insan

İnsan, dik duruşa, görece gelişmiş bir beyine, soyut düşünme yeteneğine, konuşma (dil kullanma) kabiliyetine, alet kullanma ve üretme becerisine sahip primat türü. Biominal ismi `Homo sapiens`tir. Homo sapiens Latince "akıllı adam" veya "bilen adam" anlamına gelir. İnsan, hominoidea (insansılar) üst ailesinin hominidae (büyük insansılar) ailesine dahildir.

INSAN (türkçe) anlamı
1. memelilerden
2. iki eli olan
3. iki ayak üzerinde dolaşan
4. sözle anlaşan
5. usu vedüşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı
6. kimi vakit belgisiz adıl gibi de kullanılır.
7. bu türden olan canlı.
huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).
INSAN (türkçe) anlamı
8. 1 . İki eli olan
9. iki ayak üzerinde dolaşan
10. sözle anlaşan
11. akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
12. 2 . Bu türden olan canlı.
13. 3 . Kişi
14. şahıs
15. âdemoğlu
16. âdem evladı:
17. O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar.- H. Taner.
18. 4 . sıfat
19. mecaziHuy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).
20. Atasözü
21. deyim ve birleşik fiiller
22. insan ayağı değmemiş (veya basmamış) insan eli değmemiş (veya dokunmamış) insan eti yemek
insan gibi insan gönlünün artığını söyler insanın adı çıkacağına canı çıksın
insan içine çıkmak insan konuşa konuşa
23. hayvan koklaşa koklaşa insan kuş misali
INSAN (türkçe) ingilizcesi
1. [INSAN] adj. human
2. n. human being
3. human
4. man
5. hominid
6. humanity
7. microcosm
8. mortal
9. naked ape
10. spirit
11. Wight
12. born of woman
13. lords of creation
14. pref. anthropo,
INSAN (türkçe) fransızcası
1. homme [le]
2. humain [le]
3. mortel [le][la]
4. être humain
5. créature [la]
INSAN (türkçe) almancası
1. n. Gewächs
2. Mensch
3. Person
4. Seele
5. Typ
6. PROn. ein

Insan hakkında bilgiler

İnsan, dünyadaki en baskın canlı türüdür. Kendilerini biyolojik, sosyal ve ruhsal yönleri ile tanımlarlar. İnsanın bilimsel ismi Homo sapienstir, Latince "akıllı adam" anlamına gelir. Homo sapiensin ilk kez nasıl ortaya çıktığı bugün için hala kesinlik kazanmamıştır. Bugün yaşayan insanlar üzerinde yapılan bazı genetik araştırmalar bu türün yaklaşık 130,000 yıl önce Afrika kıtasında ortaya çıktığını ve oradan dünyaya yayıldığını göstermiştir. Bu türün Neandertaller ile aynı zamanda yaşadığı ve bu iki türün birbirleriyle karşılaştığına dair arkeolojik kanıtlar da mevcuttur. Kimi görüşler de, bu iki türün birbirinin farklı olduğunu fark etmeden birlikte üremiş olabileceğini, dolayısıyla da günümüz insanının kökeninde Neandertallerin de olduğunu iddia etmektedir.

İnsan, alet kullanabilmesini sağlayan, kolların serbest olduğu dik bir vücuda sahiptir. Beyni soyut düşünme, anlam verme, konuşma ve kendini gözleyebilme yeteneklerine sahiptir. Alet kullanabilmesi ve zihninin özellikleriyle insan diğer canlılardan ayrılır. İnsan doğaya uyum sağlamak zorunda olmayan tek canlıdır. Doğayı anlayabilir, denetimi altına alabilir ve kendi amaçları doğrultusunda doğanın güçlerini kullanabilir.

İnsan; maymun, şempanze, goril ve orangutan ile birlikte, Hominioidea üstfamilyasında bulunan çift ayaklı primattır. Evrim teorisine göre bu canlılar ile ortak bir atadan evrilmiştir.

İnsanlar, gelişmiş sosyal yapılar kurmuşlardır. Bu yapılar duruma göre aynı amaca yönelik birlik veya rakip olabilirler. Aile en temel sosyal yapı sayılabilir. Güvenlik ve adalet için devletler kurmuşlardır. Aynı dili konuşanlar milletleri oluşturmuşlardır.

İnsanlar, dünyayı anlamak ve denetlemek için bilim ve teknolojiyi geliştirdiler. İnançlar, efsaneler, gelenekler, değerler ve toplumsal kurallar insanın hayatında önemli bir etken olan kültürü oluştururlar.

İnsan zihninin temel özelliği bilinçtir. Bilinç ile birlikte, kendini gözleyebilme, zamanı algılayabilme ve özgür irade insanda bulunan özel niteliklerdir. Psikoloji bilimsel bakış açısı ile insan zihnini incelerken, dinler değer yargıları ile insanı inceler. Yapılan davranışın iyi veya kötü olması ile ilgilenir.

Biyoloji

İnsan çok hücreli ve ökaryot bir canlıdır. Ama hücrelerindeki prosesler, tek hücreli bir prokaryot canlının hücresindeki proseslerle nerdeyse aynıdır. Hücreler arası organizasyon ile hücreler dokuları, dokular organları ve organlar sistemleri oluşturmuşlardır. İnsan vücudundaki temel sistemler:

İnsanın saç ve deri rengi, melanin pigmentinin varlığı ile belirlenir. İnsan derisinin rengi koyu kahverengiden açık pembeye kadar değişir. Saç rengi ise sarı, kahverengi veya siyah olabilir. Derinin güneş ışığı altında bronzlaşması, evrim sonucu vücudun kendini ultraviyole ışınlarına karşı koruma tepkisidir. Bu nedenle dünyada yoğun ışık alan bölgelerde koyu renk derili insanlar, az ışık alan bölgelerde açık deri renkli insanlar uyum sağlamış ve buralara yerleşmişlerdir.

İnsanlar da, fotosentez yapamayan diğer canlılar gibi enerjisini dışarıdan besin olarak almak zorundadır. Vücutta özellikle yapı maddesi olarak protein, özellikle enerji için karbonhidrat ve yağ, düzenleyici olarak da vitamin düzenli olarak alınmalıdır. Boşaltım, dolaşım ve sindirim gibi sistemlerin işlevi içinde su gereklidir. Bunlar yeterli alınmadığı zaman insan ölebilir. Dünyada bazı bölgeler açlık sorunu yaşarken, bazı bölgeler obezite sorunu ile uğraşmaktadır.

Uyku da insan için zorunlu bir ihtiyaçtır. Bir insanın ihtiyacı olan uyku zamanı, yaklaşık olarak günde 7-9 saattir. Bu süre çocuklarda ve yaşlılarda değişebilir.

Genetik, Evrim ve Akıllı Tasarım

İnsan, ökaryotik bir canlı türüdür. Her hücre, iki parça halinde 23 kromozom bulundurur. Bunların 22 çifti otozom, 1 çifti cinsiyet kromozomlarıdır. Diğer memeliler gibi insanlar da XY kromozom sistemi vardır. Kadınlarda XX, erkeklerde XY cinsiyet kromozom çiftleri bulunur.

İnsanın evrimi oldukça tartışmalı bir konudur. Sadece bilimsel alanda tartışılmakla kalmayıp, siyasal ve inançsal olarak da tartışılmaktadır. Evrim teorisine göre insan 60 milyon yıl önce ortaya çıkan primattan evrilmiştir. Dünyada sadece tek türü kalan Homo cinsinin diğer türleri günümüzde tükenmiştir ve sadece Homo sapiens kalabilmiştir. Diğer bir Homo türü Neandertallerin pek çok fosili bulunmuştur.

Akıllı tasarım teorisi ise insanın bir zeka ürünü olduğunu söyler. Dinlerin insanın yaratılışı ile ilgili söylevlerine de uyumlu olduğu için özellikle dindar kesimlerde büyük kabul görmüştür.

Hayat Döngüsü

Diğer memeliler gibi insan da, dişi yumurtanın, erkek spermler tarafından döllenmesi sonucu oluşan kök hücre ile oluşur. Kök hücre bölünerek çoğalmaya başlar ve embriyoyu oluşturur. Embriyo oluşumundan sonra, hücreler özelleşmeye başlar ve sistemleri oluşturur. 9 ay 10 gün sonra anne karnında gelişen cenin, bu sürenin sonunda hayata başlar. İnsan doğumu, diğer canlılara göre oldukça zordur, bebeğin veya annenin ölümü ile sonuçlanabilir. Günümüzde teknolojik gelişmeler ve yeni tıp yöntemleri ile ölüm oranı oldukça azalmıştır. Ama pek çok gelişmekte olan ülkede doğum anında ölüm oranı hala çok yüksektir.

İnsan ömrünü, birkaç döneme ayırabiliriz. Bu dönemler bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılıktır. İnsan ömrü, genlerle belirlendiği gibi çevresel koşullarda büyük etkendir. Dünyada gelişmiş ülkelerde ortalama insan ömrü 90 yıl civarında iken, bazı geri kalmış ülkelerde 50ye kadar düşmüş durumdadır.

Zeka

İnsanlar, diğer hayvanlara göre daha zeki kabul edilir. Bazı hayvan türleri basit aletleri kullanabilse ve yapılar inşa edebilse de, insan teknolojisi çok karmaşıktır ve sürekli gelişmektedir. İlk insanların oluşturduğu yapılar bile bugünkü hayvanlarınkinden oldukça gelişmiştir.

Akıl

İnsan aklının temeli bilinçtir. Bu bilinç insanın kendisi ve çevresi ile ilişkisini düzenlemesini sağlar.


İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özellik olarak bilinci kabul edebiliriz. İnsan ayrıca özgür iradeye ve zaman bilincine de sahiptir.

Fiziki yönden insanın birçok özellikleri vardır. Ağzının üstünde ileriye doğru çıkık burna, öne doğru çıkıntılı alt çeneye, kollarının ucuna bitişik ellere, bacaklar ucuna dik açı yaparak bitişik ayaklara, ayakta durabilen, dik oturabilen, birbirini tamamlayan baş ve gövdeye, gövde üst kısmına bitişik kollara, gövde alt kısmında karın ve buna bitişik bacaklardan ibaret yürüme özelliğine sahip bir varlıktır. Boyu ortalama 1.40-1.70 cm arasındadır. Temel olarak beslenme, çevreyle münasebet, çoğalma ve terakki (ilerleme) fonksiyonlarına sahiptir.

Anatomik olarak insan; baş, gövde, kollar ve bacaklardan meydana gelmiştir. Baş, içinde beyni koruyan ve duyu organlarını bulunduran bir vücut kısmı olmasıyla en önemli bölümdür. Kollar ve bacaklarda vücudun kas gücünün önemli bir bölümü toplanmıştır. Gövde iki bölüm olup, göğüs ve karın diye adlandırılır. Göğüste, akciğerler, kalp, büyük damarlar bulunur. Karın bölümünde, karaciğer, mide, böbrekler, dalak, barsaklar, pankreas gibi önemli organlar toplanmıştır. Her biri bir fabrika gibi muntazam çalışan, yapım-yıkım olaylarında rol oynayan bu organlar sürekli ve uyum içinde faaliyet gösterirler.

Yetişkin bir insanın vücut ağırlığının yaklaşık % 60’ı sudur. 70 kg ağırlığındaki bir insanda toplam vücut suyu 40 litre kadardır. Bu suyun, 25 litresi hücre içi, 15 litre kadarı da hücre dışı sıvısıdır. Vücut sıvılarında muayyen oranlarda sodyum (Na+), potasyum (K+), kalsiyum (Ca++), klor (Cl+), hidrojenklorat (HCO-3), mağnezyum (Mg++) gibi elektrolitler ve proteinler bulunur. Bunların hücre içi ve dışındaki oranları değişik ve dengededir. İnsan kanının pH’sı (asid-baz derecesi) 7.35-7.45 sınırları içinde sabit tutulur. Bu sınırlar dışına 0.1 derecelik bir oynama vücut işleyişinde önemli bozukluklar meydana getirir. İnsan vücudunda her dakika yüzbinlerce kimyasal reaksiyon vuku bulur. Her an birçok yeni molekül yapılırken, birçoğu da yıkıma uğrar. Alınan besinler sindirilir, emilir ve vücut fonksiyonlarında kullanılır. En büyük organımız olan karaciğer, muazzam bir fabrika gibi çalışır. Bu organ, bir taraftan vücudun yapı taşları olan protein yaparken, diğer taraftan şeker depolamakta, safra tuzlarını yapmakta, çeşitli yıkım ürünlerini ve zehirli maddeleri proteinlere bağlayarak zehirsizleştirmektedir. Vücudumuzun ısısı 36.5-37 derece arasında sabit tutulur. Bunu beynin hipotalamus kısmındaki “termoregülasyon merkezleri” sağlar. Hastalıklarda savunma mekanizmasına bağlı olarak vücut ısısı artar. İnsan kulağı, 16-20.000 frekanslar arasındaki sesleri işitme özelliğine sahiptir.

Biyolojik yönden de insan, canlıların en yüksek yaratılışta olanıdır. İnsan vücudunda harikulade bir düzenle çalışan sistemler vardır. Bunlardan dolaşım sistemi, kanı vücudun her yerinde dolaştırarak hücrelere besin ve oksijen götürür ve hücrelerde bu besinlerin yanması sonucu teşekkül eden karbondioksit zehirli gazını alarak geri döner. Solunum sistemi, kirli kanı temizleyerek karbondioksiti dışarı atar ve kana yeni oksijen verir. Sindirim (hazım) sistemi ise, sanki bir fabrikadır. Ağızla alınan yiyecek ve içecekler, mide ve barsaklarda parçalanıp öğütüldükten sonra, vücuda yararlı kısmı, ince barsaklarda süzülerek kana karışmakta ve posası dışarı atılmaktadır. Bu muazzam işlem, otomatik olarak ve büyük bir intizam ile yapılmakta, vücud bir fabrika gibi işlemektedir.

İskelet sistemi, vücudun çatısını kurar, 214 civarında kemik ile insan vücudunun yükünü taşır ve her türlü hareketi yapmasını temin eder. Sinir sistemi, bir ağ gibi kapladığı vücudun organlarına beyinden verilen emirleri ulaştırarak onların istenen hareketleri yapmasını sağlar. Vücutta meydana gelen arızaları beyne iletir. Kas sistemi eller ve ayaklar başta olmak üzere insanın çeşitli organlarına hareket yapabilme kabiliyeti kazandırır.

İnsanın vücudunda çeşitli ve çok karışık formüllü maddeler imal eden, türlü türlü kimyasal reaksiyonlar meydana getiren, analiz yapan, tedavi eden, tasfiye eden, zehirleri yok eden, yaraları onaran, türlü maddeleri süzen, enerji veren tertibat olduğu gibi, mükemmel bir elektrik ağı, manivela tertibatı, elektronik bilgisayar, haber verme tesisatı, optik, ses alma, basınç yapma ve ayarlama tertibatı, mikroplarla mücadele ve onları yok etme sistemi mevcuttur. Kalp ise hiç durmadan işleyen muazzam bir pompadır. Eskiden Avrupalılar; “Bir insanın vücudunda bol su, biraz kalsiyum, biraz fosfor ve biraz da inorganik ve organik maddeler vardır. Onun için bir insan vücudunun kıymeti beş-on liradan ibarettir.” derlerdi. Bugün, Amerika üniversitelerinde yapılan hesaplar, insanın vücudunda meydana gelen türlü kıymetli hormon ve enzimlerle birçok organik preparatların en azından milyonlarca dolar kıymetinde olduğunu meydana koymuştur. Hele, bir Amerikan profesörünün dediği gibi: “Otomatik olarak, böyle kıymetli maddeleri muntazaman meydana getiren bir tertibat yapmaya kalkacak olursak, dünyada bulunan bütün paralar, bunu yapmaya kafi gelmez.” İnsan vücudunda bunun dışında daha pekçok organ, sistem, sıvı vardır ve bunların hepsinin muazzam bir koordine içinde çalıştıkları görülür.

İki hücrenin bir araya gelmesiyle nüvesi, çekirdeği yaratılmış olan insan; nihai kemale erdikten sonra da yine hücrelerden, onlar da moleküllerden, moleküller de atomlardan meydana gelir. Atomlar ise, ortasında bir çekirdek, içinde proton ve nötron, etrafındaki ilk yörüngede en az iki elektron, diğer yörüngelerde ise (2n), yani ikinin ikiden itibaren üsleri 22, 23, 2n... vs. kadar elektron ihtiva eden, küçük yapı taşlarıdır. Bu yapı taşlarında belki de nötron ve protonların da ayrılabilen daha küçük parçaları olabilir. Nitekim atomun bir elektronunu yerinden çıkarabilmek, hidrojen bombasında olduğu gibi harika bir gücün ortaya çıkmasına; Hiroşima ve Nagazaki faciasına yol açabiliyor. İnsan, değil basit bir element, bütün bu basit elementleri bünyesinde taşıyan ve bunları hücresine kadar ihtiva eden; bu elementleri yerine ve zamanına göre hücre seviyesinde, belki de atom seviyesinde biyolojik, biyokimya ve biyofizik kanunları çerçevesinde bulunduran bir muammadır. Bunun basit bir misali şöyledir:

Tıp alimleri, vücutta tansiyonun yükselmesini şöyle araştırdılar. Milyonlarca kılcal damarlardan yaratılmış olan insanın bu kılcal damarlarının içini endotel denen kübik veya yassı epitelden yapılan bir tabaka ile bunu çepeçevre saran bir düz adale tabakası çevirir. Bu cidarın, herhangi bir sebeple damar açıklığını (lümenini) daraltması; etraf dolaşım sisteminin direncinin artmasına sebep olur. Buna “periferik rezistansın artışı” denir ki, hipertansiyonun esas sebebi budur. Bu kılcal damarlar (arteriyoller) ın düz adalelerinin kasılmasını arttıran kanda dolaşan bazı maddeler vardır. Bu biyokimyasal maddeler deneysel olarak tansiyon husule getirir. Periferik rezistansın artması böbrek kan akımının azalmasına, bu da, böbrekteki hücrelerden (Renin denen bir hümoral maddenin salgılanmasına yol açar. Renin karaciğer tarafından yapılan alfa-2 globulin üzerine tesir ederek biyokimyasal bir madde ve bir dekapeptit olan angiotensin I’i husule getirir. Karaciğer denen harika biyokimya laboratuarında yapılan bir değiştirici enzim olan “angiotensin I’i, oktapeptid olan angiotensin II’ ye çevirir. Angiotensin II, damar cidarını daraltıcıdır ve böbrek üstü bezi kabuğundan (kan yoluyla oraya gidip) aldosteron denen organik bir maddeyi serbest hale geçirir. Aldosteron, sodyum elementinin iyon hali olan (Na+) un birikimine yol açar ve sodyum damar cidarındaki düz adale hücrelerinin içine girerek, arteryollerin, damarı büzen maddelere karşı cevap verme gücünü arttırır. Böbrek kan akımının fazlalaşması veya kan basıncının yükselmesi, böbrekteki juxtaglomerular aparat hizasında basıncı artırır ve serbest hale geçen renin miktarını azaltır. Sodyum kaybı hacim azalmasına veya artmasına hassas olan reseptör dediğimiz alıcı hücre kümelerini, onlar da böbrek üstü bezini uyararak aldosteron ifrazını artırır ve vücutta sodyum tutulmasını sağlar. Tabii ki, bütün bunların üst düzey düzenleyicisi hipofiz bezi, onun üst merkezi hipotalamus, onun da bir üst seviyesi beyin kabuğu altındaki merkezlerdir. Bu misal insan bünyesinde, çoğunun açıklamasından insanın aciz kaldığı binlerce ve belki milyonlarca hadiseden yalnız bir tanesi olup, saniyeden çok kısa bir zamanda cereyan eder.

Psikolojide insan: Psikolojide insan, değişik şartlarda farklı davranışlar gösteren bir canlıdır. Hayvanlarınkine benzeyen iç güdüleri vardır. Varlığında id, ego, süperego diye adlandırılan kuvvetler taşımaktadır. Şuuru ve şuur altı dünyası vardır. Psikoloji insanı, bütün bunların çeşitli derecelerdeki müdahaleleri ile çeşitli davranışlar gösteren bir canlı olarak tarif etmekte, davranış bozukluklarını düzeltmeye çalışmaktadır. Ancak psikoloji de, insanın kendi sahasına giren hususiyetlerini ve bütün olarak insanı anlatabilmiş ve tarif edebilmiş değildir. Bilhassa bu sahada ilim adamları ve insanlık, insanın manevi tarafını mutlak doğru bilgilerle açıklayan İslamiyetin bildirdiklerine muhtaçtır.

Antropolojide insan: İnsanın fiziki ve kültürel mazisini araştıran antropoloji, eski zamanlarda yaşamış insan fosilleri üstünde çalışarak insan ırklarının tasnifini, ırkların özelliklerini, insan genetiğini, mukayeseli insan fizyolojisini ve insan topluluklarının kültürlerinin zaman içindeki seyrini incelemektedir. Dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunan eski zamanlara ait insan fosilleri, iskelet, kafatası ve diğer kemikleri antropologlar tarafından değerlendirilerek, insanın en eski atası ve insanlığın yeryüzündeki tarihi tespit edilmeye çalışılmaktadır. Antropoloji ilminin bu iki temel konuda verdiği bilgiler hem çok az, hem de kesin değildir. Antropologların eski insanlara ait olduğuna kanaat edilen çeşitli kalıntılar üzerinde yaptıkları incelemeler, insanın her devirde hayvanlardan apayrı bir tür olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak evrim faraziyesini ideolojik düşüncelerine temel yapmak isteyenler tarafından en çok istismar edilen bu ilim dalının tesbitleri, sık sık tahrifata uğratılarak, insanın hayvandan geldiğine delil yapılmak istenmekte ve zaman zaman sahtekarlıklara dahi başvurulmaktadır. (Bz. Darwinizm)

Antropoloji, insanlık tarihi hakkında da henüz faraziyeler ve tahminlerden öte bir şey söyleyememektedir. Değişik isimler altında guruplandırılan fosillere bakılarak öne sürülen tarihler, elli bin yıl ile milyonlarca yıl arasında değişmekte, fakat hiçbirinin ilmen kabul edilen bir delili bulunmamaktadır. İnsan konusunda antropoloji ilminin söyledikleri henüz son derece az ve noksandır.

İnsan nedir? İnsanın kendi varlığı üstünde düşünmesi çok eskilere uzanır. Yeryüzünde doğumdan ölüme uzanan ömür çizgisi üzerinde diğer canlıların hepsinden üstün birçok özelliklerle mücehhez ve tanıdığı her şeyi kendi arzu ve istifadesine göre kullanarak bir ömür süren insanın kendi varlığının mahiyeti, sınırları ve maksadını araştırması ilk çağlarda felsefenin belli başlı konularından olmuştur. Eski Yunan filozoflarının bu konudaki sözlerinin birbirlerini tekzip etmelerinin (yalanlamalarının) yanısıra vardıkları hüküm ve yaptıkları açıklamaların da ilmi bakımdan mitolojik (efsanevi) hikayelerden fazla bir farkı olmamıştır. Eski Yunan-Roma’da hakim olan putperest inanç sistemi, insanlara da uluhiyyet (tanrılık) vasıflarının verilmesine sebep olarak, yaratıcı(Halık) ile yaratılmışı (mahlukları) birbirine karıştırmıştır. Bu durum; bedeni güç, ilim, güzellik, siyasi otorite, kahramanlık gibi bazı üstünlüklere sahip olan insanlarda yarı tanrılık, tanrılarla akrabalık vehmedilmesi neticesini getirmiş ve insanın ne olduğu konusu anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz bir hal almıştır.

Eski Hind, Mısır ve Mezopotamya kavimlerinde de aynı halin benzerleri yaşanmıştır. Ya krallar, büyücüler, rahipler tanrı, diğer insanlar onun kulu tanınmış veya bunlar kendilerini tanrının oğlu, kızı, yakını tanıtarak insanları keyfi idareleri altında inletmişlerdir. Bütün bunlar, insana ne olduğunu bütünüyle anlatacak izahlardan çok uzaklarda kalacak, tarihteki çeşitli cemiyet düzenlerine misaller teşkil etmekten öteye geçememişlerdir. Diğer taraftan fen bilgilerinin insan vücudu hakkındaki buluşları ilerledikçe ilk çağların mitolojik ve felsefi açıklamaları tamamen yıkılmış, unutulmaya yüz tutmuştur.

Ancak insandaki kendi varlığını tanıma ve kainattaki yerini tesbit etme arzusu hiçbir zaman yok olmamıştır. Nitekim batı dünyasındaki filozoflar, son asırlara gelinceye kadar devamlı olarak bu konuyla da meşgul olmuşlardır. Çeşitli felsefe mekteplerine mensup olanlar kah insandaki fevkalade üstünlüklere bakarak onu “hep” (herşey) olarak görmüşler, kah ihtiyaç ve acizlikler içinde kıvrandığına bakarak “insan bir hiçtir” demişlerdir. Diğer felsefik görüşler de, ya bu iki sınır arasında uçların herhangi birine yakın düşünceler öne sürmüş veya insanın ya tamamen maddi tarafını ele alarak materyalist, yahut da yalnız ruhi tarafını öne sürerek ruhçu teoriler içinde boğulup kalmışlardır.

İnsandaki beyin, kalp gibi organlarla, sinir, iskelet, kas, sindirim vs. sistemleri üstüne her geçen gün gelişen fen bilgilerini materyalistlerin istismar ederek insanı yalnız bir madde yığını olarak anlatmakta ısrar etmeleri ve onları reddedenlerin insandaki ruhi olaylar ile akıl, zeka, hedef seçme, beğenme, arzu etme, hatta ağlama-gülme gibi çeşitli tezahürleri ele alarak cesede ait hususiyetleri inkara kadar varan aşırılıklara düşmeleri, insanı batıda iyice anlaşılmaz bir hale sokmuştur. Öne sürülen görüşler içinde insanı “mütekamil bir hayvan” olarak değerlendirenler dahi ortaya çıkmıştır. Materyalist felsefe mensuplarınca her türlü vasıtaya başvurularak propagandası yapılan bu görüş çeşitli biyolog, antropolog, anatomicilerin isimleri ve çalışmaları da istismar edilerek yayılmaya çalışılmışsa da itibar görmemiş ve yanlışlığı ilmen ispat edilegelmiştir. Bu arada kazılardan çıkarılan insan kafalarına çeşitli hayvanlara ait çene kemikleri veya dişlerin ustalıkla monte edilerek özel kimyevi usullerle muamele yapılıp sanki binlerce yıl öncesinden kalmış gibi gösterilip bununla insanın hayvandan geldiği faraziyesinin ispata kalkışılması, evrim teorilerini ve bunları savunanları gülünç hale düşürmüş, hiçbir ciddiyetleri kalmamıştır. (Bkz. Darwinizm)

Batıda son bir iki asırda kurulan ve gelişen psikoloji ve sosyoloji ilimleriyle birlikte sosyologların ve psikologların yaptıkları insan tarifleri de insanın yalnız bir cephesini ifade etmektedir. Mesela; “İnsan, alet yapan ve kullanan varlıktır.”, “İnsan düşünen hayvandır.”, “İnsan akıllı bir hayvandır.” gibi. Meşhur sosyologlardan Auguste Compte insanlığı “tapılacak ulu varlık” diyerek tanrılaştırmış, görüşlerini pozitivizm adı altında müdafaa etmiştir. Bir başka sosyolog E. Durkheim de, “tanrı insanlığın kollektif ruhudur” diyerek insanı tanrılaştırmak istemiştir. Bu iki sosyoloğun insan ve insanlık anlayışlarının Yahudi inancı (cabalisme) ile büyük benzerlikleri bulunduğu görülmüştür. İnsanı bir bütün olarak anlatan bir tarif veya görüş, batı dünyasında günümüzde de mevcut değildir. Alexis Carrel’in Nobel mükafatı kazanmasına sebeb olan Man the Unknown (İnsan Denen Meçhul) adlı meşhur eseri de, olanca kalınlığına ve bilgi yüküne rağmen dönüp dolaşıp başlangıç noktasına gelmekte ve “insanın meçhul olduğu”nda karar kılmaktadır.

Fen ilimleri, insan vücudundaki sistemlerden kromozomların, genlerin yapısındaki inceliklere kadar ulaşan gayretine rağmen “İnsan nedir?” sorusunun muhatabı olmaktan kaçınmaktadır. Esasen artık günümüzde bu sorunun tam cevabını bu ilimlerden ve fen bilginlerinden bekleyenlerin sayısı da yok denecek kadar azalmıştır. Son asırda bilhassa materyalist felsefe mensuplarınca fen ilimlerinin omuzlarına yüklenmek istenen bu fevkalade ağır ve konusu dışındaki sual, bu ilimler tarafından silkelenip atılmıştır. Çünkü insanın yalnız cesetten ibaret bir varlık olmadığı, ayrıca bir de ruhunun bulunduğu, her insanın her an yaşadığı ve idrak ettiği ispata ihtiyacı olmayan bedihi (açık) bir hakikattir. Böylece fen ilimleri kendi konularına göre insan vücudunun fiziki, kimyevi, biyolojik, anatomik vb. yapısını inceleyip var olanı tesbit etmek, anlamaya ve anlatmaya çalışmakla iktifa etmekte, asli vazifeleriyle meşgul olmaktadır.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi Vikipedi

Şarkı Sözleri

Banu tarafından Kırık Hava albümünde söylenen insan adlı şarkının sözleri.


Febyo Taşel tarafından söylenen insan adlı şarkının sözleri.

şarkı enstrümantal olduğu için şarkı sözü bulunmamaktadır.

Sezgin Aksu tarafından söylenen insan adlı şarkının sözleri.

sabrettim bekledim umut azaldı
sanki dört mevsim hepsi hazandı
dost bildiğim herkes çukur
kim iyi kim kötü bilmezmi
inat etmiş sürüklemiş hayatı
bunca dert tasayla yaşarmı
yaşlanmış yorulmuş yamandır halı
ömründe bir kere gülmezmi insan
düşe kalka geçti bu koca ömür
bir kere feleğe çatmazmı insan
dünyaya bir daha gelirse görür
huzurla yerinde yatmazmı insan
inat etmiş sürüklemiş hayatı
bunca dert tasayla yaşarmı insan
yaşlanmış yorulmuş yamandır halı
ömründe bir kere gülmezmi insan
beraber toprak oldu nice umutlar
gözlerime indi kara bulutlar
arkamdan yakılsa da yanık ağıtlar
gittiği o yerden dönermi insan

Aslızen tarafından söylenen insan adlı şarkının sözleri.

bazen şaşırtır insanı başına gelenler
ileri gidemezsin duvar olur engeller
tam ışığı görmüşken üstüne gece çöker
bazen şaşırtır insanı başına gelenler
ileri gidemezsin duvar olur engeller
tam ışığı görmüşken üstüne gece çöker
başını öne eğme küsüp boynunu bükme
aydınlık pek yakında
devran döner mi böyle
başını öne eğme küsüp boynunu bükme
aydınlık pek yakında
devran döner mi böyle
kanadını çırp bak neler göreceksin
uçup semada hayatı çözeceksin
bir gün yüzün gülecek bir gün üzüleceksin
hayat bundan ibaret yaşayıp göreceksin
aşkı dudağından kaç kere öpeceksin
hayat akıp giderken sen izleyeceksin
eski günlere dalıp bazen iç çekeceksin
hayat bundan ibaret yaşayıp göreceksin
bazen şaşırtır insanı başına gelenler
ileri gidemezsin duvar olur engeller
tam ışığı görmüşken üstüne gece çöker
başını öne eğme küsüp boynunu bükme
aydınlık pek yakında
devran döner mi böyle
kanadını çırp bak neler göreceksin
uçup semada hayatı çözeceksin
bir gün yüzün gülecek bir gün üzüleceksin
hayat bundan ibaret yaşayıp göreceksin
aşkı dudağından kaç kere öpeceksin
hayat akıp giderken sen izleyeceksin
eski günlere dalıp bazen iç çekeceksin
hayat bundan ibaret yaşayıp göreceksin

Treoles tarafından söylenen insan adlı şarkının sözleri.

gözlerini kapat bitmiş hayallerin umudunu kurup savaşıyo insan
melek yüzlü bebek 10 yaşında hayatın içinde yüksek ihtimal
insanoğlu empati kıtı olmuş zengin olmadiki fakirin yerinde
avuttum herşeyi düşlerimde karanlık savaşta ben olmicam gülen

herşeyi baştan yazmayı dilerim
güldürmüyo bu hayat beni madem bende insanları güldüreyim
dedikçe üstüme üstüme geldiniz delikanlı ve adamsınız
neymiş efendim kaslı erkek ve adonislermiş sapıtmayın !

güzel bi güne penceremi aç dedin kapat hüzüne ceyran olmasın
bulutları ağlatan aşklar bitmiş ve duygularmı ? reklam alayı
tek ölüceğim hayatta malesef , yanlızlığa ben epey bi alıştım
kapat gözlerini unut herşeyi mert duygularını kimse duymasın

saklı dünya bul oraya saklan git beslediğin şey söyle nefrettmi
ararım suçu sürekli kendime ben her boku herşeyi mahvedendim,
ve kaybedendim haliyle bu dört duvarda düşlerimlen hapsedildim
ama belki yetersiz kalırdı dünya düşlere sadece sabredendik

ne kadar basit yazıklarım bak tebrik falanda beklemedim
ben yere atılan 5 kuruş gibiydim bazen değerli bazen değersiz
insan sevmeli kendini fakat ben doğuştan bi nefretle büyüdüm
içimde tonca duygu katledildi yürüyen mezarlık olmuş bu gönlüm

sevgi belkide hayırsızdı bilemiyorum allah'ın taktiri bu
düşünmüyom mutluluğu ben artık sadece yağmuru dinle ve sus
seneler geçti ve geçicek moruk bu karanlıkta ben gülemem içimdem
aynalara baktıgım zaman kırıp dökmek geliyo sürekli içimden

baktınmı dönüp çevrene hiç sen suratlarda var gizli tuzaklar
öyle zamanlar gelirki seninde bakmazlar hiç bi gözyaşına
bana beni anlat desen kekeler ve hiç bi cümleyle bitiremezdim
ve dikkat et becerip seni , anlata anlata bitiremezlerdi

Asfalt Dünya tarafından söylenen insan adlı şarkının sözleri.

yetmediyse vur bir kez daha
bütün öfken boşalsın
içine attıklarını dök ortaya
geride bir şey kalmasın
korkunu yen katıl bu savaşa ve hatırla
sen bir insansın

Felâh tarafından söylenen insan adlı şarkının sözleri.

herşeyin bi nedeni vardı en çok kalbin ağrısıydı
dizlerimde yarası kabuk bağlamış çocukluk anı
pes eder mi sevgiler düşerse uykular rüyadan
al yanaklarında kurudu ıslanırken yağmur altı
artık istemiyorum bıktım zor gelir nefes alırsam az gelir yaşam mı dersin yok yerim
köşeme çekilipizlediğim eski kokulu hatıralar iz bıraktı istifade his kazandı resti çektin sen kazandın
ben söz aldım gidiyorum ve biliyorum ben sözde kaldım
istediğime varamıyınca düşlerimde yer azaldı
sen mi fazla ? ben mi azdım ? ters giden bişey mi vardı ?
yolcularımı uğurlarken geriye sade ben mi kaldım ?
parçalarımı topladım ve kırdım tekrar ateşe attım
can sıkıldı onumu andım yinemi sensin ey vedasız
sorgusuzca unutulan hayatım ellerimde kaldı
can sıkıldı omudur kaybım yinemi gittin sen vedasız
bir nefes alır ötekini verir insan çalma hakkımı biraz insaf et
bazı gülenlerin gözleri ağlar derdimi gör biraz ikna et
kendine küsmüş bir süre bağlar yaptığı herşeyi kendine saklar
gözleri dolmuş kalpleri sakin herşey uzağıma bir sürü derdi
bir dilek tut içinde aşkı ap açık belirt
gözlerimiz hüzün dolsun kederlerle ilgili
yolcularken gideni, dur kal yerinde gizli gizli
arkasından ağla yol bitince dünyan yerle bir
neresi doğru nerde sevenin aşkı yok mu oldu nereye doğru gidilir baktığında arkasından
herşey kapalı zihnin açık oraya buraya sallanan o ellerin bitap düşer uzak durunca taptığın..
bak gözümde parçalandı sevdiklerimin hasreti
karışık olduğum zamanlar bozulur aklın dengesi
kefeni giymiş ölüden yaşama dönme beklentisi gibi
gelmesende hiç bir zaman felahın seni beklemesi
gözlerimde aynı tutku sözlerim bi hayli durgun gittiğin günden buyana hiç konuşmayıp sustum
ellerimde titrer yüzüm donuk bugün konuk rapim paranormal değişmedi hala çocuk
bir nefes alır ötekini verir insan çalma hakkımı biraz insaf et
bazı gülenlerin gözleri ağlar derdimi gör biraz ikna et
kendine küsmüş bir süre bağlar yaptığı herşeyi kendine saklar
gözleri dolmuş kalpleri sakin herşey uzağıma bir sürü derdi

Impala tarafından söylenen insan adlı şarkının sözleri.

sen zalimsin insan
seni sevmiyorum
eğer olmasaydın her şey düzeninde gidecekti zaten
sen bozdun insan
ve sonra da düzeltmeye çalıştın
keşke hiç bozmasaydın insan
keşke hiç olmasaydın
dün köleydi insan bugün gene aynı
öldürüldü insan bugün gene aynı bakma
kalem kağıda döktüğümüz yapmacık o gözyaşına
gerçekleri yaşayan bilir bize surat asma
öldürüldü insan söndürüldü gözündeki inanç
öldürüldü sevgi döndürüldü özündeki aşk
böldürüldü birbirine dolduruldu boş mezar
bitmek bilmedi içindeki hırs içindeki telaş
ağlıyordu insan dün sevdiğinin arkasından
bugün gülüyor olan bitene televizyon karşısından
saçmalıkla dolu inan kaçmadık da noldu
şimdi geriye doğru git ve oyuna başla en başından
yıllar önce buldu adam kağıttan bi dünya
para koydu adını sözde kolaylaştı dünya
bilemezdi istemeden nelere yol açtığını
o günden sonra çocuklar için satılıktı rüya
acımasızdı insan oysa acınacak haldeydi
kim haklı kim haksız telaşına düşmeseydi
belki biraz ilerlerdi teknoloji gelişse de
kalpler gene aynı bugün hiç bi duygu değişmedi
aynı hırs ve aynı öfke aynı hızla devam öyle
selam söyleyin de devam etmeyelim böyle
çünkü iyiye doğru gitmiyoruz fark edin ve
şimdi kaldır elini havaya eyo rap benimle ben sizinle
madem ki ölecektin insan...
neden geldin bu dünyaya ?
madem ki öfkeliydin insan...
neden vurdun ağlayana ?
madem ki duymuyordu kulakların...
neden bizden bekledin cevapları ?
madem ki özlüyordun insan...
neden öldürdün geçmişini ?
neden ?
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Insan Ticareti

İnsan ticareti ya da İnsan kaçakçılığı, maddi kazanç için (zorla çalıştırma, fuhuş, organ ticareti) insanların yasa dışı biçimde ticaretinin yapılması.

Insan Hakları

İnsan hakları, ırk, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu haklardan yararlanmak bakımından vatandaş ve yabancı arasında fark yoktur. Diğer yandan insan hakları terimi bir ideali içerir. Bu terimi kullananlar, bu alanda olanı ...

Insan Oğlu

Bu sayfada işlenen İnsan türünün biominal adı Homo Sapiens 'tir.

Insan Vücudu

İnsan vücudu, insanın bütün fiziksel ve kimyasal organizmasından oluşan yapısıdır. Vücut, insan sağlığının maddesel parçasıdır; insan varlığının korunması ve soyun sürekliliği için birbiriyle uyarlı biçimde çalışan öğelerden oluşmuştur.

İnsan Klonlama

Klonlama, bilim tarihinde en çok tartışılan çalışmalardan biri olmayı başardı. Bazı bilim adamları klonlamanın insanlık için büyük bir gelişme olduğunu ileri sürerken, bazıları da bu çalışmaları insanlık ayıbı olarak görüp, kesinlikle engellenmesi gerektiğini ...

İnsan Davranışları

Davranışlarımızı kaba bir sınıflamaya tabi tutarsak özde iki tür davranış biçimi ile karşılaşırız. Bunlardan ilki UT (uyarım-tepki/ SR) davranışlarıdır ve özgür seçim içermez. Yani ahlakın konusunu oluşturmazlar. Açarsak; dengeleme (homeostatik) , refleks , içgüdü ...

İnsan Üstücülük

Uebermensch Üstün insan...

İnsan Yayınları

İnsan Yayınları, 1984 yılında İstanbul'da kurulmuş bir yayınevidir. 23 farklı dizide 400 civarında kitap yayınlayan yayınevi, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından "Yılın Yayıncısı" seçilmiştir.

İnsan Hakları Sözleşmesi

5 Mayıs 1949’da Londra’da kurulan Avrupa Konseyi Statüsü’nün başlangıcında, kişisel özgürlük, siyasal özgürlük ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanıldığı belirtilmekteydi. Bu çerçeve içinde Avrupa Konseyi üyeleri 4 Kasım 1950’de Roma’da “İnsan Hakları ...

İnsan Tapınağı Tarikatı

İnsan Tapınağı (People's Temple)Aslında küçük ve etkisi olmayan bir dini grup olmasına karşılık 1978 de Guyana'daki Jonestown kentinde 918 üyesinin "İnsan Tapınağı"nın da siyanürlü portakal suyu içerek toplu intihar etmelerinden sonra dünya tarafından tanınan bir kült ...

Ay'a Giden Ikinci Insan

Ay'a ayak basan ikinci insan Edwin "Buzz" Aldrin. Apollo 11 uzay aracı ile 20 Temmuz 1969 tarihinde Ay'a ayak basan ilk insan ise Neil Armstrong'dur. Neil Armstrong'un Ay'a ayak basmak ile ilgili olarak söylediği "Benim için ufak bir adım, fakat insanlık için büyük bir" sözü, 20.

Üst-insan

Üst-insan, (Almancası Übermensch) Nietzsche'nin geliştirdiği, yapıtlarında kullandığı ve özellikle Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı kitabında açık bir şekilde tanımladığı felsefi terimlerden birisidir.Nihilizm ve güç istenci kavramlarıyla ilişkili bir kavramdır.

Avrupa İnsan Hakları Divanı

AVRUPA İNSAN HAKLARI DİVANI Alm. Menschenrechtsrat Europas, Fr. Conseil Européen des droits humanis, İng. European human rights council. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle kurulan milletlerarası mahkeme. Avrupa Konseyinin yargı organı olan Avrupa İnsan Hakları Divanı, 1959 yılında ...