Aurelian

Lucius Domitius Aurelianus (9 Eylül 214–Eylül 275), Aurelian olarak bilinen ve 3. yüzyıl sonu - 4. yüzyıl başında (270–275 arası) Roma İmparatorluğunun gücünü tekrar toparlamasına yardım eden birkaç başarılı "asker imparator"dan ikincisi olan Roma İmparatoru.
Saltanatı sırasında, on beş yıl süren ayaklanmaların ardından, topraklarının üçte ikisini kendisinden ayrılan impatatorluklara ( Doğuda Palmyra İmparatorluğu ve Batıda Galya İmparatorluğu) kaptıran ve barbar işgalleriyle harap olan imparato

Aurelian

Hükümdar | adı = Aurelian | başlık = Roma İmparatoru | resim = AURELIANO.JPG | altyazı = Aurelian Büstü | hüküm süresi =9 Eylül 270–Eylül 275 | tahta geçmesi = | diğer ünvanları = | tam adı = Lucius Domitius Aurelianus | önce gelen = Quintillus | sonra gelen = Marcus Claudius Tacitus | varisi = | kraliçe = | gözdesi = | eş 1 = Ulpia Severina | eş 2 = | eş 3 = | eş 4 = | eş 5 = | eş 6 = | çocukları = | hanedan = | resmi marşı = | babası = | annesi = | doğum tarihi = 214 | doğum yeri = | ölüm tarihi = Eylül 275 | ölüm yeri = Çorlu | defin tarihi = | mezar yeri = |

Lucius Domitius Aurelianus<ref>Onursal ve zafer ünvalarıyla birlikte tam adı; ``Imperator Caesar Lucius Domitius Aurelianus Augustus, Germanicus Maximus, Gothicus Maximus, Parthicus Maximus, Restitutor Orientis, Restitutor Orbis``.</ref> (9 Eylül, 214&ndash;Eylül 275), Aurelian olarak bilinen ve 3. Yüyıl sonu - 4. Yüzyıl başında (270&ndash;275 arası) Roma İmparatorluğunun gücünü tekrar toparlamasına yardım eden bir kaç başarılı "asker imparator"dan ikincisi olan Roma İmparatoru.

Saltanatı sırasında, on beş yıl süren ayaklanmaların ardından, topraklarının üçte ikisini kendisinden ayrılan impatatorluklara (Doğuda Palmyra İmparatorluğu ve Batıda Galya İmparatorluğu) kaptıran ve barbar işgalleriyle harap olan imparatorluğu, yeniden tamamen birleştirdi. Başarısı, İmparatorluğun 3. Yüzyıl krizlerinin sonu olmuştur.

Yükselişi



Aurelian Dacia ripensis ya da Sirmium`da pek tanınmayan bir ailede (Pannonia) doğmuştur,<ref>Eutropius (9,13,1), Dacia ripensis`de doğduğunu söyler; ``Historia Augusta`` ise (``Aurelianus`` 3,1) Sirmium ya da Dacia ripensis`de doğduğu tezini destekler ancak yine de kökeninin (``Aurelianus`` 3,2); Aurelius Victor (``Epitome de Caesaribus``, xxxv,1) Daçya ve Makedonya arasındaki Moesia olduğu iddialarını aktarır.</ref> ve babası, tüm aileye adını vermiş olan Aurelius adında bir senatördür.<ref name=victor>Aurelius Victor</ref> Aurelian bir kaç savaşta general olarak görev yaptı ve başarıları ile sonunda İmparator Gallienus`un sağ kolu ve ordusunda ``dux equitum`` (Süvari komutanı) oldu. 268`de, Aurelian`ın süvarileri Gotların en güçlü süvari birliği ile Naissus Savaşı`nda karşılaştı ve Hannibal zamanından beri Roma topraklarına yönelik en korku verici işgale son verdi. Kaynaklara göre Aurelian, Gallienus`un 268 yılında öldürülmesine iştirak etmişti ve taht için Claudius II`yi desteklemişti.<ref>Aurelius Victor, xxxiii,21. Diğer kaynaklar ise, Aurelian`ın Gallienus`u karşı yapılan bu komplonon içinde olduğuna dair bir delil sunmazlar.</ref>

İki yıl sonra Claudius öldüğünde, kardeşi Quintillus senaton`nun desteği ie tahta çıktı. 3. Yüzyıl Krizleri`nde rastlanan tipik bir tepki olarak, ordu yeni imparatoru tanımayı reddetti ve bunun yerine kendi komutanlarını desteklemeyi terih ettiler. Aurelian, 270 yılının Eylül ayında, Sirmium`daki Roma Lejyonları tarafından imparator ilan edildi. Aurelian, Quintillus`un birliklerini bozguna uğrattı ve Quintillus`un ölümünün ardından senato trafından imparator olarak tanındı. Aurelian`ın, taht için Claudius tarafından hasta yatağında seçildiği iddiaları<ref name=zonaras>Zonaras.</ref> propaganda olarak reddedildi;sonradan; belkide 272 yılında Aurelian, Claudius`un ölüm gününü ``dies imperii`` olarak koydu, böylece üstü kapalı olarak Quintillus`un bir isyancı olduğu ima edildi.<ref name=korner>Korner.</ref>

Güvenlik sağlandıktan sonra, dikkatini Roma`nın en büyük problemi olan son yirmi yılda kaybedilmiş topraklara ve ``res publica`` nın reforme edilmesine verdi.

Fatih ve Reformcu



thumb|300px|left|Aurelian, bir ordu komutanıydı ve saltanatı sırasında lejyonların sadakatini korumaya çalıştı; bu sikke <small>CONCORDIA MILITVM</small>, "askerler arasındaki uyum"`u kutlamak için bastırılmıştır. Bir ironi olarak, ölümü Muhafızlar`ın elinden olmuştur.]

248 yılında, İmparator Arap Philip Roma şehrinin bininci kuruluş yıl dönümünü muhteşem ve pahalı törenler ve oyunlarla kutladı, ve imparatorluğa muazzam bir kendine güven kanıtı sundu. Ertesi yıl,her nasılsa, İmparatorluk dış düşmanların ağır baskısı altına girerken aynı zamanda çok sayıda isyancı zorba nedeniyle devletin gücünü zayıflıyor bu da imparatorluğu tehlikeli bir iç savaş tehdidi ile karşı karşıya bırakıyordu. Aynı zamanda, devletin ekonomik olarak alt yapısını oluşturan tarım ve ticaret istikrarsızlığın neden olduğu bozulma nedeniyle gittikçe daha kötüye gidiyordu. Sonuç olarak, imparatorluk 260 yılında İmparator Valerian`ın kuşatma rüzgarına karşı koyacak durumda değildi; doğu eyaletleri kurtarıcıları olarak Suriye eyaletindeki Palmyra kenti yöneticisini bulmuşlar ve Roma imparatorluğundan ayrı bir oluşum olarak Palmyra İmparatorluğu adı altında pers tehlikesine karşı başarıyla mücadele etmişlerdi; Ren hattının batısındaki eyaletler ise Roma toprakları içindeki üçüncü otonom devlet olan ve Galya İmparatorluğu olarak adlandırılan devleti oluşturmuşlardı. Roma`daki imparator ise, iç tehditler ve İtalya ve Balkanların savunmasıyla meşuldü. Bu, Gallienus ve Claudius`un karşı karşıya kaldıkları durumun özetiydi ve şimdi sıra henüz saltanatını başında olan Aurelian`daydı.<ref>Watson, s. 23.</ref>

İmparatorluğun yeniden birleşmesi



Yeni imparator ilk iş olarak Roma toprakları üzerinde kendi konumunu güçlendirmeyi amaçladı. 270 yılı sonlarında Aurelian, Vandallar, Juthungi ve Sarmatyalılar`ı Roma topraklarından kovmak için Kuzey İtalya`ya sefer düzenledi. Bu zaferleri kutlamak için Aurelian, ``Germanicus Maximus`` ünvanına kefil oldu.<ref>Zosimus, 1,48f.; Eutropius; Dexippus, FGrH IIA 460 F7; ``Historia Augusta - Aurelianus`` xxi,1-3 ve xviii,2.</ref>

İmparatorun otoritesine, Septimius, Urbanus, Domitianus, ve imparatorluktaki emniyetsizlik duygusunu ve ordunun Roma siyaseti üzerindeki ezici etkisini kullanmaya çalışan Felicissimus ayaklanması gibi Roma isyancıları tarafından bir kaç kez meydan okundu. Tecrübeli bir komutan olarak Aurelian, ordunun öneminin farkındaydı ve sikkelerinden bilinen propagandalarının da gösterdiğine göre, Lejyonların desteğini sağlamaya çalışmıştı.<ref name=korner />

Alamanni`lerin bozgunu



Her nasılsa, Kuzeyli Barbarların neden oldukları sıkıntı henüz sona ermemişti. 271`de, Alamanni`ler İtalya`ya doğru harekete geçerek Padan ovasından ülkeye girerek köyleri yağmaladılar; Po Nehri`ni geçerek Placentia`yı işgal ettiler ve yüzlerini Fano`ya çevirdiler. O sırada Vandallar`ın geri çekilmelerini kontrol etmek için Pannonia`da bulunan Aurelian, hemen İtalya`ya girdi ancak ordusu Placentia Savaşı`nda bozguna uğradı (Ocak 271). Bozgun haberi Roma`ya ulaştığında, barbarların geleceği korkusu büyük bir paniğe neden oldu. Ama Aurelian, Metaurus Nehri yakınlarındaki Alamanni kampına saldırarak onları Fano Savaşı`nda yendi ve Po nehrinin gerisine çekilmek zorunda bıraktı. En sonunda Aurelian, onları Pavia Savaşı`nda bozguna uğrattı. Bu sebeple kendisine ``Germanicus Maximus`` ünvanı verildi. Her halukarda, Germen halklarının tehdidi Romalılarca hissedilecek kadar yüksek kaldı ve bu sebeple, Aurelian sorunu Roma`nın etrafına Aurelian Duvarları olarak da bilinen duvarlarla çevirttirerek çözmeye çalıştı. <ref>Watson, pp. 51-54, 217.</ref>

thumb|200px|``Porta Asinara``, Duvarları`nda bir kapı.]

İmparator Lejyonlarının yönünü Balkanlara çevirdi ve Tuna`nın ötesinde Gotları yenerek bozguna uğrattı, liderleri Cannabaudes`i öldürdü ve ``Gothicus Maximus`` ünvanını aldı. Her nedense, Tuna`nın kuzey kıyılarındaki Daçya eyaletini, savunmasının çok zor ve pahalı olduğu iddiasıyla terk etmeye karar verdi. Bu eyaletin yerine, Tuna`nın güneyindeki eski Moesia eyaleti sınırları içinde başkenti Serdica olan ``Dacia Ripensis`` adında yeni bir eyalet oluşturdu.<ref>Watson, pp. 54-55.</ref>

Palmyra İmparatorluğunun fethi



thumb|left|300px|Güneş tanrısı olarak kişiselleştirilen Aurelian`ın Palmyra İmparatorluğunu yıkması ve <small>ORIENS AVG</small>, Augustus`un parlayan güneşini kutlaması.

272 yılıyla birlikte Aurelian dikkatini kaybedilen Doğu topraklarında kurulmuş, "Palmyra İmparatorluğu" olarak bilinen ve Palmyra kenti Kraliçesi Zenobia tarafından yönetilen devlete verdi.<ref>Palmyra İmparatorluğuna karşı savaş, Zosimus, 1,50,1-1,61,1, ve ``Historia Augusta``, ``Aurelianus``, 22-31. tarafından aktarılır.</ref> Zenobia, kendi imparatorluğunu Suriye, Filistin, Mısır ve Küçük Asya topraklarının büyük bir bölümünü içine alan parçalara ayırmıştı. Başlangıçta, her ne kadar Zenobia`nın oğlu Vaballathus ``rex`` ve ``imperator`` ("kral" ve "yüksek askeri komutan") ünvanlarını almış olsa da Aurelian imparator olarak tanınmıştı ancak Aurelian, yeterince güçlendiğini hissettiği anda Doğu eyaletlerini işgal etmeye karar vermişti.

Küçük Asya kolayca kuşatıldı ancak Byzantium ve Tyana (şimdi Kemerhisar) ona teslim olmamak için biraz direnç gösterdi. Tyana kentinin düşüşü kendi başına bir efsane haline geldi; Aurelian kendisine karşı koyan şehirleri yerle bir ediyordu ancak çok saygı duyduğu 1. yüzyıl filozoflarından Tyana`lı Apollonius`u rüyasında gördüğünden dolayı Tyana kentini bağışlamıştı. Apollonius, rüya`da:"Aurelian, yönetmek arzusundaysan masumların kanını dökmekten uzak dur! Aurelian, fatih olmka istiyorsan, merhametli ol!" demişti. Sebep her ne olursa olsun Aurelian, Tyana kentini bağışladı. Bu bir çok kentin İmparatorun intikam peşinde olmadığı fikrine kapılmalarına yardımcı oldu. Orduları Altı ay içinde, Kraliçeleri Zenobia Sasani İmparatorluğu`na kaçmayı denediğinde teslim olan Palmyra kenti kapılarına dayanmıştı. Artık "Palmyra İmparatorluğu" yoktu. Nihayetinde Zenobia ve oğlu esir alınmış ve onun Roma`daki zafer geçişi sırasından caddelerde yürümek zorunda bırakılmışlardı. Persler ve Mısırdaki isyancı Firmus ile yapılan bir kaç çatışmadan sonra 273 yılında şehrin tekrar ayaklanması üzerine Palmyra`ya dönmek zorunda kaldı. Aurelian Bu defa askerlerine şehri yağmalama izni verdi ve Palmyra bu yağmadan sonra bir daha ayağa kalkamadı. Bu olaydan sonra ``Parthicus Maximus`` ve ``Restitutor Orientis`` ("Doğunun Yeniden Kurucusu") ünvalarını aldı.<ref name=korner />

Galya İmparatorluğunun fethi



274 yılında, muzaffer İmparator dikkatini tekrar batıya, Claudius II tarafından zaten kısmen zayıflatılmış olan "Galya İmparatorluğu" na verdi. Aurelian, bu seferi büyük ölçüde diplomasi ile kazandı; "Galya İmparatoru" Tetricus tahtı terk ederek İmparatorluğun Galya ve Britanya`ya geri dönmesinin yolunu açmak niyetindeydi ancak açıkça Aurelian`a teklif edememişti. Bunun yerine, göründüğü kadarıyla ikisi birlikte bir plan yapmış, ordular Chalons-en-Champagne`da karşılaştığında Tetricus, hemen Roma ordu kampına kaçmış ve Aurelian karşısına çıkan Galya ordusunu kolaylıkla bozguna uğratmıştı. Tetricus, bu plandaki rolü nedeniyle İtalya`da yüksek dereceli bir pozisyonla ödüllendirildi. Aurelian Roma`ya döndü ve Senato`dan son onursal ünvanı olan ``Restitutor Orbis`` ("Dünya`nın Yeniden Kurucusu") ünvanını aldı. Dört yıl içinde imparatorluğun tüm sınırlarında güvenliği sağladı, imparatorluğa yeniden birleştirdi ve ona 200 yıl sonra sona erecek yeni bir başlangıç şansı verdi.

Islahatları

Aurelian bir reformcuydu ve İmparatorluğun yönetimsel organlarının fonksiyonlarını ekonomi ve din de dahil yeniden düzenledi. Ayrıca bir çok kamu binasını tamir ettirdi, yiyecek rezervlerinin yönetimini yeniden organize etti, en önemli mallarda fiyatları sabitledi ve görevlerini suistimal eden Kamu çalışanlarını hakkında kovuşturma açtırdı.

Dinsel reformlar



Aurelian, güneş tanrısı Sol ya da Oriens`in konumunu ve Roma pantheon`undaki tanrısallığını güçlendirdi. Niyeti, İmparatorluktaki tüm sivil ya da askerlerin, doğulu ya da batılıların kendi tanrılarına ihanet etmeden inanabilecekleri tek bir tanrı inanışı sunabilmekti. Bu kültün merkezi, Roma kentinde 271`de inşaa edilen ve muhteşem dekorasyonu Palmyra İmparatorluğu`ndan elde edilen ganimetlerle finanse edilen yeni tapınak ``Campus Agrippae`` idi.

Aurelian, diğer dinden insanları cezalandırmadı. Her halukarda, göründüğü kadarıyla kısa saltanatında, Diocletian tarafından da tam olarak kabul edilen "tek tanrı, tek imparatorluk" prensibini takip etmişti. Yine bazı sikkeleri üzerinde bulunan ``deus et dominus natus`` ("Tanrı ve kral olarak doğan") ibaresi yine Diocletian tarafından da benimsenmiştir. Lactantius, eğer yeterli zamanı olsaydı Aurelian`ın tüm diğer tanrıları yasa dışı ilan edeceğini iddia eder.

Felicissimus`un isyanı ve sikke reformu



Aurelian`nın saltanatı sadece darphane işçilerinin ayaklanmasını kaydeder. Roma`daki darphane ustası ``Rationalis`` Felicissimus, Aurelian`a karşı ayaklandı. İsyana, aslında darphane işçileri ve sikke yapımında kullanılan gümüşleri çalan ve düşük kalitede sikke üreten darphane ustası Felicissimus neden olmuştu. Aurelian bu düzeni bozmak istemiş ve Felicissimus`u mahkemeye çıkartmıştı. ``Rationalis``, darphane işçilerini isyana teşvik etmişti; isyan sokaklara sıçramıştı ve bu durumda da Felicissimus hemen öldürülmüş ya da idam edilmiş olmalıdır. Mısır`daki Palmirene isyanı, büyük ihtimalle Roma`nın tahıl tedariğini azaltmış bu da halkın imparatora olan saygı ve sevgisinin azlamasına neden olmuştur. Bu isyan aynı zamanda, büyük olasılıkla Quintillus`ın seçiminde onu desteklemiş olan bazı senatörlerin desteğini de almış böylece Aurelian`dan korkacak bir şeyleri olmuştur. Aurelian, imparatorluk ordusundan bazı birliklerde güçlendirilmiş olan şehir Kohort`larına isyancı çetelere saldırılmasını emretmiştir: bunun sonucu Caelian tepesi`ndeki savaş, isyanın sonunu belirlemiştir (bazı kaynaklarda, ölü sayısı muhtemelen biraz abartılı olmakla birlite 7,000 olarak verilir). İsyancıların bir çoğu idam edilmiş, aynı zamanda bazı isyancı senetörler ölüm cezası verilmiştir. Roma darphanesi geçici olarak kapatılmış ve yeni kurulan bir kaç darphane ile birlikte imparatorluğun ana darphanesi hakimiyetini kaybetmiştir.<ref>Watson, pp. 52-53.</ref>

Aurelian`ın sikke reformu, içinde %5 gümüş bulunan ``antoninianii`` sikkelerinin takdimini içerir. Üzerinde, <small>XXI</small> işareti (ya da Yunan sayısal sistemine göre <small>KA</small>) bulunan ve bu sikkelerden yirmi tanesinin eski gümüş sikke ``denarius`` ile aynı miktarda gümüşe sahip olduğunu anlatan bir ibare bulunur.<ref>Watson, s. 130. Sonraki imparatorlar Tacitus ve Carus zamanında, bu sikkeler üzerine <small>XI</small> ya da <small>IA</small> işareti konularak alaşımında %10 gümüş bulununduğu ima edilmiştir.</ref>

Ölümü

thumb|left| Severina, Aurelian`ın karısı ve 274`den sonra ``Augusta``. ``mater castrorum et senatus et patriae`` ünvanının taşıyıcısı ve tipik bir Severus hanedanı kadınıdır. Severina, belki de Aurelian`ın ölümü ile Tacitus`un seçilmesi arasındaki sürede imparatorluğu yönetmiş ve böylece kendi gücüyle yönetimde bulunan ilk ve tek Roma İmparatoriçesi olmuştur.]

275 yılında, Aurelian Sasanilere karşı yeni bir sefer hazırlığı için Küçük Asya`ya hareket etti. Kral Shapur I`in 272 de ölümü ve oğlu Kral Hormizd I`in 273 de tahttan çekilmesinden sonra zayıf yönetici Bahram I`in güç olarak yükselmesi, Sasani İmparatorluğuna saldırmak için ortamı uygun hale getirmişti.

Aurelian, yolu üzerindeki Galya`da muhtemelen Tetricus`un memurlarından ya da isyancılarından biri olan Faustinus`a karşı başlayan bir ayaklanmayı bastırdı ve barbar yağmacıları Vindelicia`da (Almanya) bozguna uğrattı.

Her halukarda Aurelian, Küçük Asya`ya geçmek için Trakya`da beklerken bir suikats sonucu öldürülmesi nedeniyle Pers topraklarına asla ulaşamadı. Bir yönetici olarak Aurelian, ahlaksız subayların ya da askerlerin cezalandırılması konusunda oldukça sertti. Aurelian sekreterlerinden birisi (Zosimus, Eros olduğunu aktarır) basit bir şey için yalan söyler. İmparatorun yapabileceklerinin korkusu ile güya imparator tarafından hazırlanan ve üzerinde idam edilecek yüksek dereceden subayların işaretlenmiş adlarının bulunduğu sahte bir belge hazırlar ve bu belgeyi Aurelian`ın düşmanlarına verir. ``notarius`` Mucapor ve yüksek dereceden Praetorian Muhafız subayları, imparatorun onları cezalandıracağı korkusu ile Aurelian`ı 275 yılının Eylül ayında Trakya`da Caenophrurium kentinde öldürürler.

Aurelian`ın senato`daki düşmanları kısa süre sonra senatodan imparator için ``Damnatio Memoriae`` uygulanması kararını geçirtirler ancak bu karar yıl bitmeden geri alınır ve Aurelian tıpkı selefi Claudius gibi ``Divus Aurelianus`` adıyla tanrılaştırılır.

Aurelian`ın karısı ve 274 yılından itibaren ``Augusta`` ünvanı taşıyan Ulpia Severina, söylenenlere göre Marcus Claudius Tacitus`un imparator seçilmesine kadar geçen iki imparator arası sürede imparatorluk yetkilerini eline almış ve imparatorluğu tek başına yönetmiştir. <br clear=all/>

Notlar

<div class="references-small"><references/></div>

Kaynaklar

Birincil kaynaklar

İkincil kaynaklar

  • cite journal | author = Christian Körner | date = 20-07-2001 | title = Aurelian | journal = De Imperatoribus Romanis | url = http://www.roman-emperors.org/aurelian.htm | accessdate = 2006-11-04
  • Pat Southern, The Roman Empire from Severus to Constantine (Severus`tan Konstantin`e Roma İmparatorluğu), 2001, Routledge, ISBN 0-415-23944-3, s. 125
  • Alaric Watson, Aurelian and the Third Century (Aurelian ve 3. yüzyıl), 1999, Routledge, ISBN 0-415-07248-4


Ek okumalar

  • John White, Restorer of the World: The Roman Emperor Aurelian (Dünyanın restoratörü: Roma İmparatoru Aurelian), 2005, Tempus Publishing , ISBN 1-86227-250-6


Linkler

commonscat|Aurelianus

Kaynak wiki |url=http://en.wikipedia.org/wiki/Aurelian |tarih=21 Mayıs 2007 |dil=İngilizce |madde=Aurelian

başlangıç kutusu sıra kutusu| önce = Quintillus | başlık= Roma İmparatoru | yıllar= 9 Eylül 270&ndash;Eylül 275| sonra= Marcus Claudius Tacitus bitiş kutusu Roma İmparatorları

Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara

Yanıtlar