Barton Fink

Kısaca: ''Barton Fink'', Coen Kardeşler'in yazdığı, yönettiği ve yapımcılığını üstlendiği 1991 ABD yapımı film. 1941'de geçen filmin başrollerinde, Hollywood'daki bir film stüdyosu için senaryo yazmak üzere işe alınan New York'lu oyun yazarını canlandıran John Turturro ile yazarın kalmakta olduğu harap durumdaki Hotel Earle'de yan komşusu olan sigorta satıcısını canlandıran John Goodman yer alır. ...devamı ☟

Barton Fink
Barton Fink

Barton Fink, Coen Kardeşler'in yazdığı, yönettiği ve yapımcılığını üstlendiği 1991 ABD yapımı film. 1941'de geçen filmin başrollerinde, Hollywood'daki bir film stüdyosu için senaryo yazmak üzere işe alınan New York'lu oyun yazarını canlandıran John Turturro ile yazarın kalmakta olduğu harap durumdaki Hotel Earle'de yan komşusu olan sigorta satıcısını canlandıran John Goodman yer alır. Coenler bu filmin senaryosunu, başka bir filmleri olan Miller's Crossing'in yazımında yaşadıkları bir çıkmaz sırasında, üç haftalık bir dönemde yazdı. Miller's Crossing tamamlandıktan hemen sonra Coenler Barton Fink'in çekimlerine başladı. Filmin ilk gösterimi Mayıs 1991'de Cannes Film Festivali kapsamında yapıldı. Film Altın Palmiye'nin yanı sıra En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu (Turturro) ödüllerini de kazandı. Dünya genelinde eleştirmenlerden olumlu yorumlar almasına ve Akademi Ödülleri'nde 3 dalda aday gösterilmesine rağmen film, tahmini bütçesinin ancak üçte ikisi olan 6 milyon dolar civarında hasılat elde etti. Barton Fink'teki iki baskın tema, yazarlık süreci ve eğlence prodüksiyonları kültürüdür. Filmde Hollywood dünyası ile Broadway dünyası arasındaki zıtlıklar gösterilir. Ayrıca filmde yüksek kültür ile alçak kültür arasındaki yüzeysel farklar irdelenir. Filmde yer alan diğer temalar ise şunlardır: faşizm ve II. Dünya Savaşı; eğlence endüstrisindeki iş koşulları ve kölelik; entelektüellerin "sokaktaki adam" ile nasıl ilişki kurdukları. Barton Fink'te yer alan unsurların çeşitliliği sebebiyle film, herhangi bir türe doğrudan dahil edilemez. Bu yüzden film, kara film, korku filmi, Künstlerroman ya da buddy film olarak değerlendirilmiştir. Öykünün gelişiminde Hotel Earle'in yarattığı hissiyat önemli yere sahiptir, bu sebepten otelin tasarımı için ayrıntılı bir çalışma yapılmıştır. Holywood'un parlak ve el değmemiş mekanlarıyla, özellikle de

Jack Lipnick

'in eviyle Fink'in yaşamını sürdürdüğü mekanlar arasında kesin bir tezat bulunur. Fink'in odasının duvarında asılı olan tek resim plajdaki bir kadını gösterir. Barton'ın dikkatini çeken bu resim, filmin final sahnesinde yeniden ortaya çıkar. Bu resimle birlikte filmde yer alan birçok unsur, özellikle de Charlie'nin Fink'e verdiği gizemli kutu, sembolizmle yüklü olsa da, eleştirmenler bu unsurların anlamları konusunda farklı düşüncelere sahiptir. Coenler filme özellikle dahil edilmiş bazı sembolik unsurları açıklasalar da, filmin bütünsel bir mesajı yaymaya çalıştığını reddetmiştir. Filmde birçok gerçek olaya ve kişiye, örneğin yazarlar Clifford Odets ve William Faulkner'e göndermeler bulunur. Barton Fink ve W.P. Mayhew karakterleri genel görüşe göre bu kişilerin kurgusal temsilcileridir, ancak Coenler'e göre arada çok önemli farklar da bulunmaktadır. Ayrıca Coenler Louis B. Mayer gibi film endüstrisinin duayenlerinin parodisini yaptıklarını kabul etmiş, ancak Fink'in Hollywood'da yaşadığı acıların kendi gerçek deneyimlerini yansıttığını reddetmişlerdir. Barton Fink'te daha önceki birçok eserin etkileri görülür. Bunların arasında Roman Polanski'nin filmleri, özellikle de Repulsion (1965) ve The Tenant (1976) vardır. Filmde etkisi olan diğer eserler, Stanley Kubrick'in Cinnet ve Preston Sturges'ın Sullivan's Travels filmleridir. Film ayrıca William Shakespeare, John Keats ve Flannery O'Connor'ın eserlerine edebi göndermeler içerir. Filmdeki dini göndermeler ise Daniel kitabı, Nebukadnezar ve Batşeba ile ilgilidir. Konu Barton Fink (John Turturro) ilk oyunu Bare Ruined Choirs'in Broadway'deki başarısının keyfini sürmekte olan bir yazardır. Menajeri, Hollywood'daki Capitol Pictures şirketinin film senaryoları yazması için ayda bin dolar teklif ettiğini söyler. Barton tereddüt eder, çünkü Kaliforniya'ya taşınması halinde, odaklanmış olduğu konu olan "sıradan insanlardan" ayrı kalacağından korkmaktadır. Yine de teklifi kabul ederek büyük ve alışılmadık biçimde boş bırakılmış bir bina olan Hotel Earle'e yerleşir. Kaldığı odada da çok fazla eşya yoktur ve döşemelerde durgun renkler kullanılmıştır. Odadaki tek dekorasyon, kumsalda oturup güneşten yüzünü korumak için elini kaldırmış olan bir kadını gösteren küçük bir tablodur. Capitol Pictures'ın patronu

Jack Lipnick

(Michael Lerner) ile yaptığı ilk toplantıda Barton, Earle'e yerleşmesinin sebebinin "daha az Hollywood" olan bir yerde kalmak istemesi olduğunu söyler. Lipnick ise Barton'un sadece yazma yeteneği ile ilgilendiğini söyler ve ona bir güreş filminde görev verir. Ancak odasına geri dönen Barton bir türlü yazmaya başlayamaz. Yan odadan gelen sesler nedeniyle dikkkati dağılır ve şikayet etmek üzere resepsiyonu arar. Gürültünün kaynağı olan komşusu Charlie Meadows (John Goodman) özür dilemek için Barton'ı ziyaret eder ve aralarını düzeltmek için birlikte içmeyi önerir. Sohbetleri sırasında Barton "sıradan insana" duyduğu ilgiyi anlatınca Charlie de sigorta satıcı olarak hayatını anlatır. Daha sonra Barton uyuyakalır ancak sürekli vızıldayan bir sivrisinek yüzünden uyanır. Senaryonun ilk birkaç satırından daha fazlasını yazamayan Barton, yapımcı Ben Geisler'den (Tony Shalhoub) tavsiye ister. Buna canı sıkılan Geisler yazarı öğle yemeğine çıkarır ve başka bir yazarın yardımını almasını emreder. Tuvalete giden Barton, orada kusmakta olan yazar William Preston (W.P.) "Bill" Mayhew (John Mahoney) ile karşılaşır. Senaryo yazımı hakkında kısaca konuşurlar ve o gün daha sonra tekrar buluşmak üzere sözleşirler. Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır. Sekreteri Audrey Taylor (Judy Davis) görüşmeyi daha sonraki bir güne alır ve Barton'a Mayhew ile aşk yaşadıklarını itiraf eder. Sonunda öğle yemeğinde buluşan Barton, Mayhew ve Audrey yazarlık ve içki içme hakkında konuşurlar. Çok geçmeden Mayhew Audrey ile tartışmaya başlar, kadına tokat atar ve sarhoş biçimde yürüyüp gider. Barton'un teselli teklifini reddeden Audrey, Mayhew için aslında üzüldüğünü çünkü adamın "sorunlu" bir kadınla evli olduğunu açıklar. Lipnick ile film hakkında konuşmak üzere buluşmasına bir gün kalan Barton, Audrey'i arar ve yardımını ister. Kadın, yazarı Earle'de ziyarete geldiğinde Mayhew'in birçok senaryosunu aslında kendisinin yazdığını itiraf eder. Ardından muhtemelen birlikte olurlar; Barton bunu daha sonra Charlie'ye anlatacaktır. Ertesi sabah yine sivrisineğin sesi ile uyanan Barton sineği Audrey'in sırtına konmuşken görür ve vurarak öldürür. Kadının buna tepki vermemesi üzerine ona doğru dönen Barton, Audrey'nin vahşice öldürülmüş olduğunu görür. Ancak gece olup bitenleri hatırlayamamaktadır. Dehşete düşer ve Charlie'den yardım ister. Charlie önce karşı koyar fakat sonra cesedi yok eder ve Barton'a polisle konuşmamasını söyler. Görüşmesi sırasında Lipnick'in beklenmedik şekilde yazara destek olmasının ardından Barton yeniden yazmaya çalışır ama çalışması, uzun süre kalmak üzere New York'a gideceğini söylemek için gelen Charlie tarafından yine kesilir. Charlie Barton'a göz kulak olması için bir paket bırakır. Bir süre sonra Barton'ı görmeye gelen iki polis dedektifi Charlie'nin asıl adının Karl Mundt– "Madman Mundt" olduğunu açıklar. Birçok cinayetten aranan bir seri katildir ve kurbanlarını vurduktan sonra başlarını kesip saklamaktadır. Polisler eşgali Audrey'e benzeyen ama başı olmayan bir kadın cesedi bulmuşlardır. Sersemlemiş şekilde odasına geri giren Barton, Charlie'nin bıraktığı kutuyu inceler. Kutuyu açmadan masasının üzerine koyar ve ardından bir oturuşta tüm senaryoyu tamamlar. Daha sonra ünlülerin davetli olduğu bir dansa katılır. Odasına döndüğünde daha önce gelmiş olan iki dedektif içeridedir. Dedektifler yazarı karyolaya kelepçeledikten sonra Mayhew'in de öldürüldüğünü söylerler. Bu sırada Charlie ortaya çıkar ve oteli alevler sarar. Koridorda bağırarak koşan Charlie polisleri bir tüfekle vurur. Koridor yanarken Charlie, Barton ile hayatları ve otel hakkında konuşur, yazarın kelepçeli olduğu karyola başını kırar, ardından Barton'a yazarın Aşağı Manhattan'daki anne babası ve amcasını ziyaret ettiğini söyleyerek kendi odasına çekilir. Barton otelden kutu ve senaryo ile ayrılır. Hemen ailesine telefon eder ama cevap veren olmaz. Son toplantıları sırasında, savaş için ordudaki yedek bir rütbeyi almaya çalıştığı için üniforma giyen ve senaryo konusunda hayal kırıklığına uğramış olan Lipnick, Barton'a "acı çekme hakkında uygunsuz bir senaryo" yazdığı için kızar. Ancak yazarın sözleşmesini sona erdirmeyeceğini ve onu Los Angeles'tan göndermeyeceğini, fakat yazdığı hiçbir senaryoyu da filme almayarak onun başarısızlığı ile dalga geçilmesini sağlayacağını anlatır. Sersemlemiş durumdaki Barton, elinde hala paket olduğu halde plaja gider. Earle'deki odasının duvarındaki resimde yer alan kadına tıpatıp benzeyen br kadınla karşılaşır ve kadın yazarın elindeki kutuyu sorar. Barton kadına ne kutunun içindekileri ne de kime ait olduğunu bildiğini söyler. Kadın resimdeki pozda durur ve film biter. Kadro * John Turturro: Barton Fink * John Goodman: Charlie Meadows * Michael Lerner:

Jack Lipnick

* Judy Davis: Audrey Taylor * John Mahoney: W.P. Mayhew * Tony Shalhoub: Ben Geisler * Jon Polito: Lou Breeze * Steve Buscemi: Chet * David Warrilow: Garland Stanford * Richard Portnow: Dedektif Mastrionotti * Christopher Murney: Dedektif Deutsch * Megan Fay: Poppy Carnahan * Lance Davis: Richard St. Claire * Frances McDormand (listelenmedi): Sahne aktrisinin sesi * Barry Sonnenfeld (listelenmedi): Barton Fink'i çağıran uşak Arkaplan ve senaryonun yazılışı 1989 yılında film yapımcısı Coen Kardeşler, sonunda Miller's Crossing adıyla gösterime girecek olan filmin senaryosunu yazmaya başladı. Öyküdeki farklı konular sonunda çok karmaşık bir hale geldiğinde aradan 4 ay geçmişti ve Coenler yazım sürecinde kaybolmuştu. Bu durum daha sonra bazı biyografi yazarları ve eleştirmenler tarafından yazar tıkanıklığı olarak tanımlasa da Coen Kardeşler bu tanımlamayı kabul etmedi. Joel Coen 1991'deki bir röportajında "Yazar tıkanıklığı çektiğimiz pek doğru değil, ama çalışma hızımız yavaşladı ve biz de Miller's Crossing'den biraz uzaklaşmayı istedik" demişti. Coenler Los Angeles'tan New York'a gittiler ve farklı bir proje üzerinde çalışmaya başladılar.]] Coen Kardeşler, Miller's Crossing'de birlikte çalışmakta oldukları John Turturro için özel olarak yazılmış bir başrolü içeren yeni bir senaryoyu üç hafta içinde tamamladı. Bu yeni film, Barton Fink, büyük ve görünüşe göre terk edilmiş bir otelde geçiyordu. Barton Fink'in yazılışının sorunsuz olduğunu söyleyen kardeşlere göre bunun sebebi belki de Miller's Crossing'den uzaklaşmanın getirdiği ferahlamaydı. Ayrıca öykünün son şekli içlerine sinmişti ve bu yüzden senaryolaştırmaya çabucak geçebilmişlerdi. Film hakkında "Kimi filmler insanın kafasına bir bütün olarak gelir, biz Barton Fink'i geğiriverdik" demişlerdi. Senaryoyu yazarken Coenler ikinci başrolü yine daha önce 1987 tarihli komedi filmleri Raising Arizona'da birlikte çalıştıkları John Goodman'ı düşünerek yarattılar. Charlie isimli bu yeni karakter, Barton'ın oteldeki kapı komşusu olacaktı. Coenler, saptırıcı görevini yerine getiren senaryoyu bir kenara bıraktı: "Barton Fink bir nevi beynimizi yıkadı ve geri dönüp Miller's Crossing'i tamamlayabildik." Miller's Crossing'in yapımı tamamlanınca Coenler Barton Fink için kadro oluşturmaya başladı. Turturro başrolü oynamayı çok istiyordu ve görüşlerini paylaşmak için bir ay Los Angeles'ta Coenlerle kaldı: "Barton'a daha insani bir şeyler getirebileceğimi hissettim. Joel ve Ethan bir miktar katkıda bulunmama izin verdi. Beklediklerinden birazcık daha ileriye gitmeye çalıştım." Yapım Coenler Barton Fink için ayrıntılı resimli taslağı hazırlarken, bir taraftan da yeni bir görüntü yönetmeni aramaya başladılar çünkü ilk üç filmlerinde birlikte çalıştıkları Barry Sonnenfeld kendi ilk yönetmenlik denemesi olan The Addams Family üzerinde çalışmaktaydı. Kardeşler, İngiliz görüntü yönetmeni Roger Deakins'in çalışmalarından, özellikle de 1988 yapımı Stormy Monday filminin iç mekan sahnelerinden etkilenmişlerdi. Deakins'in Sid and Nancy ve Pascali's Island gibi diğer işlerini de izledikten sonra Coenler ona senaryoyu göndererek projeye katılması için davet ettiler. Menajerinin Coenler'le çalışmaması yönündeki tavsiyesine rağmen Deakins onlarla Notting Hill'de bir kahvede buluştu ve kısa süre sonra Barton Fink üzerinde birlikte çalışmaya başladılar. Çekimler Haziran 1990'da başladı ve sekiz hafta sürdü; tahmini toplam bütçe 9 milyon dolar olarak gerçekleşti. Çekimlerin üç haftası, sanat yönetmeni Dennis Gassner tarafından oluşturulan Hotel Earle setinde gerçekleştirildi. Filmin doruk noktasında, otelin koridoruna yayılan büyük bir yangın sahnesi vardı ve Coenler alevleri yapım sonrasında dijital yöntemlerle eklemeyi planlamıştı. Ancak daha sonra gerçek alevler kullanmaya karar verdiler ve Long Beach'teki terkedilmiş bir uçak hangarında ikinci bir set inşa edildi. Duvarların ardına gaz fıskiyeleri yerleştirildi ve alevlerin içeriye kolayca girmesi için duvar kağıtlarında perforaj uygulandı. Goodman koridorda koşarken, yukarıdaki ışık iskelesinde bulunan bir teknisyen tek tek fıskiyeleri açarak Charlie'nin önünde ilerleyen bir yangın olduğu izlenimini yarattı. Her yeniden çekimde bu tesisatın yenilenmesi gerekti ve sahneler arası kısa görüntülerin çekilmesi için de alevlerin olmadığı ikinci bir koridor hazır bulunduruldu. Film yapımcıları meslek birliklerinin üyelik kuralları gereği Coenler'in bir takma isim kullanması gerekti, bu yüzden filmin künyesinde "Roderick Jaynes" ismi yer aldı. Son kurguda, çekilmiş sahnelerin sadece birkaçı dışarıda bırakıldı. Bunlardan biri de Barton'ın New York'tan Hollywood'a taşınma sahnesiydi. Bu çekimler yerine filmde bu geçişi sağlamak için, kayalara vuran dalgalardan oluşan bir görüntü kullanıldı. Ayrıca Hollywood'da stüdyolardaki çalışmaların gösterildiği sahneler de çekilmişti ancak bunlar da çok alışılmış görüntüler oldukları için filmin dışında bırakıldı. Joel'in sözleriyle "otelin acınacak cinsel hayatları olan ve odalarında tek başına ağlayan başarısız gezgin tüccarlarla dolu olduğunu hayal edebilirdiniz." Barton otele ilk vardığında, arkadaş canlısı resepsiyonist Chet (Steve Buscemi) ona "kalıcı mı geçici mi" olduğunu sorar. Barton emin olmadığını ama "süresiz" kalacağını söyler. Oteldeki kalıcı sakinler ile geçici konuklar arasındaki ikilik film boyunca birçok defa, özellikle de otelin "bir gün ya da ömür boyu" şeklindeki mottosunda görülür. Bu fikir filmin sonunda da, Charlie'nin Barton'ı "daktilolu bir turist" olarak tanımlamasıyla yeniden ortaya çıkar. Charlie'nin içeride kalmasına rağmen Barton'ın oteli terk edebiliyor olması, eleştirmen Erica Rowell'a göre filmin öyküsünün aslında yazma sürecinin kendisini temsil ettiğinin kanıtıdır. Rowell'a göre Barton bir öyküyü geride bırakabilen yazarı temsil ederken, Charlie öyküyü terk edemeyen karakteri betimler. Ofisinde ise Lipnick gücünü vurgulayan başka bir şeyi sergilemektedir: Yunan mitolojisinde Olimpos Dağı'ndaki tanrılara savaş açtığı için cezalandırılan titan Atlas'ın heykeli. Özgün senaryoda olayların tarihi olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin II. Dünya Savaşı'na girişinin hemen ardından geçmesi, filmin mekanı üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktı. Coenler bunu şöyle açıkladılar: "Otel sakinlerinin yaşlı, deli ya da fiziksel engelli olmalarını düşünüyorduk, çünkü geri kalan herkes savaşa gitmiş olacaktı. Senaryo geliştikçe bu tema daha geride kaldı ancak yine de bu fikir o dönem içinde kalmamızı sağladı." Filmde II. Dünya Savaşı ile olan bağlantı, filmin sonlarında Lipnick'in albay üniformasıyla ortaya çıktığı sahneye kadar açıkça gösterilmez. Üniforma aslında bir kostümdür ve Lipnick gerçekte orduya katılmamıştır ama yine de kendisinin "küçük sarı piçlerle" savaşmaya hazır olduğunu söyler. Daha önceki bir sahnede ise Barton Capitol Pictures'ın çektiği bir güreş filminden parçalar izlerken çekim tahtasındaki tarih, Pearl Harbor Saldırısı'ndan iki gün sonrası olan 9 Aralık olarak görülür. Daha sonra, senaryosunu bitirişini kutlamak için katıldığı bir USO davetinde, Barton'ın etrafında cepheye gitmek üzere olan askerler vardır.

Resim

Barton'ın otel odasında asılı olan, kumsaldaki bir kadını gösteren resim hem karakter için hem de kamera için bir odak noktasıdır. Barton masasında çalışırken sürekli resmi inceler ve yatağında Audrey'nin cesedinin bulduğunda da gidip resmin yanında dikilir. Filmin sonunda Barton resimdekinin aynısı bir kumsalda, aynı şekilde giyinmiş ve aynı pozda oturmuş gerçek bir kadınla karşılaşır. Kadına güzelliği için iltifat eden Barton, "

Resim

lerde misiniz?" diye sorar ve kızaran kadından "Aptal olma" cevabını alır. Coenler senaryo yazımının erken aşamalarında resmi odadaki önemli unsurlardan biri olarak kurgulamaya karar vermişti. Joel bunu daha sonra şöyle açıkladı: "Amacımınız odada çok az dekorasyon olması, duvarların çıplak kalması ve pencereden hiçbir özelliği olmayan bir manzaranın görünmesiydi. Aslında dış dünyaya açılan tek şeyin bu resim olmasını istedik. Yalıtılmışlık hissi yaratmak için bunun önemli olduğunu düşündük." Filmin sonraki sahnelerinden birinde Barton, Charlie'nin güzel bir takım elbise içinde ve elinde evrak çantasıyla çekilmiş fotoğrafını resmin çerçevesine iliştirir. Charlie'nin bir sigorta satıcısı kıyafeti içindeki bu fotoğrafı ile plajdaki kadının kaçışı akla getiren resminin yan yana oluşu, Barton'ın gerçeklik ve fantezi arasında bir kafa karışıklığı yaşamasına sebep olur. Eleştirmen Michael Dunne bunu şöyle açıklar: "Bu sahnede izleyici Charlie'nin ne kadar 'gerçek' olduğunu merak eder.... Filmin son sahnesinde ise... izleyici kadının ne kadar 'gerçek' olduğunu merak eder. Bu soru başka soruları akla getirir: Fink ne kadar gerçektir? Peki Lipnick? Audrey? Zaten filmler ne kadar gerçektir ki?" Resmin önemi geniş bir spekülasyona da konu olmuştur. Washington Post yorumcusu Desson Howe'a göre filmin son sahnesi, duygusal etkisine rağmen, sadece can alıcı bir bitiş olması için düşünülmüştür. Coen Kardeşler'in filmleri hakkındaki kitap uzunluğundaki eleştirisinde Rowell Barton'ın resme olan saplantısını ironik bulur, çünkü resim alçak kültür kaynaklı iken yazar kendisinin yüksek kültürden olduğunu iddia eder. Rowell'a göre kamera, resme odaklandığı kadar, Barton'ın resme bakarkenki görüntüsüne de odaklanır. Bir noktadan sonra kamera Barton'ı geçip tüm kadrajı plajdaki kadının görüntüsüyle dolduracak şekilde resme yönlenir. Objektif ve subjektif bakış açıları arasındaki bu gerilim filmin sonunda Barton'ın kendini bir nevi resmin içinde bulmasıyla tekrar ortaya çıkar. Eleştirmen M. Keith Booker'a göre son sahne sanat ve gerçeklik arasındaki ilişkiye dair gizemli bir yorumdur. Ona göre birbiriyle tıpatıp aynı bu iki görüntü hayatı doğrudan yansıtan sanat eserlerinin saçmalığına göndermedir. Filmde kadın sanattan doğrudan gerçekliğe geçirilir ve böylece izleyicide kafa karışıklığı oluşturulur. Booker'a göre bu sayede belirsizlik kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Tür Coenler, basitçe sınıflandırılamayacak filmler yapmalarıyla tanınır. İlk filmleri olan Blood Simple'ın polisiye türünün doğrudan bir örneği olduğunu söyleseler de, ikinci senaryoları Raising Arizona'yı yazarken belirli bir türe bağlı kalmaya çaba göstermediler. Bir komedi yazmaya karar verdiler, ancak bazı kara unsurları özellikle eklediler ve böylece Ethan'ın deyimiyle "güzel vahşi bir film" üretmeye çalıştılar. Üçüncü filmleri Miller's Crossing'de bu sıralamayı tersine çevirdiler ve bir suç filmi içine komedi unsurları eklediler. Bu filmde ayrıca melodram, aşk öyküleri ve politik hiciv unsurları kullanarak, tek türde film yapısını bozdular. Farklı film türlerinin karıştırılması yönündeki bu eğilim Barton Fink ile devam etti ve derinleşti; Coenler filmin "herhangi bir türe ait olmadığı" konusunda ısrarcı oldu. Filmde komedi, korku ve kara film özellikleri mevcuttu ancak diğer film kategorilerinden de izler vardı. Aktör Turturro filmi bir tür bildungsroman öyküsü olarak tanımlarken Eleştirmen Donald Lyons ise filmi "retro-sürreal bir vizyon" olarak tanımladı. Filmin türler arasında geçişler yapması, karakterlerin başından geçenleri parçalar halinde sunması ve düz akış halinde bir anlatım şeklini benimsememesi, Barton Fink'in sıklıkla postmodern film olarak tanımlanmasına yol açtı. Postmodern Hollywood isimli kitabında Booker, filmin geçmişi kesin bir doğrulukla değil, empresyonist bir teknikle anlattığını söyledi. Booker'a göre bu teknik "geçmişi sadece şimdiki zamanın öncesi olarak görmeyip, malzeme bulmak üzere yağmalanacak bir imaj deposu olarak ele alan postmodern filmler için tipik bir özellikti". Barton Fink'teki bazı unsurlar postmodernizmin parlatılması gibidir: yazar yüksek kültür hakkındaki modernist görüşleri ile, stüdyonun yüksek kar getiren formüle uygun bir film yapma isteği arasında kalır; bu fikir çatışması postmodernizmin temel göstergesi olan parçalanmış bir öyküyü doğurur. Coenler'in sinematik üslubu da buna bir başka örnektir: Barton ve Audrey sevişmeye başladığında kamera odayı terk edip banyoya girer ve küvetin giderinde kaybolur. Rowell'a göre bu, Alfred Hitchcock'un 1959 yapımı Gizli Teşkilat filminde yer alan ünlü bir cinsel gönderme olan trenin tünele girişi sahnesine getirilmiş bir "postmodern güncellemedir." Stil Barton Fink'te öykünün yarattığı ruh durumunun önemini belirtmek ve belli temaları vurgulamak amacıyla birçok geleneksel stilistik öğe kullanılır. Örneğin filmin açılışında yazılar Hotel Earle'in duvar kağıdı üzerinde kayarken kamera aşağıya doğru hareket eder. Bu kamera hareketi, Barton'ın işi hakkındaki "yazarken en dibine ulaşmak" gerektiği iddiasına uygun olarak Barton Fink'teki üslup aynı zamanda 1930'ların ve 1940'ların filmlerini çağrıştıran– ve temsil eden– unsurlara sahiptir. Eleştirmen Michael Dunne'ın belirttiği üzere "Fink'in ağır paltosu, şapkası, koyu ve donuk renkli takımları gerçekçi bir biçimde otuzlardan, hatta daha çok otuzların filmlerinden gelmektedir." Otelde kullanılan stil ve birçok sahnedeki atmosfer, II. Dünya Savaşı öncesi filmlerin etkisini yansıtır. Hatta Charlie'nin iç çamaşırları, sevdiği sinema oyuncusu Jack Oakie'nin giydikleriyle eştir. Ancak aynı zamanda, Coenler tarafından kullanılan kamera hareketleri, klasik ve özgün karışımıdır. Dikkatli izleme çekimleri ve aşırı yakın çekimler filmin yirminci yüzyılın sonlarına ait bir ürün olduğunu ortaya koyar. Bakış açısı değişimi filmin konusu olan film yapımcılığı ile de çakışır. Film bir tiyatro oyununun sonunda açılır ve yaratım sürecini irdelemeye başlar. Bu üst anlatı yaklaşımı, ilk sahnede kameranın oynanmakta olan tiyatro oyunu yerine, oyunu izleyen ve aktörlerin repliklerini sessizce tekrarlamakta olan Barton'a odaklanmasıyla vurgulanır. Rowell bunu şöyle açıklar: "Bir sahneyi izlerken, bir diğerini de dinleriz.... Ses ve görüntünün ayrılmış olması, sanat yaratımı hakkındaki iki görüş arasındaki kritik ikiliği gösterir: kahraman tarafından yaratılmış dünya (tiyatro oyunu) ve bunun dışındaki dünya (bu performansı yaratmaya yarayan her şey)." Filmde ayrıca birçok önceden ima etme tekniği kullanılır. Örneğin Charlie'nin Barton'a bıraktığı paketin muhtemel içeriğini vurgularcasına, özgün senaryoda altmış defa "kafa" sözü geçer. Charlie yapmakta olduğu sigortacılık işinden bahsederken, daha sonra olacakları onaylarcasına şu sözleri kullanır: "Yangın, hırsızlık ve ölüm sadece başkalarının başına gelen şeyler değildir."

Sembolizm

Barton Fink'in sembolik anlamları hakkında birçok şey yazıldı. Rowell'a göre film "sanatçıya geri dönen birçok fikirle şişmiş bir kafadır." Diğer yorumlara göre filmin ikinci yarısı, uzatılmış bir rüya sekansıdır. Ayrıca Coenler, filmlerinde çözülmemiş muğlaklıklar olmasından da rahatsız olmadıklarını belirtti. 1991'e Ethan bunu şöyle açıkladı: "Barton Fink, ne olup bittiğini hakkında bilinmesi gerektiği kadar şey söyleyerek biter... Tüm açıklığıyla görülmeyen şeylerin zaten tam açıklığıyla görülmemesi amaçlanmıştır ve bunu böyle bırakmak iyidir." Ethan, fanteziler ve rüya sekansları hakkında ise şöyle dedi: Barton'ın Charlie ile olan ilişkisindeki homoerotik göndermeler ise maksatlıdır. Dedektiflerden biri ikilinin "hastalıklı bir seks şeyi" yapıp yapmadığını öğrenmek istese de, yakınlıkları sapkın değildir ve normal cinselliğin kuralları altına gizlenmiştir. Örneğin Charlie'nin komşusuna ilk defa arkadaşça yaklaşması sırasında söyledikleri sıradan bir tavlama cümlesidir: "Sana bir içki ısmarlamama izin verirsen, verdiğim lanet olasıca rahatsızlık hakkında kendimi daha iyi hissedeceğim." Barton ile Charlie'nin güreş sahnesi de ikilinin homoerotik bağlılıklarının bir örneği olarak görülür. Joel Coen 2001'de "Onu bir seks sahnesi olarak değerlendiriyoruz" demiştir.

Ses ve müzik

Barton Fink'te yer alan birçok ses efekti anlam yüklüdür. Örneğin Barton New York'ta yemek yemekteyken, hafif ve hoş bir zil sesiyle çağrılır. Bunun aksine Hotel Earle'deki zilin ürkütücü sesi, Chet onu susturana kadar lobide çınlamaya devam eder. Otelde Barton'ın odasına yakın odalardan sürekli gırtlak sesleri, inlemeler ve tanımlanamaz gürültüler yükselir. Bu sesler Barton'ın karışık akli durumu ile örtüşür ve Charlie'nin "Bu çöplükte olup biten her şeyi duyarım" iddiasını da güçlendirir. Filmdeki başka bir sembolik ses de sivrisinek vızıltısıdır.

Yapım

cısı Los Angeles'ta bataklık bulunmadığı için sivrisinek olmadığında ısrar etse de, Barton otel odasında havada dolaşan bir böceği izlerken sivrisinek vızıltısı açıkça duyulur. Daha sonra Barton bir toplantıya, yüzünde sivrisinek ısırığı iziyle katılır. Sivrisinek ayrıca Audrey'nin ölümü sahnesinde de ortaya çıkar; Barton kadının cesedi üzerinde beslenen bir sivrisineği öldürdüğü anda kadının da öldürülmüş olduğunu fark eder. Sivrisineğin tiz sesi film müziklerindeki yaylı sazların tiz sesleriyle de temsil edilir. Rowell'a göre filmdeki sivrisinekler, kurgu içindeki gerçekliğin yapısı gereği kesin olmadığını göstermeye yarar. Müzikler 1996'da Coenler'in sonraki bir filmi olan Fargo'nun müzikleriyle birlikte CD formatında yayımlandı. Filmde kullanılan birçok şarkı da anlam yüklüdür. Filmde bir noktada Mayhew sarhoş bir şekilde Barton ve Audrey'den sendeleyerek uzaklaşır. Yürürken folk şarkısı "Old Black Joe'yu" söylemeye başlar. Stephen Foster bestesi olan bu şarkı, "daha iyi bir ülkedeki" arkadaşlarına katılmaya hazırlanan yaşlı bir kölenin öyküsünü anlatır. Mayhew'ın bu şarkıyı söylemesi, kendisinin Capitol Pictures'ın ezilen bir çalışanı olmasıyla çakıştığı gibi, Barton'ın da filmin sonundaki durumunu önceden bildirir. Senaryosunu bitiren Barton bunu kutlamak için bir USO gösterisine dans etmeye gider. Bu sahnede kullanılan şarkı, bir swing parçası olan "Down South Camp Meeting"dir. Şarkının filmde duyulmayan sözleri "Git ready / Here they come! The choir's all set (Hazırlan / İşte geliyorlar! Koro kuruldu bile)" şeklindedir ve Barton'ın tiyatro oyunu Bare Ruined Choirs'in başlığını akla getirir. Kutlama bir kargaşaya dönüşürken müzik gittikçe daha da keskinleşir ve kamera trompetin içine doğru hareket eder. Bu sekans, Audrey'nin cinayetinden hemen önce kameranın küvetin giderine yaklaşmasının bir yansıması gibidir. Barton'ın oyununun adı olan Bare Ruined Choirs, William Shakespeare'in 73. Sone'sinin dördüncü dizesinden gelir. Şiirin yaşlanma ve ölüme odaklanması, filmin sanatsal zorlukları irdelemesiyle bağlantılıdır. Filmde başka akademik göndermeler de mevcuttur ancak çoğunlukla üstü kapalı biçimde verilmiştir. Örneğin Mayhew'in kitaplarının birinin kapağında yayıncı olarak "Swain and Pappas" görülür. Bu büyük ihtimalle, filmde de ele alınan bilginin sınırları ve varlığın doğası gibi konuları üzerinde çalışan filozoflar Marshall Swain ve George Pappas'a yapılmış bir göndermedir. Eleştirmenlere göre film dolaylı olarak Dante Alighieri (İlahi Komedya imgelerinin kullanılması) ve Johann Wolfgang von Goethe'nin (Faustvari anlaşmalar) eserlerine de referans verir. Filmde ayrıca Franz Kafka romanlarındakine benzer şaşırtıcı bürokratik yapılar ve akıldışı karakter görülür, ancak Coenler bunun biliçli olarak yapılmadığını öne sürmüştür. 1991'de Joel "onu üniversiteden beri okumadım" demiştir, "o zamanlar Dönüşüm gibi eserleri yutmuştum. Başkaları Şato ve Ceza Sömürgesi'nden de bahsetti ama onları hiç okumadım."}} 1930'larda Harold Clurman, Cheryl Crawford ve Lee Strasberg gibi tiyatro yazarlarının kurduğu Group Theatre'a katılan New York'lu oyun yazarı Clifford Odets, Barton Fink karakterinin ilham kaynağıdır. Bu tiyatro grubunun eserleri sosyal konulara odaklanıyordu ve insan deneyimini gerçeğe en uygun biçimde sahnede yeniden canlandırmayı amaçlayan Stanislavski sistemini kullanıyordu. Odets'in Awake and Sing! ve Waiting for Lefty (her ikisi de 1935) gibi birçok oyunu Broadway'de başarıyla sahnelenmişti. Politik konulara bağlı eserlerin gözden düşerek, Eugene O'Neill'in ailevi realizm temalı oyunları rağbet görmeye başlayınca, Odet başarılı oyunlar üretemedi ve Hollywood'a taşınarak sonraki yirmi yıl boyunca film senaryoları yazdı. Barton Fink'i "dürüst, politik konulara eğilen ve biraz naif olan ciddi bir oyun yazarı" olarak kurgulayan Coenler'in aklında senaryoyu yazarken Odets vardı. Filmde Barton'ın oyunu Bare Ruined Choirs hakkındaki bir yazıda, oyundaki karakterler için "vahşi bir varoluş mücadelesi içindeler... en rezil köşelerde" sözleri kullanılır. Bu ifadeler, biyografi yazarı Gerald Weales'ın Odets'in karakterleri hakkında yazdığı "kötü koşulların ortasında yaşam mücadelesi" sözlerine benzer. Odets'in eserlerine olan bir başka benzerlik de Audey'in ölüm sahnesiydi. Bu sahne, senaryosu Odets tarafından yazılan 1946 yapımı bir kara film olan Deadline at Dawn'daki bir sahnenin benzeriydi. O filmde de sabah uyanan adam, akşam birlikte olduğu kadının öldürülmüş olduğunu görüyordu. Odets, Broadway'den Hollywood'a geçişi sırasında yaşadığı sıkıntıları, 1988'de The Time Is Ripe: The 1940 Journal of Clifford Odets başlığıyla yayımlanan güncesine kaydetmişti. Bu günlük aynı zamanda Odets'in yazarlık ve romantizm hakkındaki detaylı görüşlerini de içeriyordu. Kadınları sık sık dairesine davet eden yazar, bu ilişkilerinden güncesinde bahsetmişti. Bu ilişkiler ile birlikte yazarlık konusundaki bitmek bilmeyen konuşma, Audrey'nin Barton'ı otel odasında ziyaret edip baştan çıkardığı sahnede yansıtılmıştır. 1932 tarihli güreş filmi Flesh'in senaryo yazarlarından biri Faulkner'di. Barton Fink filminde Barton, üzerinde çalıştığı senaryoyu, Flesh filminin yıldızı da olan aktör Wallace Beery için yazıyordu. Güreş konusuna eğilmek Coen Kardeşler için de kolaydı çünkü lisede bu sporu yapmışlardı.

Jack Lipnick

Lerner'in Akademi Ödülü adaylığı aldığı rol olan film stüdyosu patronu

Jack Lipnick

karakteri, Barton Fink'in geçtiği dönemde film endüstrisinin en güçlü üç adamı olan Harry Cohn, Louis B. Mayer ve Jack Warner da dahil olmak üzere birçok Hollywood yapımcısının bileşimidir. Mayer gibi Lipnick de Belarus'un başkenti Minsk kökenlidir. II. Dünya Savaşı sırasında Warner orduda görev almak için uğraşmış ve stüdyonun kostüm departmanından kendisi için bir üniforma hazırlamalarını istemiştir; Lipnick de filmdeki son sahnesinde aynısını yapar. Warner bir keresinde yazarlar için "Underwoods'lu hıyarlar" sözlerini kullanmıştır ve filmde Barton'ın Underwood marka daktilo kullanmasıyla bu sözlere gönderme yapılır.

Sinema

Coenler Barton Fink'in sinemayla ilgili birçok esin kaynağı olduğunu açıkladı. Bunların arasında en önde gelenleri, Polonyalı-Fransız yönetmen Roman Polanski'nin üç filmiydi: Repulsion (1965), Cul-de-sac (1966) ve The Tenant (1976). Bu üç filmde psikolojik belirsizlik havası ve karakterlerin akli dengesizliğini artıran tekinsiz ortamlar görülür. Barton'ın Hotel Earle'deki odasındaki tecrit durumu sıklıkla, The Tenant filminde Trelkovsky'nin apartman dairesindeki haliyle karşılaştırılır. Ethan Barton Fink'in türü hakkında şunları söylemiştir: "Bu bir tür Polanski filmi. Herhangi bir şeyden çok buna yakın." Boş bir otelde geçen Kubrick filminde son eserinde bir türlü ilerleyemeyen bir yazar konu edilir. Coenler iki filmin karşılaştırılmasını doğru bulsa da Joel, Kubrick'in filminin "genel anlamda korku filmi türüne ait olduğunu" söylemiştir. Bunların yanı sıra Barton Fink'te sinema tarihine ve çeşitli filmlere bolca gönderme bulunur. Bir sahnede karakterlerden biri "Victor Soderberg" hakkında konuşur; bu isim Hollywood'da Victor Seastrom adıyla çalışan İsveçli yönetmen Victor Sjöström'e göndermedir.

Broadway ve Hollywood

Barton film boyunca "sıradan adama ait, onun hakkında ve onun için yeni ve yaşayan bir tiyatro" yaratılmasına yardım etme isteğinden sıklıkla bahseder, ancak bunun sinema yoluyla zaten yaratılmış olduğunu farketmez. Hatta bu yeni formu küçümser. Öte yandan Barton Fink'teki Broadway tiyatrosu dünyası yüksek kültürün bir parçasıdır ve buradaki yaratıcılar, eserlerinin kendi değerlerini simgelediğine inanır. Barton da, kendi başarısını küçümser gibi gözükmesine rağmen Bare Ruined Choirs ile büyük bir başarı kazandığına inanır. Aslında övgü beklemektedir; temsilcisi Herald'daki övgü dolu değerlendirmeyi görüp görmediğini sorduğunda, yapımcısının makaleyi kendisine okumuş olmasına rağmen hayır cevabını verir. Barton kendisini tiyatroya daha yakın görür, çünkü bu alanda "sıradan adamı" onurlandıracak eserler yaratabileceğinden emindir. Oyunun yapımını finanse eden kişiler– Barton'ın deyimiyle "o insanlar"– Broadway'in de Hollywood gibi kar peşinde olduğunu ortaya koyar, ancak Broadway'deki samimiyet ve küçük ölçek yazarın eserlerinin gerçekten değerli olduğunu düşünmesine izin verir.]] Barton, Hollywood'un aynı fırsatı sunduğuna inanmaz. Filmde Los Angeles sahtelikler ve yapmacık insanlarla doludur. Bu durum, filmin çekilmiş ancak sinema gösterimlerine alınmamış olan ilk sahnesinde de görülür. Bu sahnede temsilcisi Barton'a Capitol Pictures'ın teklifinden söz ederken şöyle der: "Sadece kararında biraz gerçekçilik olmasını istiyorum– tabi bu kelimeyle Hollywood'u aynı cümlede kullanmak mümkünse". Daha sonra, Barton'ın neden Earle'de kaldığını açıkladığı bir sahnede, stüdyo başkanı

Jack Lipnick

Barton'ın "daha az Hollywood" olan bir yer istediğini söyleyerek sözünü bitirir. Buradaki varsayım Hollywood'un sahte, Earle'nin ise gerçek olduğudur.

Yapım

cı Ben Geisler'ın Barton'ı öğle yemeği için götürdüğü lokantanın duvarındaki "New York Cafe" görüntüsü de, Hollywood'un, doğu yakasının sahiciliğine ulaşmaya çalışmasının işaretidir. Barton Fink'te işlenen sahtelik Hollywood'un alçak kültüre odaklanmış oluşunun da simgesidir. Hollywood, sadece ekonomik kazançlar için belli formüller çerçevesinde eğlence üretmeyi istemektedir. Capitol Pictures Barton'a süperstar Wallace Beery'nin başrolde olduğu bir güreş filmi senaryosunu yazma görevi verir. Lipnick aksini açıklasa da, Geisler Barton'a bunun "sadece bir B filmi" olduğunu söyler. Audrey yazım aşamasında tıkanan yazara şöyle yardım etmeye çalışır: "Bak, bu gerçekten de bir formül sadece. İçine ruhunu katmana gerek yok". İlk toplantılarında Lipnick'in Barton'a, ana karakterin bir aşk ilişkisi mi yaşaması yoksa yetim bir çocukla mı ilgilenmesi gerektiğini sorması da bu formülü açığa çıkarmaktadır. Barton ise bu soruya "Her ikisi de, belki?" cevabını vererek basmakalıplığı yıkma isteğini gösterir. Sonunda, stüdyonun kurallarına uymayı başaramaması Barton'ı mahveder. Hollywood'un buna benzer bir tasviri, birçok eleştirmen tarafından Barton Fink'in önemli öncüllerinden sayılan, Nathanael West'in 1939 tarihli The Day of the Locust romanında da yer alır. Harap durumdaki bir sitede geçen roman, film setlerini dekore etmeye indirgenmiş bir ressam hakkındadır. Kitapta Hollywood, yetenekli bireyleri hiç bitmeyen kar iştahı sebebiyle yiyip bitiren kaba ve sömürücü bir ortam olarak betimlenir. Gerek West'in romanında gerekse filmde baş kahraman film stüdyolarının endüstriyel işleyişi tarafından baskılanmaktadır. Tepkiler Barton Fink'in prömiyeri Mayıs 1991'de Cannes Film Festivali kapsamında yapıldı. Film, yarışma bölümünde Jacques Rivette'in La Belle Noiseuse, Spike Lee'nin Orman Ateşi ve David Mamet'in Homicide filmlerini geride bırakarak En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Yönetmen ödüllerinin yanı sıra Altın Palmiye kazandı. Ana kategorilerde bu kadar çok ödülün bir filme verilmesi nadir görülen bir durumdu ve bazı eleştirmenler jürinin filme çok bonkör davrandığını söyledi. Bir filme çok sayıda ödül verilmesi sebebiyle diğer değerli filmlerin gerekli takdiri almaması ihtimaline karşı, 1991 festivali sonrasında bir filme verilebilecek en fazla ödül sayısı iki ile sınırlandırıldı. Lerner ödülü City Slickers filmindeki rolüyle Jack Palance karşı kaybederken, diğer iki kategoride kazanan Bugsy oldu. Barton Fink önemli bir eleştirel başarı yakaladı. Film yorumu sitesi Rotten Tomatoes'ta yer alan 46 yorumun %91'i olumludur ve sitenin biri dışında tüm "en üst eleştirmenleri" olumlu yorumda bulunmuştur. Bir başka yorum sitesi Metacritic'te ise 19 yorumun %69'u olumludur. The Washington Post eleştirmeni Rita Kempley filmi "kesinlikle o yılın en iyi ve en merak uyandırıcı filmlerinden biri" olarak tanımladı. Eleştirmen Jim Emerson'a göre Barton Fink "Coenler'in şimdiye kadarki en provokatif biçimde tanımlanamaz filmi"ydi. Bazı eleştirmenler filmin karmaşık konusunu ve gizemli sonunu sevmedi. Chicago Reader eleştirmeni Jonathan Rosenbaum Coenler'in "ergen yapmacıklığındaki ciddiyeti ve çizgi roman şüpheciliği" konusunda izleyicileri uyardı ve filmi "pazar öğleden sonrası sanat galerisi kıyafetleri giymiş bir geceyarısı filmi" olarak niteledi. 1994 tarihli bir röportajda Joel filmin açık olmayan unsurları hakkındaki tüm eleştirileri görmezden geldi: "İnsanlar filmlerimizin dosdoğru olmadığı gerçeği ile başa çıkmakta zorlanıyor. Onlara göre Barton Fink'in ikinci yarısı, bir yazarın yazma tıkanıklığı sorunu ve bunun gerçek dünyada nasıl çözüleceği hakkında olmalıydı..." Talk-show sunucusu Larry King ise belirsiz sonuna rağmen film hakkında olumlu yorumda bulundu. USA Today'deki yazısında "Filmin sonu hakkında ve başarıp başarmadıkları konusunda hala düşünüyorum, ama galiba işe yaramış" dedi. Film ABD'de 23 Ağustos 1991'de on bir sinemada gösterime girdi ve ilk haftasonu 268.561 $ hasılat elde etti. Film tüm gösterimi boyunca ABD'de toplam 6.153.939 $ hasılata ulaştı. Filmin yapım maliyetini karşılayamamış olması, Coenler'in daha sonra The Hudsucker Proxy'de birlikte çalışacakları film yapımcısı Joel Silver tarafından "5 milyon dolar kazanamadığını düşünüyorum, ama 9 milyon dolara mal oldu. [1] garip, çarpık ve ulaşılamaz olmak konusunda bir üne sahipler" sözleriyle eleştirildi. Diğer sürümler Film VHS ev videosu formatında 18 Ağustos 1993'te yayımlandı ve DVD sürümü 20 Mayıs 2003'te çıktı. DVD'de filmden kareler, posterler ve filmin dışında bırakılmış sekiz sahne de yer alıyordu. Film Birleşik Krallık'ta Coenler'in 5 filminden oluşan bir setin parçası olarak Blu-ray Disc formatında da yayımlandı. Muhtemel devam filmi Coen Kardeşler, Barton Fink'in devamı olarak Old Fink başlıklı bir film çekmeyi düşündüklerini söyledi. Bu film 1960'larda, Coenler'in başka bir filmi olan Ciddi Bir Adam ile aynı dönemde geçecekti. Joel Coen film fikri hakkında şöyle dedi: "Aşk Yazı sırasında Fink Berkeley'de ders vermektedir. Birçok arkadaşını Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi'ne ispiyonlamıştır." Coen Kardeşler John Turturro ile Fink rolünü yeniden canlandırması için konuştuklarını ama "rolü oynayacak kadar yaşlanmasını beklediklerini" söyledi. Haziran 2011'de The A.V. Club'a konuşan Turturro ise filmin 1970'ler geçeceğini, Fink'in uzun kıvırcık saçlı bir hippi olacağını söyledi ve "bunun için en azından bir 10 sene daha bekleyeceksiniz" dedi.

Kaynaklar

* * * * * * * * *

Kaynak notları

Dış bağlantılar

* * Barton Fink Film hakkında Coen Kardeşler'le röportaj (İngilizce) * Barton Fink screenplay at You Know, For Kids fansite * "Nietzsche: The Darkness of Life and Barton Fink" by Jorn K. Bramann, from The Educating Rita Workbook. ISBN 0-945073-25-9. * Writing for the Pictures: Questions about Barton Fink Flash animation analysis

Kaynaklar

Vikipedi

Bu konuda henüz görüş yok.
Görüş/mesaj gerekli.
Markdown kullanılabilir.

Coen Kardeşler
2 yıl önce

Simple" gibi "kara filmler" ve "Fargo", "The Man Who Wasn't There", "Barton Fink" gibi drama ile komediyi iç içe geçiren filmlere de imzalarını atmışlardır...

Coen Kardeşler, 1954, 1957, 1979, 1981, 1984, 1985, 1987, 1990, 1991, 1994
1991 Cannes Film Festivali
3 yıl önce

L., Robert Turlo Z podniesionymi rekami, Mitko Panov Altın Palmiye: Barton Fink. Ethan ve Joel Coen Grand Prize of the Jury: La Belle Noiseuse. Jacques...

John Turturro
2 yıl önce

The Color of Money (1986), Five Corners (1987), Men of Respect (1991), Barton Fink (1991), Şike (1994), Monday Night Mayhem (1999), Gizli Pencere (2004)...

Richard Portnow
3 yıl önce

26 Ocak 1947), Amerikalı oyuncu ve yönetmen. Good Morning, Vietnam, Barton Fink, Se7en, Hayalet Köpek: Samuray Way, The Spirit, Adalet Peşinde, Özel...

Judy Davis
6 yıl önce

Judy Davis (d. 23 Nisan 1955), Avustralyalı oyuncu. Kocalar ve Karılar, Barton Fink ve A Passage to India adlı yapımlarda boy göstermiştir. 1979 yapımı Parlak...

Dennis Gassner
3 yıl önce

Akademi ödüllerinde aday gösterilen filmleri şunlardır: Bugsy, Kazandı Barton Fink, Aday Azap Yolu, Aday Altın Pusula, Aday 1979: Kıyamet 1982: One from...

John Goodman
2 yıl önce

arasında Raising Arizona (1987), Büyük Lebowski (The Big Lebowski) (1998), Barton Fink (1991), Matinee (1993), ve Nerdesin Be Birader? (O Brother, Where Art...

Roger Deakins
6 yıl önce

Walking 1995 The Shawshank Redemption 1994 The Hudsucker Proxy 1994 Barton Fink 1991 Air America 1990 Stormy Monday 1988 Personal Services 1987 Sid and...