yayın Nu: 43, Ankara 2000.

  • Rehber ansiklopedisi
    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Doğu Akdeniz'ki Kıbrıs adasının kuzeyinde kurulu devlet. KKTC 1983 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Türkiye dışında hiçbir ülke tarafından tanınmayan devletin başkenti Lefkoşa'dır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.



    Yorumlar - Lütfen konu (Kıbrıs) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.