Maraton Muharebesi

Maraton Muharebesi, Yunanistan'a Birinci Pers Saldırısı sırasında, MÖ 490 yılında Platea'dan gelen destek birliğiyle takviye edilmiş Atina kuvvetleri ile General Datis komutasındaki Akamenid Ordusu arasında Maraton Ovası'nda gerçekleşen bir muharebedir. Muharebe, I. Darius'un Yunan kent devletlerine, özellikle de Atina ve Sparta'ya boyun eğdirme yönündeki askeri girişiminin doruk noktası sayılmaktadır. Yunanistan'a İlk Pers Saldırısı, Batı Anadolu'daki İyon kent devletlerinin Pers hakimiyetini y

Maraton Muharebesi, Yunanistan'a Birinci

Pers

Saldırısı
sırasında, MÖ 490 yılında Platea'dan gelen destek birliğiyle takviye edilmiş

Atina

kuvvetleri ile General Datis komutasındaki Akamenid Ordusu arasında Maraton Ovası'nda gerçekleşen bir muharebedir. Muharebe, I. Darius'un Yunan kent devletlerine, özellikle de

Atina

ve Sparta'ya boyun eğdirme yönündeki askeri girişiminin doruk noktası sayılmaktadır. Yunanistan'a İlk

Pers

Saldırısı, Batı Anadolu'daki İyon kent devletlerinin

Pers

hakimiyetini yıkmak için giriştikleri İyon Ayaklanması'nı,

Atina

ve Eretria'nın askeri olarak desteklenmesine bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.

Atina

ve Eretria birlikleri, İyon kuvvetleriyle birlikte Sard'ın aşağı kentini ele geçirmeyi ve yakmayı başardılar. Ancak geri çekilirken Efes yakınlarında muharebeye girmeye zorlandılar ve Efes Muharebesi'nde ağır kayıplarla bozguna uğradılar. Bu baskın tarzı sefer yüzünden I. Darius

Atina

ve Eretria'yı yakıp yıkmaya yemin etmiştir. Bu sıralarda

Atina

ve Sparta, Antik Yunanistan'daki en büyük iki kent devletiydi. İyon Ayaklanması, Lade Deniz Muharebesi'nde elde edilen

Pers

zaferiyle bastırıldığında I. Darius Yunanistan üzerine bir seferin hazırlıklarına başlamıştır. Bu hazırlıkların sonunda General Datis ve Artaphernes komutasında bir kara gücü ve donanma Ege Denizi'ne, Kiklad Adaları'na boyun eğdirmek üzere sefere çıkmıştır. Bu kuvvet, ardından

Atina

ve Eretria'ya cezalandırıcı bir saldırı düzenleyecektir. Ege'de başarılı geçen bir seferin ardından yaz ortasında Eğriboz Adası açıklarına gelen

Pers

donanması adadaki Eretria kentini kuşatmış ve kuşatma sonunda almıştır. Daha sonra Attika'ya yelken açan donanma Maraton Ovası kumsalında karaya asker çıkarmıştır. Kısa süre sonra Platea'dan gelen küçük bir birlikle takviye edilecek olan

Atina

kuvvetleri de Maraton ovasına yürüdüler ve ovanın

Atina

yaklaşımı yönündeki iki çıkışını tutacak biçimde yerleştiler. İki taraf da beş gün boyunca saldırıya geçmedi. Ancak bu beş günün sonunda

Atina

lılar, çok iyi bilinmeyen bir nedenle şafakta saldırıya geçmeye karar verdiler. Muharebe,

Pers

kuvvetlerinin sayısal üstünlüğüne karşın falanks muharebe düzenindeki hoplitlerin, hafif piyade karşısında son derece etkili olduğunun bir kanıtı olmuştur. Maraton Muharebesi yenilgisi Yunanistan'a yönelik ilk

Pers

genel taarruzunun sonunu işaret etmektedir. Bu yenilgi üzerine

Pers

donanması Asya kıyılarına dönmüştür. I. Darius bu yenilgiden hemen sonra yeniden Yunanistan'a saldırmak için büyük bir ordu oluşturmaya başlamıştır. Ancak bu arada Mısır'da

Pers

hakimiyetine karşı bir ayaklanma başlamıştı ve bu ayaklanma, Yunanistan seferini belirsiz bir süre için erteleyecektir. I. Darius'un ölümünden sonra tahta geçen oğlu I. Serhas babasının amacını gerçekleştirmek için yeniden hazırlıklara başlamıştır. Bu hazırlıkların sonucunda Yunanistan'a İkinci

Pers

Saldırısı
MÖ 480 yılında başlatılmıştır. Maraton Muharebesi, Yunan –

Pers

Savaşları'nın bir dönüm noktası olmuştur.

Pers

Ordusu'nun yenilebileceğini gören Grekler,

Pers

lere karşı daha bir özgüvenle mücadele ettiler. Bu savaşların sonucundaki nihai Grek zaferi, bir bakıma Maraton Muharebesi ile başlamış sayılmaktadır. İzleyen iki yüzyıl boyunca, Batı toplumlarını kalıcı biçimde etkileyen Klasik Yunan Uygarlığı'nın doğuşu serpilip gelişmiştir. Maraton Muharebesi bu bağlamda Avrupa tarihinin dönüm noktalarından biri olarak da görülür. Günümüzde muharebe, ünlü

Maraton Koşusu

'na esin kaynağı olmasından dolayı oldukça ünlüdür. Tarihsel olarak hatalı olan bir söylenceye göre Maraton Ovası'nda

Atina

kuvvetleri muharebeyi kazanınca bir ulak

Atina

'ya zafer haberini vermek üzere gönderilmişti. Pheidippides adındaki bu ulak

Atina

'ya kadar hiç durmadan koşmuş, zafer müjdesini verdiği anda da düşüp ölmüştü. İlk olarak 1896 yılında

Atina

Olimpiyatları
'nda, Maraton Ovası ile

Atina

arasında koşulan

Maraton Koşusu

bu söylenceden esinlenmiştir. Tarihsel kaynaklar Yunan-

Pers

Savaşları için elimizdeki esas kaynak, Grek tarihçi Herodot'tur. Tarihin Babası olarak da bilinen Herodot, MÖ 484 yılında, Güneybatı Anadolu'daki, o zamanlar

Pers

hakimiyeti altında olan Halikarnas'da dünyaya gelmiştir. "Tarihler" adını verdiği çalışmasını MÖ 440-430 tarihleri arasında kaleme almıştı. Çalışma esas olarak, MÖ 450 yılında sona eren Yunan-

Pers

Savaşları'nı konu almıştır. Herodot'un bu çalışması günümüzde, tam olmasa da geçerli bir tarihi kaynak olarak görülmektedir. Herodot'tan sonraki, Tukididis gibi bazı tarihçiler, her ne kadar onun tarzını izlemişlerse de eleştirmekten geri kalmamışlardır. Bununla birlikte Tukididis kendi tarih çalışmasını, Herodot'un bıraktığı yerden, Sestos Kuşatması'ndan başlatmayı seçmiştir. Muhtemelen, Herodot'un çalışmasının düzeltilmeye ya da yeniden yazılmaya gerek duymayacak kadar doğru olduğunu düşünmüştü. Rönesans Avrupa'sında çok okunmaya devam ediyor olsa da Herodot hakkında olumsuz bir yargı sürmüştü. Ancak 19. yüzyıla gelindiğinde, bir kısım arkeolojik bulgularla defalarca desteklenince Herodot'un değeri kabul edilir olmuştur. Günümüz yaygın görüşü, Herodot'un çalışmasının son derece değerli bir tarih kaydı olduğu yönündedir. Bununla birlikte, özellikle birliklerdeki mevcutlar ve tarihler konusunda verdiği ayrıntıların yer yer kuşkuyla karşılanması da söz konusu olmaktadır. Grek asıllı Sicilyalı tarihçi Diodorus, MÖ I. yüzyılda kaleme aldığı ve Tarih Kitaplığı adının verdiği ünlü çalışmasında Yunan-

Pers

Savaşları
'yla ilgili olarak daha eski bir Grek tarihçi olan Eforos'tan yaptığı bir dizi alıntıya yer vermektedir. Bu açıklama Herodot'unkilerle tamamen uyumludur. Yunan-

Pers

Savaşları, Plutarkhos, Ctesias gibi bazı antik tarihçiler ve Eshilos gibi oyun yazarlarının dolaylı anlatımları tarafından daha az detay verilerek anlatılmıştır. Yılanlı sütun gibi bazı arkeolojik belgeler de Herodot'un anlatımının desteklemektedir. Genel durum Yunanistan'a Birinci

Pers

Saldırısı'nı ortaya çıkaran gelişmelerin kökeni Yunan-

Pers

Savaşları'nın ilk evresi sayılan İyon Ayaklanması'na dayanmaktadır. Yine de

Pers

İmparatorluğu'nun Yunanistan'a saldırıya girişmesinin kökleri, daha da eskiye giden çekişmeler ve gerginliklere dayanmaktadır. Akamenid İmparatorluğu (

Pers

İmparatorluğu) MÖ 522 yılından itibaren sınırlarını hızla genişletmiş, izleyen 30 yıl içinde Med, Babil, Lidya ve Mısır krallıklarını yenilgiye uğratarak topraklarının istila etmiştir. I. Darius, MÖ 500'lerin sonlarında İskit topraklarının önemli bir bölümünü istila ettikten sonra ordusunu Trakya'ya çevirmişti. Muhtemelen İmparatorluk'un batı sınırlarında bir zayıflık hissetmişti. Bu zayıflığı gidermek için ordu İstanbul Boğazı'nı geçerek Trakya topraklarında ilerlerken donanma da Tuna Nehri girişine yelken açmıştır. Seferin sonunda Trakya kabileleri boyun eğdirildi ve Makedonya, Akamenid İmparatorluğu'nun bir müttefiki olmak zorunda bırakıldı. İstila girişiminin başarısızlığa uğramasından Aristagoras sorumlu görüldü ve Artaphernes Aristagoras'ı Milet tiranlığından azletmeye karar vermiştir. Fakat O'ndan önce davranan Aristagoras, tiranlığı bırakarak Milet'de demokrasiyi ilan etti. Bu durumda

Pers

Sarayı'nın harekete geçeceğini bilen Aristagoras Yunanistan anakarasına gidip belli başlı Grek kent devletlerinden yardım istedi. Fakat sadece

Atina

ve Eretria yardım etmeyi kabul ettiler.

Atina

'nın İyon Ayaklanması'nı desteklemeyi kabul etmesi, MÖ 6. yüzyıl yüzyılın sonlarına doğru

Atina

Demokrasisi
'nin kurulmasıyla başlayan bir dizi karmaşık olayların sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Yunanistan'ı terk ederek Anadolu'ya geçen Hippias Sard'a sığındı ve

Atina

krallığını yeniden ele geçirmesine yardım ederlerse

Atina

'nın

Pers

İmparatorluğu'na boyun eğmesini sağlayacağını garanti etti. Diğer yandan I. Klomenes Isagoras'ı destekliyordu. Amacı,

Atina

'da Sparta yanlısı bir hükümdarlık kurmasını sağlamaktı. Isagoras,

Atina

yönetiminin geleneksel olarak kendilerine miras olduğunu ileri süren güçlü ve soylu Alcmaenidae ailesinden Kleistenes'in siyasi rakibiydi. Kısa bir süre içinde Kleistenes kendini, İsagoras'ın liderlik ettiği bir koalisyon tarafından yenilgiye uğratılmış durumda bulmuştur. Bunun üzerine halka yönelerek, onları siyasi alanda etkili bir güç haline getirmeye çalıştı. Böylece kendi yanında güçlü bir müttefik oluşturacaktı. Bu taktik başarılı oldu fakat İsagoras'ın isteği üzerine Sparta Kralı I. Kleomenes harekete geçti ve Kleishene'in ailesi, Alcmaeonid ailesi gibi aristokrat aileler

Atina

'dan sürüldüler. İsagoras, dar çevreli bir oligarşik yönetim kurmaya kalkıştığında

Atina

halkı kendiliğinden ve tarihte benzeri görülmemiş bir kalkışmayla İsagoras'ı ve Kleomenes'i

Atina

'dan çekilmek zorunda bıraktılar. Böylece Kleistenes MÖ 507 yılında

Atina

'ya geri dönmüş ve kendi durumunu sağlamlaştırmayı amaçlayan bir dizi reforma hızla girişmiştir. Esasen oluşan yönetim mekanizması tam bir demokrasi ya da gerçek bir halk devleti değildi. Fakat bir sonraki kuşakta kendini göstermeye başlayan halkın siyasi gücü, tam bir demokrasinin

Atina

'da oturması ve gelişmesi için gereken koşulları hazırlayacaktı.

Atina

halkının elde ettiği siyasi güç ve özgürlük, onların Hippias'ın krallığına karşı büyük bir düşmanlık beslemesine yol açtı. Dahası, bununla kalmayarak Sparta,

Pers

İmparatorluğu ya da herhangi başka bir dış güce boyun eğmeye karşı kesin bir tutum almalarını sağladı. I. Kleomenes'in İsagoras'ı yeniden

Atina

kralı yapma yönündeki bu girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Fakat olayların daha da kötüye gitmesinden çekinen

Atina

lılar,

Pers

İmparatorluğu'ndan yardım istemek için Sard Satrabı Artaphernes'e elçiler gönderdiler. Artaphernes, simgesel olarak

Pers

İmparatorluğu'nun hakimiyeti altına girmeyi kabul etmek anlamına gelmek üzere "toprak ve su" istemiştir.

Atina

elçileri bunu kabul ettiler.

Atina

yeniden Artaphernes'e elçiler göndererek bu kez de

Atina

'ya karşı bir harekete geçmemesini sağlamaya çalıştılar. Fakat Artaphernes verdiği tek karşılık,

Atina

'nın Hippias'ı kral olarak kabul etmesini istemek olmuşdur. Bu gelişmelerin sonunda

Pers

İmparatorluğu'nun bir düşmanı haline gelen

Atina

, İyon Ayaklanması başladığında olayların sürüklemesiyle zaten bu ayaklanmayı destekleyecek bir duruma gelmişti. İyon kuvvetleriyle birleşen bu kuvvetler doğrudan bölgenin

Pers

Satraplığı olan Sard'a yürümüşlerdir. Kentteki

Pers

kuvvetleri baskına uğradı. Artaphernes emri altındaki kuvvetlerle, aşağı kenti bırakıp iç kaleye çekildi ve orada savunmaya geçti. İyon,

Atina

ve Eretria kuvvetleri dış kaleyi geçerek aşağı şehri aldılar. Fakat bu arada aşağı şehirde yangın çıktı. Ancak seferin bütün kazanımı bu kadardı. Geri çekilen İyon ve

Atina

– Eretria kuvvetleri, izleyen

Pers

kuvvetleriyle Efes yakınlarında muharebeye girmeye zorlandılar. Burada gerçekleşen Efes Muharebesi'nde ağır bir bozguna uğradılar. Girişim bir yandan başarısız olmuş, diğer yandan da Eretria'nın ve özellikle de

Atina

'nın, I. Darius'un düşmanlığını kazanmalarına yol açmıştır. Darius, her iki kent devletinden de intikam almaya yemin etmiştir. MÖ 494'deki Lade Deniz Muharebesi'ndeki

Pers

zaferi İyon Ayaklanması'nın çözülmesine neden olmuştur. Ardından

Pers

donanması Batı Anadolu'daki tüm İyon kentlerini ard arda ele geçirdi. I. Darius ayaklanmayı, İmparatorluğun sınırlarını halen uzanmadığı Ege ve Marmara adalarına kadar genişletmek için bir fırsat olarak görmüş, bu adalara da saldırmıştır. İyon Ayaklanması'nın bastırılmasından sonra, hem

Atina

ve Eretria'yı cezalandırmak, daha doğrusu

Pers

İmparatorluğu'nun Anadolu'daki Yunan uyruklarını bir daha kışkırtmamasını sağlamak için hem de İmparatorluk'a yönelen Yunanistan kaynaklı tehdidi bütün bütün ortadan kaldırmak için planlamalara başlanmıştır. Antik Yunanistan'ın o tarihlerde birçok kent devletinden oluşan bölünmüş siyasi yapısı, kuşkusuz ki I. Darius için Yunanistan'ı kolay bir av haline getiriyordu. Bu koşullarda I. Darius Yunanistan'a ve Ege Adaları'na boyun eğdirerek bu tehdidi ortadan kaldırmaya ve İyon Ayaklanması'nı desteklemelerinden dolayı

Atina

ve Eretria'dan öç alma yeminini gerçekleştirmeye karar vermiştir. Diğer taraftan

Atina

'da,

Pers

ordularının Trakya'da sağladığı ilerlemelerin, Yunanistan anakarasına kara yaklaşımlarını Akamenid İmparatorluğu ordularına açmış olduğunu görülebiliyordu. Muharebe öncesi

Pers

tarafında Mardonius'un seferinden iki yıl sonra, MÖ 490 yılında ikinci bir donanma ve ordu deniz aşırı bir sefer için Yunanistan üzerine gönderildi. I. Darius'un bu seferi, önceki seferleriyle karşılaştırıldığında görece daha küçük çaplı bir seferdir. Seferin amaçları Kiklad Adaları'nı

Pers

etki alanına katmak, İyon Ayaklanması'nın hemen öncesinde

Pers

kuşatması altında başarıyla direnmiş olan Nakşa'yı almak ve ardından Yunanistan'a çıkarak

Atina

ve Eretria'yı

Pers

Sarayı'na bağlamak ya da ele geçirmekti. Donanmanın ilk hedefi olan Rodos Adası'nda karaya çıkan

Pers

kuvvetleri Lindos'u kuşatıldı ama alınamadı. Ardından Nakşa ve Delos adalarına boyun eğdirerek yaz ortasında Eğriboz Adası açıklarına gelmiştir. Adadaki kuşatılıp alınan kent Karystos'dur. Seferin bu aşamasında, Ege Denizi boyunca izlenen bu rotayla kontrol altına alınan adalar üzerinden bir deniz iletişim hattı oluşturuldu. Bu hat oluşturulduktan sonra seferin ilk önemli hedefi olan Eretria'ya hareket edilmiştir.

Pers

Ordusu'nun Eretria Kuşatması ilk altı gün boyunca başarı sağlamadı. Fakat yedinci gün birkaç kent sakininin ihaneti sonunda kent düştü, yakılıp yağmalandı. Katliamlardan kurtulan kent halkı I. Darius'un emri gereği İmparatorluk'un uzak bir bölgesinde zorla iskan edilmek üzere köle alındılar. Ardından orduyu yeniden yüklenen donanma,

Atina

'ya saldırmak için Attika'nın güneyine doğru ilerlemiştir. Donanma, Attika'nın güney kıyılarında,

Atina

'dan yaklaşık olarak 40 km. mesafedeki, Eretria'nın bulunduğu körfezin karşı kıyısındaki Maraton Koyu'na Eylül ayının altısında asker çıkardı. Hippias'ın önerisi dikkate alınarak seçilmişti. Hippias, süvari manevraları için tüm Attika'daki en uygun arazi olduğu için bu bölgeyi önermiştir. Dahası son teşkil edilen ikmal merkezi olan Eretria'ya da oldukça yakındır. Yine de neden

Atina

yakınlarında bir çıkarma yapılmadığı önemli bir sorudur. Bu durum, Eretria'ya yeterince yakın, çıkarma için uygun bir kumsal, doğrudan

Atina

üzerine yürünebileceği gibi

Atina

köylerinin basılıp yağmalanabilecek olması gibi nedenlerle açıklanmaktadır. Ayrıca Hippias'ın bölgede desteği ve etkisi olduğu da anlaşılmaktadır.

Atina

kuvvetlerinin kent dışına çıkmaya zorlanmasında bir diğer beklenti de, kent surlarına saldırmak yerine açık alanda bir muharebeye girmek olmalıdır.

Atina

tarafında

Atina

- Platea Ordusu, Kallimakhos'un komutası altında Maraton Ovası'na yürümüş ve

Pers

Ordusu'nun Yunanistan anakarası içlerine doğru ilerlemesini engellemek için ovanın

Atina

yönündeki iki çıkışını, bir

Pers

ileri hareketinden önce tutmuştur. Ordu kent dışına çıkmadan önce

Atina

'nın en ünlü atleti Pheidippides, (bazı kaynaklarda Philippides olarak da geçer) Sparta Ordusu'nun yardım için gelmesini istemek üzere Sparta'ya gönderilmiştir. Philippides, gittiğinin üçüncü günü, yaklaşık 450 km. mesafe kat ederek geri dönmüş, bunları anlatmış ve Sparta takviye kuvvetinin mümkün olan en kısa sürede yardıma geleceğini bildirmiştir. Herodot'un verdiği bu bilgiden yola çıkan astronomlar, Sparta Ordusu'nun yola çıkabileceği tarihi hesaplamışlardır. Bu tarih, gerçekte savaşın olduğu 12 Ağustos günüdür. Sürenin sonuna kadar

Atina

kuvvetleri geçidi tutmak, dayanmak zorundaydılar. Gerek

Atina

halkının, gerekse askerlerin moralini oldukça yükselten bir gelişme ise, Boeotia'dan küçük bir kent devleti olan Platea'nın 1.000 hoplitten oluşan bir kuvveti

Atina

'ya göndermiş olmasıydı., diğeri ise ağaç kazıklardan oluşan bir setle korunmuştur. Bu şekilde savaşsız geçen her gün, bir bakıma Sparta desteğini yakınlaştırıyordu ve

Atina

kuvvetlerinin lehineydi. Bu generaller kuşkusuz ki aynı zamanda seçmenleri olan askerleriin güvenini kaybetmeyi göze alamazlardı. Herodot ordunun komutasının, her gün için dönüşümlü olarak üstlenildiğini ileri sürmektedir. On generalden biri olan Miltiades de ordudadır. Miltiades,

Pers

ler'in savaş taktikleri konusunda en deneyimli sayılan generaldir. Her şey bir yana, I. Darius'un ordusunda İskit Seferi sırasında MÖ 513'de subay olarak bulunmuştur. Kuşkusuz

Pers

Ordusu'nda hizmet gördüğü süre içinde onların savaş tarzı konusunda paha biçilmez bir deneyim birikimine sahip olmuştur. Diğer yandan İyon Ayaklanması sırasında

Pers

kuvvetlerine karşı savaşmış, önemli bir rol üstlenmiştir. On General ve Kallimakhos'tan oluşan

Atina

savaş konseyi, bir strateji belirlemekte zorlanmıştır. Ordudaki Kallimakhos dışındaki on generalin oyları eşit olarak bölünmüştü. Karar, generallerle eşit oy hakkına sahip olan Kallimakhos'un oyuna kalmıştı. Beş general,

Pers

kuvvetlerinin sayı üstünlüğünden etkilenerek saldırıya geçmekten kaçınmakta iken, diğer beş general derhal saldırıya geçilmesi görüşündedir. Miltiades de saldırı yanlısı olan grup içindedir. Bu durumda karar, General Kallimakhos'un oyuna kalmıştır. Miltiades, Kallimakhos karşısında savaştan yana olmayı ateşli bir şekilde savundu ve ikna olan Kallimakhos, savaş lehinde oy kullandı. Ordunun bir üst komutanı olmasına karşın asıl komuta gücü böylece

Pers

savaş taktikleri konusunda hepsinden daha deneyimli olduğu bilinen Miltiades'in elindedir. Muhtemelen bu yüzden Herodot, savaştan yana olan her bir generalin komuta günlerinde dahi Miltiades'e tabi olduğunu belirtmektedir. Herodot'un yazdıklarına göre, Miltiades, Sparta Ordusu'nun yardıma geleceğini bildiği halde buna rağmen saldırmaktan yanaydı, fakat saldırı emri vermeyi, kendi komuta gününe ertelemeyi tercih etmiştir.

Atina

- Platea Ordusu'nun Maraton Ovası'na gelişiyle muharebe arasında günler geçmiş olmasına bir açıklama getirmeye çalışan Herodot'un, Miltiades'in taarruza eğilimli olduğunu açıkça bildiği için, gecikmeyi bu durumla açıklamaya yönelmiş olması mümkündür.

Pers

baskısıyla çekilmek zorunda kalmıştır. Diğer yandan Heodot,

Pers

ordusunun Aleian Ovası'nda toplanıp gemilere alındığını yazmaktadır. Donanma, Batı Anadolu kıyıları boyunca kuzeye hareket etmemiş, Sisam'a uğradıktan sonra Kiklad Adaları yönüne döndüler. Buradan Nakşa Adası'na yöneldiler. Dağlara çekilen Nakşa halkı ele geçirildi, kentleri yakıldı. Ardından yeniden donanmaya alınan

Pers

ordusu Delos yönünde harekete geçmiştir. Muharebenin tarihi Herodot tarihleri, her Yunan kent devletinin farklı bir varyantını kullandığı Ay-Güneş Takvimi'ne göre vermektedir. Astronomik hesaplamalar, ileriye doğru yapılarak günümüz takvimine göre uyarlanabilir ve kesin sonuca ulaştırır. Philipp August Böckh, 1855'te muharebenin MÖ 12 Eylül 490 yılında gerçekleştiğini hesaplamıştır. Bu tarih genel kabul gören tarihtir. Kuvvetler

Atina

Herodot

Atina

- Platea Ordusu'nun mevcudu hakkında bir bilgi vermemektedir. Diğer yandan Romalı biyografi yazarı Cornelius Nepos, coğrafyacı Pausanias ve Plutarkhos,

Atina

- Platea Ordusu için 9 bin, Platea takviyesi için ise bin rakamını verir. Junianus Justinus ise

Atina

- Platea Ordusu'nu onbin, Platea kuvvetini de bin olarak verir. Günümüz tarihçilerin çoğunluğu tarafından bu rakamlar makul kabul edilmektedir. Bu durumda söz konusu takviyeyle birlikte

Atina

– Plate kuvvetleri 10 – 11 bin kişilik ağır piyadeden oluşan disiplinli bir güç haline gelmiştir. Ağır zırhlı hoplitlere ilaveten muhtemelen önemli bir sayıda hafif silahlı asker de kampa gelmişti. Bunlar, ağır silahlara sahip olamayan yoksul vatandaşlardı ve cirit, pala gibi hafif silahlar kuşanmışlardı. Ayrıca bu şekilde silahlandırılmış bir kısım kölenin onlara katıldığı anlaşılmaktadır.

Pers

Herodot'a göre I. Darius tarafından gönderilen filo 600 triremeden oluşan bir filodur. Ayrıca atlar için haraca bağlanmış ülkelerde bir önceki yıl yaptırılmış nakliye gemileri de donanmaya katılmıştır. Diğer antik kaynaklardan, aşağı yukarı çağdaş olan Simonides

Pers

sefer kuvvetinin 200 bin olarak vermektedir. Daha geç tarihlerde yaşamış olan Cornelius Nepos, 200 bin piyade ve 10 bin süvariden oluşan kuvvetin sadece 100 bininin muharebeye katıldığını, kalan kuvvetlerin

Atina

yakınlarında karaya çıkartılmak üzere gemilere alındığını yazmaktadır. Plutarkhos ve Pausanias ile Suda 300 bin rakamını vermektedir. Platon ve Lysias 500 bin, Junianus Justinus ise 600 bin olarak belirtmektedir. Günümüz tarihçilerinin kabul ettiği rakamlar piyade için 20 bin ile 100 bin arasında, geniş bir aralığa yayılmaktadır. Muhtemelen 25 bin uzlaşılacak bir rakamdır. Süvari için ise fazla fikir ayrılığı olmayıp bin rakamı esas alınır.

Pers

piyadesi çeşitli etnik gruplardan askerlerdir. Bu bölgelerden bazıları Hyrkania, Afganistan, Fırat Havzası, İndus Nehri Havzası, Ceyhun ve Nil havzalarının askerleri, Horasan'dan süvariler ve Etiyopya'dan okçulardır. Dil ve farklı askeri geleneklerin bu karmaşası, kuşkusuz

Pers

askeri liderliği için sevk ve idaresi zor bir ordu meydana getirmektedir. Taktik ve stratejik yaklaşımlar Stratejik bir bakış açısından bakıldığında

Atina

- Platea Ordusu'nun Maraton'da bazı dezavantajları vardır.

Atina

'nın

Pers

kuvvetleriyle bir muharebeyi göze alabilmesi için, mümkün olan tüm hoplitleri silahaltına alması gerekiyordu.

Atina

- Platea Ordusu savunma pozisyonunda kalırken

Pers

Komutanlığının hareketsizliği, muhtemelen doğrudan muharebeye girmekteki isteksizliğe dayanıyor gibi görünmektedir. Birliklere komuta etmek konusunda ise, Themistokles ve Aristides merkez kesime, Callimakhos sağ kanada ve en solda yer alan Platealılar'a komuta edecektir. Herodot, hatları

Pers

hatları kadar uzun olduğu için merkezin zayıf olduğunu, sadece "birkaç hat derinlik" verildiğini, ancak kanatların güçlendirildiğini yazmaktadır. Günümüzde bazı tarihçiler bu tertiplenmenin ordunun,

Pers

kuvvetlerini ikili kıskaç hareketiyle kuşatmasını sağlamak için planlanmış bir tertiplenme olduğu görüşünü ileri sürmüştür. Ancak bu yaklaşıma, esasen Greklerin sahip olmadıkları bir eğitim düzeyini varsaydığı için karşı çıkılmışdır. Gerçekten Grek savaşlarında bu tarz bir taktik düşünüşe ilişkin MÖ 371 yılındaki Leuctra Muharebesi'ne kadar çok az kanıt vardır. Bu açıdan, bu taktik düzenlemenin son anda karar verilip uygulanması olasıdır. Böylece

Atina

muharebe hattı,

Pers

hatları boyunca yayıldı ve bu yolla kanatlardan kuşatmaya olanağı sağlandı. Gerçekte esasen standart falanks (lochos) sekiz hat derinlikte tertiplenmiştir. Miltiades kanatları güçlendirmiş değil, merkezi inceltmiştir. Bunu da kanatlardan kuşatmayı sağlamak için değil, tersine ciddi biçimde endişe duyduğu kendi birliklerinin kanatlardan kuşatılmasını önlemek için yapmıştır ve hatlarını,

Pers

hatlarını karşılayacak şekilde,

Pers

hatlarıyla eş genişliğe getirmek üzere yaymıştır. Daha makul olanı,

Pers

okçusunun menzili olan 200 metre yaklaşana kadar yaklaşma yürüyüşü yaptıklarını, bu mesafeden itibaren koştuklarını kabul etmektir. Neden olarak da, ilk kez çok sayıda okçu bulunduran bir düşman kuvvetiyle karşılaşıyor olması gösterilir.

Atina

kuvvetleri muharebe düzeni alınca bir kaynağa göre Miltiades şafakta Diğer taraftan bakıldığında bu saldırı tarzı

Pers

Ordusu için tam anlamıyla beklenmedik bir saldırıdır.

Atina

kuvvetlerinin okçu ve süvari birlikleri olmadan, üstelik sayıları azken ileri doğru koşuya kalkmaları,

Pers

lerin gözünde, ölümcül olabilecek derecede çılgıncaydı. Sayıları azdı ve ne okçuları ne de süvarileri vardı.

Atina

lılar ve Platelılar, tolgaların, zırhların ve geniş kalkanların pek çoğunu koruduğu ok yağmurunu geçip

Pers

hatlarına saldırdılar.

Pers

saflarında ise,

Atina

lıların ok yağmurundan etkilenmeden, saldırı hızından bir şey kaybetmeden üzerlerine gelmesiyle bir panik ortaya çıkmıştır. Bu paniğin etkisi safların dağılmasına yol açmıştır.

Atina

kanat kuvvetleri,

Pers

kanatlarının geriye doğru baskılayarak hızla ilerledi ve zayıf

Atina

merkezi karşısında daha rahat tutunan

Pers

merkezini sarmaya başladı. Esasen zayıf bırakılan Grek merkezi, önce direnen daha sonra yüklenen

Pers

ve Saka askerleri tarafından geri atılmaya başlanmıştır. Aristides ve Themistokles'in askerleri ovadan gerideki vadiye doğru itildiler. Herodot'un anlatımıyla, Bu arada Kallimakhus'un komutasındaki sağ kanat birlikleriyle yine onun komutasında sol kanat ucunda çarpışan Platea askerleri, kaçan

Pers

leri izlemek yerine çark ederek iki kanattan hareketle

Pers

merkezinin gerisine sarkmışar ve saldırmışlardır. Kanatlardaki

Atina

ve Platea birliklerinin

Pers

merkezi üzerine kapanmaya başladığını gören Miltiades, merkeze müdahale etmiştir. Themistokles ve Aristides adamlarını canlandırıp çark ettirerek tüm güçleriyle

Pers

ve Saka askerlerine saldırdılar. Bunun üzerine

Pers

merkezi de çözülmüş, gemiler yönünde kaçmaya başlamıştır. Boğulmayıp bataklık alan kıyılarında dövüşmeye devam edenlerin ise gemiler yönünde çekilme yönü kesilmişti ve Grek savaşçılar tarafından, hiç acele edilmeksizin çevrilip öldürüldüler. Gemiler dışında, Plutarkhos büyük miktarda altın ve diğer malzemeyle tutsak ele geçirildiğini yazmaktadır. Bu ifade, muharebe alanında

Pers

süvarisi olmadığına bir delil olarak kabul edilebilir. Eğer olsaydı ganimetler arasında atlar da sayılacaktı. Herodot'a göre

Atina

lılar savaş alanında 6.400

Pers

cesedi saymışlardır. Savaş alanı dışında, bataklıkta kaç

Pers

askerinin boğulduğu bilinmemektedir. Kayıplar arasındaki oransal büyüklüğe bakılarak abartılı olduğu düşünülebilir. Fakat bir Alman subayı olan Hauptmann Eschenburg, 1884-85 yıllarında Maraton Ovası'nda yaptığı incelemelerde büyük yığınlar halinde insan kemikleri keşfetmiştir. Eschenburg'un gömütlerle ilgili herhangi bir anıt ya da işarete rastlamaması, kısa sürede, topluca gömüldükleri yönünde yorumlanmaktadır. Bu durumda bulunan insan kemiklerinin

Pers

savaşçılarına ait olması gerekmektedir. Atina yürüyüşü == Herodot, muharebeden hemen sonra

Pers

Donanması'nın Eretrialı tutsakları bıraktıkları adaya uğrayıp bunları aldıktan sonra Bununla birlikte

Atina

hattının merkezini tutmuş olan iki kabileye bağlı askerler, Aristides komutasında Maraton Ovası'nda kalmıştır. İster muharebeden hemen önce, ister hemen sonra olsun,

Pers

Donanması'nın Faleron Koyu'na yönelmesi

Pers

Komutanlığı elinde

Atina

'ya taarruz etmek için yeterince asker olduğunu göstermektedir. Eğer Grek kuvvetlerinin Maraton Ovası'nda çarpıştıkları, geride bırakılan

Pers

tespit kuvvetiyse, böyle olması gerekir. Zaten muharebeye katılan

Pers

askerlerinin büyük bölümünün muharebe alanından geri çekildiği, gemilere alındığı biliniyor. Bu gemiler de Faleron'a yelken açmıştır. Bu durumda

Atina

, Maraton Muharebesi'ni kazanmış olsa da

Pers

Seferi sona ermiş değildir.

Pers

Seferi'ni sona erdiren

Atina

- Platea Ordusu'nun büyük kısmının General Miltiades'in emriyle

Atina

'ya geri dönüşe geçmesidir. Kente karşı artık baskın tarzı bir saldırı yapma olanağının kalmadığını, mümkün olabilecek son fırsatın da kaçırıldığını, üsttelik kentteki Hippias yanlısı kesimlerin ağır davrandığını Maraton Muharebesi'nin ertesi günü iki bin kişilik Sparta Ordusu, sadece üç günde (220 km.lik mesafeyi yürüyerek)

Atina

'ya ulaşmıştır. == Karanlık noktalar == İlk karanlık nokta, neden beş gün boyunca taraflardan en azından birinin saldırıya geçme kararı almadığı, daha açık ifadeyle muharebe alanında neden kesin sonuç aramadığıdır. Bu gecikmenin gerçek nedeni basitçe, muhtemelen her iki tarafın da çatışmaya girme riskini almak konusunda isteksiz olmalarıydı. Fakat bu durumda, her iki taraf da çatışmayı riskli görüyorsa, sonuçta neden muharebeye girdikleri sorusunu açıklama gerektiren bir konudur. Herodot çok açık olarak

Atina

kuvvetlerinin saldırıya geçtiğini kaydetmektedir. Bu bilgi diğer kaynaklarca da desteklenmektedir. Fakat neden Sparta Ordusu'nun gelmesinden önce saldırıya geçtikleri konusu tarihi kaynaklarda açık değildir. Fakat Darius Mısır Seferi sırasında öldü. Yerine

Pers

Tahtı'na oğlu Serhas geçti. Serhas Mısır İsyanı'nı bastırdıktan sonra babasının yarım bıraktığı Yunanistan Seferi için ordu düzenleme hazırlıklarını hızla ilerletmiştir. Hazırlıkların sonunda Yunanistan'a İkinci

Pers

Saldırısı
MÖ 480 yılında başladı.

Pers

kuvvetleri başlarda Termopylae Muharebesi ve Artemision Deniz Muharebesi'nde zafer kazandılar. Ancak Salamis Deniz Muharebesi'nde uğradıkları yenilgi de savaşın dönüm noktası olmuştur. Ertesi yıl Platea Muharebesi'nde uğradıkları yenilgi, Yunanistan'a İkinci

Pers

Saldırısı'nın sonu olmuştur. == Önemi Atina'nın

Pers

Ordusu karşısında hiçbir pazarlık gücünün olmadığı açıktır. Dahası önemli stratejik dezavantajları vardır. Buna karşın

Atina

Ordusu, bir imparatoluk ordusu karşısına çıkmış, ona beş gün boyunca muharebe alanında kalarak meydan okumuş ve bu imparatorluk ordusunu kesin sonuçlu bir muharebede bozguna uğratabilmiştir. Bütün bünlar tümüyle

Atina

ordusu'ndaki üstün liderliğe dayanan sonuçlardır. Diğer yandan

Pers

yenilgisi de ancak başarısız bir liderliğin sonucu olabilir. Bu dönüm noktasında genç

Atina

Demokrasisi'nde bir kendine güven duygusu ve inancı gelişmeye başlamış, birlik olmak ve kendi güçlerine güvenmekle güçlü olunabileceği görülmüştür. Bu bağlamda Maraton Muharebesi esasen

Atina

'nın altın çağının başlangıcını işaret etmektedir. Bu açılım aslında tüm Yunanistan için geçerliydi. Bu zaferin sağladığı gelişmelerle Yunanistan, sonraki üç yüz yıl boyunca Batı Kültürü'nün doğuşuna sahne olmuştur. John Stuart Mill'in ünlü görüşüyle "İngiliz Tarihi yönünden, Maraton Muharebesi Hastings Muharebesi'nden dahi daha önemlidir." Askeri olarak muharebenin sonucu, falanks düzenindeki hoplitlerin askeri yeteneğini çok açık bir biçimde ortaya koymuştur. Bu savaş tarzı Grek kent devletleri arasındaki savaşlar sırasında geliştirilmişti. Tarafların tümüyle aynı savaş tarzını kullanmış olmalarından, hoplitlerin falanks düzeninin avantaj ve dezavantajları ortaya çıkmamıştı. Maraton Muharebesi bu savaş tarzının ilk kez hafif zırhlı birliklerle karşılaşmasıydı ve hoplitlerin ne denli etkili olduğunu göstermiştir. Yine de falanks düzeni süvari karşısında zayıftı. Bu yüzden Grek kuvvetleri Platea Muharebesi'nde

Pers

süvarisine karşı son derece dikkatli olmak zorunda kalmıştır. Fakat uygun şartlarda ve biçimde kullanıldığında halen oldukça etkili bir muharebe tertiplenmesi olduğu açıktır. Etkileri

Savaşla ilgili etkiler

Maraton Muharebesi'nde ölen savaşçılar,

Atina

'daki bir çeşit devlet mezarlığı olan, Kleistenes ve Perikles gibi devlet adamları ve ünlü savaşçıların gömüldüğü Keramikos'a gömülerek onurlandırılmışlardır. Diğer yandan günümüzde Maraton Ovası'nın güney kesiminde Soros olarak bilinen 9 metre yükseklikte bir tümülüs bulunmaktadır. Bir Yunan arkeolog 1890 yılında yaptığı araştırmalarda tümülüste insan kalıntıları ve siyah bezemeli lekythos (dar gövdeli Grek küpü) bulmuştur. Bu tarihten itibaren, muharebede ölen

Atina

savaşçılarının, muharebe alanında en fazla

Atina

kaybının olduğu bu kesimdeki bu tümülüste defnedildiği fikri işlenegelmiştir. Maraton Muharebesi de bir Demir Çağı olayıdır. Greklerin ölülerinin muharebe alanında bırakmak şeklinde bir geleneklerinin pek olmamasının yanında, söz konusu tümülüs üzerinde bir tarihlendirme yapılmış değildir. Tek tarihlendirme, çanak çömlek buluntularına dayandırılmıştır. Bu tümülüsün Roma Dönemi'ne ait olduğu dahi ileri sürülebilir. Yine savaştan sonra

Atina

'da Avcı Artemis'e kurbanlar sunulan bir festival geleneği oluşturulmuştur. Bu festival, bir bakıma kentin savaştan önce vaat ettiği bir adağın yerine getirilmesiydi. Bu kurban törenlerinde Maraton Murabesi'nde öldürülenlere eşit sayıda keçi kurban edilmesi gelenek haline getirilmiştir. Ancak bir süre sonra kurban edilen keçi sayısı bir hayli artmış, yılda 500 keçi kurban edilir olmuştur. Festival sırasında tanrının buyruğu gereği süsü verilerek, günlük yaşamında hemen hemen hiç yiyemediği keçi etiyle karnı doyurulan halkın, tanrı adına yönetilmesinin daha kolay hale geldiği bir süre sonra keşfedilmişti. Ksenofon, savaştan 90 yıl sonraki kendi döneminde halen bu keçi kurban etme geleneğinin sürmekte olduğunu yazmaktadır. Plutarkhos,

Atina

lıların gördüğü rivayet edilen bir rüyadan söz eder. Rüyada,

Atina

'nın mitolojik kralı Theseus, ordu gerisinde

Pers

lere yönelen bir saldırıya komuta etmektedir. Theseus, oniki Olimpos tanrısıyla birlikte, Stoa Poikile olarak bilinen

Atina

'daki Agora'nın kuzey duvarına resmedilmiştir.

Maraton Koşusu

Herodot'a göre muharebeden önce Sparta'ya destek istemek için

Atina

'dan gönderilen

Atina

lı koşucunun adı Pheidippides'dir. Koşucu, Sparta'ya kadar olan yaklaşık 225 km.lik mesafeyi koşmuş ve ertesi gün Sparta'ya ulaşmıştır. Muharebeden hemen sonra

Atina

- Platea Ordusu,

Pers

kuvvetlerinin

Atina

yakınlarında karaya asker çıkarmasını önlemek için, ağır silahlarla ve savaş yorgunluğuyla yaklaşık olarak 40 km. yürüdüler.

Atina

'ya zamanında ulaşarak

Pers

kuvvetlerinin çıkarma yapmasını önlediler. Zaman içinde bu iki olay, halk arasında iç içe girdi ve bir bakıma çarpıtılmış biçimiyle bir söylenceye dönüştü. Bu söylence, Pheidippides'in, muharebenin hemen ardından zafer haberini ulaştırmak için, Maraton'la

Atina

arasını koşarak kat ettiği,

Atina

lılara "Zafer bizim" dedikten hemen sonra da düşüp öldüğü şeklini almıştır. Daha da yanlışı öykünün Herodot'a dayandırılmasıdır. Gerçekte öykü, Plutarkhos'un MS 1. yüzyıldaki çalışmasında, Pontuslu Heracleides'in kayıp çalışmasından yaptığı alıntıya dayanmaktadır. Öykü bir de Lukianos tarafından MS 2. yüzyılda kaleme alınmış olan çalışmasına, koşucu adı Pheidippides olarak değil Philippides şeklinde konu olmuştur. Günümüz Olimpiyatlar'ı başlatıldığı dönemde de organizatörler ve bu konuda çalışanlar, kamuoyunun ilgisini çekecek ve antik çağlardaki Grek ihtişamını canlandıracak bir şey arıyorlardı. Böylece

Atina

'dan Maraton'a rakip koşucular arasında koşulan bir yarış, söylenceyi tüm dünya kamuoyuna tanıtacak, dört yılda bir yenilenerek popüler kültüre girmesi sağlanacaktı. İlk yıllarda Maraton yaklaşık olarak 40 km. üzerinden koşulurken daha sonra 42.195 metrede standart hale konulmuştur. Notlar
Dış bağlantılar * Ayrı bir bakış açısından bir Grek taarruzu krokisi * Edward J. Siegfried, Analytical Study of Battle Strategies Used at Matathon (490) * Edward Shepherd Creasy Fifteen Decesive Battles of the World From Marathon to Waterloo * Battle of Marathon Kaynaklar

Antik kaynaklar

*Herodot : *
Histories İngilizce : * Herodotos, Tarih - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları * Thucydides, History of The Peloponnesian Wars * Diodorus Siculus, Library * Lysias, Funeral Oration * Plato, Menexenus * Xenophon Anabasis * Aristotle, The Athenian Constitution * Aristophanes, The Knights * Cornelius Nepos Lives of the Eminent Commanders (Miltiades) * Plutarch Parallel Lives (Aristides, Themistocles, Theseus), On the Malice of Herodotus * Lucian, Mistakes in Greeting * Pausanias, Description of Greece * Claudius Aelianus Various history & On the Nature of Animals * Marcus Junianus Justinus Epitome of the Phillipic History of Pompeius Trogus * Photius, Bibliotheca or Myriobiblon: Epitome of

Pers

ica by Ctesias * Suda Dictionary

Günümüz kaynakları

* Peter Green,
The Greco-

Pers

ian Wars University of California Press * Tom Holland,

Pers

ian Fire: The First World Empire and the Battle for the West Abacus (2006) * Jim Lacey, The First Clash: The Miraculous Greek Victory at Marathon and Its Impact on Western Civilization (2011) * J. F. Lazenby, The Defence of Greece 490–479 BC. Aris & Phillips Ltd., (1993) * Alan Lloyd, Marathon: The Crucial Battle That Created Western Democracy. Souvenir Press, (2004) * Paul Davis, 100 Decisive Battles. Oxford University Press, (1999) * J. Powell, D. W. Blakeley, T. Powell, Biographical Dictionary of Literary Influences: The Nineteenth Century, 1800–1914. Greenwood Publishing Group (2001) * J. F. C. Fuller, A Military History of the Western World Funk & Wagnalls (1954) * D. Fehling, Herodotus and His "Sources": Citation, Invention, and Narrative Art. (1989) * Moses Finley, Thucydides: History of the Peloponnesian War Penguin (1972) * Anthologiae Graecae Appendix, vol. 3, Epigramma sepulcrale * D.W. Olson et al., "The Moon and the Marathon", Sky & Telescope Nisan 2004 * History * Basil Liddell Hart, Strateji Dolaylı Tutum Doruk Yayıncılık (2003)

Kaynaklar

Vikipedi

Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.

Maraton Muharebesi ilgili konular